Şehir dediğimiz bütün, sadece taş binalardan, asfalttan yahut imar planlarından ibaret değildir; bünyesinde yaşayan insanların alışkanlıklarının, gündelik telaşlarının ve nihayetinde bir arada yaşama kültürünün somutlaşmış halidir.
Fakat bazen bu bütün öyle bir büyüme sancısına tutulur ki, gündelik hayatın en temel ritimleri dahi ağır bir imtihana dönüşür.
Bugünlerde Osmaniye’de otomobillerin duracak yer bulamayışına bakarken ister istemez bu "şehirleşme ağrısını” hissediyorsunuz.
TÜİK’in Temmuz 2026 verilerine göre, Osmaniye’deki motorlu taşıt sayısı 250 bin 300 sınırında.
İlk bakışta kuru bir istatistiki rakam gibi görünen bu sayı, aslında Osmaniye’nin coğrafi ve kentsel hacmiyle kıyaslandığında oldukça düşündürücü bir tabloyu önümüze koyuyor.
Neredeyse her iki kişiden birine bir araç düşen bu ölçekte, şehrin tarihsel çekirdeği olan o mütevazı "çarşı merkezi" büyük bir yükü taşımak zorunda kalıyor.
Bir yanda altyapısal bazı çalışmalar, diğer yanda yol genişletme yahut tamirat çalışmaları...
Elbette bir kentin altyapısını modernize etmesi, geleceğe hazırlanması elzemdir; buna kimse karşı çıkamaz.
Ancak bu çalışmalar, zaten dar olan çarşı merkezinde trafiği adeta kilitlenme noktasına getirirken, park yeri arama çilesini de bir tür sabır testine dönüştürüyor.
Sürücülerin sokak aralarında döne döne yer araması, ikinci sıraya çekilen araçlar, kaldırıma taşan tamponlar...
Velhasıl, kent içi ulaşım bir noktadan bir noktaya gitme eylemi olmaktan çıkıp, "aracı nereye bıraksam da ceza yemesem yahut kimseyi tıkamasam" kaygısına dönüşmüş durumda.
Peki ne olacak bu otoparkların hali?
Bu soru, Osmaniye’de yalnızca araç sahiplerinin değil, kaldırımda yürümeye çalışan yayanın, esnafın, çocuklu annelerin ve yaşlıların da ortak sorusudur.
Çözüm, sadece yeni katlı otoparklar inşa etmekten ibaret görülemez.
Kuşkusuz akılcı ve modern otopark projeleri kısa vadede nefes aldıracaktır; fakat asıl mesele, Osmaniye’nin çarşı merkezini "araç odaklı" bir mantıktan "insan ve toplu taşıma odaklı" bir şehir planlamasına doğru evriltebilmektir.
Osmaniye, büyüyen ve dinamik bir kent.
Ancak bu büyümenin, sakinlerinin gündelik yaşam kalitesini yutan bir keşmekeşe dönüşmemesi gerek.
Umalım ki devam eden yol ve altyapı çalışmaları tamamlandığında, arkasından sadece yeni asfaltlar değil, aynı zamanda bu kentsel sıkışıklığı giderecek ferasetli ve bütüncül bir ulaşım vizyonu da çıksın.
Aksi takdirde, direksiyon başındaki o çaresiz "yer arayışı", Osmaniye'nin en baskın gündelik ritüeli olmaya devam edecek gibi görünüyor.











Yorum Yazın