DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BIST10.641
İlyas SABANCI

İlyas SABANCI

Mail: [email protected]

Dürüstlükten Bahsedenlerin Sessiz İhaneti

“Eskisi gibi yazmıyorsun…”

Doğru.
Eskisi gibi yazmıyorum.

Çünkü eskisi gibi okuyan yok.

Eskiden insanlar yazıyı okurdu…
Şimdi sadece bakıyor.

Eskiden fikir vardı…
Şimdi refleks var.

Eskiden destek vardı…
Şimdi sessizlik.

Bir yazı yazıyorsun…
Okuyan çok.
Anlayan az.
Sahip çıkan… yok.

Beğeni mi?

Onu da gizli yapıyorlar artık.
Kalp atmaya bile korkan bir toplum…

Ama konuşmaya gelince…
Herkes mangalda kül bırakmıyor.

Sosyal medyada aslan…
Gerçek hayatta sessiz.

Yolda görüyorsun…
Göz kaçırıyor.

Selam vermek bile risk.

Yanında görünmek…
Daha büyük risk.

Ama mesaj kutusunda…
“Haklısın abi.”

Abi haklıysa…
Niye yanında yoksun?

İşte mesele burada başlıyor.

Dürüstlük…
Sadece söz değil.

Duruş.

Ama bu ülkede…
Duruş pahalı.

Konuşmak bedava.
Susmak konforlu.

O yüzden herkes…
Konforu seçiyor.

“Banane” diyorsunuz.

Kim ihale almış…
Kim yandaşa vermiş…
Kim zengin olmuş…

Banane.

Çünkü sistem sizi etkilemiyor sanıyorsunuz.

Yanılıyorsunuz.

Bu düzen…
Herkesi etkiler.

Sadece zaman meselesi.

Bugün başkasının hakkı yenir…
Yarın seninki.

Bugün birine susarsın…
Yarın sana susarlar.

Adalet…
Ertelemeyi sevmez.

Ya vardır…
Ya yoktur.

Ortası yok.

Ama siz ortasını yaşıyorsunuz.

Yarı doğru…
Yarı suskun.

Yarı cesur…
Yarı korkak.

Olmaz.

Toplum dediğin…
Yarı yarıya ayakta kalmaz.

Ya dimdik durur…
Ya yıkılır.

Ve biz…
Yıkıma doğru gidiyoruz.

Çünkü kimse ses çıkarmıyor.

Bir yanlış oluyor…
Herkes görüyor.

Ama kimse konuşmuyor.

Neden?

Çünkü herkes birbirine bakıyor.

“Önce o konuşsun…”

Kimse konuşmayınca…
Yanlış büyüyor.

Sonra o yanlış…
Sistem oluyor.

Siz hâlâ anlamıyorsunuz.

Suskunluk…
Tarafsızlık değildir.

Taraf seçmektir.

Ve çoğu zaman…
Güçlünün tarafı.

Siz güçlüden yanasınız.

Çünkü korkuyorsunuz.

Korku…
Bu çağın en büyük silahı.

Silah dedim diye yanlış anlaşılmasın…

Bu bir yönetim biçimi.

Korkut…
Sustur…
Yönet.

Basit.

Ve işe yarıyor.

Çünkü insanlar…
Kaybetmekten korkuyor.

İşini…
Çevresini…
Rahatını…

Ama şunu unutuyor:

Adalet giderse…
Hiçbir şey kalmaz.

Ne iş kalır…
Ne huzur…
Ne güven.

Ama siz hâlâ küçük hesap peşindesiniz.

“Bana dokunmayan yılan…”

Dokunacak.

O yılan bir gün herkese dokunur.

Tarihte bunun örneği çok.

Ama ders alan yok.

Bir de şu var…

Bilmeden konuşanlar.

Yazının altına yorum yapıyor.

Konudan haberi yok.

Ama iki cümle yazacak ya…

Yazıyor.

Amaç katkı değil…
Görünmek.

Bilgi değil…
Ego.

Ve sonra…
Sizi suçluyor.

“Niye böyle yazdın?”

Çünkü gerçek bu.

Gerçek acıtır.

Gerçek rahatsız eder.

Gerçek…
Konfor bozandır.

Siz konforu seviyorsunuz.

O yüzden gerçeği sevmiyorsunuz.

Ama gerçek değişmez.

Siz görmezden gelseniz de…
O orada durur.

Bir de siyaset meselesi…

Tanımadan…
Dinlemeden…
Konuşmadan…

Hüküm veriyorlar.

Niye?

Çünkü eleştiri var.

Eleştiri onların hoşuna gitmez.

Çünkü alışmamışlar.

Çünkü hesap vermek zor.

Ama unutulan bir şey var:

Siyaset…
Hizmet yeridir.

Saltanat değil.

Eleştiriden kaçan…
Hizmet edemez.

Adaleti sadece kendi çevresine uygulayan…
Adaletli değildir.

Adalet…
Herkese eşit uygulanır.

Yakınına ayrı…
Uzağına ayrı olmaz.

Ama siz…

Çıkar ilişkileri kurmuşsunuz.

Kim yanınızda…
Kim işinize yarıyor…

Ona göre hareket.

Bu adalet değil.

Bu düzen değil.

Bu…
Çöküş.

Ve siz bu çöküşü izliyorsunuz.

Hatta bazıları…
Destekliyor.

Sonra dönüp diyorsunuz ki:

“Toplum bozuldu.”

Toplum kendiliğinden bozulmaz.

İnsan susarsa bozulur.

İnsan görmezden gelirse bozulur.

İnsan çıkarı seçerse bozulur.

Yani…

Siz bozuyorsunuz.

Sonra şikayet ediyorsunuz.

Ne güzel.

Bir de en ironik olanı…

Dürüstlükten bahsedenler.

Ama dürüst insanın yanında yok.

Adaletten bahsedenler.

Ama adalet isteyenin yanında değil.

Cesaretten bahsedenler.

Ama cesurun yanına yaklaşmıyor.

Bu nasıl bir çelişki?

Bu nasıl bir ikiyüzlülük?

Açık konuşalım:

Siz dürüst değilsiniz.

Çünkü dürüstlük…
Bedel ister.

Siz bedel ödemek istemiyorsunuz.

O yüzden…

Sadece konuşuyorsunuz.

Biz yazıyoruz.

Siz susuyorsunuz.

Ama tarih yazıyor.

Ve tarih…
Hiç kimseyi unutmaz.

Bugün susanları da…
Yazanları da.

Yarın geldiğinde…

Herkes yerini görecek.

Kim doğruydu…
Kim sustu…
Kim kaçtı…

Hepsi ortaya çıkacak.

Ve o gün…

En çok bağıranlar…
En çok susanlar olacak.

Çünkü vicdan…
Geç de olsa konuşur.

Ama bazen…

Çok geç olur.

Son söz mü?

Hayır.

Ama şunu bilin:

Adaletsizliğe sessiz kalan…
Bir gün adalet arar.

Ve bulamaz.

Çünkü o adalet…
Zamanında savunulmadı.

Ve en sonunda…

Herkes kendi yalnızlığıyla baş başa kalır.

Ve Son Sözüm:

“Her nefis ölümü tadacaktır.”

Ama bazıları…
Ölmeden önce kaybeder.

Vicdanını kaybederek.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar