<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Haber Osmaniye - Osmaniye Son Dakika Haberleri</title>
        <link>https://www.haberosmaniye.com/</link>
        <description>Osmaniye haber sayfamızda Osmaniye haberleri okuyabilir, Osmaniye son dakika haberleri ve güncel Osmaniye gelişmelerini görebilirsiniz.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Dürüstlükten Bahsedenlerin Sessiz İhaneti</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/durustlukten-bahsedenlerin-sessiz-ihaneti-614</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/durustlukten-bahsedenlerin-sessiz-ihaneti-614</guid>
                <description><![CDATA[Dürüstlükten Bahsedenlerin Sessiz İhaneti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Eskisi gibi yazmıyorsun…”</p>

<p>Doğru.<br />
Eskisi gibi yazmıyorum.</p>

<p>Çünkü eskisi gibi okuyan yok.</p>

<p>Eskiden insanlar yazıyı okurdu…<br />
Şimdi sadece bakıyor.</p>

<p>Eskiden fikir vardı…<br />
Şimdi refleks var.</p>

<p>Eskiden destek vardı…<br />
Şimdi sessizlik.</p>

<p>Bir yazı yazıyorsun…<br />
Okuyan çok.<br />
Anlayan az.<br />
Sahip çıkan… yok.</p>

<p>Beğeni mi?</p>

<p>Onu da gizli yapıyorlar artık.<br />
Kalp atmaya bile korkan bir toplum…</p>

<p>Ama konuşmaya gelince…<br />
Herkes mangalda kül bırakmıyor.</p>

<p>Sosyal medyada aslan…<br />
Gerçek hayatta sessiz.</p>

<p>Yolda görüyorsun…<br />
Göz kaçırıyor.</p>

<p>Selam vermek bile risk.</p>

<p>Yanında görünmek…<br />
Daha büyük risk.</p>

<p>Ama mesaj kutusunda…<br />
“Haklısın abi.”</p>

<p>Abi haklıysa…<br />
Niye yanında yoksun?</p>

<p>İşte mesele burada başlıyor.</p>

<p>Dürüstlük…<br />
Sadece söz değil.</p>

<p>Duruş.</p>

<p>Ama bu ülkede…<br />
Duruş pahalı.</p>

<p>Konuşmak bedava.<br />
Susmak konforlu.</p>

<p>O yüzden herkes…<br />
Konforu seçiyor.</p>

<p>“Banane” diyorsunuz.</p>

<p>Kim ihale almış…<br />
Kim yandaşa vermiş…<br />
Kim zengin olmuş…</p>

<p>Banane.</p>

<p>Çünkü sistem sizi etkilemiyor sanıyorsunuz.</p>

<p>Yanılıyorsunuz.</p>

<p>Bu düzen…<br />
Herkesi etkiler.</p>

<p>Sadece zaman meselesi.</p>

<p>Bugün başkasının hakkı yenir…<br />
Yarın seninki.</p>

<p>Bugün birine susarsın…<br />
Yarın sana susarlar.</p>

<p>Adalet…<br />
Ertelemeyi sevmez.</p>

<p>Ya vardır…<br />
Ya yoktur.</p>

<p>Ortası yok.</p>

<p>Ama siz ortasını yaşıyorsunuz.</p>

<p>Yarı doğru…<br />
Yarı suskun.</p>

<p>Yarı cesur…<br />
Yarı korkak.</p>

<p>Olmaz.</p>

<p>Toplum dediğin…<br />
Yarı yarıya ayakta kalmaz.</p>

<p>Ya dimdik durur…<br />
Ya yıkılır.</p>

<p>Ve biz…<br />
Yıkıma doğru gidiyoruz.</p>

<p>Çünkü kimse ses çıkarmıyor.</p>

<p>Bir yanlış oluyor…<br />
Herkes görüyor.</p>

<p>Ama kimse konuşmuyor.</p>

<p>Neden?</p>

<p>Çünkü herkes birbirine bakıyor.</p>

<p>“Önce o konuşsun…”</p>

<p>Kimse konuşmayınca…<br />
Yanlış büyüyor.</p>

<p>Sonra o yanlış…<br />
Sistem oluyor.</p>

<p>Siz hâlâ anlamıyorsunuz.</p>

<p>Suskunluk…<br />
Tarafsızlık değildir.</p>

<p>Taraf seçmektir.</p>

<p>Ve çoğu zaman…<br />
Güçlünün tarafı.</p>

<p>Siz güçlüden yanasınız.</p>

<p>Çünkü korkuyorsunuz.</p>

<p>Korku…<br />
Bu çağın en büyük silahı.</p>

<p>Silah dedim diye yanlış anlaşılmasın…</p>

<p>Bu bir yönetim biçimi.</p>

<p>Korkut…<br />
Sustur…<br />
Yönet.</p>

<p>Basit.</p>

<p>Ve işe yarıyor.</p>

<p>Çünkü insanlar…<br />
Kaybetmekten korkuyor.</p>

<p>İşini…<br />
Çevresini…<br />
Rahatını…</p>

<p>Ama şunu unutuyor:</p>

<p>Adalet giderse…<br />
Hiçbir şey kalmaz.</p>

<p>Ne iş kalır…<br />
Ne huzur…<br />
Ne güven.</p>

<p>Ama siz hâlâ küçük hesap peşindesiniz.</p>

<p>“Bana dokunmayan yılan…”</p>

<p>Dokunacak.</p>

<p>O yılan bir gün herkese dokunur.</p>

<p>Tarihte bunun örneği çok.</p>

<p>Ama ders alan yok.</p>

<p>Bir de şu var…</p>

<p>Bilmeden konuşanlar.</p>

<p>Yazının altına yorum yapıyor.</p>

<p>Konudan haberi yok.</p>

<p>Ama iki cümle yazacak ya…</p>

<p>Yazıyor.</p>

<p>Amaç katkı değil…<br />
Görünmek.</p>

<p>Bilgi değil…<br />
Ego.</p>

<p>Ve sonra…<br />
Sizi suçluyor.</p>

<p>“Niye böyle yazdın?”</p>

<p>Çünkü gerçek bu.</p>

<p>Gerçek acıtır.</p>

<p>Gerçek rahatsız eder.</p>

<p>Gerçek…<br />
Konfor bozandır.</p>

<p>Siz konforu seviyorsunuz.</p>

<p>O yüzden gerçeği sevmiyorsunuz.</p>

<p>Ama gerçek değişmez.</p>

<p>Siz görmezden gelseniz de…<br />
O orada durur.</p>

<p>Bir de siyaset meselesi…</p>

<p>Tanımadan…<br />
Dinlemeden…<br />
Konuşmadan…</p>

<p>Hüküm veriyorlar.</p>

<p>Niye?</p>

<p>Çünkü eleştiri var.</p>

<p>Eleştiri onların hoşuna gitmez.</p>

<p>Çünkü alışmamışlar.</p>

<p>Çünkü hesap vermek zor.</p>

<p>Ama unutulan bir şey var:</p>

<p>Siyaset…<br />
Hizmet yeridir.</p>

<p>Saltanat değil.</p>

<p>Eleştiriden kaçan…<br />
Hizmet edemez.</p>

<p>Adaleti sadece kendi çevresine uygulayan…<br />
Adaletli değildir.</p>

<p>Adalet…<br />
Herkese eşit uygulanır.</p>

<p>Yakınına ayrı…<br />
Uzağına ayrı olmaz.</p>

<p>Ama siz…</p>

<p>Çıkar ilişkileri kurmuşsunuz.</p>

<p>Kim yanınızda…<br />
Kim işinize yarıyor…</p>

<p>Ona göre hareket.</p>

<p>Bu adalet değil.</p>

<p>Bu düzen değil.</p>

<p>Bu…<br />
Çöküş.</p>

<p>Ve siz bu çöküşü izliyorsunuz.</p>

<p>Hatta bazıları…<br />
Destekliyor.</p>

<p>Sonra dönüp diyorsunuz ki:</p>

<p>“Toplum bozuldu.”</p>

<p>Toplum kendiliğinden bozulmaz.</p>

<p>İnsan susarsa bozulur.</p>

<p>İnsan görmezden gelirse bozulur.</p>

<p>İnsan çıkarı seçerse bozulur.</p>

<p>Yani…</p>

<p>Siz bozuyorsunuz.</p>

<p>Sonra şikayet ediyorsunuz.</p>

<p>Ne güzel.</p>

<p>Bir de en ironik olanı…</p>

<p>Dürüstlükten bahsedenler.</p>

<p>Ama dürüst insanın yanında yok.</p>

<p>Adaletten bahsedenler.</p>

<p>Ama adalet isteyenin yanında değil.</p>

<p>Cesaretten bahsedenler.</p>

<p>Ama cesurun yanına yaklaşmıyor.</p>

<p>Bu nasıl bir çelişki?</p>

<p>Bu nasıl bir ikiyüzlülük?</p>

<p>Açık konuşalım:</p>

<p>Siz dürüst değilsiniz.</p>

<p>Çünkü dürüstlük…<br />
Bedel ister.</p>

<p>Siz bedel ödemek istemiyorsunuz.</p>

<p>O yüzden…</p>

<p>Sadece konuşuyorsunuz.</p>

<p>Biz yazıyoruz.</p>

<p>Siz susuyorsunuz.</p>

<p>Ama tarih yazıyor.</p>

<p>Ve tarih…<br />
Hiç kimseyi unutmaz.</p>

<p>Bugün susanları da…<br />
Yazanları da.</p>

<p>Yarın geldiğinde…</p>

<p>Herkes yerini görecek.</p>

<p>Kim doğruydu…<br />
Kim sustu…<br />
Kim kaçtı…</p>

<p>Hepsi ortaya çıkacak.</p>

<p>Ve o gün…</p>

<p>En çok bağıranlar…<br />
En çok susanlar olacak.</p>

<p>Çünkü vicdan…<br />
Geç de olsa konuşur.</p>

<p>Ama bazen…</p>

<p>Çok geç olur.</p>

<p>Son söz mü?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Ama şunu bilin:</p>

<p>Adaletsizliğe sessiz kalan…<br />
Bir gün adalet arar.</p>

<p>Ve bulamaz.</p>

<p>Çünkü o adalet…<br />
Zamanında savunulmadı.</p>

<p>Ve en sonunda…</p>

<p>Herkes kendi yalnızlığıyla baş başa kalır.</p>

<p>Ve Son Sözüm:</p>

<p><strong>“Her nefis ölümü tadacaktır.”</strong></p>

<p>Ama bazıları…<br />
Ölmeden önce kaybeder.</p>

<p>Vicdanını kaybederek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:42:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Koltuk, Güç ve Nefis: Siyasetin Karanlık Yüzü</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/koltuk-guc-ve-nefis-siyasetin-karanlik-yuzu-613</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/koltuk-guc-ve-nefis-siyasetin-karanlik-yuzu-613</guid>
                <description><![CDATA[Koltuk, Güç ve Nefis: Siyasetin Karanlık Yüzü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kibir…<br />
En tehlikeli hastalık.</p>

<p>Ama tek değil.</p>

<p>Egolu siyasetçi…<br />
Her şeyi bildiğini zanneder.</p>

<p>Dinlemez.<br />
Anlamaz.<br />
Öğrenmez.</p>

<p>Sadece konuşur.</p>

<p>Bir de…<br />
Nefsine yenilenler var.</p>

<p>Gücü eline geçirince…<br />
Sınırlarını kaybedenler.</p>

<p>Uçkuruna düşkün siyasetçiler…</p>

<p>Makamı hizmet için değil…<br />
Hevesleri için kullananlar.</p>

<p>İşte asıl çöküş burada başlar.</p>

<p>Devlet ciddiyeti…<br />
Ahlakla ayakta durur.</p>

<p>Ahlak giderse…<br />
Geriye sadece koltuk kalır.</p>

<p>O koltukta oturan…<br />
Artık devlet adamı değil…<br />
Nefsinin esiri olur.</p>

<p>Halk bunu görmez mi sanıyorsunuz?</p>

<p>Görür.</p>

<p>Hem de çok net görür.</p>

<p>Sessiz kalır sadece.<br />
Ama unutmaz.</p>

<p>Seçimden önce “kardeşim” derler.<br />
Seçimden sonra…<br />
Göz teması bile kurmazlar.</p>

<p>Çünkü artık…<br />
Onlar halktan değil.</p>

<p>Koltuktan güç alıyorlar.</p>

<p>Bu millet…<br />
Size makam vermedi.</p>

<p>Size <strong>emanet verdi.</strong></p>

<p>Ama siz…<br />
Emaneti keyfe çevirdiniz.</p>

<p>Adam kayırma…</p>

<p>“Bizim adam” anlayışı…</p>

<p>İhale oyunları…</p>

<p>Bir de üstüne…<br />
Ahlaki çöküş eklenince…</p>

<p>Ortaya ne çıkıyor biliyor musunuz?</p>

<p>Güvensizlik.</p>

<p>Bir toplum…<br />
Yönetenine güvenmezse…</p>

<p>Orada düzen olmaz.</p>

<p>Birileri zenginleşirken…<br />
Birileri eziliyorsa…</p>

<p>Orada adalet yoktur.</p>

<p>Birileri makamı keyif için kullanıyorsa…<br />
Orada ahlak yoktur.</p>

<p>Adalet yoksa…<br />
Devlet çöker.</p>

<p>Ahlak yoksa…<br />
Toplum çürür.</p>

<p>Sürekli Müslümanlıktan bahsedenler…</p>

<p>Peki ya nefis terbiyesi?</p>

<p>Kur'an-ı Kerim açık söylüyor.</p>

<p>Maide Suresi 8. Ayet ne diyor?</p>

<p>“Adaletli olun…”</p>

<p>Sadece adalet mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>İslam…<br />
Ahlak demektir.</p>

<p>Ama siz…<br />
İşinize gelen kısmını alıyorsunuz.</p>

<p>Kendi adamına başka…<br />
Halka başka…</p>

<p>Kendi nefsine özgürlük…<br />
Topluma nasihat…</p>

<p>Bu mudur inanç?<br />
Bu mudur samimiyet?</p>

<p>İnsanları kandırabilirsiniz.</p>

<p>Ama…</p>

<p>Allah’ı?</p>

<p>Yaptığınız her adaletsizlik…<br />
Her ahlaksızlık…</p>

<p>Yüzünüzden bir parça alıyor.</p>

<p>Bir zaman sonra…<br />
Aynaya baktığınızda bile…<br />
Kendinizi tanıyamazsınız.</p>

<p>Ama fark etmiyorsunuz.</p>

<p>Çünkü…</p>

<p>Gözleriniz açık.<br />
Vicdanınız kapalı.</p>

<p>Bu millet…<br />
Her şeyi not ediyor.</p>

<p>Kim dua aldı…<br />
Kim beddua…</p>

<p>Sadece yaptıklarınız değil…<br />
Yaşadığınız hayat da konuşuluyor.</p>

<p>Çünkü örnek olmanız gerekirken…<br />
İbret oluyorsunuz.</p>

<p>Bazıları…<br />
Arkasında hayırla anılıyor.</p>

<p>Bazıları…<br />
İsmi bile anılmıyor.</p>

<p>Neden?</p>

<p>Çünkü adalet…<br />
Ve ahlak…</p>

<p>Herkese lazım.</p>

<p>Bu ülkede herkes…<br />
Eve ekmek götürme derdinde.</p>

<p>Kimse sizden lüks istemiyor.</p>

<p>Ama siz…<br />
Lüksün peşine düşüyorsunuz.</p>

<p>Kimse sizden fazlasını istemiyor.</p>

<p>Ama siz…<br />
Sınır tanımıyorsunuz.</p>

<p>Bir iş verilecekse…<br />
Hakka göre verilsin diyor bu millet.</p>

<p>Bir makam varsa…<br />
Onurla taşınsın diyor.</p>

<p>Ama siz…</p>

<p>En basit şeyi unutuyorsunuz:</p>

<p><strong>Emanet.</strong></p>

<p>Geçmişe bakın.</p>

<p>Nice siyasetçi geldi geçti.</p>

<p>Kim hatırlanıyor?</p>

<p>Adil olanlar.<br />
Ahlaklı olanlar.</p>

<p>Kim unutuldu?</p>

<p>Kibirli olanlar.<br />
Nefsine yenilenler.</p>

<p>Ders almadınız mı?</p>

<p>Bugün yaptığınız her şey…<br />
Yarın karşınıza çıkacak.</p>

<p>Bu dünya küçük.<br />
Ama hesap büyük.</p>

<p>Unutmayın…</p>

<p>Koltuk geçici.<br />
Nefis geçici.</p>

<p>Ama…</p>

<p>Adalet kalıcı.<br />
Ahlak kalıcı.</p>

<p>Ve bu millet…<br />
Bir gün mutlaka…</p>

<p>Hesabı sandıkta sorar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 21:25:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyasetçi Demek Baba Gibi Adil Olmak Demektir</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/siyasetci-demek-baba-gibi-adil-olmak-demektir-612</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/siyasetci-demek-baba-gibi-adil-olmak-demektir-612</guid>
                <description><![CDATA[Siyasetçi Demek Baba Gibi Adil Olmak Demektir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasetçi…<br />
Sadece seçilen kişi değildir.</p>

<p>Siyasetçi…<br />
Toplumun yükünü taşıyandır.</p>

<p>Ama en önemlisi…<br />
Adaletli olandır.</p>

<p>Siyasetçi demek baba gibi olmak demektir.</p>

<p>Baba ne yapar?<br />
Evlatlarını ayırmaz.</p>

<p>Birini sever, diğerini dışlar mı?<br />
Hayır.</p>

<p>Peki siyasetçi?</p>

<p>Herkese eşit mi?<br />
Yoksa “bizden – sizden” mi?</p>

<p>Bir koltuk…</p>

<p>Bir yetki…</p>

<p>Bir imza…</p>

<p>İnsan değişiyor.</p>

<p>Dün herkesle tokalaşan…<br />
Bugün seçiyor.</p>

<p>Dün “kardeşim” diyen…<br />
Bugün görmezden geliyor.</p>

<p>Çünkü bazıları için siyaset…</p>

<p>Hizmet değil.<br />
Ayrıcalık.</p>

<p>Adalet değil.<br />
Torpil.</p>

<p>Siyasetçi olmak…</p>

<p>Rozet takmak değildir.<br />
Miting yapmak değildir.<br />
Fotoğraf vermek değildir.</p>

<p>Siyasetçi olmak…<br />
Adaletli olmaktır.</p>

<p>Tarafsız olmaktır.<br />
Hakkı gözetmektir.</p>

<p>Bir yere gelip de ayrım yapıyorsan…</p>

<p>Kendi çevreni kolluyorsan…<br />
Yakınını kayırıyorsan…</p>

<p>Kusura bakma.</p>

<p>Sen siyasetçi değilsin.<br />
Sen sadece koltuk sahibisin.</p>

<p>Adam kayırmak…</p>

<p>En basit haliyle ahlaksızlık.<br />
En ağır haliyle kul hakkı.</p>

<p>Birini öne alırken…<br />
Bir başkasını eziyorsun.</p>

<p>Ve sonra çıkıp diyorsun ki:<br />
“Ben adilim.”</p>

<p>Olmaz.</p>

<p>Bir de en tehlikelisi var…</p>

<p>Konuşurken adalet.<br />
Uygularken taraf.</p>

<p>Dilde eşitlik.<br />
İcraatta ayrım.</p>

<p>İşte siyaset burada kirlenir.</p>

<p>“Biz dürüstüz” diyorlar.</p>

<p>İyi de…</p>

<p>Dürüstlük sözle olmaz.<br />
İcraatla olur.</p>

<p>Kimi işe aldın?<br />
Kimi görmezden geldin?</p>

<p>İşte gerçek burası.</p>

<p>“Biz Müslümanız” diyorlar.</p>

<p>İyi de…</p>

<p>Müslüman adaletlidir.<br />
Müslüman hakkı gözetir.<br />
Müslüman kayırmaz.</p>

<p>Peki siz ne yapıyorsunuz?</p>

<p>Adam seçiyorsunuz.<br />
Taraf tutuyorsunuz.<br />
Hakkı değil, yakını tercih ediyorsunuz.</p>

<p>Bu mu inanç?</p>

<p>İnsanları anlamak zor değil.</p>

<p>Ne söylediklerine değil…<br />
Ne yaptıklarına bak.</p>

<p>Cümleler güzel olabilir.<br />
Ama gerçek, icraattır.</p>

<p>Siyasette en büyük çöküş…</p>

<p>Adaletin kaybolduğu andır.</p>

<p>Önce küçük kayırmalar…<br />
Sonra büyük haksızlıklar…</p>

<p>Sonra herkes susar.</p>

<p>Çünkü herkes bir yerden bağlanmıştır.</p>

<p>Oysa siyaset…</p>

<p>Temiz olmalı.</p>

<p>Net olmalı.<br />
Şeffaf olmalı.</p>

<p>Kim olursa olsun…<br />
Aynı mesafe.</p>

<p>Kim olursa olsun…<br />
Aynı hak.</p>

<p>Siyasetçi dediğin…</p>

<p>Kapısını kapatmaz.<br />
Yüzünü çevirmez.<br />
İnsan ayırmaz.</p>

<p>Ayırıyorsa…</p>

<p>O artık siyasetçi değildir.<br />
Sadece makam sahibidir.</p>

<p>Bugün herkes şunu sormalı:</p>

<p>Ben adil miyim?<br />
Yoksa işime gelene mi adilim?</p>

<p>Çünkü siyaset burada başlar.<br />
Ve burada biter.</p>

<p>Unutmayın…</p>

<p>Siyaset güvenle ayakta durur.</p>

<p>Güvenin temeli ise…</p>

<p>Adalettir.</p>

<p>Adalet yoksa…</p>

<p>Ne oy kalır,<br />
Ne destek,<br />
Ne de saygı.</p>

<p>Ve en önemlisi…</p>

<p>Bugün kayıran…<br />
Yarın yalnız kalır.</p>

<p>Çünkü adalet…</p>

<p>Gecikir ama unutmaz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 21:13:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Profesyonel Kulüp, Dar Ufuklu Yönetim</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/profesyonel-kulup-dar-ufuklu-yonetim-611</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/profesyonel-kulup-dar-ufuklu-yonetim-611</guid>
                <description><![CDATA[Profesyonel Kulüp, Dar Ufuklu Yönetim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniyespor…</p>

<p>Bu şehrin markası.</p>

<p>Bu şehrin ortak değeri.</p>

<p>Bu şehrin heyecanı.</p>

<p>Ama soru şu:</p>

<p>Gerçekten ortak mı?</p>

<p>Yoksa belli çevrelerin mi?</p>

<p>Toplantı yapılıyor.</p>

<p>Basın davet ediliyor.</p>

<p>Ama herkes değil.</p>

<p>Bir iki isim.</p>

<p>Seçilmiş isimler.</p>

<p>Peki neden?</p>

<p>Basın seçilerek mi davet edilir?</p>

<p>Profesyonel bir kulüp, basın arasında ayrım yapar mı?</p>

<p>Sayın Başkan Mesut&nbsp;Demir…</p>

<p>Bu şehir küçük.</p>

<p>Herkes her şeyi görüyor.</p>

<p>Herkes kimin çağrıldığını, kimin çağrılmadığını biliyor.</p>

<p>Osmaniyespor kimsenin şahsi mülkü değil.</p>

<p>Kamuya mal olmuş bir kulüp.</p>

<p>Taraftarın.</p>

<p>Şehrin.</p>

<p>Vergi veren insanların.</p>

<p>Basın özgürlüğü sadece ulusal kanallar için değildir.</p>

<p>Yerel basın da basındır.</p>

<p>Eleştiren de basındır.</p>

<p>Soru soran da basındır.</p>

<p>Sessiz kalan da basındır.</p>

<p>Ama seçilerek çağrılan basın…</p>

<p>O artık basın değildir.</p>

<p>O, tercih edilmiş misafirdir.</p>

<p>Profesyonellik nedir?</p>

<p>Herkesi davet etmektir.</p>

<p>Soru sorulmasından korkmamaktır.</p>

<p>Eleştiriye açık olmaktır.</p>

<p>Şeffaf olmaktır.</p>

<p>Eğer profesyonel lig hedefleniyorsa…</p>

<p>Profesyonel davranmak gerekir.</p>

<p>Basın ayırımı küçük bir detay gibi görünür.</p>

<p>Ama değildir.</p>

<p>Zihniyet göstergesidir.</p>

<p>Ufuk göstergesidir.</p>

<p>Yönetim anlayışı göstergesidir.</p>

<p>Bu şehir neden bir adım ileri gidemiyor?</p>

<p>Çünkü koltuk, eleştiriden daha kıymetli görülüyor.</p>

<p>Çünkü konfor alanı bozulmak istenmiyor.</p>

<p>Çünkü herkes alkış istiyor.</p>

<p>Ama soru istemiyor.</p>

<p>Osmaniyespor büyümek istiyorsa…</p>

<p>Önce eleştiriye alışacak.</p>

<p>Önce şeffaf olacak.</p>

<p>Önce herkese eşit mesafede duracak.</p>

<p>Basın arasında ayrım yapmak…</p>

<p>Küçük düşünmenin göstergesidir.</p>

<p>Ve bir söz de meslektaşlara.</p>

<p>Eğer bugün bir gazeteci arkadaşınız davet edilmiyorsa…</p>

<p>Yarın siz edilmeyeceksiniz.</p>

<p>Ama bugün susarsanız…</p>

<p>Yarın konuşacak zemin bulamayacaksınız.</p>

<p>Gazetecilik dayanışma ister.</p>

<p>Seçilmiş suskunluk değil.</p>

<p>Kimseye hakaret etmiyoruz.</p>

<p>Kimseyi hedef göstermiyoruz.</p>

<p>Ama kamu yararı gereği soruyoruz:</p>

<p>Basın neden ayrılıyor?</p>

<p>Şeffaflık neden sınırlı?</p>

<p>Toplantılar neden herkese açık değil?</p>

<p>Osmaniyespor bir spor kulübü olabilir.</p>

<p>Ama aynı zamanda kamuya açık bir yapıdır.</p>

<p>Ve kamuya açık yapılar eleştirilir.</p>

<p>Sorgulanır.</p>

<p>Denetlenir.</p>

<p>Bu demokrasinin gereğidir.</p>

<p>Eğer ayrımcılık algısı oluşuyorsa…</p>

<p>Bu bile başlı başına bir sorundur.</p>

<p>Algıyı yönetmek değil…</p>

<p>Algıyı ortadan kaldırmak gerekir.</p>

<p>Nasıl mı?</p>

<p>Tüm basına eşit davet.</p>

<p>Tüm basına açık kapı.</p>

<p>Tüm basına şeffaf bilgi.</p>

<p>Bu kadar basit.</p>

<p>Koltuk geçicidir.</p>

<p>Şehir kalıcıdır.</p>

<p>Yönetimler değişir.</p>

<p>Ama hafıza kalır.</p>

<p>Osmaniyespor’un ihtiyacı olan şey:</p>

<p>Kapanmak değil.</p>

<p>Açılmak.</p>

<p>Seçmek değil.</p>

<p>Kucaklamak.</p>

<p>Bu yazı bir saldırı değil.</p>

<p>Bir çağrıdır.</p>

<p>Daha geniş ufka.</p>

<p>Daha profesyonel anlayışa.</p>

<p>Daha kapsayıcı yönetime.</p>

<p>Çünkü bu şehir hak ediyor.</p>

<p>Osmaniyespor hak ediyor.</p>

<p>Ve en önemlisi…</p>

<p>Şeffaflık herkes için daha güvenlidir.</p>

<p>İleri gitmek isteyen şehirler…</p>

<p>Eleştiriyi düşman görmez.</p>

<p>Onu pusula yapar.</p>

<p>Soru şu:</p>

<p>Osmaniyespor pusula mı olacak?</p>

<p>Yoksa kapalı kapı mı?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:11:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eleştiri Suç Değil, Şehre Sahip Çıkmaktır</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/elestiri-suc-degil-sehre-sahip-cikmaktir-610</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/elestiri-suc-degil-sehre-sahip-cikmaktir-610</guid>
                <description><![CDATA[Eleştiri Suç Değil, Şehre Sahip Çıkmaktır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kıymetli Hemşehrilerimiz,</strong></p>

<p>Öncelikle şunu net olarak ifade edelim:<br />
<strong>Biz hiçbir siyasi partinin mensubu değiliz. </strong></p>

<p>Bizim tarafımız Osmaniye’dir.<br />
Bizim partimiz bu şehrin insanıdır.</p>

<p>Yazdığımız köşe yazısı bir kişiye, bir partiye ya da bir makama düşmanlık için değil; bu şehrin önceliklerini hatırlatmak içindir. <strong>Yağmurda su basan mahalleleri konuşmak suç değildir</strong>. <strong>Alt yapı eksiklerini dile getirmek ihanet değildir. Eğri yapılan kaldırımı eleştirmek düşmanlık değildir</strong>.</p>

<p>Eleştiri, düşmanlık değildir.<br />
Eleştiri, sorumluluk çağrısıdır.</p>

<p>Bazı yorumlarda görüyoruz ki konu alt yapıdan çıkıp parti tartışmasına çekilmek isteniyor. Oysa biz köşe yazımızda ne bir parti adı andık ne de siyasi bir slogan kullandık. Buna rağmen <strong>“CHP zihniyeti”</strong> “şu parti bu parti” gibi etiketlerle konunun saptırılmaya çalışılması üzücüdür.</p>

<p>Bir fikri çürütmenin yolu;<br />
küfür etmek değildir,<br />
iftira atmak değildir.</p>

<p>Varsa yanlışımız, somut veriyle cevap verilir.<br />
Varsa eksik bilgi, belgeyle düzeltilir.</p>

<p>Biz sorunları yazıyoruz.</p>

<p>Yorumların büyük çoğunluğunun destek vermesi gösteriyor ki bu mesele bir siyasi mesele değil; bir şehir meselesidir. Üç beş kişinin saldırgan üslubu, yüzlerce insanın yaşadığı sıkıntıyı gölgeleyemez.</p>

<p><strong>Makyajlar silinir.<br />
Ama hakikat yerinde durur</strong>.</p>

<p>Şunu da açıkça söyleyelim:<br />
<strong>Belediye başkanı da bu şehrin evladıdır.<br />
Yapılan her doğru hizmete destek veririz.<br />
Yapılan her yanlışın da karşısında dururuz.</strong></p>

<p>Karaçay şelalesine yürüyüş yolu yapılabilir.<br />
Elbette şehrin estetiği önemlidir.<br />
Ama aynı anda mahalle aralarında insanlar su birikintisinden karşıya geçemiyorsa; <strong>öncelik sıralaması</strong>nı konuşmak zorundayız.</p>

<p><strong>Bu bir düşmanlık değil, öncelik tartışmasıdır</strong>.</p>

<p>“Beğenmiyorsan git” demek çözüm değildir.<br />
Bu şehir bizim.<br />
Sorun varsa konuşacağız.</p>

<p>“Eskiden daha kötüydü” demek de yeterli değildir.<br />
Bugün daha iyi olmak zorundayız.</p>

<p>Alt yapı yapılmadan üst yapının kalıcı olmayacağını söylemek teknik bir gerçektir. Yağmurda taşan rögar kapakları siyasi değil, mühendislik sorunudur. Bozulan asfalt siyasi değil, planlama sorunudur.</p>

<p>Biz kimsenin emeğini yok saymıyoruz.<br />
Ama kalıcı işlerin öncelik olması gerektiğini savunuyoruz.</p>

<p>Şehir yönetmek;<br />
sosyal medyada alkış almak değildir.<br />
Festival düzenlemek değildir.<br />
Reklam yapmak değildir.</p>

<p>Şehir yönetmek;<br />
yağmurda su basmayan sokak demektir.<br />
Çamura saplanmayan kaldırım demektir.<br />
Taşmayan kanalizasyon demektir.</p>

<p>Bir kısım yorumda hakaret, itham ve siyasi yaftalama görüyoruz.<br />
Biz o dili kullanmayacağız.</p>

<p>Çünkü mesele parti değil, şehir.</p>

<p>Biz kimseye “şucu” demedik.<br />
Kimseye “bucu” demedik.<br />
Demeyeceğiz.</p>

<p>Osmaniye’nin daha iyi olmasını istemek suçsa,<br />
bu suçu işlemeye devam edeceğiz.</p>

<p>Yapılan doğru işleri alkışlarız.<br />
Eksikleri yazmaya da devam ederiz.</p>

<p>Çünkü susarsak,<br />
yağmur yine yağacak.<br />
Sokak yine göl olacak.<br />
İnsan yine mağdur olacak.</p>

<p>Ve kimse “neden konuşmadınız?” demesin diye yazıyoruz.</p>

<p>Eleştiri varsa, cevap da olur.<br />
Ama cevap fikirle olur.</p>

<p>Hakaretle değil.</p>

<p>Saygılarımızla.<br />
Osmaniye için yazmaya devam edeceğiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:02:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şehir Süsleniyor Ama Yağmurda Çöküyor</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/sehir-susleniyor-ama-yagmurda-cokuyor-609</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/sehir-susleniyor-ama-yagmurda-cokuyor-609</guid>
                <description><![CDATA[Şehir Süsleniyor Ama Yağmurda Çöküyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de yağmur yağınca şehir susmuyor.<br />
Şehir teslim oluyor.</p>

<p>Karaçay Şelalesi’ne yürüyüş yolu yapılıyor.<br />
Güzel fikir.<br />
Kağıt üzerinde.</p>

<p>Ama bana göre büyük yanlış.</p>

<p>İlk büyük selde ne olacak?<br />
O yürüyüş yolu yerinde kalacak mı?<br />
Yoksa çöp mü olacak?</p>

<p>Bu şehir daha kendi yağmurunu yönetemiyor.<br />
Dereler taşarken, rögarlar geri basarken,<br />
biz süs projelere alkış mı tutacağız?</p>

<p>Mesele karşı olmak değil.<br />
Mesele öncelik.</p>

<p>Osmaniye’nin önceliği yürüyüş yolu değil.<br />
Osmaniye’nin önceliği sağlam altyapı.</p>

<p>Yağmur yağınca karşıdan karşıya geçmek için<br />
akrobasi yapmak zorunda kalmamak.</p>

<p>Vatandaş su birikintisinden zıplamasın artık.</p>

<p>Kaldırımda yürüyen insanlar<br />
her yağmurda arabaların sıçrattığı pis suyu<br />
seyretmek zorunda kalmasın.</p>

<p>Bu mu şehircilik?</p>

<p>Kadirli Yolu’ndaki dükkan giydirme projesi…</p>

<p>Gerçekten soruyorum.</p>

<p>Bu şehrin en büyük ihtiyacı bu muydu?</p>

<p>Millet geçim derdinde.<br />
Esnaf kira derdinde.<br />
Genç iş derdinde.</p>

<p>Ama biz bina kaplamasıyla meşgulüz.</p>

<p>Giydirdiniz.</p>

<p>Peki altyapı?</p>

<p>Kaldırımlar eğri büğrü.<br />
Bazı yerlerde iki kişi yan yana zor yürüyor.</p>

<p>Genişlik desen yok.<br />
Düzgünlük desen yok.</p>

<p>Yürürken insanın bileği ters dönecek neredeyse.</p>

<p>Estetik diyorsunuz.</p>

<p>Estetik önce zeminden başlar.</p>

<p>Temel çürükse, makyaj kurtarmaz.</p>

<p>Sayın Başkan İbrahim Çenet…</p>

<p>Bir şehir makyajla kalkınmaz.</p>

<p>Bir şehir asfaltla, altyapıyla, drenajla kalkınır.</p>

<p>Önce Osmaniye’nin tüm altyapı sorununu çözün.</p>

<p>Sonra mahalle mahalle asfalt.</p>

<p>Her yağmurda aynı manzara.</p>

<p>Su dolmuş sokaklar.<br />
Rögar kapaklarından fışkıran çamur.<br />
Vidanjör bekleyen mahalleler.</p>

<p>Festival yapmadan önce,<br />
vatandaşın evine su basmasın.</p>

<p>Şehrin parası öncelikle buna harcansın.</p>

<p>Vidanjör sayısını artırın.</p>

<p>Yağmurda, selde iş yapmasını bilen<br />
kalifiye eleman sayısını artırın.</p>

<p>Şehir kriz anında belli olur.</p>

<p>Normal havada herkes başkan.</p>

<p>Yağmur yağınca yönetim sınav verir.</p>

<p>Osmaniye halkı artık şunu söylüyor:</p>

<p>“Festival sonra da olur.”</p>

<p>“Önce sorun çözülsün.”</p>

<p>İnsanlar süs istemiyor.</p>

<p>İnsanlar güvenli yol istiyor.</p>

<p>Düzgün kaldırım istiyor.</p>

<p>Çocuğunun ayağı çukura takılmasın istiyor.</p>

<p>Yağmurda arabaların sıçrattığı suyu<br />
yüzünde hissetmek istemiyor.</p>

<p>Bu kadar basit.</p>

<p>Karaçay projesi…</p>

<p>Doğaya müdahale ediyorsan<br />
iki kere düşünmelisin.</p>

<p>Sel geldiğinde ayakta kalacak mı?</p>

<p>Yoksa ilk taşkında “keşke” mi diyeceğiz?</p>

<p>Bu şehir daha önce yanlış projelerin bedelini ödedi.</p>

<p>Osmaniye deneme tahtası değil.</p>

<p>Her projede önce teknik.</p>

<p>Sonra fotoğraf.</p>

<p>Kadirli Yolu…</p>

<p>Şehrin vitrini diyorsunuz.</p>

<p>Vitrin iyidir.</p>

<p>Ama dükkânın içi boşsa<br />
vitrin ne işe yarar?</p>

<p>Yollar dar.</p>

<p>Kaldırımlar sorunlu.</p>

<p>Yağmur tahliyesi yetersiz.</p>

<p>Ama cepheler şık.</p>

<p>Bu, şehircilik değil.</p>

<p>Bu, makyaj.</p>

<p>Bakın Başkan…</p>

<p>Sizi anlıyoruz.</p>

<p>Her yere tek başınıza yetişemezsiniz.</p>

<p>Ama ekibinizi doğru kurabilirsiniz.</p>

<p>İşi bilen insanlarla yürüyebilirsiniz.</p>

<p>Size “Başkanım başkanım” diye<br />
yalakalık yapanlarla değil.</p>

<p>Eleştirenle büyür şehir.</p>

<p>Alkışlayanla değil.</p>

<p>Yanlış projeyi “yanlış” diyebilen<br />
bir teknik ekip lazım size.</p>

<p>Sosyal medya fotoğrafı değil,<br />
yağmur planı lazım.</p>

<p>Osmaniye’de her yağmur küçük bir afete dönüşüyorsa<br />
orada öncelik bellidir.</p>

<p>Altyapı.</p>

<p>Drenaj.</p>

<p>Asfalt.</p>

<p>Planlama.</p>

<p>Festival sonra.</p>

<p>Süs sonra.</p>

<p>Açılış töreni sonra.</p>

<p>Önce insan.</p>

<p>Bu şehirde yaşayan herkes dertli.</p>

<p>Ama kimse kavga istemiyor.</p>

<p>İnsanlar çözüm istiyor.</p>

<p>Her yağmurda aynı cümle kuruluyorsa<br />
orada bir sorun vardır.</p>

<p>“Yine su bastı.”</p>

<p>“Yine rögar taştı.”</p>

<p>“Yine yollar göl oldu.”</p>

<p>Bu tekrar ediyorsa<br />
bu kader değildir.</p>

<p>Bu planlama eksikliğidir.</p>

<p>Osmaniye küçük bir şehir.</p>

<p>Yönetmesi zor değil.</p>

<p>Doğru öncelik koyarsanız<br />
çözülmeyecek sorun yok.</p>

<p>Ama önce karar verilmeli.</p>

<p>Şehir makyaj mı istiyor?<br />
Yoksa sağlam temel mi?</p>

<p>Benim cevabım net.</p>

<p>Temel.</p>

<p>Çünkü makyaj yağmurda akar.</p>

<p>Altyapı kalır.</p>

<p>Bugün bir yürüyüş yolu yapılır.</p>

<p>Yarın sel götürür.</p>

<p>Bugün cephe kaplanır.</p>

<p>Yarın asfalt çöker.</p>

<p>Ama doğru altyapı yapılırsa<br />
yıllarca konuşulmaz bile.</p>

<p>Çünkü sorun çıkmaz.</p>

<p>İyi hizmetin sesi çıkmaz.</p>

<p>Kötü hizmet manşet olur.</p>

<p>Osmaniye halkı akıllıdır.</p>

<p>Neyi öncelik yapması gerektiğini bilir.</p>

<p>İnsanlar şunu söylüyor:</p>

<p>“Başkanım, önce altyapı.”</p>

<p>“Önce asfalt.”</p>

<p>“Önce su sorunu.”</p>

<p>Gerisi sonra.</p>

<p>Bu kadar net.</p>

<p>Sayın Başkan…</p>

<p>Tatlı sert söylüyoruz.</p>

<p>Çünkü bu şehir hepimizin.</p>

<p>Paralar boşa harcanmasın.</p>

<p>Projeler kalıcı olsun.</p>

<p>Yağmurda selde ayakta kalan işler yapılsın.</p>

<p>Osmaniye artık su birikintilerinde<br />
yüzünü görmesin.</p>

<p>Kaldırımda yürüyen vatandaş<br />
arabadan kaçmasın.</p>

<p>Festival pankartı değil,<br />
sağlam zemin görelim.</p>

<p>O zaman herkes alkışlar.</p>

<p>O zaman kimse eleştirmez.</p>

<p>Çünkü hizmet konuşur.</p>

<p>Ve doğru yapılan iş<br />
en büyük reklamdır.</p>

<p>Osmaniye’nin ihtiyacı<br />
güzel fotoğraf değil.</p>

<p>Sağlam şehir.</p>

<p>Unutmayın.</p>

<p>Makyaj akar.</p>

<p>Temel kalır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 14:19:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konuşmak Var, Dinlemek Yok</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/konusmak-var-dinlemek-yok-608</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/konusmak-var-dinlemek-yok-608</guid>
                <description><![CDATA[Konuşmak Var, Dinlemek Yok]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de herkes konuşuyor.<br />
Herkes anlatıyor.<br />
Herkes biliyor.</p>

<p>Ama kimse <strong>dinlemiyor</strong>.</p>

<p>Daha cümle bitmeden araya giren bir millet olduk.<br />
Karşındakinin ağzı açıkken sen çoktan cevabı yapıştırmışsın.<br />
Sanki sohbet değil, <strong>yarışma programı</strong>.</p>

<p>Dinlemek sabır ister.<br />
Sabır kalmadı.</p>

<h3><strong>Herkes Haklı, Kimse Suçlu Değil</strong></h3>

<p>Osmaniye’de de böyle.<br />
Kahvede böyle.<br />
Sokakta böyle.<br />
WhatsApp grubunda daha da beter.</p>

<p>Herkes dertli.<br />
Ama herkes kendi derdine <strong>mikrofon</strong> istiyor.<br />
Başkası anlatınca ses kısılıyor.</p>

<p>“Bir dakika, ben anlatayım.”<br />
“Dur dur, bak ben daha kötü durumdayım.”<br />
“Onu geç, asıl olay bende.”</p>

<p>E sen ne zaman dinleyeceksin?</p>

<h3><strong>Telefon Elinde, Gözün Başka Yerde</strong></h3>

<p>Konuşuyorsun ama göz karşında değil.<br />
Elinde telefon.<br />
Göz ekranda.<br />
Kafanın yarısı Instagram’da.</p>

<p>Sözde sohbet.<br />
Aslında <strong>otomatik cevap</strong>.</p>

<p>Hı hı…<br />
Hee…<br />
Aynen…</p>

<p>Ama ruhun yok orada.<br />
Adam derdini anlatıyor, sen bildirim bekliyorsun.</p>

<h3><strong>Herkes Öğretmen, Kimse Öğrenci Değil</strong></h3>

<p>Bu memlekette herkes her şeyi biliyor.<br />
Ekonomist.<br />
Psikolog.<br />
Siyaset uzmanı.<br />
Futbol teknik direktörü.</p>

<p>Ama kimse “dur, bir dinleyeyim” demiyor.</p>

<p>Dinlemek zayıflık sanılıyor.<br />
Susmak eziklik gibi görülüyor.</p>

<p>Oysa dinlemek, <strong>adamlıktır</strong>.<br />
Dinlemek, <strong>saygıdır</strong>.</p>

<h3><strong>Makineli Tüfek Gibi Konuşanlar</strong></h3>

<p>Birileri var…<br />
Soru sormaz.<br />
Nokta koymaz.<br />
Nefes almaz.</p>

<p>Cümle bitmeden yeni cümle gelir.<br />
Karşı tarafın fikri daha doğmadan boğulur.</p>

<p>Konuşma değil bu.<br />
Bu, <strong>monolog</strong>.</p>

<p>Sohbet dediğin karşılıklı olur.<br />
Tenis maçı gibidir.<br />
Top sende, sonra bende.</p>

<p>Ama bunlar duvara karşı konuşuyor.<br />
Duvar da sıkılmış.</p>

<h3><strong>Osmaniye Dertli Ama…</strong></h3>

<p>Evet.<br />
Osmaniye dertli.</p>

<p>Geçim derdi var.<br />
İş derdi var.<br />
Adalet derdi var.<br />
Yarın kaygısı var.</p>

<p>Ama herkesin yükü ağır diye,<br />
Herkesi boğmaya gerek yok.</p>

<p>Dert paylaşılır.<br />
Dert <strong>dayatılmaz</strong>.</p>

<p>Karşındaki de insan.<br />
Onun da yükü var.</p>

<h3><strong>Dinlemeden Konuşanlar Yalnız Kalır</strong></h3>

<p>Bak bu net.<br />
Dinlemeyen adam,<br />
Zamanla yalnız kalır.</p>

<p>Çünkü kimse dinlenmediği yerde durmaz.<br />
Kimse kendini değersiz hissettiği masada oturmaz.</p>

<p>Sonra “kimse yok” dersin.<br />
Var aslında…<br />
Sen dinlemedin.</p>

<h3><strong>Nezaket Kayboldu</strong></h3>

<p>Eskiden bir şey vardı:<br />
Nezaket.</p>

<p>Karşıdakini dinleme nezaketi.<br />
Söz kesmeme nezaketi.<br />
Farklı fikre tahammül.</p>

<p>Şimdi yok.<br />
Herkes hakaretle başlıyor cümleye.<br />
Dinlemeden hüküm veriyor.</p>

<p>Hâkim gibi.<br />
Ama dosyayı okumamış.</p>

<h3><strong>Samimiyet Gözle Olur</strong></h3>

<p>Samimiyet lafla olmaz.<br />
“Canım” demekle olmaz.<br />
“Abi” demekle hiç olmaz.</p>

<p>Samimiyet gözle olur.<br />
Bakarsın.<br />
Dinlersin.<br />
Anlarsın.</p>

<p>Elinde telefonla olmaz.<br />
Aklın başka yerdeyken olmaz.</p>

<p>İnsan bunu hisseder.<br />
Soğur.</p>

<h3><strong>Bir Cümlelik Adamlar Çoğaldı</strong></h3>

<p>Derinlik yok.<br />
Sabır yok.<br />
Anlama çabası yok.</p>

<p>Herkes tek cümlelik.</p>

<p>Ama hayat böyle yürümüyor.<br />
İnsan ilişkileri hele hiç yürümüyor.</p>

<h3><strong>Bir Dur, Dinle</strong></h3>

<p>Bir gün dene.<br />
Sadece dinle.</p>

<p>Cevap hazırlama.<br />
Araya girme.<br />
Haklı çıkmaya çalışma.</p>

<p>Sadece dinle.</p>

<p>Bak nasıl değişiyor ortam.<br />
Bak nasıl yumuşuyor insanlar.</p>

<p>Konuşmak kolay.<br />
Dinlemek zor.</p>

<p>Ama adamlık,<br />
Zor olanı yapabilmektir.</p>

<p>Bu memlekette biraz susmaya,<br />
Biraz dinlemeye,<br />
Biraz da nezakete ihtiyacımız var.</p>

<p>Yoksa çok konuşuruz…<br />
Ama hep <strong>yalnız kalırız</strong>.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 16:00:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahte Gözyaşlarıyla Vicdan Kurtarmak</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/sahte-gozyaslariyla-vicdan-kurtarmak-607</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/sahte-gozyaslariyla-vicdan-kurtarmak-607</guid>
                <description><![CDATA[Sahte Gözyaşlarıyla Vicdan Kurtarmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Deprem oldu.</p>

<p>Duygusal paylaşımlar yaptınız.</p>

<p>Profil fotoğrafları siyaha döndü.<br />
Altına kalpler, dualar, ağlayan emojiler.</p>

<p>Sonra?</p>

<p>Hayat devam etti.</p>

<p>Vicdan askıya alındı.</p>

<p>Ramazan geldi.</p>

<p>Bir ay Müslüman oldunuz.</p>

<p>Paylaşımlar ayetli.<br />
Sözler manalı.<br />
Cümleler süslü.</p>

<p>Oruç story’si.<br />
İftar pozu.<br />
“Şükürler olsun” etiketi.</p>

<p>Ramazan bitti.</p>

<p>Müslümanlık da bitti.</p>

<p>Bayram oldu.</p>

<p>İyi insan rolü başladı.</p>

<p>“Birlik beraberlik” yazıları.<br />
“Gönül alma” mesajları.<br />
“Hoşgörü” lafları.</p>

<p>Bayram bitti.</p>

<p>Maskeler çıkarıldı.</p>

<p>Askerlerimiz öldü.</p>

<p>Şehit haberleri düştü.</p>

<p>Bir anda herkes vatansever.</p>

<p>Sahte timsah gözyaşları döküldü.</p>

<p>Bir gün.<br />
İki gün.</p>

<p>Sonra yine eğlence.<br />
Yine çıkar.<br />
Yine menfaat.</p>

<p>Sahi…</p>

<p>Siz kimsiniz?</p>

<p>Gerçekten kimsiniz?</p>

<p>Neden iyilerin ve doğruların yanında değil de<br />
hep güçlülerin yanındasınız?</p>

<p>Neden zalimin karşısında değil de<br />
makam sahibinin arkasındasınız?</p>

<p>Neden haksızlık görünce susup,<br />
güçlü konuşunca alkışlıyorsunuz?</p>

<p>Ne zaman kötülük karşısında dik durdunuz?</p>

<p>Ne zaman doğruları söyleyenlerin yanında oldunuz?</p>

<p>Ne zaman bedel ödemeyi göze aldınız?</p>

<p>Bir insanın namussuz olduğunu bile bile<br />
neden yanında boy gösterirsiniz?</p>

<p>Neden fotoğraf verirsiniz?</p>

<p>Neden “iyi adam” diye pazarlarsınız?</p>

<p>Asıl kötü kim biliyor musunuz?</p>

<p>Namussuzların yanında duranlar.</p>

<p>Hırsızların arkasında saf tutanlar.</p>

<p>Ağzı iki kelime laf yapıyor diye<br />
şeref yoksunlarını bir halt sananlar.</p>

<p>Kötülük böyle yayılıyor işte.</p>

<p>Sessizlikle.</p>

<p>Görmezden gelerek.</p>

<p>Normalleştirerek.</p>

<p>Bugün kötüler çoğalıyorsa,<br />
iyi görünen kötüler sayesinde çoğalıyor.</p>

<p>Herkes iyi.</p>

<p>Herkes dürüst.</p>

<p>Herkes vicdanlı.</p>

<p>Sosyal medyada.</p>

<p>Ama gerçek hayatta?</p>

<p>Gerçek hayatta güçlü kimse onun yanında.</p>

<p>Gerçek hayatta para kimdeyse ona selam.</p>

<p>Gerçek hayatta makam kimdeyse ona alkış.</p>

<p>Doğru söyleyen yalnız.</p>

<p>Haksızlığa karşı çıkan yalnız.</p>

<p>Boyun eğmeyen yalnız.</p>

<p>Ben ne yaptım biliyor musunuz?</p>

<p>Çevremde üç beş kişi hariç<br />
herkesi yanımdan uzaklaştırdım.</p>

<p>Evet, yalnız kaldım.</p>

<p>Ama kirlenmedim.</p>

<p>Çünkü kalabalık olmak marifet değil.</p>

<p>Doğru olmak marifet.</p>

<p>İnsanlık kötüye gidiyorsa<br />
bunun sebebi kötüler değil sadece.</p>

<p>Kötülerin yanında duranlar.</p>

<p>Susup izleyenler.</p>

<p>“Bana dokunmayan yılan” diyenler.</p>

<p>İyi olan insanlara lafımız yok.</p>

<p>Kötüleri dışlayanlara sözümüz yok.</p>

<p>Bedel ödeyenlere saygımız var.</p>

<p>Ama iki yüzlüyseniz…</p>

<p>Hem namaz paylaşıp<br />
hem hırsızla tokalaşıyorsanız…</p>

<p>Hem ahlak dersi verip<br />
hem namussuzla fotoğraf çekiyorsanız…</p>

<p>O zaman sorarım:</p>

<p>Siz kimsiniz?</p>

<p>Bu ülke sahte iyilerden yoruldu.</p>

<p>Bu şehir susanlardan yoruldu.</p>

<p>Bu toplum rol yapanlardan yoruldu.</p>

<p>Bir gün gerçek bir deprem olacak.</p>

<p>O gün story kurtarmayacak.</p>

<p>Bir gün gerçek bir hesap sorulacak.</p>

<p>O gün paylaşım silmek yetmeyecek.</p>

<p>Vicdan, filtreyle olmaz.</p>

<p>Ahlak, takvimle olmaz.</p>

<p>İnsanlık, konjonktürle olmaz.</p>

<p>Ya iyinin yanında durursun.</p>

<p>Ya kötünün.</p>

<p>Ortası yok.</p>

<p>Son söz:</p>

<p>Kötülük, kötüler yüzünden değil…</p>

<p>Kötülere alkış tutanlar yüzünden kazanıyor.</p>

<p>Ve tarih…</p>

<p>İkiyüzlüleri hiç affetmiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 16:52:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kibirle Yaşayanlar Ölümü Unutuyor</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/kibirle-yasayanlar-olumu-unutuyor-606</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/kibirle-yasayanlar-olumu-unutuyor-606</guid>
                <description><![CDATA[Kibirle Yaşayanlar Ölümü Unutuyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.medyagazete.com/public/images/detay/Kibir.jpg" /><br />
<br />
Çok sevdiğimiz sanatçılar bile bir bir gidiyor.<br />
Sesleri kalıyor.<br />
Şarkıları kalıyor.<br />
Ama kendileri… Toprağın altında.</p>

<p>Peki ya siz?<br />
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar…<br />
Kibirle yürüyenler…<br />
Gücün sarhoşluğuna kapılanlar…</p>

<p>Elbet sıra size de gelecek.<br />
Hiç istisnasız.<br />
Hiç torpilsiz.<br />
Hiç ayrıcalıksız.</p>

<p>Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmadı.<br />
Peygamberlere kalmadı.<br />
Krallara, imparatorlara kalmadı.</p>

<p>Size mi kalacak?</p>

<p>Bir düşünün.<br />
Sadece bir an durun.<br />
Derin bir nefes alın.<br />
Sonra aynaya bakın.</p>

<p>Kendinizi ne sanıyorsunuz?</p>

<p>Kibirliyseniz…<br />
Ukala iseniz…<br />
Düzenbazsanız…<br />
Kul hakkı yiyorsanız…<br />
Merhameti unutmuşsanız…</p>

<p>Bu dünya size mi emanet?</p>

<p>Herkes hesap vermekten kaçıyor.<br />
Ama kaçamayacağı tek kapı var.<br />
Adı belli.<br />
Hesabı belli.</p>

<p>Allah’a vereceksiniz.</p>

<p>Alaverenin…<br />
Dalaverenin…<br />
Hilenin…<br />
Yalanın…<br />
İftiraların…</p>

<p>Hepsinin bir defteri tutuluyor.<br />
Sessizce.<br />
Sabırla.<br />
Eksiksiz.</p>

<p>Bugün güçlülerin yanında boy gösterenler…<br />
Yarın yalnız kalacak.<br />
Bugün adam kayıranlar…<br />
Yarın adalet arayacak.<br />
Bugün torpille yükselenler…<br />
Yarın tutunacak dal bulamayacak.</p>

<p>Ama iş işten geçmiş olacak.</p>

<p>Ah’lar vardır…<br />
Sessizdir.<br />
Ama ağırdır.<br />
Birikir.<br />
Ve günü gelince boğar.</p>

<p>Bugün başkasının ekmeğine taş koyanlar…<br />
Yarın açlıktan şikâyet eder.<br />
Bugün iftira atanlar…<br />
Yarın doğruları anlatacak kimse bulamaz.</p>

<p>Çünkü adalet gecikir…<br />
Ama şaşmaz.</p>

<p>Allah bu ülkede bizi Müslüman olarak yaratmış.<br />
Bir lütuf mu?<br />
Evet.<br />
Ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk.</p>

<p>Ya başka bir dinde yaratsaydı?<br />
Ya başka bir coğrafyada?<br />
Ya başka bir kaderde?</p>

<p>Siz Allah’tan daha mı iyi bilecektiniz?</p>

<p>İşte bu yüzden…<br />
İnsanı, insan olduğu için sevmek gerek.<br />
Diniyle, diliyle, ırkıyla değil.<br />
Vicdanıyla ölçmek gerek.</p>

<p>Kimse bana dininden dolayı hesap vermeyecek.<br />
Kimse size de vermeyecek.<br />
Hesap yeri belli.<br />
Muhatap belli.</p>

<p>İyiliğin de…<br />
Kötülüğün de…<br />
Bedeli var.</p>

<p>Birazcık ahiret inancı olan…<br />
Bir lokma harama el uzatmaz.<br />
Birazcık Allah korkusu olan…<br />
Yalanı alışkanlık yapmaz.</p>

<p>Ama ne görüyoruz?<br />
Haram normalleşmiş.<br />
Yalan sıradanlaşmış.<br />
Düzenbazlık “uyanıklık” olmuş.</p>

<p>Yalakalık meslek olmuş.<br />
Karakter ise yük sayılmış.</p>

<p>Çıkar için dost satanlar var.<br />
Makam için omurga eğenler var.<br />
Parayı putlaştıranlar var.</p>

<p>Ve hepsi kendini çok akıllı sanıyor.</p>

<p>Oysa unutulan bir gerçek var:<br />
Para kefen cebine girmez.<br />
Makam mezara kadar gelmez.<br />
Güç, toprağın altında işe yaramaz.</p>

<p>Orada sadece insanlık tartılır.</p>

<p>Kimseyi kendinizden üstün görmeyin.<br />
Ama kimseyi de ezmeyin.<br />
Kendinizi bulunmaz Hint kumaşı sanmayın.<br />
Herkesin yerine konulabilecek biri vardır.</p>

<p>Bugün varsınız…<br />
Yarın yoksunuz.</p>

<p>Bugün alkışlananlar…<br />
Yarın hatırlanmaz.<br />
Ama iyiler…<br />
Her zaman anılır.</p>

<p>Her gelene aynı olun.<br />
İki yüzlü olmayın.<br />
Bin karakterli olmayın.</p>

<p>Ufacık çıkarlar için dostlukları satmayın.<br />
Bir koltuk uğruna vicdanı terk etmeyin.</p>

<p>Bugünkü üstünlüğünüze güvenmeyin.<br />
Çünkü hayat…<br />
En güvendiğiniz anda sınar.</p>

<p>Ve en sonunda…<br />
Herkes ölümü tadacaktır.</p>

<p>Bu kaçınılmaz.<br />
Bu ertelenemez.<br />
Bu inkâr edilemez.</p>

<p>Sizi kurtaracak olan…<br />
Malınız değil.<br />
Makamınız değil.<br />
Çevreniz değil.</p>

<p>Sizi kurtaracak olan tek şey var:<br />
İyi insan olmanız.</p>

<p>O yüzden…<br />
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamayın.<br />
Bu dünya kimseye kalmadı.<br />
Peygamberler bile gitti.</p>

<p>Size mi kalacak?</p>

<p>Bir gün…<br />
Hepimiz susacağız.<br />
Ve sadece yaptıklarımız konuşacak.</p>

<p>İşte o gün…<br />
Keşke dememek için…<br />
Bugün insan kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 16:28:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sayın Valim, Osmaniye Sizi Bekliyor</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/sayin-valim-osmaniye-sizi-bekliyor-605</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/sayin-valim-osmaniye-sizi-bekliyor-605</guid>
                <description><![CDATA[Sayın Valim, Osmaniye Sizi Bekliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti göreve başladı.</p>

<p>Önce şunu söyleyelim…</p>

<p><strong>Hoş geldiniz Sayın Valim.</strong></p>

<p>Bu şehir misafirperverdir.<br />
Ama daha da önemlisi…<br />
Bu şehir samimiyeti sever.</p>

<p>Osmaniye küçük bir şehir gibi görünür.<br />
Ama derdi büyüktür.<br />
Beklentisi nettir.<br />
Sabırsızdır ama umutsuz değildir.</p>

<p>O yüzden biz de,<br />
kendimizce,<br />
acizane birkaç kelam etmek isteriz.</p>

<p>İlk konumuz belli.</p>

<p><strong>Osmaniyespor.</strong></p>

<p>Bu şehrin kırmızı çizgisi.<br />
Kalbi.<br />
Siniri.<br />
Umudu.</p>

<p>Osmaniyespor sadece bir futbol takımı değildir.<br />
Osmaniye’nin adıdır.<br />
Sokakta çocukların hayalidir.<br />
Esnafın muhabbetidir.<br />
Şehrin vitrinidir.</p>

<p>Sayın Valim…</p>

<p><strong>Başka Osmaniyespor yok.</strong></p>

<p>Kaybolursa yerine konacak bir şey yok.<br />
Düşerse kaldıracak çok az el var.</p>

<p>O yüzden ilk isteğimiz şudur:</p>

<p><strong>Osmaniyespor’a el atın.</strong></p>

<p>Ama öyle göstermelik değil.<br />
Gerçekten el atın.</p>

<p>Yönetim meselesi var mesela.</p>

<p>Artık şunu kabul edelim:</p>

<p>Aynı isimlerle,<br />
aynı kafalarla,<br />
aynı sonuçlar alınmıyor.</p>

<p>Osmaniyespor’un<br />
<strong>yeni yüzlere</strong>,<br />
<strong>geniş vizyonlara</strong>,<br />
<strong>gerçekten sporu bilen insanlara</strong> ihtiyacı var.</p>

<p>Bu yönetimde;</p>

<p>- Eski defterler olmasın</p>

<p>- Kırgınlıklar olmasın</p>

<p>- Ego hiç olmasın</p>

<p>Sadece Osmaniyespor olsun.</p>

<p>Çünkü spor, şehirlerin en güçlü tanıtım aracıdır.<br />
Bir maç,<br />
bin afişten daha etkilidir.</p>

<p>Gelelim ikinci konuya…</p>

<p><strong>Basın.</strong></p>

<p>Zor bir konu.<br />
Ama konuşulması şart.</p>

<p>Sayın Valim…</p>

<p>Basın sizin yanınızda olacaktır.<br />
Nasıl ki bu şehirde çok sevilen<br />
Sayın Erdinç Yılmaz’ın yanında olduysa…</p>

<p>Sizin de yanınızda olacaktır.</p>

<p>Ama bir şartla.</p>

<p><strong>Gerçek basınla.</strong></p>

<p>Gazetecilikle ilgisi olmayan,<br />
gazetesi olmayan,<br />
internet haber sitesi olmayan,<br />
sadece yemekli toplantılarda görünen<br />
“gazeteci görünümlü” insanlarla değil.</p>

<p>Açık konuşalım.</p>

<p>Bu şehirde gazeteci sayısı çok azdır.<br />
İşini gerçekten yapanların sayısı<br />
<strong>10’u geçmez.</strong></p>

<p>Ama gazeteci olduğunu sananların sayısı…<br />
Saymakla bitmez.</p>

<p>Sosyal medyacılar…</p>

<p>Bakın açık yazalım:</p>

<p><strong>Sosyal medyacı gazeteci değildir.</strong></p>

<p>Paylaşım yapmak,<br />
haber yapmak değildir.</p>

<p>Bir yerden kopyala-yapıştırla<br />
gazeteci olunmaz.</p>

<p>Birçok sosyal medyacı,<br />
haberlerini bile<br />
bizlerin sitelerinden izinsiz alıyor.</p>

<p>Sonra da<br />
“basın mensubuyum” diye ortalıkta dolaşıyor.</p>

<p>Yetmiyor…</p>

<p>Gazetecilikle alakası olmayan bu insanlar,<br />
işini düzgün yapan,<br />
ahlaklı,<br />
emek veren insanları kötü göstermeye çalışıyor.</p>

<p>Kötü niyetlileri ise<br />
büyük gazeteci gibi pazarlayanlar var.</p>

<p>Biz bundan yorulduk.</p>

<p>Mesleğimizin itibarı zedeleniyor.<br />
Emeğimiz hiçe sayılıyor.</p>

<p>Biz arşiv tutarız.<br />
Biz şehrin hafızasıyız.<br />
Bugün konuşulanı<br />
yarın hatırlatırız.</p>

<p>Sayın Valim…</p>

<p>Toplantılarınızda lütfen<br />
gerçek gazetecileri çağırın.</p>

<p>Gazeteciliği meslek olarak yapanları.</p>

<p>Çünkü bu şehirde basın;<br />
yandaş değil,<br />
düşman değil…</p>

<p><strong>Şehrin vicdanıdır.</strong></p>

<p>Biz sizden ayrıcalık istemiyoruz.</p>

<p>Sadece adalet istiyoruz.<br />
Sadece emekle emeğin ayrılmasını istiyoruz.</p>

<p>Şimdi genel bir söz söyleyelim…</p>

<p>Osmaniye size çok şey katar.<br />
Ama siz Osmaniye’ye daha fazlasını katabilirsiniz.</p>

<p>Bu şehir çalışkan valiyi sever.<br />
Sahaya ineni sever.<br />
Telefondan değil,<br />
yerinden göreni sever.</p>

<p>Biz inanıyoruz.</p>

<p>Bu şehre değer katacağınıza inanıyoruz.<br />
Osmaniye’nin vizyonunu daha büyük yerlere taşıyacağınıza inanıyoruz.</p>

<p>Ama Osmaniye de şunu ister:</p>

<p>- Samimiyet</p>

<p>- Cesaret</p>

<p>- Tarafsızlık</p>

<p>- Şeffaflık</p>

<p>Unutmayın Sayın Valim…</p>

<p>Bu şehir alkışı sever ama<br />
yalakayı sevmez.</p>

<p>Bu şehir eleştirir ama<br />
arkadan konuşmaz.</p>

<p>Yüzünüze söyler.<br />
Çünkü Osmaniyeli böyledir.</p>

<p>Son olarak…</p>

<p>Hoş geldiniz Sayın Valim.</p>

<p>Osmaniye sizi izliyor.<br />
Osmaniye umutlu.<br />
Osmaniye hazır.</p>

<p>Top artık sahada.</p>

<p>Ve biz…</p>

<p>Gerçek basın olarak<br />
doğruya doğru,<br />
yanlışa yanlış demeye<br />
devam edeceğiz.</p>

<p>Çünkü bu şehir bunu hak ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 15:13:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sessiz Kalanlar Masum Değildir</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/sessiz-kalanlar-masum-degildir-603</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/sessiz-kalanlar-masum-degildir-603</guid>
                <description><![CDATA[Sessiz Kalanlar Masum Değildir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Lafa gelince mangalda kül bırakmıyoruz.<br />
Dürüstlükten söz ediyoruz.<br />
Ahlaktan dem vuruyoruz.<br />
Adaleti dilimize pelesenk etmişiz.</p>

<p>Ama iş icraata gelince…<br />
Bir adım geri.<br />
Bir bakış yere.<br />
Bir suskunluk çöker ortalığa.</p>

<p>Dürüst insan yalnız bırakılıyor.<br />
Hakkını savunan “fazla konuşuyor” oluyor.<br />
Hırsızlık yapan “akıllı” sayılıyor.<br />
Arsızlık, meziyet gibi pazarlanıyor.</p>

<p>Sonra da oturup konuşuyoruz.<br />
“Hayat çok acımasız” diyoruz.<br />
“Bu devirde dürüst olunmaz” diyoruz.<br />
Kendi korkaklığımıza kılıf uyduruyoruz.</p>

<p>Oysa hayat acımasız falan değil.<br />
İnsanlar acımasız.<br />
Toplum suskun.<br />
Vicdan izinli.</p>

<p>Eskiden öyle miydi?<br />
Bir mahallede hırsız mı çıktı?<br />
Kimse yüzüne bakmazdı.<br />
Selam bile verilmezdi.</p>

<p>Şimdi ne oluyor?<br />
Hırsızlık yapanın omzu sıvazlanıyor.<br />
Devletin parasına göz diken “iş bitirici” oluyor.<br />
Kul hakkı yiyen “başarılı iş insanı” diye sunuluyor.</p>

<p>Ahlak yerle bir.<br />
Vicdan emekli.<br />
Utanma duygusu iflas etmiş.</p>

<p>Her şey para oldu.<br />
Para konuşuyor.<br />
Para susturuyor.<br />
Para aklıyor.</p>

<p>Ama kimse şunu sormuyor:<br />
Bu hale nasıl geldik?</p>

<p>Cevabı basit.<br />
Sessiz kalarak geldik.<br />
Görmezden gelerek geldik.<br />
“Beni ilgilendirmez” diyerek geldik.</p>

<p>Kötülük cesaretle büyümez.<br />
Kötülük sessizlikle büyür.<br />
Kötülük alkışla güçlenir.<br />
Kötülük susanlardan cesaret alır.</p>

<p>İyi insanlar ne yaptı?<br />
Geri çekildi.<br />
Kabuğuna girdi.<br />
“Ben bulaşmayayım” dedi.</p>

<p>Sonra da kötüler çoğaldı.<br />
Çünkü meydan boş kaldı.<br />
Çünkü dürüstler yalnız kaldı.<br />
Çünkü iyilik savunulmadı.</p>

<p>Bakın…<br />
İyilik kendiliğinden kazanmaz.<br />
Dürüstlük savunulmazsa kaybeder.<br />
Adalet talep edilmezse yok olur.</p>

<p>“Ne ekersen onu biçersin” denir ya…<br />
Toplum olarak kötülük ektik.<br />
Sessizlik ektik.<br />
Korku ektik.</p>

<p>Şimdi biçtiğimiz şey bu.<br />
Güvensizlik.<br />
Ahlaksızlık.<br />
Çürüme.</p>

<p>Sonra da şikâyet ediyoruz.<br />
“Nereden çıktı bu insanlar?” diyoruz.<br />
Biz çıkardık.<br />
Biz büyüttük.</p>

<p>Bir yanlış gördük, sustuk.<br />
Bir haksızlık gördük, döndük baktık.<br />
Bir kul hakkı yendi, “bize dokunmadı” dedik.</p>

<p>Oysa dinen ne diyor?<br />
Zulme rıza, zulümdür.<br />
Haksızlığa sessiz kalmak günahtır.<br />
Kötülüğe göz yummak sorumluluktur.</p>

<p>Ama işimize gelmiyor.<br />
Çünkü susmak kolay.<br />
Çünkü konuşmak bedel ister.<br />
Çünkü dürüst olmak cesaret ister.</p>

<p>Bugün dürüst insan bedel ödüyor.<br />
Ama şunu unutmayalım:<br />
Suskunluk da bedel ödetir.<br />
Hem de topluma.</p>

<p>Hırsıza “adam” muamelesi yaparsan…<br />
Arsıza alan açarsan…<br />
Namussuza susarsan…<br />
Yarın çocuğuna anlatacak bir değer bulamazsın.</p>

<p>Bu bir ahlak meselesi değil sadece.<br />
Bu bir gelecek meselesi.<br />
Bu bir toplum meselesi.<br />
Bu bir vicdan meselesi.</p>

<p>Benim hırsıza adam diyecek gözüm yok.<br />
Arsıza saygı gösterecek dilim yok.<br />
Devletin parasına el uzatana hoşgörüm yok.</p>

<p>Çünkü normalleştirirsen çoğalır.<br />
Hoşgörü gösterirsen cesaretlenir.<br />
Sessiz kalırsan güçlenir.</p>

<p>Bu yüzden mesele çok net.<br />
Taraf olmak zorundayız.<br />
İyiden yana.<br />
Dürüstten yana.</p>

<p>Ortası yok.<br />
Gri alan yok.<br />
Ya susarsın…<br />
Ya karşı durursun.</p>

<p>Unutmayalım…<br />
Toplumlar kötüler yüzünden çökmez.<br />
Sessizler yüzünden çöker.</p>

<p>Ve bugün en büyük günah…<br />
Sessiz kalmaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 20:28:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kısa Yoldan Zengin Olma Hayali!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/kisa-yoldan-zengin-olma-hayali-602</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/kisa-yoldan-zengin-olma-hayali-602</guid>
                <description><![CDATA[Kısa Yoldan Zengin Olma Hayali!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şimdiki gençler…</strong><br />
Hani eskiler der ya, “Her devrin bir gençliği vardır” diye…<br />
Doğrudur.<br />
Ama bu devrin gençliği biraz başka.<br />
Biraz aceleci…<br />
Biraz sabırsız…<br />
Biraz çok isteyen ama az emek veren türden.</p>

<p>Bugünün gençleri, çalışmayı bir zorunluluk değil, bir külfet olarak görüyor.<br />
Çalışanların çoğu ise, yıllarca emek verip bir meslek sahibi olmak yerine, kısa yoldan köşeyi dönmenin derdinde.<br />
Ne yazık ki bu da onları istikrarsızlık bataklığına sürüklüyor.</p>

<p>Bir işe giriyorlar…<br />
Üç ay sonra “Sıkıldım” deyip bırakıyorlar.<br />
Altı ay sonra “Beni geliştirmiyor” diyorlar.<br />
Bir yıl sonra hâlâ “Ne olmak istediğimi bulamadım” diye dolaşıyorlar.<br />
Halbuki amaç bulmak için önce çalışmak gerekir.<br />
Kendini keşfetmek için önce emek vermek gerekir.<br />
Meslek sahibi olmak için önce sabır gerekir.</p>

<p>Eskiler boşuna dememiş:<br />
<strong>“Aza kanaat etmeyen, çoğu bulamaz.”</strong><br />
Bugünün gençleri ise azdan başlamayı zul sayıyor.<br />
Her şey bir anda olsun, her şey tam olsun, her şey hemen olsun istiyorlar.</p>

<p>Telefon en iyisi olsun.<br />
Araba yeni model olsun.<br />
Tatil uzaklarda olsun.<br />
Hayat da Instagram’da göründüğü gibi mükemmel olsun.</p>

<p>Ama çalışmak?<br />
Ama üretmek?<br />
Ama emek vermek?<br />
Onlar yok.</p>

<p>Çoğunun hayali “çok para kazanmak.”<br />
Ama nasıl kazanacağını bilen yok.<br />
Nasıl emek vereceğini düşünen yok.<br />
Nasıl bir beceri edinmesi gerektiğini konuşan yok.</p>

<p>Sanki hayat, sadece tatil videoları çekmekten ibaret.<br />
Sanki dünya, herkesin para kazanmasına mecburmuş gibi.<br />
Sanki başarı, kendiliğinden kapıyı çalacakmış gibi.</p>

<p>Üretmek nedir bilmeyen…<br />
Sürekli tüketmeyi seven…<br />
Bilgisayar başında saatler geçiren ama bir mesleğe adım atmayan…<br />
“Kolay para kazanma yolları” videolarıyla büyüyen…<br />
Bir nesil yetişiyor.</p>

<p>Daha kendi ayakları üzerinde duramayan…<br />
Maaşı olmadan gelecek planı yapan…<br />
Sonra bir bakıyorsun, daha 20’sinde evlilik hayalleri.<br />
E güzel kardeşim…<br />
Evliliğin de bir sorumluluk olduğunu unutmadan olmaz ki bu iş.<br />
Önce iş…<br />
Önce meslek…<br />
Önce düzen…<br />
Sonra yuva.</p>

<p>Bir planın olacak.<br />
Planı olanın yolu olur.<br />
Planı olmayan rüzgâr nereye savurursa oraya gider.<br />
Bugünün gençleri ise plan yerine hayal kuruyor.<br />
Hayal yerine şikâyet ediyor.<br />
Şikâyet yerine konfor alanını seçiyor.</p>

<p>Oysa gerçek çok basit:<br />
<strong>Okumadıysan, diploman yoksa… bir meslek edineceksin.</strong><br />
Ustadan öğreneceksin.<br />
El kirletmekten korkmayacaksın.<br />
Yanılacaksın, düşeceksin, kalkacaksın…<br />
Ama istikrarlı olacaksın.</p>

<p>İstikrar…<br />
Bu kelimeyi sözlükten silmiş gibiler.<br />
Bir işte altı ay kaldı mı “Ben burada tükendim” diye ağlıyorlar.<br />
Tükendiği işin ne olduğunu bile bilmiyorlar.</p>

<p>Para kazanmayı bilen yok.<br />
Para yönetmeyi bilen hiç yok.<br />
Kazandığı 10 liranın 10’unu harcayan bir nesilden…<br />
Tasarruf beklemek hayal.<br />
Yatırım beklemek mucize.</p>

<p>Halbuki hayat, basit bir denge üzerine kurulu.<br />
Kazancın 10 ise, 2’sini bir kenara koyacaksın.<br />
Mümkünse 2 değil, 4’te birini.<br />
Çünkü yarının ne getireceğini kimse bilmiyor.<br />
Hastalık var…<br />
İşsizlik var…<br />
Kriz var…<br />
Hayatın bin türlü sınavı var.</p>

<p>Ama gençler bugün, yarına güveniyor.<br />
Yarın ise kimse için garanti değil.</p>

<p>Bugün sigortası yok…<br />
Birikimi yok…<br />
Mesleği yok…<br />
Tecrübesi yok…<br />
Ama hayalleri çok.</p>

<p>Bir gün kendi işini kurmak istiyor.<br />
Ama o işin nasıl kurulduğunu bilmiyor.<br />
Bir şirket yönetmek istiyor.<br />
Ama disiplin nedir bilmiyor.<br />
Başarılı olmak istiyor.<br />
Ama başarının ilk basamağı olan “çalışmak” kelimesinden kaçıyor.</p>

<p>Düz mantıkla yaşıyorlar.<br />
Kolay olanı seçiyorlar.<br />
Zor olandan korkuyorlar.</p>

<p>Bizim atalarımızın bir lafı vardır:<br />
“Zorla güzellik olmaz.”<br />
Ama güzellik de zoru seçmeden olmaz.</p>

<p>Bugünün gençliği ise zoru seçmek yerine konforu seçiyor.<br />
Konforlu hayatın da bir gün bedeli oluyor.<br />
En büyük bedel ise kayıp yıllardır.</p>

<p>“Motivasyonum yok.”<br />
Yeni neslin en sevdiği cümle.<br />
Motivasyon dediğin şey zaten çalışırken gelir.<br />
Çalışmadan motivasyon beklemek de yeni neslin icadı.</p>

<p>Avrupa’ya baktığında…<br />
Amerika’ya baktığında…<br />
Gelişmiş ülkelere baktığında…<br />
Hepsi üretimin değerini biliyor.<br />
Bizde ise üretmek yerine tüketmek moda.</p>

<p>Kendini geliştiren genç sayısı az.<br />
Bir kitap bitiren gururla paylaşıyor.<br />
Bir kursa giden kendini Einstein sanıyor.<br />
Bir YouTube videosu izleyen, “Tamam, ben oldum” diyor.</p>

<p>Halbuki gelişim, bir ömür boyu süren bir yolculuktur.<br />
Yolculuğun sonunda değil, yolun kendisinde öğrenirsin.<br />
Yolda kalırsan hiçbir yere varamazsın.</p>

<p>Bu yüzden…<br />
Gençlere sesleniyorum:</p>

<p><strong>Plan yapacaksın.</strong><br />
Hayat planla yürür.<br />
Plansız yaşayan, başkalarının planına figüran olur.</p>

<p><strong>Meslek edineceksin.</strong><br />
Diploma yoksa ustalık belgen olacak.<br />
Ustalık yoksa çıraklık yapacaksın.<br />
Ama bir işin olacak.</p>

<p><strong>İstikrarlı olacaksın.</strong><br />
Girdiğin işte hemen sıkılmayacaksın.<br />
Her sıkıldığında kaçarsan, hayattan da kaçarsın.</p>

<p><strong>Kazandığını yöneteceksin.</strong><br />
Harcamayacaksın, biriktireceksin.<br />
Kazandığının dörtte birini yatırıma ayıracaksın.<br />
Herkes harcıyor, sen harcama.<br />
Herkes geziyor, sen çalış.<br />
Herkes şikâyet ediyor, sen üret.</p>

<p>Çünkü herkes gibi olursan…<br />
Hiç kimse olursun.</p>

<p>Ve en önemlisi:<br />
<strong>Yaptığın plana sonuna kadar uyacaksın.</strong><br />
Çünkü planına sadık olan, yarınlarına güvenle bakar.<br />
Sadık olmayan ise, rüzgârın savurduğu yaprak gibi savrulur.<br />
<br />
Gençlerimiz istikrarı öğrenmezse…<br />
Emek vermeyi kabullenmezse…<br />
Kolay para hayaliyle yaşamaya devam ederse…<br />
Bu ülkenin geleceği sosyal medya masallarına kalır.</p>

<p>Ama çalışır…<br />
Üretir…<br />
Plan yapar…<br />
Sabrederlerse…</p>

<p>Hem kendileri kazanır,<br />
hem bu memleket kazanır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 21:27:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fıstık Festivali Değil, Sucuk Şöleni!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/fistik-festivali-degil-sucuk-soleni-601</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/fistik-festivali-degil-sucuk-soleni-601</guid>
                <description><![CDATA[Fıstık Festivali Değil, Sucuk Şöleni!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de bu yıl da “Yerfıstığı Festivali” yapıldı…<br />
Ama fıstığı gören olmadı!</p>

<p>Dumanı gördük, kokuyu aldık,<br />
ama o da fıstıktan değil…<br />
Sucuktandı!</p>

<p>Festival alanına giriyorsun…<br />
Bir yanda sahne kurulmuş,<br />
Ümit Besen “Nikah Masası” söylüyor,<br />
arkasında mangalda sucuk pişiyor!</p>

<p>Romantik bir ortam düşün…<br />
Fondan gelen koku: sarımsak!</p>

<p>Yahu kardeşim…<br />
Adı fıstık festivali.<br />
Ama fıstıktan çok mumbar, kebap, sucuk satılıyor.<br />
Bir ara dedim ki, yanlış yere mi geldik,<br />
yoksa “Osmaniye Gastro Fest” mi bu?</p>

<p>İki ünlü sanatçı çağırıyorsun,<br />
bütün Osmaniye akın ediyor.<br />
Ama alan bir apartman bahçesi kadar.<br />
İzdiham mı? Var.<br />
Koku mu? Bol.<br />
Nefes alan? Yok.</p>

<p>Sanki festival değil,<br />
yangın tatbikatı!<br />
Bir yanda sahne ışıkları,<br />
diğer yanda kebap dumanı.<br />
Vatandaş konser dinleyecek derken,<br />
göz gözü görmüyor duman altında.</p>

<p>Esnaf desen dertli.<br />
“İki gün boyunca dükkânımızdan sucuk kokusu gitmedi” diyorlar.<br />
Bir tanesi “Müşteri geldi, acıktı, fıstık değil, kebap sordu” diye anlatıyor.<br />
Yani ekonomik katkı var mı? Var…<br />
Ama aroması ağır!</p>

<p>Tuvalet?<br />
O da yok.<br />
Bir ara insanlar sahne arkasında ağaç aramaya başladı.<br />
Kültür etkinliğiyle doğa yürüyüşü birleşti resmen!</p>

<p>Sayın Başkan,<br />
niyetiniz iyi, görüyoruz.<br />
Uğraşıyorsunuz, çalışıyorsunuz, takdir ediyoruz.<br />
Ama çevrenizdeki şu “kültür-sanat” tayfası var ya…<br />
Onların kültür anlayışı mangal dumanıyla sınırlı galiba.</p>

<p>Kültür dediğin, fıstığın emeğini anlatır.<br />
Sanat dediğin, şehrin ruhunu taşır.<br />
Ama bizdeki kültür ekibi,<br />
festivalin ruhuna sucuk sarıyor!</p>

<p>Yahu bari adını değiştirin.<br />
“Fıstık Festivali” değil bu.<br />
“Osmaniye Sucuk Festivali” deyin bitsin.<br />
Kimse de yanlış anlamasın.</p>

<p>Kültür Müdürlüğü demişken…<br />
Sanırım orada vizyon “ızgaralık”.<br />
Kültürleri pişirip halka sunuyorlar!<br />
Bir de üstüne “Afiyet olsun” diyorlar!</p>

<p>Bir festival düşün…<br />
Adı fıstık,<br />
ama kokusu kebap.<br />
İçeriği karışık,<br />
alanı dar,<br />
konusu belirsiz.<br />
İşte tam Osmaniye işi…</p>

<p>Ha bu arada,<br />
fıstığın yüzü asıkmış.<br />
“Benim adımla sucuk satıyorlar” diye üzülüyormuş.<br />
Haksız mı?</p>

<p>Bu kadar emekle yapılan festival,<br />
daha iyi planlansaydı şahane olurdu.<br />
Ama ne yazık ki,<br />
biz yine güzelliği duman ettik.<br />
<br />
Festival güzel, fikir güzel, halk mutlu…<br />
Ama biraz da <strong>akıl, vizyon ve nefes</strong> gerek.<br />
Yoksa bu gidişle seneye “Mumbar Festivali”ne geçeriz.<br />
<br />
<strong>Osmaniye’nin fıstığı</strong>,<br />
sizin organizasyonun elinde <strong>sucuğa döndü</strong> Sayın Başkan!<br />
Afiyet olsun…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Nov 2025 14:38:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Fark Yaratan Vali</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-fark-yaratan-vali-600</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-fark-yaratan-vali-600</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Fark Yaratan Vali]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’nin valisi Erdinç Yılmaz.<br />
Kibir yok…<br />
Ego yok…<br />
Gösteriş yok…</p>

<p>Ama hizmet var.</p>

<p>Her kesim seviyor onu.<br />
Çünkü insan gibi davranıyor.<br />
Devlet adabını unutmadan, halka yakın olmayı biliyor.<br />
Kapısı herkese açık…<br />
Telefonu da.</p>

<p>Soruyorsun, cevap veriyor.<br />
Ne kaçamak cümle, ne politik kıvırma…<br />
Ne “şimdi sırası değil” bahanesi.</p>

<p>Basın arıyor, çıkıyor.<br />
Gazeteci soru soruyor, dinliyor.<br />
Sustum, kapattım, susturdum yok.<br />
“Veremeyeceği hesabı olmayan adam” kolay bulunmaz.</p>

<p>Bazı bürokratlar vardır…<br />
Makama oturur oturmaz, halktan koparlar.<br />
“Ben oldum” sendromuna yakalanırlar.<br />
Odalarına girilmez, telefonları açılmaz.<br />
Bir de kapıya “randevusuz girilmez” tabelası asarlar.</p>

<p>Ama unuttukları bir şey var:<br />
O koltuk halkın emaneti.<br />
Devlet, kibirle değil, tevazuyla ayakta durur.</p>

<p>Erdinç Yılmaz o bürokratlardan değil.<br />
O, insanın elini sıkarken eline bakmıyor, gözüne bakıyor.<br />
Gülümserken protokol değil, samimiyet taşıyor.<br />
İşini yaparken şov değil, fayda düşünüyor.</p>

<p>Bazı bürokratlar Ankara koridorlarında “ben kimim” yarışına girer.<br />
Kimisi bir makam aracıyla gurur duyar.<br />
Kimisi kendi gölgesini dev aynasında görür.<br />
Ama Yılmaz, Ankara’ya gidince Osmaniye’nin dosyasını taşır, kendi egosunu değil.</p>

<p>Kendini övmüyor.<br />
“Ben yaptım” demiyor.<br />
“Biz yaptık” diyor.<br />
Çünkü o biliyor…<br />
Bir şehrin kaderi, tek bir kişinin değil, herkesin omuzundadır.</p>

<p>Yaptıklarını anlatmak yerine, yapılmayanları tamamlamayı tercih ediyor.<br />
Kamerayı değil, emeği seviyor.<br />
Lansman yerine, icraatla konuşuyor.</p>

<p>Bir bürokratın başarısı, halkın duasında gizlidir.<br />
Bugün Osmaniye sokaklarında “Allah razı olsun” sesi duyuluyorsa,<br />
demek ki işini doğru yapıyor.</p>

<p>Makama oturup vatandaşı unutmadı.<br />
Makamı koltuk değil, sorumluluk olarak görüyor.<br />
“Ben valiyim” demiyor.<br />
“Ben hizmetkârım” diyor.</p>

<p>Bazı bürokratlar, eleştiriyi hakaret sanır.<br />
Sorgulanmayı düşmanlık zanneder.<br />
Basını susturmaya, vatandaşı sindirmeye kalkar.<br />
Ama Erdinç Yılmaz tam tersi…<br />
Eleştiriyi dinliyor.<br />
Yanlışı varsa düzeltiyor.<br />
Doğruysa “haklısınız” diyebiliyor.</p>

<p>Gazeteci soruyor, “efendim şu konu?”<br />
O ise kızmadan, küçümsemeden,<br />
“şu aşamadayız, şunu planlıyoruz” diye anlatıyor.<br />
Devletin vakarını korurken, halkın dilini konuşuyor.</p>

<p>Osmaniye’de yıllardır böyle bir iletişimi özlemişti basın.<br />
Valiye ulaşmak artık aracıyla değil, direkt telefonla mümkün.<br />
Kısa, net ve samimi.<br />
“Buyurun gazeteci kardeşim” diye başlayan bir cümleyle.</p>

<p>Bazı bürokratlar koltuğu kariyer basamağı sanır.<br />
Erdinç Yılmaz hizmet merdiveni olarak görüyor.<br />
Her gün bir basamak daha çıkıyor.<br />
Ama tepeden değil, halkın arasından.</p>

<p>Osmaniye’ye öyle bir enerji getirdi ki,<br />
artık toplantılarda gülümseme eksik olmuyor.<br />
Çünkü samimiyet bulaşıcıdır.</p>

<p>Bir şehri sevmenin yolu, o şehre dokunmaktan geçer.<br />
Erdinç Yılmaz, sokakta yürürken vatandaşı tanıyor, vatandaş da onu.<br />
Kimseden kaçmıyor, kimseyi de ötekileştirmiyor.</p>

<p>Makamlarda oturan bazıları için halk sadece “kalabalık”tır.<br />
Ama Yılmaz için halk “emanet”tir.<br />
Bu fark, işte bütün farktır.</p>

<p>Bir vali düşünün…<br />
Kapısında “ziyaret saati” tabelası yok.<br />
“Randevusuz giremezsin” bariyeri yok.<br />
“Önce danışmana söyle” engeli yok.<br />
Bir telefon yeter.<br />
O kadar sade, o kadar insani.</p>

<p>Osmaniye’de halk, artık bürokratları değil, insanları konuşuyor.<br />
Çünkü valisi öyle örnek oldu ki,<br />
samimiyetin de bir yönetim biçimi olduğunu gösterdi.</p>

<p>Eleştirilmiyor mu?<br />
Elbette ediliyor.<br />
Ama bu ülke, ilk defa “sevgiyle eleştirilen” bir vali görüyor.<br />
Çünkü niyetinin iyi olduğunu herkes biliyor.</p>

<p>Bazı bürokratlar alkışla motive olur.<br />
Erdinç Yılmaz, dua ile.<br />
Bir vatandaş “Allah razı olsun” dediğinde,<br />
o, en büyük ödülünü alıyor zaten.</p>

<p>Osmaniye bugün huzurluysa,<br />
bürokrasi ile halk arasında duvar değil, köprü varsa,<br />
o köprünün adı Erdinç Yılmaz’dır.</p>

<p>Kimi yöneticiler gelir, iz bırakmadan gider.<br />
Kimi gelir, iz bırakır.<br />
Yılmaz, o iz bırakanlardan.</p>

<p>Bir köylü “vali bey aradı, halimizi sordu” diyorsa…<br />
Bir çiftçi “fidan desteği geldi” diyorsa…<br />
İşte hizmet budur.<br />
Gösteriş değil, gönül işi.</p>

<p>Ve şunu unutmamak lazım:<br />
Gerçek devlet adamları, reklamdan değil, eserden tanınır.<br />
Yılmaz’ın reklam panosu yok, ama her mahallede bir izi var.</p>

<p>Kimseyi ötekileştirmiyor.<br />
Parti, kimlik, ideoloji ayırt etmiyor.<br />
Osmaniye’nin valisi olarak herkese eşit davranıyor.</p>

<p>Bazen düşünüyorum…<br />
Bu kadar tevazu, bu kadar çalışma, bu kadar insani duruş…<br />
Nadir rastlanır.<br />
Bu yüzden Osmaniye’nin onu kolay kolay bırakmaması gerekir.</p>

<p>Biz insanları terazide tartarız.<br />
Kim hak ediyorsa hakkını veririz.<br />
Hak etmeyene de sadece haberini yapar geçeriz.</p>

<p>Erdinç Yılmaz, o terazinin kefesinde ağır basıyor.<br />
Halkın duasıyla, basının takdiriyle,<br />
bürokrasinin yüz akı oluyor.<br />
<br />
Bu şehir, valisini sevmeyi öğrendi.<br />
Çünkü o da şehrini gerçekten sevdi.</p>

<p>Osmaniye, yıllar sonra ilk defa “devlet gibi devlet adamı” gördü.<br />
Ve biz gazeteciler için bu cümle,<br />
herhangi bir manşetten çok daha değerlidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 08:38:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halk Ekmek Sözü Neden Hâlâ Yerine Getirilmedi?</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/halk-ekmek-sozu-neden-hala-yerine-getirilmedi-599</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/halk-ekmek-sozu-neden-hala-yerine-getirilmedi-599</guid>
                <description><![CDATA[Halk Ekmek Sözü Neden Hâlâ Yerine Getirilmedi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beş dakika görmesem…<br />
Ekmek zamlanıyor.</p>

<p>Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet fırına giriyor.<br />
Gülüyor.<br />
Espri yapıyor.<br />
“Ben fırın açacağım. 10 liradan satacağım” diyor.</p>

<p>Sosyal medyada paylaşıyor.<br />
Altına yorumlar yağıyor.<br />
Ama ekmek…<br />
15 lira.</p>

<p>Toprakkale’de belediye fırını var.<br />
Orada ekmek hâlâ 10 lira.<br />
Aynı buğday.<br />
Aynı un.<br />
Aynı maya.<br />
Aynı işçilik.</p>

<p>Fark 5 lira.<br />
Ama bu sadece rakam değil.<br />
Yönetim anlayışının aynası.</p>

<p>12 Şubat 2025.<br />
Osmaniye Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Murat Yalçın kameraların karşısına geçiyor.<br />
Elinde faturalar.<br />
Masanın üzerinde un fişleri.<br />
Maya fiyat listesi.</p>

<p>Diyor ki:<br />
“Geçen yaz un torbası 600 liraydı. Şimdi 700 lira.”<br />
“Maya fiyatı yedi ayda yüzde yetmiş arttı.”<br />
“Elektrik, SGK, kira, akaryakıt… Hepsi yukarı tırmandı.”</p>

<p>Ve sonra dönüyor Başkan Çenet’e sesleniyor:<br />
“Madem halkı düşünüyorsunuz… Suya, tabelaya, emlak vergisine, ruhsat harcına yaptığınız yüzde 300–700 zamları da geri alın.”</p>

<p>Aradan yedi ay geçti.<br />
Bugün Osmaniye’de ekmek 15 lira.<br />
Murat Yalçın’ın Şubat’taki sözleri aynen çıktı.</p>

<p>Ama Başkan Çenet?<br />
Suskun.<br />
Sosyal medyası bile sessiz.<br />
Sanki hiç “Halk Ekmek” dememiş gibi.</p>

<p>Evet…<br />
Halk Ekmek.</p>

<p>Seçim kampanyasında böyle bir vaat yoktu.<br />
Ama ilk ekmek zammının ardından, tam da Şubat tartışmaları sürerken çıktı bu söz.<br />
“Kuracağız” dedi.<br />
Ama…<br />
Ne temel atıldı.<br />
Ne proje açıklandı.<br />
Ne de bir çivi çakıldı.</p>

<p>Asgari ücret 22 bin lira.<br />
Bir ailenin günde 6 ekmek yediğini düşünelim.</p>

<p>6 ekmek x 15 lira = 90 lira.<br />
Aylık 2.700 lira.</p>

<p>Sadece ekmek için.<br />
Asgari ücretlinin maaşının yüzde 12’si.</p>

<p>Toprakkale’de ise 1.800 lira.<br />
Sırf ilçe değiştirerek ayda 900 lira tasarruf.<br />
Yani Osmaniye’de yaşamak, Toprakkale’de yaşamaktan 900 lira daha pahalı.<br />
Sadece ekmek yüzünden.</p>

<p>Başkan Çenet diyor ki…<br />
“Yetkilerimizi kullanmaktan çekinmeyiz.”</p>

<p>Ama halk soruyor:<br />
“Nerede bu yetki?”<br />
“Nerede Halk Ekmek?”<br />
“Neden 12 Şubat’tan beri sessizlik?”</p>

<p>Bir yılda üç zam.<br />
Un, maya, elektrik, kira…<br />
Hepsi artıyor.</p>

<p>Ama vatandaşın maaşı artmıyor.<br />
Vatandaşın alım gücü düşüyor.<br />
Ekmek küçülüyor.<br />
Cüzdan küçülüyor.<br />
Sözler büyüyor.</p>

<p>Çenet’in “fırın açarım” çıkışı var.<br />
Ama açılan fırın yok.<br />
Çenet’in “10 liradan satacağım” sözü var.<br />
Ama satılan ekmek yok.<br />
Çenet’in “millet için söylüyoruz” notu var.<br />
Ama milletin cebinde para yok.</p>

<p>Bir şehirde ekmeğin fiyatı, aslında adaletin fiyatıdır.<br />
Suya yapılan zam…<br />
Tabelaya yapılan zam…<br />
Vergiye yapılan zam…<br />
Hepsi vatandaşı boğuyor.</p>

<p>Fırıncı “girdi maliyeti” diyor.<br />
Belediye “yetki” diyor.<br />
Vatandaş “geçim” diyor.</p>

<p>Ama gerçek şu:<br />
22 bin liralık maaşla sadece ekmeğe 2.700 lira vermek…<br />
Adalet değil.</p>

<p>Osmaniye’de mesele 15 liralık ekmek değil.<br />
Mesele…<br />
Verilen sözlerin tutulmaması.<br />
Mesele…<br />
Halkın sırtına yüklenen zamların görmezden gelinmesi.<br />
Mesele…<br />
Fırıncıyla belediye arasındaki kavganın faturasının vatandaşa kesilmesi.</p>

<p>Ekmek…<br />
Bu ülkenin kutsalı.<br />
Soframızın bereketi.<br />
Anne duası.<br />
Baba alın teri.</p>

<p>Ama Osmaniye’de ekmek, artık sadece ekmek değil.<br />
Yönetim anlayışının göstergesi.<br />
Vatandaşın adalet terazisi.</p>

<p>Bugün Osmaniye’de vatandaş soruyor:<br />
“Başkan, fırın açacak mı?”<br />
“Başkan, Halk Ekmek’i kuracak mı?”<br />
“Başkan, sözünü tutacak mı?”</p>

<p>Ama cevabı kimse bilmiyor.<br />
Çünkü Başkan susuyor.<br />
Çünkü projeler ortada yok.<br />
Çünkü sözler hamur halinde bekliyor.<br />
<br />
Osmaniye’de 15 liralık ekmek sadece karnı değil, vicdanı da doyurmuyor.<br />
Vatandaş…<br />
Fırında pişen ekmeği değil…<br />
Siyasette pişen sözü görmek istiyor.</p>

<p>Başkan Çenet…<br />
Artık ya fırını açacak…<br />
Ya da sözünü unutturacak.</p>

<p>Ama unutmayalım:<br />
Ekmek unutmaz.<br />
Halk unutmaz.<br />
Tarih hiç unutmaz.<br />
<br />
<strong>“HAYDİ BAŞKAN… SHOWLARIN FİNALİNİ YAP DA, HALK EKMEĞİ MİLLETE GÖSTER.”</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Oct 2025 16:15:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gözü Doymayanlara!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/gozu-doymayanlara-598</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/gozu-doymayanlara-598</guid>
                <description><![CDATA[Gözü Doymayanlara!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Biz hep halkın gören gözü, işiten kulağı olduk. Ne gördüysek, ne duyduysak onu yazdık. Yanlışa yanlış, doğruya doğru dedik. Kimsenin tarafı olmadık, olmayacağız da… İşimizi namusla yaptığımız için hırsızlar kadar değer görmedik, namussuzlar kadar alkışlanmadık.</p>

<p>Bu ülkede hakikati dile getirmek, gösterişli sahnelerde boy göstermekten daha zor. Showmanlik yapmadık. Yalakalık bilmedik. Sevmediğimizi seviyormuş gibi davranmadık. Hele hele namussuzların ve hırsızların yanında hiç olmadık. İki yüzlü olmadık kardeşim; neysek o olduk.</p>

<p>Siyasetçiler yanımızda olmuş, olmamış; ne fark eder? Devlet yanımızda olsun, yeter. Tükürdüğümüzü yalamadık, yalamayız. Kanı bozuk olmadık, yılan olmadık, sinsi olmadık. Hırsızlar ve namussuzlar hariç, kimseyi de dışlamadık.</p>

<p>Bizi tanımadan, öcü gibi görenler oldu. Ama şunu unutmasınlar: Bizden korkmalarına gerek yok, eğer ki hırsız ve namussuz değillerse. O tür insanlar bizimle aynı karede bile olamaz.</p>

<p>Benim Londra’da rezidansım yok. Bilmem nerede butik otelim yok. Dedikodular dillerde, masalarda… Ama ben kaçmıyorum, saklanmıyorum. Çünkü korkacak işim yok.</p>

<p>Birileri basın mensuplarından kaçıyorsa, ayrım yapıyorsa, altında bir şey ararım. Her detayı didik didik araştırırım. Çocuklar bazı siyasetçileri çok seviyormuş… Ne olmuş? Çocuklar daha önce de başkalarını seviyordu. Ben çok konuşana değil, az konuşup çok iş yapana hayran olurum.</p>

<p>Yıllar geçse de notlarım durur. Kim ne zaman ne yapmış, hangi vaatle hangi adımı atmış… Karşılaştırırım. Zamanı geldiğinde de yazarım. Daha yazacaklarımız var, sırayla.</p>

<p>Hayatımızdan nice insanı bir kalemde sildik. Hiç pişman olmadık. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını diline dolayanların, daha fazlasını almak için nasıl saldırdığını gördük. İki evi olup üçüncüsünü isteyen nice “delikanlı” gördük. Delikanlılık taslayan şeytanlar!</p>

<p>Hayat şaşırtır bazen. Bir şarkı sözü gibi… Belki bir gün sizi de şaşırtır. İlahi adaletin tecelli ettiğini bazı insanlarda görmeye başladım bile. Kalbinde kötülük taşıyan herkese, er ya da geç, ilahi adalet uğrayacak.</p>

<p>Bugün halkı aldatanlar, yarın halkın adaletine teslim olur. Bugün gücüne güvenenler, yarın kendi gölgesinden korkar. Unutmayın, her devran döner.</p>

<p>Benim işim, Osmaniye’ye kim hizmet ediyorsa onu yazmak. Şov yapanı değil, iş yapanı desteklerim. Kime oy verdiği, hangi partiden olduğu önemli değil. Önemli olan memlekete, vatana hizmet.</p>

<p>Basının görevi budur: Gören göz, işiten kulak olmak. İktidarın ya da muhalefetin borazanı değil. Namusuyla işini yapan gazeteci, kimsenin oyuncağı değildir. Ne makamın şatafatına, ne paranın cazibesine boyun eğer.</p>

<p>Ama bu topraklarda gerçek gazeteci, en çok da kendi meslektaşlarının saldırısına uğrar. Çünkü işini düzgün yapmak, yalakalıktan daha tehlikelidir. Hakikati yazmak, yalanı alkışlamaktan daha pahalıdır.</p>

<p>Biz namussuzlar kadar sevilmedik, hırsızlar kadar değer görmedik. Hep dışlandık, hep ötekileştirildik. Ama omzumuzda onurun ağırlığı, cebimizde üç kuruşluk helal para vardı.</p>

<p>Kimi zaman yalnız kaldık. Ama yalnızlık, satılmış kalabalıklardan iyidir. Çünkü yalnızlık, başını yastığa koyduğunda vicdanınla barışık olmaktır.</p>

<p>Bugün Osmaniye sokaklarında yürürken arkamdan fısıldaşanları duyuyorum. Ama korkmuyorum. Çünkü doğruyu söyledim, doğruyu yazdım.</p>

<p>Bu yazı bir serzeniş değil. Bu yazı bir davet: Doğruya, dürüstlüğe, namusa davet. İlahi adaletin tecellisine inananların, vicdanıyla yaşayanların ortak haykırışı…</p>

<p>Hırsıza, yalancıya, riyakâra boyun eğmeyenlere selam olsun. Çünkü tarih, bugün gülenlerin değil; doğruları yazanların, hakikati savunanların adını yazar.</p>

<p>Ve unutmayın: İlahi adalet, er ya da geç, tecelli eder.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Oct 2025 15:20:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emeksiz Kazanç Yarası</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/emeksiz-kazanc-yarasi-597</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/emeksiz-kazanc-yarasi-597</guid>
                <description><![CDATA[Emeksiz Kazanç Yarası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rahat yaşamak istiyoruz… Ama bedel ödemek istemiyoruz.<br />
Hepimiz için geçerli bu. Özellikle de gençlerimiz için.</p>

<p>Gençlerin hayali ne?<br />
Masa başı iş… Kaşe bas, imza at, maaşın ay başında hesaba yatsın.<br />
Devlet garantisi olsun, sorumluluk az olsun, keyif bol olsun.<br />
Bu kadar net.</p>

<p>Peki bu tabloya nasıl geldik?<br />
Cevap aslında basit: Aileler.<br />
Ve ikinci büyük suçlu: Sosyal medya.</p>

<h3>Lüksü Normalleştiren Aileler</h3>

<p>Bugün etrafınıza bakın.<br />
Daha ilkokul çağında, son model telefonla oynayan çocuklar…<br />
Liseye gelmeden, marka kıyafetlerden başka hiçbir şeyi beğenmeyen gençler…<br />
Üniversiteye adım attığında, “kafeler turu”nu hayatın merkezine koyan bir nesil.</p>

<p>Kusura bakmayın ama bu, sadece “gençlerin suçu” değil.<br />
Aileler, çocuklarına “kazanmadan harcamayı” öğretmeyi marifet bildi.<br />
“Biz zamanında çekmedik mi, onlar çekmesin” diyerek, tasarrufu değil tüketimi miras bıraktı.</p>

<p>Sonuç?<br />
Çalışmadan kazanma hayali.<br />
Emeğin değil, etiketin değer kazandığı bir düzen.</p>

<h3>Sosyal Medya: Kolay Paranın Masalı</h3>

<p>Bir de sosyal medya var tabii.<br />
Filtrelenmiş hayatlar, pürüzsüz tatiller, marka dolu fotoğraflar…<br />
Sanki herkes milyoner, sanki herkes rahat.</p>

<p>Gerçeklik?<br />
Kredi kartına yaslanmış bir sahne.<br />
Ama gençler bunu görmüyor, görmek istemiyor.<br />
Çünkü kolay para, kolay hayat hayali ekranın diğer ucunda hep ışıl ışıl.</p>

<h3>Üretmeden Kalkınmak Yok</h3>

<p>Kardeşim…<br />
Ülkeni seviyorsan önce üreteceksin.</p>

<p>Bak Çin’e.<br />
Bugün dünyanın atölyesi.<br />
Nasıl oldu?<br />
Yaşlısı, genci, çocuğu el birliğiyle üretime katıldı.<br />
Günde 12 saat çalışarak, bedel ödeyerek, sabrederek.</p>

<p>Peki biz?<br />
Az çalış, çok kazan.<br />
Keyfine bak.<br />
Sonra da hükümete kız, ekonomiye kız, hayata kız.</p>

<p>Üretmeden kalkınmak mümkün değil.<br />
Hangi iktidar gelirse gelsin, hangi sistem kurulursa kurulsun, üretmeyen toplum zenginleşemez.</p>

<h3>Esnafın ve Ev Sahiplerinin Aynaya Bakması Gerek</h3>

<p>Hadi gençleri anladık, peki ya büyükler?</p>

<p>Esnaf…<br />
Ev sahipleri…<br />
Dükkan sahipleri…</p>

<p>Osmaniye’de yaşıyorum, gözümün önünde.<br />
Lokantaya giriyorsun, maliyeti 50 lirayı bulmayan yemeğe 300-500 lira istiyorlar.<br />
Adamın dükkanı 50 yıllık…<br />
Yıllık kirası 500 bin ile 3 milyon arasında.<br />
Ev kiraları 5 bin olması gerekirken 10-15 bin lira.</p>

<p>Sonra da “para kazanmıyoruz” diyorlar.<br />
Ama aynı esnafın 50-100 milyon liralık dükkanlar, onlarca daire aldığını duyuyorum.</p>

<p>Kafelerde çay 100 lira…<br />
Soğuk içecek 200-250 lira…<br />
Tavuğun kilosu 150 lira ama lokantada et fiyatına satılıyor.</p>

<p>Bu mudur ticaret?<br />
Bu mudur helal kazanç?</p>

<h3>Gösterişin Bedeli</h3>

<p>Bir de şu telefon meselesi…<br />
5 bin liralık telefon da arama yapıyor, mesaj atıyor.<br />
100 bin liralık telefon da.</p>

<p>Ama toplumun yarısı, “en son model” için kredi çekmeye razı.<br />
Sırf etiket için, sırf gösteriş için.</p>

<p>Oysa çocuklara öğreteceğimiz ilk şey şu olmalı:<br />
Kazanmadan harcama!</p>

<h3>Çözüm: Bireysel Uyanış</h3>

<p>Sorun tek başına hükümette değil, siyasetçide değil.<br />
Sorun bizde.<br />
Topyekûn.</p>

<p>Gençlerin kafeden çıkmaması, esnafın fırsatçılığı, ev sahiplerinin açgözlülüğü…<br />
Hepsi bir zincirin halkası.</p>

<p>Önce herkes kendine gelecek.<br />
Önce herkes aynaya bakacak.<br />
Kimse birbirine kazık atmadan, kimse emeğin değerini düşürmeden, kimse kolay paranın peşinden koşmadan.</p>

<p>Üretim, sabır, alın teri.<br />
Başka yol yok.</p>

<p>Rahat etmek istiyorsak, önce bedel ödeyeceğiz.<br />
Emek vereceğiz.<br />
Tasarruf edeceğiz.<br />
Üreteceğiz.</p>

<p>Aksi takdirde, sosyal medyadaki sahte cennetin peşinde koşarken gerçek hayatın faturası kapımızı çalmaya devam edecek.</p>

<p>Ülkesini gerçekten seven, önce kendine çeki düzen verir.<br />
Genç de, yaşlı da, esnaf da, ev sahibi de…</p>

<p>Rahatın bedeli, çalışmak.<br />
Kısacası:<br />
<strong>Üretmeyen, tüketilir.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Sep 2025 14:46:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Çenet, hayvan sevgisi bu mu?</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/baskan-cenet-hayvan-sevgisi-bu-mu-596</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/baskan-cenet-hayvan-sevgisi-bu-mu-596</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Çenet, hayvan sevgisi bu mu?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yine Osmaniye Belediyesi, yine barınak, yine acı…</strong></p>

<p>Türkiye’nin ajandası malum. Her gün bir başka gündem. Dün siyasiler kavga ediyor, bugün dolar zıplıyor, yarın futbol tartışılıyor. Ama bir gündem var ki hiç değişmiyor.</p>

<p><strong>Hayvan barınakları.</strong></p>

<p>Daha doğrusu, barınak adı altında kurulmuş cehennemler.<br />
Barınak kelimesinin anlamı neydi?<br />
Sığınmak, korunmak, nefes almak değil mi?<br />
Peki Osmaniye’deki “barınak” kelimesinin anlamı ne?<br />
<strong>Ölüm kampı.</strong></p>

<p>★★★</p>

<p>Bakın, Osmaniye Belediyesi Hayvan Barınağı’nda yine bir yavru köpek öldü.<br />
Bir tesadüf değil.<br />
Bir ilk değil.<br />
Son da olmayacak.</p>

<p>Hatırlayın… Daha birkaç ay önce o barınaktan görüntüler çıkmıştı. Toprağın altından diri diri gömülmüş halde çıkarılan hayvanlar…<br />
Türkiye’nin vicdanını kanatmıştı.<br />
Olay büyüyünce ne oldu?<br />
Klasik Türkiye klasiği.<br />
<strong>“Soruşturma açtık”</strong> dediler.<br />
Soruşturma ne oldu?<br />
Unutuldu.</p>

<p>★★★</p>

<p>Şimdi yeni bir olay.<br />
Sahiplendirme sırasında yaşanan bir arbede…<br />
Bir yavru köpek nefessiz kaldı, öldü.<br />
Belediye Başkanı İbrahim Çenet, sosyal medyadan açıklama yaptı:<br />
“Sorumlular cezalandırılacak” dedi.</p>

<p>Peki sevgili başkan…<br />
Bu açıklamayı daha önce hiç yapmadınız mı?<br />
O diri diri gömülen hayvanlardan sonra da aynısını demediniz mi?<br />
Hatta üstüne, “Hayvanları seviyorum” diyerek akşam kedilerle resim paylaşmadınız mı?</p>

<p>★★★</p>

<p>Türkiye’de belediye başkanlarının sosyal medya performansı hayvan sevgisinden daha güçlü.<br />
Drone görüntüleriyle park açılışları…<br />
Müzik eşliğinde yapılan festival tanıtımları…<br />
İçinde bolca alkış, bolca şov, bolca süs…<br />
Ama sıra hayvan barınaklarına gelince…<br />
Kamera yok.<br />
Drone yok.<br />
Reklam yok.<br />
Çünkü manzara içler acısı.</p>

<p>★★★</p>

<p>Sayın başkan, hayvan sevgisi öyle sosyal medyada kedi okşamakla olmuyor.<br />
Hayvan sevgisi, <strong>barınağı cehennem olmaktan cennet yapmaktır.</strong><br />
Hayvan sevgisi, ihmal eden personeli görevden almakla başlamaz, <strong>hayvanları gerçekten seven insanları göreve getirmekle başlar.</strong><br />
Hayvan sevgisi, sadece “soruşturma açtık” demek değil, sonuçlarını paylaşmakla olur.</p>

<p>★★★</p>

<p>Peki biz neden bu kadar sinirliyiz?<br />
Çünkü biz bu filmi defalarca izledik.<br />
Türkiye’nin dört bir yanında aynı manzaralar.<br />
Barınakta açlıktan birbirini yiyen köpekler.<br />
Kısırlaştırma adı altında işkenceyle ölen hayvanlar.<br />
Veterinersiz barınaklar.<br />
Personelin elinde sopa, hayvanların boynunda ip.</p>

<p>★★★</p>

<p>Bu olayların bir başka yüzü daha var.<br />
Hayvan düşmanlığı, aslında insan düşmanlığıdır.<br />
Bakın, <strong>hayvanları sevmeyen insanları da sevmez.</strong><br />
Hayvanlara işkence yapan, bir gün insana da zarar verir.<br />
Bu bir teori değil, bilimsel gerçek.<br />
Dünya çapındaki suç istatistikleri bunu söylüyor.</p>

<p>★★★</p>

<p>Türkiye’deki hayvan barınakları aslında bizim aynadaki yüzümüz.<br />
Ne kadar medeniyiz, ne kadar vicdanlıyız, ne kadar insaniyiz, bu barınaklara bakınca anlaşılıyor.<br />
Maalesef aynaya bakınca gördüğümüz şey koca bir utanç.</p>

<p>★★★</p>

<p>Osmaniye’de üç aylık bir yavru köpek öldü.<br />
Bunun adı kaza mı?<br />
Hayır, bu bir <strong>ihmal.</strong><br />
Bu bir <strong>sistem sorunu.</strong><br />
Bu bir <strong>vicdansızlık.</strong></p>

<p>★★★</p>

<p>Peki çözüm ne?<br />
Çözüm basit.<br />
Şeffaflık.<br />
Denetim.<br />
Sevgi.</p>

<p>Barınakların kapıları sonuna kadar açılmalı.<br />
Sivil toplum örgütleri, hayvanseverler, gönüllüler düzenli olarak denetlemeli.<br />
Barınaklara kamera sistemi kurulmalı.<br />
Personel seçiminde tek kriter “hayvan sevgisi” olmalı.<br />
İşte o zaman barınak, barınak olur.</p>

<p>★★★</p>

<p>Sevgili Osmaniyeliler…<br />
Seçtiğiniz belediye başkanına sorun:<br />
Neden barınağınızda ölüm var?<br />
Neden orada hayvanlar yaşamıyor da ölüyor?<br />
Neden kedi sevme fotoğrafları var da barınaktan tek bir mutlu kare yok?</p>

<p>★★★</p>

<p>Hayvan hakları konusu, aslında insanlığımızın testi.<br />
Sınav kâğıdını önümüze koyuyorlar:<br />
Köpeğe, kediye, kuşa nasıl davranıyorsun?<br />
Eğer barınaklarda hayvanlar ölü bulunuyorsa, biz bu sınavı kaybediyoruz.</p>

<p>★★★</p>

<p>İşte bu yüzden tekrar soruyorum:<br />
<strong>Yapamıyorsanız, kapatın o barınağı.</strong><br />
Çünkü sokak, sizin barınağınızdan daha güvenli.<br />
Çünkü hayvanlar, sizin demir parmaklıklarınızın ardında değil, sokakta daha özgür.</p>

<p>★★★</p>

<p>Bakın, Osmaniye’de bir yavru köpek öldü.<br />
Ama aslında ölen sadece o yavru köpek değil.<br />
Bizim vicdanımız öldü.<br />
Bizim insanlığımız öldü.<br />
Bizim medeniyetimiz öldü.</p>

<p>★★★</p>

<p>Sayın Başkan…<br />
Size son bir şey söylemek isterim:<br />
Eğer gerçekten hayvanları seviyorsanız…<br />
O barınağı değiştirirsiniz.<br />
O barınağı şeffaf hale getirirsiniz.<br />
O barınağı cehennemden cennet yaparsınız.<br />
Eğer gerçekten hayvanları seviyorsanız…<br />
Kedi okşarken değil, barınakta fotoğraf çektirirsiniz.</p>

<p>★★★</p>

<p>Yoksa, kusura bakmayın…<br />
Kedi okşamak için değil, <strong>hayvanları yaşatmak için</strong> varsınız.<br />
Bizim size yüklediğimiz görev bu.<br />
Hayvanları öldüren barınak, barınak değildir.<br />
Barınak değil, mezarlık olur.</p>

<p>★★★</p>

<p>Ve unutmayın…<br />
Hayvanları sevmeyen insanı da sevmez.<br />
İnsanı sevmeyen, şehri de sevmez.<br />
Şehrini sevmeyen, görevini de sevmez.</p>

<p>Yavru köpeğin gözleri şimdi gökyüzünde bize bakıyor.<br />
Soruyor:<br />
“Beni neden korumadınız?”</p>

<p>Cevabınız var mı, Sayın Başkan?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 22:21:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye&#039;de Hekimler de Yalnız, Şehir de Sahipsiz</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-hekimler-de-yalniz-sehir-de-sahipsiz-595</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-hekimler-de-yalniz-sehir-de-sahipsiz-595</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye'de Hekimler de Yalnız, Şehir de Sahipsiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye Tabip Odası Başkanı Dr. Cuma Korkmaz'ın sosyal medyada yaptığı sitem dolu açıklamayı okurken, insan bir yandan öfkeleniyor, bir yandan utanıyor, bir yandan da "bu kadarı da olmaz" diyor.</p>

<p>Ama oluyor. Hem de burnumuzun dibinde oluyor.</p>

<p>Şöyle başlamış Dr. Korkmaz: "İlimizde 750 hekim kamu ve özel sektörde hizmet vermektedir. Ancak bu hekimlerin kullanabileceği bir lokal, bir sosyal tesis bile yok."</p>

<p>Evet, 750 hekim. Ameliyata giren, gece gündüz acilde bekleyen, pandemi döneminde maske izinden tanınan, gece yarısında evinden çıkıp hastaneye koşan insanlar bunlar.</p>

<p>Ama kendilerine bir bardak çay içecek sosyal alan yok. Osmaniye gibi bir şehirde, bir Tesis yok.</p>

<p>Kirada bir ofiste hizmet veriyor Osmaniye Tabip Odası.</p>

<p>Osmaniye Tabip Odası ise bu ayıbı ortadan kaldırmak için, yaklaşık 6 ay önce bir araziye 30 yıllığına kiralama talebiyle resmî başvuruda bulunmuş.</p>

<p>Bedava istememişler, hibe istememişler, bir lütuf beklememişler.</p>

<p>Dememişler ki "Yalakalık yaptık, bir tesis verin". Dememişler ki "Bizim siyasî bağlantımız var, bir arsa ayarlayın".</p>

<p>Resmî yoldan, usulüyle, hakkıyla, alnın teriyle başvurmuşlar.</p>

<p>Ve tahmin edin ne olmuş?</p>

<p>Ret.</p>

<p>Koskoca Osmaniye'de hekimlere tahsis edilebilecek bir karış toprak yokmuş meğer.</p>

<p>Ama ne zaman kameralar açılsa, birileri çıkıp "hekimlerimizin yanındayız" diye show yapıyorlar.</p>

<p>Hekimlerin yanındalarmış ama uygulamada yoklar. Sözde varlar, gerçekte yoksunuz.</p>

<p>Ve en acısı ne biliyor musunuz?</p>

<p>Bu, sadece Osmaniye Tabip Odası'nın sorunu değil.</p>

<p>Bu, bir şehrin vizyon sorunu. Bu, liyakatsizlik sorunu. Bu, kibir sorunu. Bu, ben bilirimci, ben yaparımcı zihniyetin sorunu.</p>

<p>Son 5 yılda Osmaniye değişti evet. Ama iyiye değil.</p>

<p>Kibir çoğaltı. Ben bilirimciler çoğaltı. Her işe burnunu sokanlar, ama hicbir işi adam gibi yapmayanlar artı.</p>

<p>Hep aynı yalan: "Birlik, beraberlik, kardeşlik..." Ama arkada, kuliste, koridorda, odada... Ne birlik var, ne beraberlik, ne de vicdan.</p>

<p>Hekim sahipsiz, gazeteci sahipsiz, esnaf sahipsiz, öğrenci sahipsiz. Ama kibirli protokol koltukları tıka basa dolu.</p>

<p>Bir şehrin doktoruna gözüyle bile "sen kimsin?" diyerek bakanların olduğu bir memlekette yaşıyoruz.</p>

<p>Bir şehir düşünün ki, doktorlarının sosyal tesisi yok ama festivale protokol bütçesi var. Bir şehir düşünün ki, yüzlerce hekimin mesleki dayanışma merkezi yok ama kırmızı halı geçit töreni var.</p>

<p>"Osmaniye sahipsiz" diyorsan alınıyorlar. Ama sahipsizliği ortadan kaldırmak için tek bir adım atmıyorlar.</p>

<p>Hele o meşhur sözleri yok mu:</p>

<p>"Yapamayacaksa bıraksın!"</p>

<p>Evet, doğru. Yapamayacaksa bıraksın. Ama sadece tabip odası değil, belediye de bıraksın, valilik de bıraksın, kamu kurumları da bıraksın, reklam üzerinden siyaset yapanlar da bıraksın.</p>

<p>Çünkü bu şehir birilerinin vitrin uğruna geri kalıyor.</p>

<p>Birileri şov yapıyor, birileri emek veriyor. Ama şovu yapan kazanıyor, emeği olan kaybediyor.</p>

<p>Hekimler sahipsizse, Osmaniye sahipsizse, sadece tabip odası değil, bu şehirin tüm vicdanı sahipsizdir.</p>

<p>Ama yine de...</p>

<p>Saygılı ve dik duruşlarından taviz vermeden mücadele eden Dr. Cuma Korkmaz ve tüm tabip odası yönetimine bir Osmaniyeli olarak teşekkür borçluyuz.</p>

<p>Çünkü onlar vazgeçmedikçe, biz de bu şehirden umudu kesmeyeceğiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 22:03:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yemekli Toplantı Varsa, “Gazeteci” Çoktur!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yemekli-toplanti-varsa-gazeteci-coktur-594</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yemekli-toplanti-varsa-gazeteci-coktur-594</guid>
                <description><![CDATA[Yemekli Toplantı Varsa, “Gazeteci” Çoktur!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden gazeteci denilince; hakikatin peşinden koşan, milletin derdiyle dertlenen, gücünü halktan alan adamlar akla gelirdi. Şimdi?<br />
Şimdi makam masasına oturmuş, “Oğlumu işe aldılar” diye kalemini mürekkebe değil, yalakalığa batıranlar akla geliyor.</p>

<p>Yav kardeşim… Oğlunu işe almışlar diye, yıllardır tanıdığın, omuz omuza çalıştığın gazeteci arkadaşının yazdığı yazıyla ne alakası varsa, çıkıp “benim nemalandığım kişilere ayıp ediliyor” diye sosyal medyada arkadaşlarına saldırıyorsun.<br />
Bir de utanmadan altına not düşüyorsun sanki: “Yazı benimle ilgili değil ama cevap verme ihtiyacı hissettim.”<br />
Niye hissettin? Vicdan mı sızladı yoksa çıkarın mı?</p>

<p>Bu meslekte dik duran, kalemini satmayan, halk için yazan gazeteciler var. Ama onlara ne sandalye var, ne mikrofon.<br />
Ama bir de şunlar var…<br />
Gazete çıkarmayan, internet sitesi olmayan, haber nedir bilmeyen ama ne hikmetse “en büyük gazeteci” olan adamlar.<br />
Ne zaman ortaya çıkıyorlar dersin?<br />
Yemekli bir toplantı varsa…<br />
Fotoğraf çekilecekse…<br />
Bir müdürle poz verilecekse…<br />
Hemen oradalar!<br />
Köşe yazısı mı? Yok!<br />
Haber takibi mi? O da yok!<br />
Saha çalışması mı? O da eksik!</p>

<p>Ama sosyal medyada her gün protokol fotoğrafları…<br />
Altına da not düşüyorlar:<br />
“Teşekkür ederim başkanım, ayaklarınıza sağlık müdürüm, var olun!”</p>

<p>Şunu açık açık söyleyeyim…<br />
Ben böylelerinin 24 Temmuz Gazeteciler Günü’nü kutlamıyorum!<br />
Kut-la-mı-yo-rum!<br />
Çünkü onlar gazeteci değil, fırsatçıdır.<br />
Onlar halkın değil, makamların sesi olmayı seçmişlerdir.</p>

<p>Bir daire müdüründen üç satır övgü alınca “beni gördüler” diye sevinen adam, bu mesleği temsil edemez.</p>

<p>Gazetecilik dediğin şey; İnce eleyip sık dokumaktır.<br />
Milletin zamla, zulümle, haksızlıkla olan derdini gün yüzüne çıkarmaktır.<br />
Ama bu arkadaşların gündeminde başka şeyler var:<br />
Fotoğraf nerede çekilecek?<br />
Kim hangi masaya oturacak?<br />
Yemekte ne var?</p>

<p>Yahu senin haber sitene bakıyorum.<br />
3-5 ayda bir güncellenmiş.<br />
O da bir basın bülteni…<br />
Kopyala-yapıştır!<br />
Ama kartvizit cebinde: “BASIN” yazıyor!<br />
Bir yere girerken “Biz basınız kardeşim” diye artistlik yapıyor.</p>

<p>E hadi git o zaman, bir çukura düşmüş vatandaşın derdini haber yap da görelim.<br />
Git, elektriği, suyu kesilen yaşlı kadının gözyaşını haber yap da görelim.<br />
Yapamazsın…<br />
Çünkü senin kalemin, adaleti değil, avantayı yazar.</p>

<p>O yüzden ben bu adamlara gazeteci demiyorum.<br />
Ve onların olduğu hiçbir toplantıya gitmiyorum.<br />
Çünkü halkı için değil, kendi çıkarı için yaşayan, bu mesleğin yüz karası olan adamlarla aynı karede ve masada olmam.<br />
Gerçek gazetecilik onurla yapılır, menfaatle değil!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 Aug 2025 21:38:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Oy Pazarlığı!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-oy-pazarligi-593</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-oy-pazarligi-593</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Oy Pazarlığı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir memleket düşünün…</p>

<p>İçinde hâlâ “değer” diye bir şey kalmışsa, o memleket hâlâ kurtarılabilir.<br />
Ama bir memlekette oy parayla satılıyorsa, o memlekette sadece seçmen değil, vicdan da yok pahasına el değiştiriyor demektir.</p>

<p>Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet…<br />
Geçtiğimiz hafta sonu sosyal medya hesabından bir yazı paylaştı.<br />
Ve paylaştığı o yazı, kentte fısıltı gazetesiyle yayılan bir gerçeği resmen afişe etti.</p>

<p>Ne diyor başkan?<br />
Seçim öncesi bir “sözde kanaat önderi” kendisini evine davet ediyor.<br />
Ev dediğin yer, bir tür siyasi pazar yeri gibi…<br />
Odasından biri çıkıyor, diğerinden biri giriyor.<br />
Hava garip, ortam tuhaf.<br />
Sonra öğreniyor ki; o evde yalnız değilmiş…<br />
Rakip aday da içerideymiş.<br />
Ve kendi konuşmalarını, bu sözde kanaat önderi rakip adaya dinletmiş.<br />
Yetmemiş, bir de demiş ki:</p>

<p><strong>“8 bin oyum var, birkaç milyon lira verirsen bunlar senin olur.”</strong></p>

<p>Kusura bakmayın, bu artık sadece siyasi bir hadise değildir.<br />
Bu resmen <strong>ahlaki bir çöküştür.</strong><br />
Bu, şehrin orta yerinde namusun, iradenin, demokrasi denilen kutsal hakkın pazarlandığı bir rezilliktir.</p>

<p>Sayın Başkan, bu yazıyı yazarken aslında bir <strong>suç duyurusunda</strong> bulunmuştur.<br />
<strong>Osmaniye Cumhuriyet Savcılığı</strong>, bu iddiayla derhal ilgilenmelidir.<br />
Çünkü bu, “Söz uçar yazı kalır” meselesi değil…<br />
Bu yazının altındaki her cümle, birer delildir.<br />
Kimdir bu adam?<br />
Kime oy vaat etmiştir?<br />
Kimin konuşmalarını kime dinletmiştir?</p>

<p>Eğer bu iddialar doğruysa, bu olay sadece seçime değil, toplumun bütün ahlaki yapısına sabotajdır!</p>

<p>Bugün 8 bin oy için milyon lira isteyen,<br />
Yarın 20 bin oy için belediyenin arsasını ister.<br />
Öbür gün başka ihale ister.<br />
O da olmazsa, çocuğuna belediyede müdürlük ister.</p>

<p>Bu işler böyle başlar…<br />
Sonra “kim kimin adamı” diye konuşur dururuz.<br />
Aslında her şey o gün başlamıştır.<br />
Bir adam çıkıp 8 bin kişinin hür iradesini cebine koymaya çalışmıştır.</p>

<p>Sözüm ona “kanaat önderi”…<br />
Kanaat dedikleri şey, artık altınla ölçülüyor demek.<br />
Kanaat satılık, irade kiralık, vicdan ipotekli.<br />
Ve sonra memlekette niye liyakat yok, neden iş ehline verilmiyor diye ağlıyoruz.</p>

<p>Çünkü oylar; hizmete, dürüstlüğe, ehliyete değil…<br />
Kasaya, paraya, ihaleye veriliyor.</p>

<p>Başkan Çenet diyor ki:<br />
<strong>“Parayla oy isteyen anlayışı asla kabul etmedik.<br />
Siyaseti inanç, değer ve ilke temelli yapmaya çalıştık.”</strong></p>

<p>Allah kendisinden razı olsun.<br />
Bu cümleyi her siyasetçinin değil, her vatandaşın da ezberlemesi gerekir.<br />
Çünkü biz bu ülkede oy denen şeyi hâlâ kutsal zannediyoruz.<br />
Bir memleketin kaderini belirleyen o pusula, bazıları için sadece bozdurulacak kağıttan ibaret.<br />
Ama bizim bildiğimiz, bizim inandığımız; <strong>oy namustur.</strong><br />
Satılamaz.<br />
Kiralanamaz.<br />
Bir başkasına peşkeş çekilemez.</p>

<p>Bu olayın ardından sosyal medyada kıyamet koptu.<br />
Herkes aynı sorunun peşinde: <strong>Kim bu adam?</strong><br />
Kim bu sözde kanaat önderi?<br />
Kim bu 8 bin oya milyonluk etiket koyan tüccar zihniyet?</p>

<p>Adı henüz bilinmiyor.<br />
Ama herkesin aklında aynı şüphe, aynı öfke, aynı iğrenç tat kalmış durumda.<br />
Zehirlenmiş gibi hissediyor bu şehir.<br />
Çünkü “demokrasi pazarda” satılıyorsa, milletin oyu çarşıda gezdiriliyorsa…<br />
Biz neye güveneceğiz?</p>

<p>Biliyoruz, bu kişiler çoktur.<br />
Güç kimdeyse onun yanında saf tutar.<br />
İlk turda A partisiyle oturur, ikinci turda B partisine mesaj yollar.<br />
Böylelerinin cebi doludur ama yüreği boştur.<br />
Dili tatlıdır ama niyeti acıdır.<br />
Ve sonunda memleketi de, demokrasiyi de, halkı da bir torbaya koyup pazara çıkarır.</p>

<p>Ey Osmaniye halkı!<br />
Bu yaşananları unutmayın.<br />
Bu şehir, sizin.<br />
Bu oy, sizin.<br />
Bu namus, sizin.</p>

<p>Kimse sizin adınıza pazarlık yapamaz!<br />
Kimse size rağmen, sizin sesinizi başkasına dinletemez!<br />
Ve hiç kimse, 8 bin oyu kaç liradan satacağını hesaplayamaz!</p>

<p>Unutmayın…<br />
Biz bir oyla, bir ülkeyi değiştirmiş bir milletiz!<br />
Ve yine bir oyla, bu zihniyetleri tarihe gömmek boynumuzun borcudur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Jul 2025 16:44:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkanlık IBAN Değildir Sayın Kobaner</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/baskanlik-iban-degildir-sayin-kobaner-592</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/baskanlik-iban-degildir-sayin-kobaner-592</guid>
                <description><![CDATA[Başkanlık IBAN Değildir Sayın Kobaner]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dile kolay... Osmaniyespor’un başkanlık koltuğu, bugüne kadar nice ismi ağırladı.<br />
Kimi hayal sattı, kimi hayal kırdı…<br />
Ama her dönemin ortak noktası, değişmeyen tek gerçeği oldu:<br />
IBAN.</p>

<p>Yıllardır bu şehirde bir gelenek var...<br />
Başkan değişir, yönetim değişir, slogan değişir…<br />
Ama taraftardan para isteme huyu bir türlü değişmez.</p>

<p>Sayın Mahmut Altay Kobaner,<br />
Hatırlıyor musunuz?<br />
Daha çok değil, birkaç hafta önce, o heyecanlı açıklamalarınızı…<br />
“Borçları üstleniyorum” dediniz,<br />
“Kaynak hazır” dediniz,<br />
“Bu şehre gönül borcum var” dediniz…<br />
E peki ne oldu?<br />
Şimdi neden "destek kampanyası" diyorsunuz?</p>

<p>Sayın Başkan, biz bu filmi daha önce çok izledik.<br />
Her gelen, "Osmaniyespor benim sevdam" dedi.<br />
Her giden, arkasında sadece borç bıraktı.<br />
Şimdi siz geldiniz…<br />
Ve maalesef senaryo yine aynı.</p>

<p>Oysa bu koltuk bir sorumluluk koltuğu.<br />
Reklam panosu değil.<br />
Bu şehirden, bu takımdan bir şey almaya değil,<br />
bu şehre, bu takıma bir şey vermeye gelinir bu makama.</p>

<p>Yönetici demek, çözüm üreten demek.<br />
Yönetici demek, taşı değil, dağı kaldırmaya niyetli insan demek.<br />
Yönetici demek, halkın değil, kendi cebinden verebilendir.</p>

<p>Sayın Başkan, bu şehirde insanlar<br />
çocuklarının kumbarasındaki parayla forma alıyor.<br />
Sizden “vizyon” beklerken,<br />
IBAN numarasıyla karşılaşıyor.</p>

<p>Oysa yapmanız gereken belli…<br />
Gerçekten bu kulübü seven, taşın altına elini değil, yüreğini koyacak<br />
iş insanlarıyla bir araya gelmek.<br />
Oturup bir masa etrafında, “Nasıl ayağa kaldırırız bu kulübü?” diye konuşmak.<br />
Halktan para istemek kolay,<br />
zor olan bu kulübü kalıcı çözümlerle düzlüğe çıkarmak.</p>

<p>Osmaniyespor, sadece bir futbol kulübü değil.<br />
Bu şehirde doğan her çocuğun, her gencin hayali.<br />
Tabelada yazan isimden çok daha fazlası…</p>

<p>Unutmayın Sayın Başkan,<br />
Bu halk çok şey görüp geçirdi.<br />
Artık sadece söz değil, icraat istiyor.<br />
Ve en önemlisi, şeffaflık istiyor.<br />
<br />
Bakın, açıkça soruyorum:</p>

<p>Gerçekten Osmaniyespor’u sevdiğiniz için mi bu işe soyundunuz?<br />
Yoksa Osmaniyespor’un “Başkanı” sıfatıyla siyasi kulislerde boy göstermek için mi?<br />
Çünkü “vizyon” dediniz, “söz” verdiniz, “ben hallederim” dediniz…<br />
Ama şimdi “Siz yardım edin” diyorsunuz.</p>

<p>Eğer gerçekten Osmaniyespor için geldinizse,<br />
önce kendi sözünüzün arkasında durun.<br />
Sonra da bu şehrin güvenini kazanın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 15:35:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşini Dürüst Yapana “Sen Kimin Adamısın?”</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/isini-durust-yapana-sen-kimin-adamisin-591</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/isini-durust-yapana-sen-kimin-adamisin-591</guid>
                <description><![CDATA[İşini Dürüst Yapana “Sen Kimin Adamısın?”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Burası Osmaniye…</p>

<p>Türkiye’nin 80. ili.</p>

<p>Küçük ama sıcak, mütevazı ama samimi bir şehir.</p>

<p>Ve ben bu şehirde tam 22 yıldır gazetecilik yapıyorum.</p>

<p>Yirmi iki koca yıl...</p>

<p>Ama dönüp bir bakıyorum da… değişen hiçbir şey yok.</p>

<p>Yani değişti de... sadece <strong>beton değişti.</strong><br />
Binalar çoğaldı, katlar yükseldi, tabelalar arttı. Ama sokaklar aynı, sorunlar aynı, zihniyet aynı.</p>

<p>Bir bakıyorsun…<br />
Sular kesilmiş.<br />
Bir daha bakıyorsun…<br />
Elektrikler gitmiş.</p>

<p>Bu şehrin en istikrarlı alışkanlığı: <strong>"Kesinti."</strong></p>

<p>Hatta öyle bir alışkanlık ki, artık kimse nedenini bile sormuyor.<br />
Çünkü cevabı belli: “Arıza var…”</p>

<p>Ama asıl arıza nerede biliyor musunuz?</p>

<p><strong>Bu düzeni normalleştiren insanlarda.</strong></p>

<p>Siyasetçiler…<br />
Onlar zaten klasik.</p>

<p>Seçim yaklaşınca gelirler, “kardeşim” derler.<br />
Yarış biter, bir daha dönüp yüzünüze bile bakmazlar.</p>

<p>Sanki siz onların oy deposusunuz.<br />
İki selfie, bir broşür, bir de çay içtikten sonra, üzerinize düşeni yapmışsınızdır(!)<br />
Siz onlara oy vermekle görevli vatandaşsınızdır.</p>

<p>Gerisi?</p>

<p>Gerisi Allah’a emanet.</p>

<p>22 yıldır gazeteciyim dedim ya…</p>

<p>Yaptığım tek şey, gördüğüm yanlışı söylemek.</p>

<p>Ama bu şehirde doğruları söyleyince bir bakıyorlar size:<br />
<strong>“Sen kimin adamısın?”</strong></p>

<p>Bakın bu lafı duyduğunuzda anlayın ki, doğru bir yere dokunmuşsunuz.</p>

<p>Çünkü bu topraklarda işini düzgün yapanlara, "helal olsun" diyen azdır.<br />
Ama yalanı balla söyleyen, eğilip bükülen, iki alkış uğruna eğilen tipler hep baş tacıdır.</p>

<p>Yalaka olan yüceltilir.</p>

<p>Onurlu olan yalnız bırakılır.</p>

<p>Birilerini uyarmaya kalkarsınız,<br />
Yanlışı dile getirirsiniz…</p>

<p>Hemen başlar tehditler, gözdağları, arka kapı fısıltıları.</p>

<p>Oysa biz halk için yazıyoruz.</p>

<p>Bu şehirde doğrunun peşinden koşmak suç olmuş.</p>

<p>Haklının yanında olmak, yalnız kalma sebebi sayılıyor.</p>

<p>Ve en acısı ne biliyor musunuz?</p>

<p>Sokakta yanımıza gelip “Helal olsun size” diyenler…<br />
Sosyal medyada bize saldırıldığında sessiz kalıyorlar.</p>

<p>Sırf başı derde girmesin diye “mış” gibi yapıyorlar.</p>

<p>Ama sonra çıkıp başka konularda ahkâm kesiyorlar.</p>

<p>Her şey hakkında fikri olanlar,<br />
Haksızlık karşısında sus pus oluyor.</p>

<p>Ama laf aramızda…</p>

<p>Siz iyilerin yanında değilseniz,<br />
Yarın bir gün kimse sizin yanınızda olmayacak.</p>

<p>Bu kadar net.</p>

<p>Halkın bahanesi hazır:<br />
“Yorum yapamıyoruz ki…”<br />
“Yav zaten düzelmez ki…”<br />
“Boşver, senin başına iş açmasın...”</p>

<p>Ama başka yerde gürlüyorsunuz.<br />
Ekonomi konuşuyorsunuz, siyaset biliyorsunuz, dış politika yorumluyorsunuz.</p>

<p>Ama konu kendi mahallene gelince suspus.</p>

<p>Niye?</p>

<p>Çünkü doğruyu savunmak risklidir.<br />
Ve siz konforunuzdan vazgeçmek istemiyorsunuz.</p>

<p>Bana sık sık soruyorlar:<br />
“Abi yalnız kalmıyor musun?”</p>

<p>Kalmıyor muyum?</p>

<p>Kalıyorum.<br />
Hem de çok.</p>

<p>Ama bilin ki, <strong>yalaka</strong> desinler diye <strong>onurlu duruştan vazgeçmem.</strong></p>

<p>Varsın çevremde kimse kalmasın…</p>

<p>Ama <strong>kendim kalayım.</strong></p>

<p>Çünkü ben öyle insanlar tanıdım ki,<br />
Yalakalıkta diplomaları olsa profesör olurlar.</p>

<p>Ama ben onların yanında bir saat duramam.</p>

<p>Çünkü karakterim, şahsiyetim, ismim var benim.</p>

<p>Yıllar geçiyor…</p>

<p>Osmaniye’de bazı şeyler değişiyor belki ama esas değişmesi gereken şey hâlâ yerinde sayıyor:</p>

<p><strong>Vicdan.</strong></p>

<p><strong>Adalet.</strong></p>

<p><strong>Dürüstlük.</strong></p>

<p>Hâlâ bu şehirde işini düzgün yapanlar ya kıskanılıyor, ya hedef gösteriliyor.</p>

<p>Ama görmemek olmaz.</p>

<p>Osmaniye'de güzellik katmak isteyen insanlar da var.<br />
İyi niyetli projeler yapanlar, halk için emek harcayanlar...</p>

<p>Ama biz ne yazık ki hep sesini çıkarana değil, <strong>kimden geldiğine</strong> bakıyoruz.</p>

<p>İsim seviyoruz bu şehirde.</p>

<p>İçeriğe değil, etikete bakıyoruz.</p>

<p>Ve böyle olduğu sürece...<br />
Beton büyür, insan küçülür bu şehirde.</p>

<p>Bu şehirde hâlâ haklının yanında duran varsa…<br />
Saygım sonsuz.</p>

<p>Ama hâlâ güçlünün yanında diz çöken varsa…</p>

<p>Biliniz ki, onlar zaten çoktan dizlerinin üstünde yaşamayı seçmişlerdir.</p>

<p>Burası Osmaniye.</p>

<ol start="80">
	<li>şehir.</li>
</ol>

<p>Ama haysiyetin başkenti olabilecek kadar da <strong>umut dolu</strong> bir şehir.</p>

<p>Yeter ki o umuda sahip çıkalım.</p>

<p>Yeter ki <strong>doğrulara küsmeyelim.</strong></p>

<p>Çünkü bu şehir, bizim aynadaki yansımamız.</p>

<p>Ya göründüğümüz gibi olacağız...</p>

<p>Ya da olduğumuz gibi görünmeyi öğreneceğiz.</p>

<p>Ve unutmayın:</p>

<p><strong>Kötülerin yanında olanlar da kötüdür.<br />
İyilerin yanında duranlar, zaten iyidir.</strong></p>

<p>Gerisi detay.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Jul 2025 21:22:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güzel Başladınız, Lütfen Öyle Gitsin</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/guzel-basladiniz-lutfen-oyle-gitsin-590</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/guzel-basladiniz-lutfen-oyle-gitsin-590</guid>
                <description><![CDATA[Güzel Başladınız, Lütfen Öyle Gitsin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de bir sabah uyanıyorsunuz…</p>

<p>Sokaklara otobüs gelmiş.</p>

<p>Yıllardır dolmuşların, keyfine göre dur-kalk yaptığı, şoförlerin “Kardeşim gideceksen arkaya geç” diye bağırdığı o şehirde, artık belediyeye ait bir otobüs var.</p>

<p>Evet, yanlış duymadınız… <strong>Belediye otobüsü.</strong></p>

<p>Şimdi burada durup bir alkış lazım.</p>

<p>Gerçekten…</p>

<p>Bu şehirde yıllardır yap-bozla yönetilen belediyecilik anlayışından sonra birilerinin kalkıp da “Kardeşim bu şehre toplu taşıma lazım” demesi, büyük bir cesaret.</p>

<p>Ama burada ironi şu: Türkiye'nin birçok kentinde 20 yıl önce başlamış bir uygulama, bizde yeni başladı diye sevinmek zorunda kalıyoruz.</p>

<p>Yani şu hale bakın...</p>

<p>Bir belediye otobüsüne sevinir hale geldik!</p>

<p>Yine de kötü mü? Hayır. Güzel şeyler bunlar. Gecikmiş ama doğru adımlar.</p>

<p>Ve en azından…</p>

<p>Test sürüşüne bizzat başkan katılmış.</p>

<p>Yanında neredeyse tüm başkan yardımcılarıyla birlikte TEMSA tesislerine gitmişler, direksiyona geçip denemişler. Dron çekimleriyle desteklenen harika tanıtım videoları çekilmiş.</p>

<p>İzleyince gerçekten gururlandım.</p>

<p>Ama…</p>

<p>İşte bir ama var.</p>

<p>Otobüsün üstünde kocaman bir yazı:</p>

<p><strong>"OSMANİYE İLİ BELEDİYESİ"</strong></p>

<p>Sizce bu oldu mu?</p>

<p>Yani soruyorum:</p>

<p>Kim yazdı bu metni? Kim seçti bu fontu?</p>

<p>Ve o yazıyı yazan kişi ya da o yazıyı onaylayanlar, gerçekten “Bu tasarım çok şık oldu” mu dediler?</p>

<p>Burası Osmaniye Belediyesi...</p>

<p>Sanki biz de bilmiyoruz Osmaniye’nin bir il olduğunu, durduk yere “İli” eklenmiş. Bürokrasi kokan, soğuk, ruhsuz bir ifade. Osmaniye Belediyesi yazsaydınız, yetmez miydi?</p>

<p>“Ben yaptım, oldu” anlayışının kâğıttan çıkmış hali o yazı.</p>

<p>Font desen… Ah o font...</p>

<p>Hiç estetik yok. Kurumsallık yok. Şehrin ruhunu yansıtan en küçük bir detay yok.</p>

<p>Oysa otobüs bir vitrin. Şehrin sokaklarında dolaşan bir kimliktir o.</p>

<p>Şehir kendini anlatır otobüsüyle.</p>

<p>Ama biz yazıyla anlatamamışız...</p>

<p>Yine de otobüs iyi bir adım. Üzerinde Rahime Hatun görseli var mesela.</p>

<p>İşte o olmuş.</p>

<p>Osmaniye’nin tarihini yaşatan, kültürünü taşıyan bir sembol. Doğru bir tercih.</p>

<p>İşte o resim, bir vizyonu anlatıyor. O resimle diyor ki: “Bu şehir, geçmişini unutmuyor.”</p>

<p>Güzel. Duygulandık.</p>

<p>Ama şimdi soruyorum…</p>

<p><strong>Tuvalet?</strong></p>

<p>Yani bu şehirde bir belediye otobüsümüz var artık, tamam. Ama hâlâ merkezi çarşıda halka açık bir tuvaletimiz yok.</p>

<p>Şaka gibi ama gerçek.</p>

<p>Bu şehirde yaşlı biri çarşıda iki saat geçirse, ihtiyacını giderecek bir yer bulamaz. Ya bir cami arayacak, ya bir kafeye oturacak. Ya da yutkunup eve dönmeye çalışacak.</p>

<p>Bir şehirde tuvalet olmaması, medeniyetin eksikliğidir.</p>

<p>Tabelaları asmakla şehir olunmaz. Sokaklarında rahat dolaşılamayan, ihtiyaç karşılanamayan bir şehir, vitrin gibi durur ama içi boştur.</p>

<p>Belediye tuvalet yapmalı Başkanım. Basit bir mesele değil bu.</p>

<p>Otobüs kadar mühim. Belki daha da mühim.</p>

<p>Yine dönelim güzelliklere…</p>

<p>Karaçay Şelalesi’ne yapılan yürüyüş yolu, gerçekten harika bir iş olmuş.</p>

<p>Doğayı halkla buluşturmak, nefes alınacak alanlar yol yaratmak çok kıymetli. Böyle projeler şehre değer katar. Vatandaş huzur bulur. Dışarıdan gelenler etkilenir.</p>

<p>Ama bir de not düşelim:</p>

<p><strong>Bu işler sadece yapmakla bitmez.</strong></p>

<p>Bakımı, temizliği, güvenliği, sürdürülebilirliğiyle bir bütün olur.</p>

<p>Yaptığınız her güzel şeyi, güzel koruyarak taçlandırabilirsiniz.</p>

<p>Yapılan kadar, korunan da önemlidir.</p>

<p>Şimdi gelelim o meşhur kaldırımlara…</p>

<p>Yer: Metin Tamer Bulvarı önü.</p>

<p>Kaldırım desen var ama yürümek için değil sanki dekoratif olarak döşenmiş.</p>

<p>Dar mı dar.</p>

<p>Taş mı? Hiç güzel değil, Görsel olarak da kötü. işçilik?</p>

<p>Sıfır.</p>

<p>Taşlar dizilmiş ama altına ne döşenmiş belli değil. Sabitleme sıfır, denge yok.</p>

<p>Yarın bir yağmurda çöker, ertesi gün taşlar sökülür, bir sonraki hafta üstüne tekrar taş dizilir…</p>

<p>Bu böyle gitmez.</p>

<p>Ve burada asıl sorun taş değil, taş döşeyen firma değil.</p>

<p><strong>Asıl sorun kontrol etmeyen sistem.</strong></p>

<p>İhale yapıp “Yapıldı” demekle iş bitmiyor. İşin kalitesini takip etmezseniz, üç ay sonra aynı işi tekrar yaptırmak zorunda kalırsınız.</p>

<p>Hem belediyenin parası gider, hem vatandaşın morali.</p>

<p>Ve sonra “Biz neden gelişemiyoruz” diye kendi kendimize sorarız.</p>

<p>Sayın Başkan…</p>

<p>Siz güzel şeyler yapmaya başlamışsınız. Bunun farkındayız.</p>

<p>Gözümüz görüyor.</p>

<p>Kulağımız duyuyor.</p>

<p>Yüreğimiz takdir ediyor.</p>

<p>Ama yetmez.</p>

<p>Yaptığınız her güzel adımı, estetikle, akılla, ortak görüşle ve sağlam denetimle birleştirirseniz, işte o zaman bu şehir gerçekten değişir.</p>

<p>Bir şehir sadece projeyle büyümez.</p>

<p>Bir şehir; detayla büyür, fontla büyür, otobüsle değil anlayışla büyür.</p>

<p>Biz bu şehirde değişimi görmek istiyoruz.</p>

<p>Ama sadece betonda değil, zihniyette istiyoruz.</p>

<p>Yolun başındasınız.</p>

<p>Otobüs bir başlangıç olabilir.</p>

<p>Tuvalet bir detay gibi durabilir.</p>

<p>Kaldırım taşları gözden kaçabilir.</p>

<p>Ama biz Osmaniye halkı olarak her şeyi not alıyoruz.</p>

<p>Kim bu şehre güzellik katarsa...</p>

<p>Biz de onu güzellikle anlarız.</p>

<p>Teşekkür ederiz Başkanım.</p>

<p>Ama biraz daha özen lütfen.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 16:38:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Başkan Adayı Önce Kasaya Baksın</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yeni-baskan-adayi-once-kasaya-baksin-589</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yeni-baskan-adayi-once-kasaya-baksin-589</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Başkan Adayı Önce Kasaya Baksın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniyespor FK’da geçtiğimiz günlerde yaşanan gelişmeler, sadece bir istifa değil, aynı zamanda arkasında koskoca bir soru işaretini de bıraktı.</p>

<p>Kulüp Başkanı Bülent Çenet, dört yıl boyunca yönettiği takımdan sessiz sedasız ayrıldı. İstifa etti, sosyal medyada birkaç satır yazıldı, bir iki tebessüm fotoğrafı paylaşıldı… Hepsi bu. Ama hesap? O yok! Sanki Osmaniyespor kendi kendini yönetmiş gibi, sanki dört yıl boyunca tek bir kuruş harcanmamış gibi.</p>

<p>Bakın sevgili dostlar…<br />
Burası Osmaniyespor!<br />
Halkın takımı…<br />
Şehrin onuru…<br />
Taraftarın yüreğindeki sarı-yeşil sevdası!<br />
Bu kulüp, insanların çocuklarına forma aldığı, bayrak taktığı, yağmur çamur demeden tribüne koştuğu bir arma.</p>

<p>Peki sizce bu kulüp başıboş mu?<br />
İsteyen gelir, isteyen gider mi?</p>

<p>Sayın Bülent Çenet...<br />
Güzel kardeşim…<br />
Sen dört yıl boyunca bu kulübün başında bulundun.<br />
İyi niyetliydin, buna inanmak istiyoruz.<br />
Ama niyet yetmez!<br />
Hesap da gerekir.</p>

<h3><strong>Şimdi soruyorum...</strong></h3>

<p>* İddia gelirlerinden Osmaniyespor’a ne kadar para aktı?</p>

<p>* Kaç sponsordan ne kadar destek alındı?</p>

<p>* Toplam futbolcu maaşları ne kadardı?</p>

<p>* Kamplara, deplasmanlara, yemeklere ne kadar para harcandı?</p>

<p>* Yol giderleri? Forma, top, ulaşım, tesis bakımı?</p>

<p>Bu kalem kalem hesaplar nerede?</p>

<p>Bakın, bir esnaf dükkan kapatsa vergi dairesine, muhasebecisine hesap verir.<br />
Bir apartman yöneticisi istifa etse, gelir gider defterini yeni yöneticiye devreder.<br />
Siz koca bir futbol kulübünü yönettiniz, üstelik kamuoyu desteğiyle, halkın gözleri önünde…</p>

<p>Ama şimdi sessizlik hâkim.<br />
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi…</p>

<p>Şimdi yeni bir isim çıktı ortaya…<br />
Mahmut Kobaner.<br />
İş insanı. Başkanlığa talip.<br />
Umarız iyi niyetli, umarız şeffaflıkla gelir.<br />
Ama bizden naçizane bir tavsiye:</p>

<p>Sayın Kobaner, önce kulübün kasasına bakın.<br />
Gerçekten kasada ne var, onu öğrenin.<br />
Borç yükü ne kadar, açıklansın.<br />
Alacaklı var mı, kaç kişi kapıya dayanmış?</p>

<p>Ve eğer bu göreve gelirseniz…<br />
O zaman siz, Bülent Çenet’in yapmadığını yapın.<br />
Bir A4 kâğıda, büyük puntolarla yazın:<br />
“Bu kulübün her kuruşu halkındır.”<br />
Ve ardından gelir-gider tablosunu kamuoyuna açıklayın.<br />
Sosyal medyada, kulübün sitesinde, basın toplantısında…</p>

<p>Çünkü şeffaflık, bir yöneticinin ilk namusudur.<br />
Ve unutmayın: Şeffaf olmayan her yönetim, şüpheyle anılır.</p>

<p>Biz bu şehirde yıllardır aynı filmi izliyoruz.<br />
Her yeni başkan umutlarla gelir, ardından sessizce gider.<br />
Geriye ne kalır biliyor musunuz?<br />
Halkın soruları…</p>

<p>Ve cevapsız kalmış bir yığın hesap.</p>

<p>Sevgili Osmaniyespor taraftarları…<br />
Bugün bu soruları sormazsak, yarın daha büyük şaibelerin altında eziliriz.<br />
Bugün hesap sorulmazsa, yarın çocuklarımızın formasına göz dikilir.<br />
Bugün susarsak, yarın bu kulüp tabela kulübü olur.</p>

<p>Bülent Çenet gitti ama defter kapanmadı.<br />
Ve kapanmamalı da!<br />
Çünkü bu şehir, bu takım, bu arma; sahipsiz değil!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Jul 2025 22:05:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniyespor’un Hesabı Sorulmalı</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyesporun-hesabi-sorulmali-588</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyesporun-hesabi-sorulmali-588</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniyespor’un Hesabı Sorulmalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniyespor Futbol Kulübü Başkanı Bülent Çenet, 4 yılın ardından başkanlık görevini bırakmış. Resmi bir açıklama yapmış. “Şehrimi en iyi şekilde temsil ettim, artık görevde değilim” demiş.</p>

<p>Güle güle diyelim. Ama yetmez.</p>

<p>Bülent Bey görevden ayrıldı da, görevden gerçekten gitti mi?</p>

<p>Yani, dört yıl boyunca yönettiği bir kulübün başında, hiçbir mali tablo bırakmadan, elini kolunu sallayarak gidemez kimse.&nbsp;</p>

<p>Burası bir spor kulübü. Burası halkın takımı. Taraftarın takımı. Her sabah çay ocağında kahve içilirken, esnafın gönlünde, gençlerin rüyasında, çocukların formasında yaşar Osmaniyespor.</p>

<p>Ama birileri çıkıyor, kendi çiftliğiymiş gibi davranıyor. Geleni gideni belli değil. Paranın ne kadarı geldi, ne kadarı gitti bilinmiyor. İddia gelirleri nerede? Sponsorlardan alınan destekler ne oldu? Futbolculara verilen maaş, yemek parası, yol parası? Liste nerede?</p>

<p>Yok.</p>

<p>Hadi mali rapor vermeyi geçtim, bari bir "öz eleştiri" yap be kardeşim.</p>

<p>Bir bak kendine. Bu kulüp senin döneminde 2. Lig hedefiyle mi anıldı? Yoksa deplasmanlara son dakika kadro çıkaramayan, kamp yapacak tesis bulamayan bir takım olarak mı?</p>

<p>Şimdi soruyorum size...</p>

<p>Osmaniyespor’un Bülent Çenet’le geçen yılları neye yaradı?</p>

<p>Yokluk vardı, belirsizlik vardı. Stadı yıkılmış bir şehirde, yöneticisiz, teknik direktörsüz, kalacak yeri bile belli olmayan bir takıma dönüştü bu kulüp. Taraftarın coşkusu yerle bir oldu. Gençlerin hayalleri karardı.</p>

<p>Ve şimdi bu hikâyeyi, bir veda cümlesiyle kapatıyorlar. Ne güzel değil mi?</p>

<p>Ben zamanında çok&nbsp;eleştirdim istifa etmesi gerektiğini yazdım Bülent Çenet'in</p>

<p>Yazdım, yazmaya devam ediyorum.</p>

<p>Ama ne oldu? Hemen bir savunma hattı kuruldu. "Bu yazıları birileri buna yazdırıyor" dediler. “Vali beye şikayet edelim” dediler. Dedikodular, iftiralar, gazeteci kıskançlıkları. Hatta bazı “basın mensubu” arkadaşlar da buna ortak oldu.</p>

<p>Güler misin, ağlar mısın?</p>

<p>Benim kalemimi kimse oynatamaz.</p>

<p>Ben gördüğümü yazarım. Duyduğumu yazarım. Kulaktan dolma değil, sahadan gelen haberleri yazarım. Kendi gözümle gördüğüm olumsuzlukları, çürümeyi, kokuşmuşluğu, ciddiyetsizliği yazdım ve yazmayada devam ediyorum.</p>

<p>Ama bazıları, her devrin adamı olmaya alışmış. Rüzgâr nereye eserse oraya eğiliyorlar. Yazmam diyorlar, susturuyorlar. Biri oradan, biri şuradan nemalanıyor.</p>

<p>Osmaniyespor’un çöküşüne bile susuyorlar.</p>

<p>Bülent Çenet dönemi bir devirdir.</p>

<p>Ve bu devir, başarısızlıkla anılacaktır.</p>

<p>Kimse kusura bakmasın, ben taraf değilim. Osmaniyespor’un tarafındayım. Gençlerin, çocukların, tribünlerde şarkı söyleyenlerin tarafındayım.</p>

<p>Bu kulüp, birkaç kişinin yönettiği bir aile şirketi değil!</p>

<p>Bugün geldiğimiz noktada Osmaniyespor sahipsiz.</p>

<p>Ne stadı var, ne yönetimi. Ne hedefi var, ne vizyonu. Taraftarlar her sezon başında umutlanıyor, sonra Eylül gelmeden hayal kırıklığı başlıyor. Herkes suçu birbirine atıyor. Ama kimse aynaya bakmıyor.</p>

<p>Yahu siz hiç 6.500 kişilik bir stadı yıkılmış bir şehrin takımına bakıp da "burada mı futbol oynanır?" dediniz mi?</p>

<p>Yok. Sadece suskunluk.</p>

<p>Bülent Çenet şeffaf olsaydı bugün biz bu yazıyı yazmazdık. Ama ortada şeffaflık değil, sis var. Sis perdesi var.</p>

<p>Kardeşim, dört yıl kulüp yönettin. Bir Excel tablosu bile bırakmadan gidilir mi?</p>

<p>Zaten bugüne kadar Osmaniyespor'u yöneten kim varsa, arkasında enkaz bırakıp gitti. Bu gelenek olmamalı. Biri artık çıkıp bu kulübü şeffaf, planlı, vizyonlu bir anlayışla yönetmeli.</p>

<p>Bu şehir buna layık!</p>

<p>Yazının sonunda şunu açık açık ifade edeyim:</p>

<p>Ben dostluktan yazmam. Ben düşmanlıktan da yazmam. Ben gazetecilikten yazarım.</p>

<p>Kim güzel işler yaparsa, onuru da bizden olur. Kim yanlış yaparsa, eleştirisi de bizden gelir.</p>

<p>Çünkü kalem, halkın sesidir. Kalem, gerçeklerin terazisidir.</p>

<p>Bülent Çenet defteri kapandı. Ama Osmaniyespor’un sayfası açık.</p>

<p>Şimdi bu boşluğu kim dolduracak?</p>

<p>Gözümüz kulağımız orada.</p>

<p>Ama bu kez, gerçekten Osmaniyespor’u düşünen, şeffaflıkla yönetecek, futbolu bilen ve siyaset gömleğini kenara bırakacak bir isim gelsin.</p>

<p>Yoksa, bir dört yıl daha boşa gider.</p>

<p>Ve biz, bu yazının benzerini bir dört yıl sonra yine yazarız.</p>

<p>Ama biz usanmayız. Yazmaya devam ederiz.</p>

<p>Çünkü Osmaniyespor sahipsiz kalmasın diye varız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Jul 2025 21:32:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O Kaldırımlar Demek Ki Yapılabiliyormuş</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/o-kaldirimlar-demek-ki-yapilabiliyormus-587</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/o-kaldirimlar-demek-ki-yapilabiliyormus-587</guid>
                <description><![CDATA[O Kaldırımlar Demek Ki Yapılabiliyormuş]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaç gün önce köşe yazısı yazmıştım. Demiştim ki; “Bu kaldırımlar bu caddeye yakışıyor mu?”<br />
Kendimi yalnız hissettim o zaman. Kaldırım taşı konuşan bir adam gibi. Herkes alışmış, herkes kabullenmiş.<br />
Ama sonra bir gün…</p>

<p>Bir gün, Metin Tamer ve Park 328 AVM Caddesi’nde yürürken, avm’ye doğru uzanan yepyeni kaldırım taşlarını gördüm…<br />
Ve dedim ki kendi kendime:<br />
“Demek ki istenilince oluyormuş!”</p>

<p>O taşlar var ya…<br />
Sadece yere döşenmiş taş değiller.<br />
Onlar aynı zamanda bir zihniyet değişiminin de taşlarıydı.<br />
Düzgün dizilmişti, temizdi, estetikti…<br />
O caddenin hakkıydı, yakışmıştı.<br />
Ve belki de ilk kez, şehirle ilgili bir iş göze güzel görünüyordu.</p>

<p>Fakat ne yazık ki bu güzellik, sadece AVM çevresinde kalmış.<br />
Bir caddenin yarısıyla sınırlı kalmak, koca bir şehre haksızlık.<br />
O taşlar keşke Metin Tamer sitelerinin önüne de uzansaydı…<br />
Keşke Osmaniye'nin tüm ana caddelerine döşenseydi…<br />
Keşke bu şehir, her adımda değişimi hissedebilseydi.</p>

<p>Osmaniye büyükşehir değil belki ama neden büyükşehir hayalini yaşamasın?<br />
Bir şehir sadece nüfustan, tabeladan ibaret değildir.<br />
Görselliğiyle, estetiğiyle, altyapısıyla, insanına verdiği değerle büyük olur.</p>

<p>Ve bakın; küçük bir kaldırım dokunuşu bile nasıl umutlandırıyor bizi.<br />
O taşlar, sıradan bir kaldırım değil.<br />
Şehrin kendisine olan saygısının işareti.</p>

<p>Kim yaptıysa, emeği geçen her belediye çalışanına, mühendisine, işçisine ve tabii ki Sayın Belediye Başkanı İbrahim Çenet’e teşekkür ederiz.<br />
Çünkü doğruya doğru.<br />
Eleştiriyorsak da, alkışlamasını bilmek boynumuzun borcu.</p>

<p>Bizim ne bir koltuk derdimiz var, ne de bir rant beklentimiz.<br />
Bizim derdimiz Osmaniye.<br />
Bizim hayalimiz, insanların yürürken huzur bulduğu, çocuğunun bisiklet sürebildiği, yaşlının düşmeden yürüyebildiği bir Osmaniye.</p>

<p>Kaldırım deyip geçmeyin.<br />
Kaldırım, medeniyetin ilk basamağıdır.<br />
Kaldırımı düzgün olan şehirde düzen olur.<br />
Kaldırımı estetik olan şehirde ruh olur.<br />
Kaldırımı geniş olan şehirde engelli dostluğu olur.</p>

<p>Bakın Ticaret Odası önündeki kaldırım örneği gözümüzün önünde.<br />
Orası gibi geniş yapılsa, Metin Tamer’in önü de nefes alır.<br />
Sadece güzelleşmez, aynı zamanda genişler.<br />
Genişleyen sadece kaldırım olmaz, vizyon da genişler.</p>

<p><strong>Sayın Başkan,</strong><br />
<strong>O kaldırım taşlarını&nbsp;söktürün.</strong><br />
Yerine Ticaret Odası önündeki o güzel taşlardan döşettirin.<br />
Caddenin bir yarısı modern, düzenli kaldırım taşlarıyla göz kamaştırıyor; diğer yarısıysa sanki Taş Devri'nden kalmış gibi bakımsız ve çağ dışı.<br />
Metin Tamer halkı da, Park 328'e giden vatandaş da aynı şehrin insanı.<br />
Aynı değeri hak ediyorlar.</p>

<p>Ve şunu bilin ki,<br />
Biz sadece şikâyet eden değiliz.<br />
Güzel olanı görür, dile getiririz.<br />
Eksik olanı söyler, tamamlanmasını isteriz.<br />
Amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil.<br />
Şehrimiz gelişsin, insanlar mutlu olsun…<br />
Çocuklar yere düşmesin, tekerlekli sandalye kaldırımda takılmasın.<br />
Yaşlı amca bastonuna güvenerek yürüyebilsin.</p>

