Mehmetçik Vakfı
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BIST10.641
İlyas SABANCI

İlyas SABANCI

Mail: [email protected]

Menfaat Düzeni İnsanlığı Çoktan Tüketmiş

İnsan bazen kalabalıkların içinde yalnız kalır.

Hem de öyle böyle değil…

Sokakta yürürsün…

Selam veren çoktur.

Ama sırtını dönebileceğin insan sayısı bir elin parmağını geçmez.

Çünkü bu şehirde artık dostluk değil…

Menfaat kazanıyor.

Kim güçlü görünüyorsa onun yanında saf tutuluyor.

Kim sesi yüksek çıkıyorsa ona alkış tutuluyor.

Dün yere göğe sığdırılamayanlar bugün başka masalarda baş köşeye oturuyor.

Dün söylenen sözler bugün inkâr ediliyor.

İnsanlar artık fikir değiştirmiyor…

Karakter değiştiriyor.

Üzücü olan ne biliyor musunuz?

Bunu gizleme gereği bile duymuyorlar.

Bir bakıyorsun…

Akşam sabaha kadar birini kötülüyorlar.

Anlatıyorlar…

Sövüyorlar…

“Bunun gerçek yüzünü herkes bilmeli” diyorlar.

Sonra ertesi gün bir düğünde görüyorsun.

Kol kola…

Sarmaş dolaş…

Kahkahalar havada uçuşuyor.

İşte o an anlıyorsun.

Sorun anlatılan kişiler değilmiş.

Sorun…

Karakter meselesiymiş.

Bu memlekette artık insanların sözüne değil…

Duruşuna bakmak gerekiyor.

Çünkü herkesin yüzünde başka bir maske var.

Bir ortamda ahlak bekçisi…

Diğer ortamda çıkar nöbetçisi…

Bir yerde dava adamı…

Başka yerde para hesabı…

İşine geldi mi kardeşim…

İşine gelmedi mi düşman.

Bu kadar basit hale geldi her şey.

Sonra dönüp “Neden güven kalmadı?” diye soruyorlar.

Nasıl kalsın?

İnsanlar artık birbirini değil…

Birbirinin gücünü seviyor.

Parası varsa yanında duruyorlar.

Makamı varsa omzuna dokunuyorlar.

Rüzgâr ters esmeye başlayınca ilk onlar kayboluyor.

Kimsenin kimse için mücadele ettiği yok.

Herkes kendi hesabının peşinde.

Bir de utanmadan dürüstlük nutku atıyorlar.

En acısı da bu.

İki kelime eleştiri görünce yüz değişiyor.

Selam değişiyor.

Yol değişiyor.

Sanki yazılan her cümle kendilerine dokunmuş gibi huzursuz oluyorlar.

Demek ki bir yerlerde vicdan hâlâ çalışıyor.

Çünkü insan gocunuyorsa…

İçinde bir şey kıpırdamıştır.

Ama artık kimseyle uğraşacak hâl de kalmıyor insanda.

Bir noktadan sonra sadece izliyorsun.

Sessizce…

Kim ne yapıyorsa not ediyorsun.

Çünkü zaman en büyük aynadır.

Bugün güçlü görünenlerin yarın nasıl dağıldığını bu şehir çok gördü.

Dün kibirle yürüyenlerin bugün başını kaldıramadığını da gördü.

Kimsenin hayatına sevinmedim.

Kimsenin düşüşüne alkış tutmadım.

Ama şunu gördüm…

İnsan bazen kendi kurduğu düzenin altında kalıyor.

Özellikle de kötülük üzerine kurulan düzenler uzun sürmüyor.

Bir bakıyorsun…

Her şeyi kontrol ettiğini sananların huzuru kaybolmuş.

Bir bakıyorsun…

Herkesi yönettiğini düşünenler kendi hayatını toparlayamıyor.

Çünkü insanın karşısına bazen mahkeme çıkmıyor…

Vicdan çıkıyor.

Ve vicdanın verdiği ceza daha ağır oluyor.

Bu yüzden artık kimseyi olduğu gibi kabul etmiyorum.

Mesafe koyuyorum.

Herkese değil…

Samimiyetsizliğe.

Çünkü yoruluyor insan.

İyi niyetinin kullanılmasından yoruluyor.

Sürekli arkadan konuşanlardan yoruluyor.

Yüzüne başka…

Arkana başka olanlardan yoruluyor.

Sonra içine kapanıyor.

Eskisi kadar anlatmıyor.

Eskisi kadar güvenmiyor.

Belki de en doğrusu bu oluyor.

Çünkü bazı insanlara ne kadar iyilik yaparsan yap…

Günün sonunda seni ilk satacak kişi yine onlar oluyor.

O yüzden artık kalabalıklar değil…

Huzur önemli.

Gösteriş değil…

Karakter önemli.

Çünkü insanı ayakta tutan şey çevresi değil…

Vicdanıdır.

Ve bu şehirde hâlâ vicdanlı insanlar varsa…

Umut tamamen bitmemiş demektir.

Ama kimse şunu unutmasın.

Sessizlik bazen geri çekilmek değildir.

Sadece zamanı beklemektir.

Ve bazı gerçeklerin günü geldiğinde konuşmasına hiçbir güç engel olamaz.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar