Bugün Milliyetçi Hareket Partisi Osmaniye Merkez İlçe Başkanlığı'nın düzenlediği basın toplantısına katıldık.
Belki çoğu kişi için sıradan bir davetti.
Ama bizim açımızdan farklıydı.
Çünkü yıllardır ilk kez davet edildik.
Bu nedenle yeni seçilen Merkez İlçe Başkanı Yener Tuncer'e teşekkür etmek gerekir.
Teşekkür etmek bir erdemdir.
Eleştirmek kadar...
Gazetecilikte en büyük sorunlardan biri ayrımcılıktır.
Siyasette de öyledir.
Kendine yakın gördüğünü çağırırsın.
Eleştireni dışarıda bırakırsın.
Sonra da "Basın özgürdür." dersin.
Olmaz.
Gazeteciyi sen seçemezsin.
Halk seçer.
Okur seçer.
Emek seçer.
Yıllardır birçok siyasi partinin basın toplantılarını takip ediyoruz.
Ne yazık ki bazı yöneticiler gazeteciyle gazetecilik oynayanı birbirine karıştırıyor.
Gerçek haber yapanı değil...
Sadece alkışlayanı yanında görmek istiyor.
İşte yanlış tam burada başlıyor.
Bir siyasi parti sadece kendisini övenlerle yol yürürse...
Hatalarını göremez.
Eleştiriyi düşmanlık sanır.
Sonunda da halktan kopar.
Çünkü vatandaşın gördüğünü göremez hale gelir.
Basın toplantısında da ifade edildi.
Yanlış yapan yöneticiler partilere zarar verir.
Bu söz çok doğru.
Bir kişinin yaptığı kibir...
Binlerce oyun gitmesine neden olabilir.
Çünkü insanlar partiyi değil...
Karşısındaki yöneticiyi değerlendirir.
Koltuk...
Siyasetin en büyük sınavıdır.
O koltuğa oturduğun gün değil...
O koltuktan kalktığın gün hatırlanırsın.
Kapısını kapatan mıydın?
Yoksa herkese açan mıydın?
İnsanlar bunu unutmaz.
Hiçbir makam kimsenin tapulu malı değildir.
Bugün varsın.
Yarın yoksun.
Siyasetin kuralı budur.
Kalıcı olan koltuk değildir.
İz bırakan hizmettir.
Yıllarca birçok yönetici gördük.
Kimisi telefonlara çıkmadı.
Kimisi gazeteciyi görmezden geldi.
Kimisi sadece kendi çevresini büyüttü.
Peki Sonuç?
Bugün isimlerini hatırlayan bile yok.
Bugünkü yönetimde dikkatimi çeken başka bir ayrıntı vardı.
Genç isimler.
Eğitimli insanlar.
Konuşmasını bilenler.
Dinlemeyi bilenler.
En önemlisi...
Farklı fikirlere tahammül edebilen insanlar.
İşte siyasetin ihtiyacı olan tablo budur.
Siyaset...
"Ben bilirim." diyerek yapılmaz.
"Gel birlikte konuşalım." diyerek yapılır.
Çünkü ortak akıl her zaman tek akıldan daha değerlidir.
Umarım bugünkü davet sadece seçim dönemine girildiği için yapılmış bir jest değildir.
Çünkü seçim yaklaşınca herkesi hatırlayıp...
Seçim bitince kimseyi tanımamak...
Bu milletin artık ezberlediği bir siyaset anlayışıdır.
Vatandaş bunu görüyor.
Hem de çok net görüyor.
Aynı anlayışı diğer siyasi partilerde de görmek isteriz.
Örneğin bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi Osmaniye İl Başkanlığı tarafından herhangi bir toplantıya davet edilmedik.
Bu bir tercih olabilir.
Ancak basınla iletişim kurarken sadece belli isimlerle sınırlı kalınması, kamuoyunda farklı değerlendirmelere neden olabilir.
Siyasette eleştiriye açık olmak kadar, farklı medya kuruluşlarına eşit mesafede durmak da önemlidir.
Gazetecinin görevi alkış tutmak değildir.
Gazetecinin görevi haber yapmaktır.
Eleştirmektir.
Sormaktır.
Yanlışı yazmaktır.
Doğruyu da alkışlamaktır.
Bugün doğru olanı yazıyoruz.
Davet edildik.
Gittik.
Dinledik.
İzlenimlerimizi paylaştık.
Yarın yanlış görürsek...
Onu da yazarız.
Çünkü gazetecilik kişilere göre değil...
İlkelere göre yapılır.
Siyasetin de, basının da kazananı bellidir.
Kimseyi ötekileştirmeyen...
Kapısını herkese açan...
Eleştiriden korkmayan...
Kibir yerine samimiyeti seçen...
İnsanları makamına göre değil, insan olduğu için değerli görenler...
Sonunda her zaman onlar kazanır.











Yorum Yazın