<p>İşte bütün derdimiz bu.</p>

<p>Bir şehri, büyükşehir yapan asfaltı değil, kaldırımıdır.<br />
Caddeyi cadde yapan arabalar değil, insanlar ve onların yürüyüşüdür.<br />
Ve o yürüyüşü konforlu hale getirmek, sadece bir inşaat işi değil…<br />
Bu, bir vizyon işidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 21:39:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de 21/f Skandalı</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-21f-skandali-586</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-21f-skandali-586</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de 21/f Skandalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye...<br />
Bir zamanlar Çukurova’nın bereketiyle övünen, şimdi ihaleleriyle öne çıkan mütevazı memleketimiz.</p>

<p>Burası Türkiye’nin kalbidir.<br />
MHP’nin kalesi, Devlet Bahçeli’nin memleketi.<br />
Ve bu memlekette, öyle bir ihale yapılır ki...<br />
Ne acil ne doğal afet var ortada ama “acilmiş gibi” gösterilir.<br />
Sonra da “pazarlık usulüyle” jet hızıyla verilir!</p>

<p>Hikâye şöyle başlıyor sevgili okurlar:<br />
7 Mayıs’ta Osmaniye Belediyesi bir ihale yapıyor.<br />
“Büro malzemesi alımı.”<br />
Evet, yanlış duymadınız: Büro. Malzemesi.<br />
Masanın üstüne kalemlik mi alındı, zımba mı?<br />
Kimbilir, belki de başkanın kalem kutusu kırılmıştır.</p>

<p>Ama bu alım açık ihaleyle değil...<br />
21/f maddesiyle, yani pazarlık usulüyle yapılıyor.<br />
Sadece iki firma davet ediliyor.<br />
Yani “bana özel gel, seni bekliyorum” tarzı bir ihale.</p>

<p>Peki nedir bu 21/f?<br />
Kamu İhale Kanunu der ki:<br />
“Doğal afet, salgın hastalık, can ya da mal kaybı tehlikesi gibi öngörülemeyen durumlarda uygulanır.”<br />
E hadi şimdi buyurun bakalım!<br />
Osmaniye’de 7 Mayıs günü ne olmuş?<br />
Deprem mi, sel mi, kıyamet mi kopmuş?<br />
Yok!</p>

<p>Ama görünen o ki belediye, masaüstü kalemliği olmadan çalışamıyor.<br />
Kalemsiz kalınca bir kriz hali oluşmuş olacak ki...<br />
Jet hızıyla pazarlığa girilmiş.<br />
İhaleyi kazanan firma?<br />
Bilgisayar ve güvenlik sistemleriyle ilgili bir şirket.<br />
Ofis malzemesini de iyi bilir tabii...<br />
Sonuçta zımba da, toner de, güvenliğe hizmet eder!</p>

<p>Toplam rakam ne peki?<br />
2 milyon 560 bin Türk Lirası.<br />
Dile kolay...<br />
Bu parayla Osmaniye sokaklarına çocuk parkı mı yapılsın?<br />
Yok canım, o kadar da değil!<br />
Zımba alındı, klasör alındı, güvenliğe katkı sağlandı.</p>

<p>Ve sonra ne oluyor dersiniz?<br />
Sözleşme 22 Mayıs’ta imzalanıyor.<br />
Teslim tarihi 20 Haziran.<br />
Bir ayda, masa üstü devrimi.</p>

<p>Şimdi burada sormak gerek Sayın Başkan İbrahim Çenet’e:<br />
Sayın Başkan, siz bu 21/f’yi yanlışlıkla mı kullandınız?<br />
Yoksa bu maddeyi “21/Fırsat” olarak mı yorumluyorsunuz?<br />
Kanun açık: Bu madde afet içindir, kalem eksikliği için değil!</p>

<p>Sayıştay yıllardır uyarıyor.<br />
Bu tür uygulamalar, kamu yararına değil, belli firmalara hizmet eder diyor.<br />
Ama bazıları hâlâ anlamamakta ısrar ediyor.<br />
Çünkü bu memlekette adalet terazisi, masa üstü dosyalık kadar bile dengede duramıyor artık!</p>

<p>Sevgili Osmaniyeliler...<br />
Siz, bu zımba kokan ihale dosyalarını merak etmiyor musunuz?</p>

<h3>İşte biz de buradan sesleniyoruz:<br />
İhale yapmak kolay, asıl zor olan kamu vicdanında aklanmaktır!<br />
Ve unutmayın...<br />
21/f bir gün gelir, 21/fiyasko olur!<br />
<br />
<strong>Ve sonra…</strong></h3>

<p><strong>Osmaniye Belediyesi’nden açıklama geliyor.</strong></p>

<p>Kendi deyimleriyle “dezenformasyonla mücadele birimi” devreye giriyor.</p>

<p>Buyurun, açıklamayı birlikte okuyalım:</p>

<p>“Makine İkmal Müdürlüğümüzün 47 kalem büro malzemesi alım işi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun hükümlerine uygun olarak 07.05.2025 tarihinde gerçekleştirilmiştir. İşlem, mevzuata uygun ve şeffaf şekilde tamamlanmıştır.”</p>

<p>Ne güzel...</p>

<p>İhaleye iki firma çağrılıyor, şeffaflık...</p>

<p>Peki devamı?</p>

<p>“Piyasa fiyat araştırması yapılarak, rekabet koşullarına ve mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiştir.”</p>

<p>Yani?</p>

<p>İhaleye iki firma çağrılmış ama “rekabet varmış gibi” gösterilmiş.</p>

<p>Ve sonra en can alıcı cümle geliyor:</p>

<p>“Taraflı bir yayın organında çıkan haber dezenformasyon içermekte olup gerçeği yansıtmamaktadır.”</p>

<p>Anladık...</p>

<p>“Taraflı olan gazeteciler”, “doğru olan biziz”...</p>

<p>Peki, 21/f maddesi hangi durumlar içindir?</p>

<p>Yasa diyor ki: “Doğal afet, salgın hastalık, can veya mal kaybı riski gibi öngörülemeyen hallerde kullanılabilir.”</p>

<p>Şimdi burada tekrar soruyorum:</p>

<p>Osmaniye’de 7 Mayıs’ta ne oldu?</p>

<p>Kalemlik mi patladı?</p>

<p>Delgeç mi infilak etti?</p>

<p>Müdür bey evrak kutusuz kalınca "acil durum" ilanı mı verildi?</p>

<p>Sayın Başkan İbrahim Çenet'e bir önerim var:</p>

<p>Madem bu kadar ihtiyaç vardı o zımbalara, bari <strong>Millet Bahçesi’nin girişine bir “Acil Büro Malzemesi Anıtı” dikin.</strong></p>

<p>Altına da şöyle yazın:</p>

<p><strong>“Burada kalem kutusu bulunamadığı için 21/f uygulandı.”</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Jun 2025 21:44:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniyem... Senin İçin Güzel Hayallerim Var</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyem-senin-icin-guzel-hayallerim-var-585</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyem-senin-icin-guzel-hayallerim-var-585</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniyem... Senin İçin Güzel Hayallerim Var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yıl olmuş 2025...<br />
Osmaniye hâlâ aynı.</p>

<p>Aynı çarpıklık, aynı suskunluk, aynı kaderine razı olmuşluk.</p>

<p>Bir kent düşünün ki, her köşesi başka bir potansiyelin yitip gittiği yer.<br />
Bir şehir hayal edin ki, siyasiler sadece seçim zamanı yüzünü gösteriyor.</p>

<p>Ama ben başka bir Osmaniye düşlüyorum.<br />
Daha doğrusu, düşlemekle kalmıyorum, haykırıyorum!</p>

<p>Osmaniye’nin kaldırımları geniş olsa mesela...<br />
Kaldırımların kenarında banklar, bankların gölgesinde ağaçlar olsa.<br />
Bir yaşlı teyze otursa torununu beklerken.<br />
Bir genç çift sevgisini paylaşsa.</p>

<p>Kültür Merkezi olsa…<br />
Konferans salonları, tiyatro sahneleri…<br />
Çocuklar Shakespeare’le tanışsa mesela, ya da Adalet Ağaoğlu’yla.<br />
Sanatçılar Osmaniye’ye gelmek için gün saysa, sadece konser değil, fikir paylaşımı için.</p>

<p>Bir stadyumumuz olsa devasa, tribünlerde Osmaniyespor’un adını haykıran binlerce genç.<br />
Yani Adana’ya, Gaziantep’e özenmeyelim artık.<br />
Biz de bu coğrafyanın kalbinde kendi sesimizle yankılanalım.</p>

<p>Bir teleferik uzansa Zorkun Yaylası’na.<br />
Kıvrıla kıvrıla dağları aşan o yol, şimdi gökyüzünden aksa.<br />
Yaylada pansiyonlar olsa.<br />
Türkiye’nin dört bir köşesinden insanlar sıraya girse “Zorkun’da kalalım” diye.<br />
Kendimize bile şaşırarak "Bu Osmaniye mi?" desek.</p>

<p>Ama bunlar hayal mi, hak mı?</p>

<p>Bunlar bir şehre yakışan mı, yoksa bir vatandaşın gözünün çok mu yükseklerde olması mı?</p>

<p>Bakın Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ferdi Zeyrek’i örnek alın.<br />
Halkın kalbinde taht kurdu, görev süresini değil, gönül süresini tamamladı.<br />
Gittiğinde arkasından sadece dua değil, gözyaşı da aktı.<br />
<br />
Neden Osmaniye Belediyesi halk fırını kurmasın mesela?<br />
İstanbul’da oluyor da, burada neden olmaz?<br />
Halk ucuza ekmek alsa, aç kalmasa.<br />
Bu şehirde suyun menbaı var, suyu daha ucuza versek olmaz mı?<br />
Eskiden lokantalar masaya oturunca önce sürahiyi koyardı, şimdi fişe yazıyorlar “küçük su: 10 TL”.</p>

<p>Başarısız olan siyasiler, spor kulübü başkanları, dernek yöneticileri…<br />
Başarısız Olanların yüzleri kızarmıyor!<br />
Erdemli bir duruşla “yapamadım, affedin” demek bu kadar mı zor?<br />
İstifa bir şereftir bazen, unutuyorlar.</p>

<p>Belediyeler…<br />
Belediyeyi babalarının malı gibi görenler...<br />
Doğrudan temin ihalelerini, medya desteğini kendi yandaşlarına dağıtanlar…<br />
Niye her basına eşit yaklaşmazlar?<br />
Niye şeffaflık bir erdem değilmiş gibi saklanırlar halktan?</p>

<p>Şimdi size soruyorum...<br />
Belediye festival yapar ama masraflarını açıklamazsa, bu halka saygı mıdır?<br />
Sanatçı getirilir ama sadece kendi partisine yakın olanlar sahne alırsa, bu neyin adaletidir?</p>

<p>Diyorum ki;<br />
Osmaniye’de dolmuş fiyatları cep yakmasın artık.<br />
Belediye otobüsleri devreye girsin.<br />
Modern ulaşım, öğrenciye, işçiye, emekliye soluk aldırsın.<br />
Bir yerden bir yere gitmek lüks değil, hak olsun.</p>

<p>Festival mi yapılıyor?<br />
Tamam, yapılsın.<br />
Ama sadece “bizden” olan değil, halkın sevdiği herkes gelsin.<br />
Yoksa festival değil, siyasi propaganda olur.</p>

<p>Ve son olarak...<br />
Şehrin kaldırımlarını yeniden düşünelim.<br />
Kaldırımlar geniş olsun, yollar düz olsun, insanlar yürüsün birbirine selam vere vere.<br />
Her kaldırımda bir hayat hikâyesi yürüsün.<br />
Ve Osmaniye, “başka yerlerde var, bizde yok” diyen bir şehir olmaktan çıksın.</p>

<p>Çünkü Osmaniye bunu hak ediyor.<br />
Çünkü Osmaniyeli bunu hak ediyor.<br />
Çünkü bir şehir, halkına verdiği değer kadar yaşar.</p>

<p>Ünlü Bir Yazarımızın dediği gibi;<br />
“Bir milletin kaderi, onun sokaklarında gizlidir.”<br />
Osmaniye’nin sokaklarını düzeltelim.<br />
Kaderini de birlikte yazalım.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Jun 2025 17:23:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi Varken, Savaşmak Niye!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/sevgi-varken-savasmak-niye-584</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/sevgi-varken-savasmak-niye-584</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi Varken, Savaşmak Niye!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eksik veya aksaklıkları bile olsa, barışın en kötüsünün, savaştan ve düşmanlıktan iyi olduğunu düşünenlerdenim.</p>

<p>Ortadoğu’da uzun yıllardır savaşlar bitmezken, İsrail’in Filistin halkı üzerindeki kıyımları ve saldırıları sadece “kınama!” sözleriyle geçiştiriliyor.</p>

<p>Dünyanın değişik ülkelerinde, din, inanç ve milliyetleri farklı olan, ancak barıştan yana duyarlı insanlar İsrail’in saldırılarına karşı sessiz kalmayarak tepkilerini çeşitli ortamlarda gerçekleştiriyorlar.</p>

<p>Savaşların, sadece toprak, su, petrol için yapılmadığı, önceliğinin emperyalist güçlerin ürettikleri silahları denemek ve satışlarını yapmak olduğunu unutmamak gerekiyor.</p>

<p>Son olarak İran’a yapılan saldırı ve önemli can kayıpları ile İsrail ile karşılıklı gelişen olayları bu günlerde izliyoruz.</p>

<p>Değişik yorumlar yapılıyor, İsrail’in saldırılarının Türkiye’ye yansıyıp yansımayacağı konusunda bazı vatandaşlarımız kaygılar yaşamaya başladı!</p>

<p>İran’dan sonra sıranın hangi ülkeye geleceği olayları tartışılırken, konuştuğum insanlara söylediğim sözleri burada da yazmam gerekirse; İsrail’in en son saldırmayı düşündüğü ülke Türkiye olacaktır!</p>

<p>Türkiye’ye saldırmayı cesaret edemeyeceği gibi, ekonomik anlamda da bunu göze alamayacağını düşünüyorum!</p>

<p>Her geçen yıl her ne kadar ordumuz üzerinde oyunlar oynanmış ve yıpratılmaya çalışılsa da, gerek istihbarat, gerekse ordumuzun elindeki silahları kullanma becerilerindeki gücünden dünyanın pek çok ülkesi çekinmektedir.</p>

<p>Bu nedenle İsrail’in Türkiye’ye saldırma gibi “akılsız hareket!” yapabileceğini düşünmeyenlerdenim!</p>

<p>Atatürk’ün, “Yurtta barış, dünyada barış!” sözlerini anımsadığımızda, her zaman barıştan yana olan millet olarak, birlik ve beraberliğimi koruduğumuz sürece, ekonomik gücümüz her ne kadar dışa bağımlı oldurulsa da, silah gücümüz her ne kadar belli düzeyde olmuş bile olsa, yüreğinde vatan sevgisi ve özverili aklı ile hareket eden askeri gücümüz dış saldırılara fırsat veremeyecek kadar hala dip diridir!</p>

<p>Barıştan yana olmak, bunun uğraşını verebilmek farklıdır. Kalemi kendinizden yana çeviriyor karşı tarafın akılcıl öneri ve beklentilerini göz ardı ediyorsanız, barışa zor ulaşırsınız.</p>

<p>Bu olay normal iki insan arasında yaşananlar gibidir. Kendisini başkalarından varlıklı, bilgili ve becerili görenler, karşısındakileri küçümseyenler, beklentilerine kulak tıkayanlar kendileri için farklı düşman yaratmış olabileceklerini bilmelidir!</p>

<p>İnsanların ellerindeki askeri veya ekonomik güç karşılarındakilerden büyük olabilir. Bazı anlar olur ki, akıl paradan da silahtan da güçlü olabilir.</p>

<p>Bunu yaşanan olayların gelişme süreci ile birlikte, geleceğe yön veren akıllı, mantıklı beyinlerle başarmak olası olur!</p>

<p>Kafasında düşmanlık, kin ve öfke besleyerek yaşayanlar, günün birinde yanlarında kimseleri bulamayabilir, yalnız kaldıklarında geriye dönüp neler yaptıklarına fırsat bile bulamayacağı anlar olabilir!</p>

<p>Bir ülkede toplumsal anlamda iç düşmanlığı oluşturmaya çalışmak, dışa karşı birlik ve bütünlüğü bozacağından dikkat edilmesi gereken en önemli noktayı iyi ayırt edebilen ülkeler barış içerisinde yaşama şansına sahip olur!</p>

<p>İnsanın düşmanı kendisi olmadığı sürece bir ülkede barış içerisinde yaşanabilir!...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Jun 2025 15:14:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belediye Planlaması mı, Şehir Tombalası mı?</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/belediye-planlamasi-mi-sehir-tombalasi-mi-583</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/belediye-planlamasi-mi-sehir-tombalasi-mi-583</guid>
                <description><![CDATA[Belediye Planlaması mı, Şehir Tombalası mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye…<br />
Kendini büyükşehir adayı ilan etmiş şehir.<br />
Ama gelin görün ki, büyükşehir değil…<br />
Büyük hatalar şehri olmuş!</p>

<p>Depremin ardından Metin Tamer Siteleri’nde başlayan inşa süreciyle ilgili çok şey yazdık çizdik…<br />
Dedik ki:<br />
"Tamam, evler yapılmış…<br />
Eyvallah…<br />
Ama dükkanlar ne Allah aşkına?"</p>

<p>İki tezgah koy, bir vitrin çak, müşteri zaten dışarıda kalıyor.<br />
İçeri giren çıkamayacak.<br />
Küçücük kutular yapmışsınız, esnafa dükkân değil, tabut vermişsiniz sanki!</p>

<p>Bazı dükkanlar yolla aynı hizada, bazıları kaldırıma gömülü, bazıları kaldırımdan Everest gibi yüksek.<br />
Sanki kura çekilmiş…<br />
Kimisi seviye 1, kimisi seviye 5!<br />
Mimari değil, tombala!</p>

<p>Ve sonuç?<br />
Yap-boz ustası belediye işe girişmiş…<br />
Asfalt kazınmış…<br />
Yeniden dökülmüş…<br />
Daha da yükseğe!<br />
Bravo!<br />
Hataları tekrar asfaltlayarak mühendisliğe katkı sağladınız!</p>

<p>Ama asıl bombayı sona sakladım:<br />
Kaldırımlar!<br />
Yani şu yürümeye çalıştığımız ama yürünemeyen şeyler…</p>

<p>Bunu yazarken kendime soruyorum:<br />
Sayın Belediye Başkanı o kaldırıma bir kez olsun adım attı mı?<br />
Ya da belediyenin şehir plancısı varsa, (varsa diyorum çünkü varsa bu rezillik olmazdı) bir kez olsun yürüdü mü orada yeni yapılan kaldırımda?<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.medyagazete.com/public/images/detay/184253e8-a6de-4b7c-8563-773a9a3115dd.jpeg" /></p>

<p>O kaldırımlar dar mı dar…<br />
Taşlar deseniz, Hitit uygarlığından kalma gibi…<br />
Yapılacakların en kötüsü gibi…<br />
Yani bir iki kişinin yürümesi için tasarlanmış ama karşıdan biri gelirse diplomatik krize dönüşen kaldırımlar.</p>

<p>O caddeye şöyle geniş bir kaldırım, biraz ağaç, üç beş bank yapamaz mıydınız?<br />
Ne bileyim…<br />
Biraz nefes alan bir Osmaniye hayal etmek bu kadar mı zor?</p>

<p>Bakın Adana’ya…<br />
Bakın Gaziantep’e…<br />
Adamlar parkı yürüyüş yolunu kaldırımı bir örnek yapmış.<br />
Siz ne yapmışsınız?<br />
Dükkanla yola araya kibrit çöpü kadar kaldırım sıkıştırmışsın!<br />
Yol kenarında yürüyen vatandaş her an araba aynasıyla tokat yiyecek korkusu yaşayacak.</p>

<p>Reklam panolarında “Büyükşehir Osmaniye” yazsak ne olur…<br />
Ama biz hâlâ “büyük çile” Osmaniye’yi yaşayacak gibiyiz.</p>

<p>Yahu büyükşehir dediğin vizyon ister vizyon!<br />
Ufuk ister!<br />
Kaldırımdan öteye bakabilmek ister!</p>

<p>Kaldırımın mimarisi vizyonun mimarisidir.<br />
Yolu yürüyen görür.<br />
Siz yürümemişsiniz belli!</p>

<p>Sayın Başkan İbrahim Çenet…<br />
Ekibinizi bir gözden geçirin.<br />
Bu şehir planlaması değil, şehri daraltma projesi olmuş gibi.</p>

<p>Size tavsiyem…<br />
Bir gün makam aracınızı bırakın.<br />
Bir sabah ayakkabınızı giyin.<br />
Elinize çayınızı alın.<br />
Ve o kaldırımda yürümeye çalışın.<br />
Yürüyemezseniz bilin ki o kaldırım sizin de vizyonunuzu daraltmış.</p>

<p>Ve unutmayın:<br />
Bir şehri geniş yollar değil, geniş fikirler büyütür.</p>

<p>Siz hâlâ “yol yaptık, kaldırım döşedik” diye anlatın…<br />
Biz de kaldırımlara sıkışan hayallerimizi konuşalım.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Jun 2025 22:28:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Asfaltı Dökene Alkış, Projeyi Yapana Sessizlik!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/asfalti-dokene-alkis-projeyi-yapana-sessizlik-582</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/asfalti-dokene-alkis-projeyi-yapana-sessizlik-582</guid>
                <description><![CDATA[Asfaltı Dökene Alkış, Projeyi Yapana Sessizlik!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de yollar yenileniyor.<br />
Sokak sokak, mahalle mahalle…<br />
Biri geçiyor, arkadan sıcak asfalt dökülüyor, biri gülümsüyor, biri drone uçuruyor, sosyal medyaya şov yapıyor.</p>

<p>Belediye Başkanı İbrahim Çenet ekran başında…<br />
Üzerinde ütülü bir gömlek, arkasında kazı çalışması yapılmış bir sokak.<br />
Mikrofona dönüyor, konuşuyor: “Şehrimizde tarihi bir dönüşüm yaşıyoruz…”</p>

<p>Oysa…<br />
O tarihi dönüşüm, tarih olmuş bir başkanın çizdiği rotayla ilerliyor.<br />
Ne yazık ki Osmaniye’de siyaset, emekle değil algıyla yürütülüyor.</p>

<p>Birileri konuşuyor…<br />
Ama asıl çalışanların sesi çıkmıyor.</p>

<p>Bakın size hafızayı tazeleyecek bir bilgi vereyim.<br />
Bugün Osmaniye’nin alt yapısı bitmişse, bugün sokaklar asfaltlanıyorsa, bugün belediye araç filosunda asfalt makinesi varsa…<br />
Bunların tamamı, eski Belediye Başkanı Kadir Kara döneminde planlandı, onaylandı, alındı.</p>

<p>Hatta, 2022 yılının başlarında, Kadir Kara'nın başkan yardımcıları Yavuz Korkmaz, Hulusi Akkuş ve Belediye Meclis Üyesi Cevher Demir, www.medyagazete.com'u ziyaret ettiklerinde tüm bu projeleri detaylarıyla anlatmışlardı.<br />
Demişlerdi ki: “Alt yapı bitince, asfalt başlayacak. Asfalt makinemiz bile hazır.”<br />
(İnanmayanlar linkten girip okusun: <a href="https://www.medyagazete.com/haber/baskan-vekili-ve-baskan-yardimcisindan-gazetemize-ziyaret-436462" target="_new">Kaynak Linki</a>)</p>

<p>Ve bugün…<br />
Kadir Kara’nın kurduğu mutfakta pişen yemeğin başında, Çenet var.<br />
Ama garsonluk yaptığı masada “ben yaptım” diyor.<br />
İşte işin en acıklı tarafı da bu.</p>

<p>**</p>

<p>Bakın…<br />
Osmaniye Belediyesi’nde bugün yürütülen projelerin çok büyük kısmı, ya önceki dönemin planlamasıdır…<br />
Ya da merkezi hükümetin doğrudan yürüttüğü işlerdir.</p>

<p>Örneğin:<br />
Millet Bahçesi…<br />
Çenet’in sosyal medyada adeta “ben yaptım” pozlarıyla anlattığı bu proje, 2019 yılında dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından duyuruldu.<br />
Hatta Karaçay'da yapılması düşünülen&nbsp;yeşil alan projesi de&nbsp;o yıl gündeme geldi.</p>

<p>Ya da Kadirli Yolu Alt Geçidi…<br />
Bu da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın projesiydi.<br />
İhaleyi onlar yaptı, inşaatı onlar yürüttü.<br />
Ama fotoğraf karesinde Çenet var.</p>

<p>İyi bir pazarlamacı olduğunu kabul etmek lazım.<br />
Ama iyi bir belediye başkanı mı?<br />
Orası şimdilik tartışılır.</p>

<p>**</p>

<p>Bugün Osmaniye sokaklarında yürüyün.<br />
Birçok yerde asfalt yenileniyor.<br />
Kötü mü? Hayır.</p>

<p>Ama ortada bir eksik var.<br />
Teşekkür eksikliği.</p>

<p>Birilerinin, geçmiş döneme bir teşekkür borcu var.<br />
Sadece projeyi devraldığı için değil…<br />
Projeyi planlayan, o süreci yöneten, o zorlukları göğüsleyen başkan ve ekibine bir vefa borcu olduğu için.</p>

<p>Bunu yapacak olgunluk?<br />
Ne yazık ki yok.</p>

<p>**</p>

<p>İbrahim Çenet, göreve geldiğinden beri sosyal medya üzerinden algı yönetimine oynuyor.<br />
Ancak ne gariptir ki, Osmaniye’deki basın camiasıyla bir araya gelmeye adeta korkuyor.<br />
Toplantı yok, basın açıklaması yok, yüz yüze istişare yok.<br />
Sanki ortada hesap verilecek bir durum varmış gibi…</p>

<p>Üstelik bunu yalnızca basın değil, halk da fark ediyor.<br />
Belediyede şeffaflık yok.<br />
Ortak akıl yok.<br />
Danışma yok.</p>

<p>Sayın Çenet, kimseyi tanımıyor gibi davranıyor.<br />
Tanımamakla da kalmıyor…<br />
Bu durumu açıklayamıyor.<br />
Neden mi?<br />
Çünkü Osmaniye’de birilerini dışlayarak belediyecilik yapılmaz.</p>

<p>Basını yok saymak, halkı yok saymaktır.<br />
Basınla kavga etmek, hakikatle kavga etmektir.<br />
Ve en önemlisi…<br />
Bir dönem başkanlık yapar, giderim mantığıyla hareket etmek; emanete ihanet etmektir.</p>

<p>**</p>

<p>Şimdi soruyorum:</p>

<p>Sayın Başkan…<br />
Göreve geldiğiniz günden bu yana size ait, doğrudan sizin çizdiğiniz kaç proje var?</p>

<p>Yok.<br />
Varsa da, duyurulmadı.</p>

<p>Ama fotoğraf bol.<br />
Drone görüntüsü bol.<br />
İnşaat alanında çekilmiş “poza özel” görüntüler bol.</p>

<p>Projeyi yapan başkasının, reklamını yapan sizsiniz.</p>

<p>Emeği geçenleri anmıyorsunuz.<br />
Planlamaları hatırlamıyorsunuz.<br />
Sadece bugün varmış gibi davranıyorsunuz.</p>

<p>Ama bu şehir hafızasız değil.<br />
Osmaniye unutmaz.</p>

<p>**</p>

<p>Ben bir gazeteci olarak taraf tutmuyorum.<br />
Ama gerçeğin tarafındayım.</p>

<p>Gerçek şu:<br />
Bu yollar, bu asfalt, bu makineler, bu planlar…<br />
Kadir Kara döneminin eseridir.<br />
"Derler ya, yiğidi öldür ama hakkını yeme."</p>

<p>Belki Kadir Kara halkla kavga etti, belki yönetimsel hatalar yaptı…<br />
Ama proje yaptı.<br />
Bugünkü altyapının temeli onun döneminde atıldı.<br />
Eğer bugün Osmaniye alt yapı sıkıntısı yaşamıyorsa, onun kadrosunun mücadelesi sayesindedir.</p>

<p>Bugünkü yönetim ise, hazır tabağa kaşık sallıyor.<br />
Ve bunu yaparken, geçmişin üstünü örtmeye çalışıyor.</p>

<p>Ama gerçekler, öyle çukur gibi kapatılacak şeyler değildir.<br />
Asfaltla bile üstü örtülmez.</p>

<p>**</p>

<p>Son olarak Sayın Çenet’e bir tavsiye:</p>

<p>Etrafınızda size “Basını dışla” diyen kim varsa…<br />
Onun Osmaniye’ye en büyük kötülüğü yapan kişi olduğunu bilin.</p>

