DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BIST10.641
İlyas SABANCI

İlyas SABANCI

Mail: [email protected]

Osmaniye Büyükşehir Olmaya Hazır mı?

Son günlerde Osmaniye’de en çok konuşulan konulardan biri “Büyükşehir” meselesiydi.

Bir anda herkes aynı şeyi konuşmaya başladı.

“Osmaniye büyükşehir oluyor…”

“Hazırlık başladı…”

“Projeler geliyor…”

Sonra ne oldu?

Sessizlik…

Şimdi kimse ağzını açmıyor.

Peki gerçek ne?

Osmaniye gerçekten büyükşehir olacak mı?

Olacaksa bu şehir buna hazır mı?

Asıl konuşulması gereken konu bu.

Çünkü büyükşehir olmak sadece tabela değiştirmek değildir.

Sadece birkaç caddeye asfalt dökmek hiç değildir.

Açılış üstüne açılış yapmakla da büyükşehir olunmaz.

Büyükşehir…

Vizyon ister.

Birlik ister.

Disiplin ister.

Kadro ister.

En önemlisi de şehir ruhu ister.

Şimdi dönüp Osmaniye’ye bakalım.

Bu şehirde gerçekten birlik var mı?

Açık konuşalım.

Yok.

Herkes başka telden çalıyor.

Siyaset ayrı…

Bürokrasi ayrı…

STK’lar ayrı…

Basın ayrı…

Herkes kendi alanını koruma telaşında.

Hal böyle olunca ortaya ortak şehir aklı çıkmıyor.

Oysa büyükşehir dediğin şey ortak akıldır.

Bir kişinin şovu ile olmaz.

Bir ekibin sosyal medya çalışmasıyla hiç olmaz.

Bugün Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet sürekli gündemde.

Sosyal medya paylaşımları yapılıyor.

Projeler anlatılıyor.

Açılışlar yapılıyor.

Peki vatandaşın aklındaki soru ne biliyor musunuz?

“Gerçekten büyükşehir için hazırlık mı yapılıyor, yoksa sadece gündemde kalma mücadelesi mi veriliyor?”

İnsanlar bunu merak ediyor.

Çünkü şehirde hâlâ çözülmemiş çok ciddi sorunlar var.

Trafik…

Plansız yapılaşma…

Otopark sorunu…

Altyapı eksikleri…

Sosyal yaşam alanları…

Kültürel faaliyetler…

Turizm…

Şehir estetiği…

Daha bunların çoğu tam anlamıyla çözülebilmiş değil.

Şimdi böyle olunca insanlar doğal olarak soruyor.

“Biz büyükşehir olmaya gerçekten hazır mıyız?”

Bakın…

İbrahim Çenet’in enerjisi var mı?

Var.

Çalışma isteği var mı?

Var.

Bunu inkâr etmek doğru olmaz.

Ama belediye başkanı tek başına yeter mi?

Yetmez.

Asıl mesele etrafındaki kadro.

İşte Osmaniye’nin en büyük sıkıntılarından biri burada başlıyor.

Belediyede hâlâ eski alışkanlıklarla hareket eden insanlar olduğu konuşuluyor.

Kendini dokunulmaz sananlar…

Vatandaşa tepeden bakanlar…

Koltuk sevdasına düşenler…

Dar bakış açısıyla hareket edenler…

Böyle bir anlayışla büyükşehir olunmaz.

Çünkü büyükşehir zihniyet işidir.

Ufuk işidir.

Bir şehir büyümeden önce…

İnsanların düşüncesi büyümeli.

Bugün Osmaniye’de hâlâ “bizden mi değil mi?” anlayışı konuşuluyorsa orada sıkıntı vardır.

Belediye bir partinin belediyesi değildir.

Belediye herkesindir.

A partili…

B partili…

Hiçbir partiye yakın olmayan…

Herkes eşittir.

Eğer bir şehirde adalet duygusu kaybolursa…

Orada yapılan en güzel proje bile insanları mutlu etmez.

Çünkü insanlar önce adalet ister.

Sonra hizmet.

Benim en çok dikkatimi çeken konulardan biri de yerel basın meselesi.

Yerel basın bu şehrin hafızasıdır.

Kalbidir.

Sokağın sesidir.

Ama hâlâ geniş kapsamlı bir yerel basın buluşması yapılmadı.

Neden?

Kim engel oluyor?

Kim yönlendiriyor?

Bilmiyoruz.

Belki perde arkasında bazı isimlerle görüşülüyor.

Ama bu şehirde şeffaflık eksikliği hissediliyor.

Oysa güçlü şehirler basınla kavga ederek değil…

Basınla iletişim kurarak büyür.

Eleştiriden korkan yönetim anlayışı uzun ömürlü olmaz.

Çünkü eleştiri düşmanlık değildir.

Tam tersine gelişimin kapısını açar.

Bir başka gerçek daha var.

Bana sorarsanız İbrahim Çenet bazı konularda rahat bırakılmıyor.

Parti içindeki bazı isimlerin sürekli baskı oluşturduğu konuşuluyor.

Sanki herkes belediyeyi yönetmeye çalışıyor.

Herkes söz sahibi olmak istiyor.

Bu da doğal olarak karmaşa oluşturuyor.

Bir belediye başkanı sürekli içeriden mücadele etmek zorunda kalırsa enerjisini hizmete veremez.

İşte Osmaniye’nin kaybettiği noktalardan biri de bu.

Şehir enerjisini hizmete değil…

İç çekişmelere harcıyor.

Oysa bu şehirin artık kavga değil…

Vizyon konuşması gerekiyor.

Şimdi gelelim başka bir meseleye.

Yarın Osmaniye büyükşehir olursa ne olacak?

Kadrolar hazır mı?

Şefler…

Müdürler…

Teknik ekipler…

Şehir plancıları…

Sosyal projeler…

Kültürel vizyon…

Hazır mı?

Çünkü büyükşehir olmak sadece nüfus işi değildir.

Yönetim kapasitesi işidir.

Liyakat işidir.

Kim işini iyi yapıyorsa görev ona verilmelidir.

Sırf partiden diye…

Sırf tanıdık diye…

Sırf yakın çevreden diye görev verilirse bu şehir büyüyemez.

Hizmet ehil kadrolarla olur.

Bilgili insanlarla olur.

Kültürlü insanlarla olur.

Donanımlı insanlarla olur.

Kimsenin tek başına her şeyi bilme şansı yok.

Akıllı yönetici etrafına güçlü insanları toplar.

Kendisinden daha bilgili insanlardan korkmaz.

Ama ego devreye girerse…

Şehir kaybeder.

Kibir devreye girerse…

Hizmet yavaşlar.

Bugün Osmaniye’nin en büyük ihtiyacı samimiyet.

Birlik.

Ortak akıl.

Çünkü büyükşehir olmak sadece Ankara’dan çıkacak kararla olmaz.

Önce şehir kendi içinde büyük düşünmeyi öğrenecek.

Birbirini yemeyi bırakacak.

Ayrıştırmayı bırakacak.

Herkesi eşit görmeyi öğrenecek.

O zaman Osmaniye gerçekten büyür.

Yoksa sadece sosyal medyada “büyükşehir oluyoruz” paylaşımı yapmakla bu iş olmaz.

Şehirler reklamla değil…

Adaletle büyür.

Ve unutulmasın…

Belediyeler kimsenin şahsi yeri değildir.

Milletin emanetidir.

Emaneti taşıyan da…

O emanete layık olmak zorundadır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar