Şehir büyüyor.
Araç sayısı artıyor.
Yollar aynı kalıyor.
Sorunlar ise katlanıyor.
Sonra dönüp...
"Trafik niye bu kadar karışık?" diye soruyoruz.
Asıl soru başka.
Bu şehirde trafik gerçekten yönetiliyor mu?
Osmaniye'nin bazı kavşaklarına gidin.
Trafik ışıkları çalışmıyor.
Bazılarında ise zaten hiç ışık yok.
Sabah ve akşam saatlerinde yaşanan manzarayı görmek için uzman olmaya gerek yok.
Beş dakika bekleyin.
Ne demek istediğimi anlarsınız.
Araçlar birbirine bakıyor.
Sürücüler birbirinin hamlesini tahmin etmeye çalışıyor.
Kim geçecek?
Kim bekleyecek?
Kurala göre değil...
Cesarete göre belirleniyor.
İşte tehlike tam da burada başlıyor.
Trafik ışığı...
Sadece direğe takılan üç lambadan ibaret değildir.
Bir şehrin disiplinidir.
Düzenidir.
Can güvenliğidir.
Çalışmayan bir trafik lambası...
Sadece elektronik bir arıza değildir.
Risk demektir.
Kaza ihtimali demektir.
Dakikalarca oluşan kuyruk demektir.
Elbette teknik arızalar olabilir.
Her sistem zaman zaman bakım ister.
Ancak önemli olan...
Bu arızaların kısa sürede giderilmesidir.
Yoğun kullanılan kavşaklarda sinyalizasyon sistemlerinin düzenli kontrol edilmesi gerekir.
İhtiyaç duyulan noktalarda da teknik incelemeler yapılarak yeni trafik ışıkları planlanmalıdır.
Çünkü büyüyen şehirler...
Eski trafik düzeniyle yönetilemez.
Ama madalyonun diğer yüzü daha düşündürücü.
Çünkü sorun sadece ışıklar değil.
Sorun biraz da direksiyonun başındaki anlayış.
Kimse kimseye yol vermek istemiyor.
Herkes önce ben diyor.
Sabır deseniz...
Bulmak zor.
Saygı deseniz...
Arayan çok.
*****
Bir de motosiklet meselesi var.
İşte orada tablo daha da dikkat çekici.
Kurallara uyan, dikkatli ve örnek sürücüler elbette var.
Onların hakkını teslim etmek gerekir.
Ancak özellikle şehir içinde bazı motosiklet sürücülerinin sergilediği sürüş biçimi hem kendileri hem de diğer sürücüler açısından ciddi risk oluşturuyor.
Araçların arasından hızla geçiliyor.
Aniden şerit değiştiriliyor.
Sağdan...
Soldan...
Hiç beklenmeyen bir anda önünüze çıkabiliyorlar.
Direksiyon başındaki herkes aynı endişeyi yaşıyor.
"Acaba şimdi nereden bir motosiklet çıkacak?"
Özellikle yoğun trafikte görev yapan bazı motokuryelerin zaman baskısıyla daha hızlı hareket ettiği görülüyor.
Ancak sipariş yetiştirmek...
Hiçbir zaman trafik kurallarının önüne geçmemeli.
Çünkü birkaç dakika kazanmak uğruna yaşanabilecek bir kazanın telafisi yok.
Kaybedilen zaman yerine gelir.
Kaybedilen can gelmez.
Bu noktada yalnızca sürücülerin değil...
Denetimlerin de önemi büyük.
Osmaniye Emniyet Müdürlüğünün trafik güvenliğini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürmesi, özellikle yoğun şikâyetlerin bulunduğu bölgelerde denetimlerin devam etmesi şehir trafiğine önemli katkı sağlayacaktır.
Denetim...
Ceza yazmak için değil...
Kuralı hatırlatmak içindir.
Caydırıcılık oluşturmak içindir.
*****
Aynı şekilde otomobil sürücülerinin de kusursuz olduğunu söylemek mümkün değil.
Sinyal vermeyenler...
Telefonla konuşanlar...
Yaya geçidini görmezden gelenler...
Park yasağını önemsemeyenler...
Onlar da bu tablonun bir parçası.
Trafik tek taraflı bir sorun değildir.
Herkes üzerine düşeni yapmak zorundadır.
Osmaniye daha güvenli bir trafiği hak ediyor.
Vatandaş evine huzurla ulaşmak istiyor.
Çocuklar okula güvenle gitmek istiyor.
Yaşlılar karşıdan karşıya geçerken korkmak istemiyor.
Bunun yolu da çalışan trafik ışıklarından...
İhtiyaç duyulan kavşaklarda yapılacak yeni düzenlemelerden...
Etkili denetimlerden...
Ve en önemlisi kurallara uyan sürücülerden geçiyor.
Unutmayalım...
Direksiyon başına geçtiğimiz anda sadece aracımızı kullanmıyoruz.
Birbirimizin hayatına da dokunuyoruz.
Kırmızı ışığa saygı...
Yeşil ışığa sabır...
Yayaya öncelik...
Motosiklete dikkat...
Kurala bağlılık...
İşte bunlar bir şehrin gerçek medeniyet ölçüsüdür.
Osmaniye'nin ihtiyacı sadece yeni trafik ışıkları değil...
Biraz daha anlayış.
Biraz daha sabır.
Biraz daha trafik kültürü.











Yorum Yazın