Osmaniye’de yağmur yağınca şehir susmuyor.
Şehir teslim oluyor.
Karaçay Şelalesi’ne yürüyüş yolu yapılıyor.
Güzel fikir.
Kağıt üzerinde.
Ama bana göre büyük yanlış.
İlk büyük selde ne olacak?
O yürüyüş yolu yerinde kalacak mı?
Yoksa çöp mü olacak?
Bu şehir daha kendi yağmurunu yönetemiyor.
Dereler taşarken, rögarlar geri basarken,
biz süs projelere alkış mı tutacağız?
Mesele karşı olmak değil.
Mesele öncelik.
Osmaniye’nin önceliği yürüyüş yolu değil.
Osmaniye’nin önceliği sağlam altyapı.
Yağmur yağınca karşıdan karşıya geçmek için
akrobasi yapmak zorunda kalmamak.
Vatandaş su birikintisinden zıplamasın artık.
Kaldırımda yürüyen insanlar
her yağmurda arabaların sıçrattığı pis suyu
seyretmek zorunda kalmasın.
Bu mu şehircilik?
Kadirli Yolu’ndaki dükkan giydirme projesi…
Gerçekten soruyorum.
Bu şehrin en büyük ihtiyacı bu muydu?
Millet geçim derdinde.
Esnaf kira derdinde.
Genç iş derdinde.
Ama biz bina kaplamasıyla meşgulüz.
Giydirdiniz.
Peki altyapı?
Kaldırımlar eğri büğrü.
Bazı yerlerde iki kişi yan yana zor yürüyor.
Genişlik desen yok.
Düzgünlük desen yok.
Yürürken insanın bileği ters dönecek neredeyse.
Estetik diyorsunuz.
Estetik önce zeminden başlar.
Temel çürükse, makyaj kurtarmaz.
Sayın Başkan İbrahim Çenet…
Bir şehir makyajla kalkınmaz.
Bir şehir asfaltla, altyapıyla, drenajla kalkınır.
Önce Osmaniye’nin tüm altyapı sorununu çözün.
Sonra mahalle mahalle asfalt.
Her yağmurda aynı manzara.
Su dolmuş sokaklar.
Rögar kapaklarından fışkıran çamur.
Vidanjör bekleyen mahalleler.
Festival yapmadan önce,
vatandaşın evine su basmasın.
Şehrin parası öncelikle buna harcansın.
Vidanjör sayısını artırın.
Yağmurda, selde iş yapmasını bilen
kalifiye eleman sayısını artırın.
Şehir kriz anında belli olur.
Normal havada herkes başkan.
Yağmur yağınca yönetim sınav verir.
Osmaniye halkı artık şunu söylüyor:
“Festival sonra da olur.”
“Önce sorun çözülsün.”
İnsanlar süs istemiyor.
İnsanlar güvenli yol istiyor.
Düzgün kaldırım istiyor.
Çocuğunun ayağı çukura takılmasın istiyor.
Yağmurda arabaların sıçrattığı suyu
yüzünde hissetmek istemiyor.
Bu kadar basit.
Karaçay projesi…
Doğaya müdahale ediyorsan
iki kere düşünmelisin.
Sel geldiğinde ayakta kalacak mı?
Yoksa ilk taşkında “keşke” mi diyeceğiz?
Bu şehir daha önce yanlış projelerin bedelini ödedi.
Osmaniye deneme tahtası değil.
Her projede önce teknik.
Sonra fotoğraf.
Kadirli Yolu…
Şehrin vitrini diyorsunuz.
Vitrin iyidir.
Ama dükkânın içi boşsa
vitrin ne işe yarar?
Yollar dar.
Kaldırımlar sorunlu.
Yağmur tahliyesi yetersiz.
Ama cepheler şık.
Bu, şehircilik değil.
Bu, makyaj.
Bakın Başkan…
Sizi anlıyoruz.
Her yere tek başınıza yetişemezsiniz.
Ama ekibinizi doğru kurabilirsiniz.
İşi bilen insanlarla yürüyebilirsiniz.
Size “Başkanım başkanım” diye
yalakalık yapanlarla değil.
Eleştirenle büyür şehir.
Alkışlayanla değil.
Yanlış projeyi “yanlış” diyebilen
bir teknik ekip lazım size.
Sosyal medya fotoğrafı değil,
yağmur planı lazım.
Osmaniye’de her yağmur küçük bir afete dönüşüyorsa
orada öncelik bellidir.
Altyapı.
Drenaj.
Asfalt.
Planlama.
Festival sonra.
Süs sonra.
Açılış töreni sonra.
Önce insan.
Bu şehirde yaşayan herkes dertli.
Ama kimse kavga istemiyor.
İnsanlar çözüm istiyor.
Her yağmurda aynı cümle kuruluyorsa
orada bir sorun vardır.
“Yine su bastı.”
“Yine rögar taştı.”
“Yine yollar göl oldu.”
Bu tekrar ediyorsa
bu kader değildir.
Bu planlama eksikliğidir.
Osmaniye küçük bir şehir.
Yönetmesi zor değil.
Doğru öncelik koyarsanız
çözülmeyecek sorun yok.
Ama önce karar verilmeli.
Şehir makyaj mı istiyor?
Yoksa sağlam temel mi?
Benim cevabım net.
Temel.
Çünkü makyaj yağmurda akar.
Altyapı kalır.
Bugün bir yürüyüş yolu yapılır.
Yarın sel götürür.
Bugün cephe kaplanır.
Yarın asfalt çöker.
Ama doğru altyapı yapılırsa
yıllarca konuşulmaz bile.
Çünkü sorun çıkmaz.
İyi hizmetin sesi çıkmaz.
Kötü hizmet manşet olur.
Osmaniye halkı akıllıdır.
Neyi öncelik yapması gerektiğini bilir.
İnsanlar şunu söylüyor:
“Başkanım, önce altyapı.”
“Önce asfalt.”
“Önce su sorunu.”
Gerisi sonra.
Bu kadar net.
Sayın Başkan…
Tatlı sert söylüyoruz.
Çünkü bu şehir hepimizin.
Paralar boşa harcanmasın.
Projeler kalıcı olsun.
Yağmurda selde ayakta kalan işler yapılsın.
Osmaniye artık su birikintilerinde
yüzünü görmesin.
Kaldırımda yürüyen vatandaş
arabadan kaçmasın.
Festival pankartı değil,
sağlam zemin görelim.
O zaman herkes alkışlar.
O zaman kimse eleştirmez.
Çünkü hizmet konuşur.
Ve doğru yapılan iş
en büyük reklamdır.
Osmaniye’nin ihtiyacı
güzel fotoğraf değil.
Sağlam şehir.
Unutmayın.
Makyaj akar.
Temel kalır.










Yorum Yazın