<p>Sizi yalnızlaştıran, sizi Osmaniye basınından uzaklaştıran, sizi gerçeklerden uzaklaştıran, sizi halktan koparan her ne varsa…<br />
Osmaniye’ye de zarar veriyor demektir.</p>

<p>Belediyecilik sosyal medya şovu değildir.<br />
Drone uçurarak şehir yönetilmez.<br />
Proje yönetmek, eski başkanın işini sahiplenmek değildir.<br />
Bir şehirde iz bırakmak istiyorsanız, gerçekten bir eser bırakın.<br />
Sizin eseriniz olsun.<br />
Sizin emeğiniz, sizin kaleminiz, sizin fikriniz.</p>

<p>Bugün, Osmaniye’ye baktığımızda…<br />
Ne yazık ki, sizin iziniz değil, başkalarının gölgesi görünüyor.</p>

<p>Ama geç değil.<br />
Hâlâ vaktiniz var.</p>

<p>O gölgeden çıkın, gerçekten Osmaniye için bir şey yapın.</p>

<p>O zaman size de teşekkür edilir.</p>

<p>Tıpkı bugün, birilerinin Kadir Kara’ya etmek zorunda olduğu gibi…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 May 2025 21:37:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüzleri Yüzleştirebilmek!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yuzleri-yuzlestirebilmek-581</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yuzleri-yuzlestirebilmek-581</guid>
                <description><![CDATA[Yüzleri Yüzleştirebilmek!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sadece insanların değil, hayvanlarda bile iki yüzlerinin olduğunu görüyor ve biliyoruz.</p>

<p>Ancak, insanların iki yüzlü davranışları ile hayvanların da bazı anlarda iki ayrı davranışlarda bulunarak hareketleri dikkatinizi çekmiş olmalı!</p>

<p>İnsanlardaki “İki yüzlülük” söyledikleri ile yaptıkları aynı olmayanlar için söylenir! Dik duruş her insan için geçerli olamayabilir!</p>

<p>Gündemi takip edenler, tarihteki süreçte olup bitenleri gözleyenler; dün ile bugün söylenilenleri buluşturduklarında ortaya çıkan sonuçları elbette tartışacaktır!</p>

<p>6 Mayıs 1972 günü’nü anımsayanlarınız var mı!? Deniz Gezmiş Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildikleri tarihti.</p>

<p>O günlerde Deniz ve arkadaşlarına “Vatan haini” diyenler, bugüne gelindiğinde “Yurtseverliklerini” dillerinden düşürmüyorlar!</p>

<p>Deniz Gezmiş, 25 yaşındaydı idam edildiğinde,&nbsp;&nbsp;Hukuk Fakültesi öğrencisiydi. Ankara/Ayaş ilçesi doğumlu Gezmiş’in babası ile Rize’liydi.</p>

<p>Deniz Gezmiş ile yanındaki iki arkadaşı; “Ülkedeki yönetime ve Amerikan emperyalizmine boyun eğilmemesi” gerektiğini savundukları için verdikleri uğraşıda, dönemin iktidarı tarafından idam edildiler.</p>

<p>Bu günlere gelindiğinde, Deniz Gezmiş&nbsp;&nbsp;ve arkadaşlarının o günlerdeki uğraşılarının ne kadar haklı olduğunu her görüşteki insanlar olumlu tepki ile karşılıyor!</p>

<p>TBMM Başkan Vekili, İstanbul DEM Milletvekili Sırrı Süreyya Önder yaşamını yitirdi. Adıyamanlı bir ailenin evladı Önder’i, tanıyamadan öncelerinde tepkiler verildi. Bununla da kalınmayarak partisinin kapatılması için ekranlarda konuşmalar yapıldı.</p>

<p>Önder, sadece siyasetçi olmayıp; film senaristliği, yönetmenliği,&nbsp;&nbsp;gazetelerde yazarlık çalışmaları ile de çok yönlü bir insandı.</p>

<p>Mevcut İktidarın ilişkileri ile son günlerde “İmralı görüşmeleri” olayında da “Barış için Arabulucu” görevlerinde bulunduğu ile ilgili bilgileri sadece aktarmak isterim.</p>

<p>Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını kaybetmemizin ardından yıllar geçmesinin rağmen, onlara duyulan saygı azalmadı.</p>

<p>Önder’in hayatını kaybettiğinin öğrenilmesinin ardından peş peşe başsağlığı mesajları gelmeye başladı.</p>

<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş; “İyi bir vatanseverdi!” diye konuştu. MHP ve AK Parti’den yapılan mesajlar da buna yakındı!</p>

<p>Ölmeden önce insanlara değerlerinin verilmesi önemlidir bence! Öldükten sonra yapacağınız konuşmaların değeri insanlar tarafından tartışılabilir!</p>

<p>Garipsediğim sözleri anımsıyorum; “Vatan haini, partileri kapatılmalı!...”dedikleriniz kişilerin hayatını kaybettiklerinde, “Vatan severdi, iyi insandı!” diye yapılan konuşmaları anlamakta zorluk çekiyorum!</p>

<p>Günün Anısına, Deniz Gezmiş ve kendisiyle birlikte idam edilen arkadaşları&nbsp;&nbsp;Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı saygı ile anarken, son yolculuğuna uğurlanan Sırrı Süreyya Önder’e rahmet diliyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 May 2025 13:15:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emlakçıların Fiyat Oyunları: Vatandaş Bu Tuzaktan Bıktı</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/emlakcilarin-fiyat-oyunlari-vatandas-bu-tuzaktan-bikti-580</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/emlakcilarin-fiyat-oyunlari-vatandas-bu-tuzaktan-bikti-580</guid>
                <description><![CDATA[Emlakçıların Fiyat Oyunları: Vatandaş Bu Tuzaktan Bıktı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda hepimizin kulağına gelen, hatta bizzat karşılaştığı bir konu var: Emlak piyasasında dönen tuhaf işler…</p>

<p>Özellikle de ilan sitelerinde gezerken rastladığımız “kaçmaz fırsat” diye sunulan ama aslında hiç var olmayan ev ve arsa ilanları…</p>

<p>Vatandaş ev arıyor, hayal kuruyor, parasını denkleştiriyor ama işin ucu bir türlü gerçeğe dokunmuyor.</p>

<p>Bakın dostlar, emlakçılık eskiden güven işiydi. Mahallenin tanıdığı, bildiği, her işi şeffaf yapan emlakçılar vardı. Ama şimdi ne olduysa oldu, bu işin içine birileri “çakallığı” soktu.</p>

<p>Bir örnek verelim. Diyelim ki X Mahallesi'nde bir arsa var. Normalde o arsanın piyasa değeri 1 milyon lira. Ama bir emlakçı ya da daha doğrusu "ayakçı" diyelim, bir ilan giriyor.</p>

<p>Aynı bölgede, aynı metrekarede, benzer özelliklerde bir arsayı 750 bin liraya koyuyor. E insanlar tabii ilgi gösteriyor. Bu fiyatı görünce çevredeki gerçek mal sahipleri “Demek ki bizim arsa o kadar etmezmiş” diyor, fiyatı düşürüyor.</p>

<p>Sonra ne oluyor? O ilan bir süre sonra güncelleniyor, fiyat düşürülüyor. Bu sefer daha çok kişi arıyor, “Ben almak istiyorum” diyor. Ama telefonda şu cevap geliyor: “Satıldı, ya da mal sahibi vazgeçti.”</p>

<p>Peki ortada gerçek bir mülk var mı? Hayır! Her şey sadece piyasa algısını manipüle etmek için. Amaç, o bölgede fiyatı düşürmek.</p>

<p>Sonra bu işi çeviren kişi gidip gerçek satıcıdan daha ucuza alıyor ya da kendi elindeki malı daha düşük fiyattan piyasaya sokup, diğerleriyle fiyat farkı yaratıyor.</p>

<p>Yani anlayacağınız dostlar, bu bir “emlak tezgahı”. Bu işin içinde sadece ilan oyunu değil, algı yönetimi, alıcıyı yanıltma ve satıcıyı paniğe düşürme de var. Ve bu iş artık çok yaygın bir hâl aldı.</p>

<p>Buradan yetkililere sesleniyorum. Bu ilanlar denetlenmeli. Özellikle büyük siteler üzerinde paylaşılan ilanlarda doğrulama sistemi getirilmeli.</p>

<p>Satılık ilanı veren kişi gerçekten o mülkün sahibi mi? Gerçekten satmak mı istiyor? Yoksa sadece piyasayı mı oynatıyor?</p>

<p>Bir ev ilanı veriliyorsa, o evin tapusu, ruhsatı, sahibinin kimliği sisteme yüklenmeli. Ha, ilan gerçekse eyvallah, ama sahteyse bunun bir cezası olmalı. Bu şekilde aldatılan vatandaşların hem vakti hem hayalleri çalınıyor.</p>

<p>Bir başka konu da şu: Bu işleri yapan kişilerin çoğu “emlakçı” bile değil. Ruhsatsız, kayıtsız, vergi bile vermeyen ayakçılar. Hatta bazıları kahveden çıkıp iki telefonla kendini "bölge uzmanı" ilan ediyor.</p>

<p>O zaman bu sektörde temizlik zamanı gelmiştir. Gerçekten bu işi düzgün yapan emlakçıların da itibarı zedeleniyor. Hem vatandaşı hem sektörü korumak için denetim şart.</p>

<p>Bir de vatandaş olarak bizim de dikkatli olmamız gerekiyor. Ucuz diye gördüğümüz her ilana kanmayalım.</p>

<p>Telefonda aldığımız cevaplar mantıksızsa, şüphe duyalım. “Yarına kalmaz” diyenin neden bu kadar aceleci olduğuna bir bakalım.</p>

<p>Unutmayalım ki mal alırken kaybettiğimiz sadece para değildir. Aynı zamanda zamanımız, emeğimiz ve bazen de huzurumuzdur.</p>

<p>Bu düzen böyle gitmemeli. Emlak sektörü güven ister. Güven de şeffaflıkla gelir. Herkesin kazandığı ama kimsenin kandırılmadığı bir piyasa hayal değil. Yeter ki niyet temiz olsun, denetim sıkı tutulsun.</p>

<p>Saygılarımla.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 May 2025 23:28:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye Belediyesi’nde Başkan olmak!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniye-belediyesinde-baskan-olmak-579</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniye-belediyesinde-baskan-olmak-579</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye Belediyesi’nde Başkan olmak!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sporcular için söylediği bir sözü anımsatarak yazıma başlamak istiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Atatürk; “Ben sporcunun; Zeki, çevik ve ahlaklısını severim!” demişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sözler, sadece sporcular için değil, hayatın her alanında çalışanlar, özellikle de sanatçılar içinde önemli olduğunu düşünüyorum!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Siyaset dünyasına baktığımda,&nbsp; Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunan rahmetli İsmet İnönü, sonrasında&nbsp;Süleyman Demirel’in zekası, kişileri ve olayları anımsaması, devlet çıkarları adına vermek istediği kararlardaki sözleri günümüzde tartışılır hale geldi!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her insan siyasetle uğraşabilir, aday olup seçimi kazanabilir ve yönetimin başına geçebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak, öncelerini ile güncelerine, ardından sonralarını hesap edenler ve anımsayabilenlerin sayıları önem taşır!”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bence; yönetime seçilmek değil, görev sürecindeki yaşantıda halkla ilişkiler önemlidir!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Osmaniye’de 3 dönem MHP’li Aday Kadir Kara seçilerek ilimizi yönetti. Eğrisini-doğrusunu tartışmıyorum ama, eksik ve hatalarını anımsatmayan meslektaşlarımın “gerçekleri yazmadığı” olaylarına üzülüyorum!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son yerel seçimlerde AK Parti aday göstermeyerek yine MHP’nin gösterdiği Aday İbrahim Çenet seçimin galibi olarak Osmaniye Belediye Başkanlığı görevine seçildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkan Çenet’e ulaşabilmek zor! Randevu alabilmek zor! Ama O, kenti ve sosyal medyayı çok iyi takip eden bir Belediye Başkanı…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir kez görüp sohbet ettiği kişileri unutmayacak ve aralarında geçen sohbetleri anımsayacak kadar bir zekaya sahip olduğunu düşünüyorum!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şu anki Belediye Başkanı İbrahim Çenet’i anlayabilmek için, “Beden dili”ni iyi okumanız gerekiyor!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu Başkan, ikinci dönemde aday olmayacak, görevi sürecinde elindeki olanakları kullanarak Osmaniye’nin geleceği için kendini feda edecek kadar özveri ile çalışmanın uğraşını veriyor!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkan Çenet, aslında kimseye kırgın değil! Ancak anlaşılmak ve olayları anlayabilmekte sıkıntı çekiyor! Bu sıkıntıların da çevresindeki danışmanlarından kaynaklandığının farkına varamıyor!..</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunu birileri anımsatmalı, ama Başkan Çenet doğduğu kente kalıcı hizmetler yaparak BİR kez Belediye Başkanı olarak görev yaptıktan sonra, gerisini düşünmüyor!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir de çevresinde, kendisini farklı yönlendirmek isteyenler olmasa, aslında Osmaniye için güzel hizmetler yapmak üzere projelerini hayata geçirmek için&nbsp; kendini paralamaya çalışıyor!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Randevu vermiyor veya alınamıyor ya da makamında görüşülmekte sıkıntılar yaşandığını söyleyebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sıkıntıların gerekçeleri de elbette olacaktır ve gördüğünüz herhangi bir toplantıda sorabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Benim anladığım kadarı ile Başkan Çenet’i kendi aklına göre rahat bırakmayanlar var! </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kentteki önemli sorun; Basın mensupları ile arasındaki mesafe olarak görüyorum! Bunun da mutlaka bir nedeni olmalı!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkan Çenet’in “rahatsız olduğu” çalışma ortamını da düşündüğümde, sizin algıladığınız davranışları fazla takıntı yapmayanlardanım!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hataları yok mu!?.. Hepimizin olduğu gibi, onun da olacaktır&nbsp; ama bu hataları kendisine yaptıranları araştırıp bulalım!.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir Başkan, eleştirilere açık olur ve tepkisi ise “Rahmetli Başbakan-Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel”gibi tepki verir!..</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her siyasi kişiden “Anlayışlı siyasetçi profili” bekleyemeyiz!..</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkan Çenet, görevi sürecinde yapabileceklerini yapacak, gelecek dönem için ise Belediye Başkanlığı’nın kendisine göre olmadığını belirterek bir daha aday olmayacaktır.<br />
<br />
Bunun böyle bilinmesini&nbsp; anladım, sizlerin de anlamanız beklentilerimle….</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 May 2025 13:36:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savaş Değil, Barış Üreten Bir Dünya İstiyoruz</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/savas-degil-baris-ureten-bir-dunya-istiyoruz-578</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/savas-degil-baris-ureten-bir-dunya-istiyoruz-578</guid>
                <description><![CDATA[Savaş Değil, Barış Üreten Bir Dünya İstiyoruz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın dört bir yanından yükselen siren sesleri, artık insanlığın kulaklarını tırmalamaktan öte, ruhunu parçalar hâle geldi. Her gün yeni bir savaş, her gün yeni bir ölüm, her gün toprağa düşen genç bedenler...<br />
<br />
Ve her defasında tekrar edilen aynı cümleler: "Barış istiyoruz!" Ama bu çığlıklar, sanki sağır kulaklara söyleniyor. Çünkü savaş kararları, birkaç kişinin iki dudağı arasında. Ve o dudaklardan dökülen her kelime, milyonların hayatına mal oluyor.</p>

<p>Bugün, bir çocuğun annesini kaybettiği topraklarda, bir annenin evladını sonsuzluğa uğurladığı coğrafyalarda, bir milletin geleceği savaş uçaklarının gölgesinde soluyor.<br />
<br />
Üstelik bu acılar, artık tek bir kıtaya, tek bir ülkeye sığmıyor. Dünya, bir savaş yumağına dönüşmüş durumda. Ve bu savaşların tek bir kazananı bile yok!</p>

<p>Ne oldu da insanlık barışı zayıflık, savaşı ise bir güç gösterisi olarak görmeye başladı? Oysa barış, insanlığın en büyük erdemi, en güçlü iradesidir.<br />
<br />
Bir masa etrafında oturup, anlaşmazlıkları sözle çözmek, karşılıklı saygıyı tesis etmek, çok daha zor ve onurlu bir duruştur. Savaşlar kolaydır; bir düğmeye basarsın, bir emir verirsin, sonuç bellidir: Ölüm, yıkım, gözyaşı...</p>

<p>Ama barış zor olandır. Emek ister. Sabır ister. Vicdan ister.</p>

<p>Bugün dünyanın en güçlü ülkeleri, silahlanmaya harcadıkları trilyonlarca doları, yoksullukla savaşmak için kullansalardı, dünyada açlıktan ölen tek bir çocuk kalmazdı.<br />
<br />
Temiz suya ulaşamayan insan kalmazdı. Eğitim, her çocuk için erişilebilir olurdu. Ama hayır! Onlar hâlâ daha büyük bombalar, daha uzun menzilli füzeler, daha ölümcül silahlar üretmenin peşindeler.</p>

<p>Bazen bir toprak parçası, bazen enerji kaynakları, bazen siyasi üstünlük... Ama özünde hepsi aynı: Hırs ve güç. İnsanlık, binlerce yıldır aynı oyunun içinde dönüp duruyor.<br />
<br />
Birkaç kişinin çıkarı uğruna milyonlar kurban ediliyor. Savaşlar, hep bir bahaneyle başlatılıyor ama sonuç hep aynı: Acı.</p>

<p>Suriye, Ukrayna, Filistin, Yemen, Sudan, Afganistan… Haritada sadece bir isim olarak görünen bu yerlerde insanlar yıllardır aynı karanlığın içinde yaşıyor.<br />
<br />
Bu ülkelerde doğmak, çocuklar için bir kader olmamalı. Ama oldu. Çünkü büyük güçler orada kendi oyunlarını oynamaya devam ediyor.</p>

<p>21. yüzyılda insanlığın ulaşması gereken nokta; teknolojiyle refah üretmek, iklim krizine karşı dayanışma göstermek, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak olmalıydı.<br />
<br />
Ancak biz hâlâ birbirimizi nasıl daha etkili öldürebiliriz yarışındayız. Nükleer başlıklar, hipersonik füzeler, yapay zekâ ile kontrol edilen dron orduları…<br />
<br />
Bu nasıl bir ilerleme? Bilim insanları artık insanlığa hizmet etmiyor, savaş makinesine dönüşen sistemlerin parçaları hâline getiriliyor.<br />
<br />
Silahsızlanma çağrıları, uluslararası toplantılarda alkışlarla karşılanıyor ama ardından silah şirketlerinin hisseleri tavan yapıyor. Bu ikiyüzlülük, artık tüm insanlığın canını acıtıyor.</p>

<p>Ey dünyanın güçlü liderleri! Gece başınızı yastığa koyduğunuzda vicdanınız hiç sızlamıyor mu? Bir bombayla yok ettiğiniz köyde, bir annenin ağlayışını hayal edebiliyor musunuz? Sadece bir gecede silinen hayatlar, gözünüzde hiç mi canlanmıyor?</p>

<p>Sizler, halklarınızı refaha kavuşturmakla, çocuklarını geleceğe hazırlamakla yükümlüsünüz. Ama sizler, çocukları annesiz, anneleri evlatsız bırakıyorsunuz. Barış içinde bir dünya kurmak yerine, yıkımın mimarları oluyorsunuz.</p>

<p>Evet, barış mümkün! Tarih, düşmanların nasıl dost olabildiğinin örnekleriyle dolu. Almanya ile Fransa, yüzyıllarca savaştı ama bugün Avrupa’nın en güçlü birlikteliğini oluşturuyorlar. Güney Afrika’da bir adam, Nelson Mandela, barışı bir intikam aracı değil, bir halkın kurtuluş reçetesi hâline getirdi. Gandhi, silahsız bir mücadeleyle bir ülkenin bağımsızlığını kazandı.</p>

<p>Dünyada barış mümkün ama bunun için önce savaş çığırtkanlarının susturulması gerekiyor. Bu da ancak halkların sesiyle olur.</p>

<p>Dünyanın neresine giderseniz gidin, halklar barış istiyor. Kimse savaş istemiyor. Kimse evladını cepheye göndermek istemiyor. Kimse sığınaklarda büyüyen çocuklar görmek istemiyor. İnsanlık; huzur, adalet, eşitlik ve barış içinde yaşamak istiyor. Geleceğe umutla bakmak, çocuğunu okula güvenle göndermek istiyor. Ama bu haklar, her gün yeni savaş tehditleriyle ellerinden alınıyor.</p>

<p>Savaşın bir kazananı yoktur. Kaybedeni ise her zaman halklardır. Bir düğmeye basmak kolaydır ama açılan o yara, yıllarca kapanmaz. Sizden beklenen savaş değil, barıştır. Sizden beklenen ölüm değil, yaşamdır. Sözlerinizin gücü, kurşunlardan daha etkili olabilir; yeter ki bunu isteyin.</p>

<p>Artık uyanma vaktidir. İnsanlık daha fazla bu trajediyi taşıyamaz. Her savaşın sonunda barış masasına oturuyorsanız, neden en başında oturmuyorsunuz? Her anlaşmazlık sonunda konuşularak çözülüyorsa, neden başta konuşmuyorsunuz?</p>

<p>Bu dünya hepimize yeter. Topraklar, kaynaklar, su, hava… Herkesin eşit yaşama hakkı vardır. Birkaç kişinin kibiri ve açgözlülüğü, milyarların hayatını rehin alamaz.</p>

<p>İnsanlığın ortak vicdanı bugün bir kez daha haykırıyor: Yeter artık! Barış istiyoruz! Huzur istiyoruz! Güvende hissetmek istiyoruz! Çocuklarımız için yarınlarımızı inşa etmek istiyoruz!</p>

<p>Siz susabilirsiniz, siz gözlerinizi kapatabilirsiniz ama bizler konuşmaya devam edeceğiz. Çünkü barış, sadece bir dilek değil, bir haktır!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 20:45:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsan İlişkilerinde Yozlaşma ve Ruhsal Yorgunluk</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/insan-iliskilerinde-yozlasma-ve-ruhsal-yorgunluk-577</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/insan-iliskilerinde-yozlasma-ve-ruhsal-yorgunluk-577</guid>
                <description><![CDATA[İnsan İlişkilerinde Yozlaşma ve Ruhsal Yorgunluk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zamanın ruhu değişiyor. İnsanlar, hızla dönüşen bu dünyada artık bir yerlere yetişmeye çalışmıyorlar sadece; bir şeyleri unutturmak, bastırmak ve hatta hissetmemek için yaşıyor gibiler.<br />
<br />
Bir durup baktığınızda, insanların ne kadar tuhaflaştığını fark etmek çok da zor değil. Göz teması kurmaktan kaçınanlar, dinlemek yerine sadece konuşmayı bekleyenler, dost maskesiyle kıskançlığını gizleyemeyenler… Ne oldu bize?</p>

<p>İnsan psikolojisi, hiç olmadığı kadar karmaşık bir hâle geldi. Eskiden birinin gözünün içine bakarak sohbet etmek bir incelikti, şimdi ise bir lüks hâline geldi.<br />
<br />
İnsanlar seni değil, telefon ekranlarını dinliyor. Sana misafirliğe geliyorlar, ama ruhları başka bir yerde. Karşındakiyle konuşmak için çabalarken, onun parmakları ekranın üstünde geziniyor, gözleri ise ruhuna bile bakmıyor. Bedenleri orada, ama zihinleri başka bir boyutta.</p>

<p>Bir konu hakkında konuşmaya başladığında, henüz cümleni bile bitirmeden araya giren insanlar… Nezaket ve sabır, adeta antika bir eşya gibi nadir bulunur hâle geldi.<br />
<br />
Artık kimse kimsenin sözünü bitirmesini beklemiyor. Dinlemek, anlamaktan çok uzak; sadece sırasını bekleyen bir oyuncu gibi, “söz bana geçsin de anlatayım” hâli herkesin üstüne sinmiş durumda.</p>

<p>Konuya istedikleri yerden giriyorlar. Sen derdini anlatmaya çalışıyorsun, o başka bir anısını paylaşmak için seni yarıda kesiyor. Çünkü çoğu insan için iletişim artık bir paylaşım değil, yarış. Kim daha çok dikkat çeker, kim daha çok konuşur, kim daha çok onay alır yarışıdır bu.</p>

<p>Dost dediklerimizin kıskanç bakışlarını hisseder olduk. Bir başarıya ulaştığımızda, bir eşyaya sahip olduğumuzda, bir adım ileri gittiğimizde, yanımızda gururla durmaları gerekirken, gözlerindeki o imrenme hâlini görebiliyoruz. El sıkışırken bile gözleri ellerimizdeki poşete kayıyor. “Ne almış acaba?” merakı, ne yazık ki içten bir “hayırlı olsun”un önüne geçiyor.</p>

<p>İçtenlik yok oluyor. Yerine ya yapmacıklık geliyor ya da umursamazlık. Ne zaman bir sevinç yaşasak, çevremizdeki bazı yüzlerin asıldığını, dudakların kıvrıldığını, sözlerin dikenlendiğini hissediyoruz.<br />
<br />
Bu kadar mı zor bir başkasının mutluluğuna sevinmek? Bu kadar mı zor bir başarıya alkış tutmak?</p>

<p>Seninle aynı ortamda oturuyorlar, ama oturduğun koltuğu bile eleştiriyorlar. Beğenmiyorlar. Senin düzenini, tarzını, yaşam biçimini küçümseyen bir bakışla yargılıyorlar. Oysa saygı, hayatlarımızın temel taşı olmalıydı. Farklılıklarımızla bir arada yaşayabilmeyi öğrenmeliydik.</p>

<p>Birinin fikrine katılmasak bile onu dinlemek, anlamaya çalışmak, en azından saygı duymak gerekmez mi? Ne zaman bu kadar anlayışsız olduk? Ne zaman sadece kendi düşüncemizin doğru olduğuna inanmaya başladık?</p>

<p>Tüm bu yaşananlar bizi yavaş yavaş, sessizce yoruyor. Bazen kalabalıkların ortasında kendimizi yalnız hissediyoruz. Çünkü karşımızdakilerin ruhları bizimle değil.<br />
<br />
Sohbet etmek istiyorsun, muhabbetin tadını çıkarmak istiyorsun, ama karşındaki kişi gözünü telefondan ayırmıyor. Ne bir mimik, ne bir tepki, ne bir sıcaklık…</p>

<p>Bir soru soruyorsun, cevap alıyorsun belki ama cevabın ruhu yok. Çünkü karşıdaki beden orada, ama ruh çoktan uzaklara gitmiş. Yüz yüze olmamıza rağmen, sanki birbirimize çok uzaklardayız.<br />
<br />
İşte tam da bu yüzden, anlayışsız birçok insanı çevremizden soyutladık. Soyutlamaya da devam ediyoruz. Bu bir tercih değil, bir zorunluluk hâline geldi. Ruh sağlığımızı korumak için gerekli bir savunma mekanizması artık.</p>

<p>Bazıları bizi "duyarsız", "soğuk", "seçici" olmakla suçlayabilir. Ama mesele bu değil. Mesele, kendimizi koruma altına almak. Çünkü sürekli olarak değersizleştirilen, dinlenmeyen, anlaşılmayan bir ruh bir süre sonra ya kabuğuna çekilir ya da kırılır. Biz kırılmamak için, biz küsmemek için uzaklaşıyoruz.</p>

<p>Kendimize yeni bir çevre kuruyoruz belki. Daha az kalabalık ama daha samimi, daha küçük ama daha huzurlu… Çünkü artık öğrendik: Kalabalıklar, dostluğu garanti etmiyor. Sayı değil, samimiyet önemli. Bir kişinin içtenliği, on kişinin yapmacıklığından daha kıymetli.</p>

<p>Ne oldu bize? Ne zaman empati yapmayı unuttuk? Ne zaman karşımızdakinin ne hissettiğini önemsememeye başladık? Empati kurmak, karşındakini anlamak değil sadece; onunla birlikte hissetmektir. Anlayış ise sadece dinlemek değil, yargılamadan kabul etmektir.</p>

<p>Ama şimdi, biri ağzını açsa hemen fikir bildiriyoruz. Biri bir şey anlatsa hemen üzerine kendi hikâyemizi anlatıyoruz. Karşımızdaki gerçekten ne diyor, ne hissediyor, ne anlatmak istiyor diye sormuyoruz. Çünkü artık herkesin sadece kendi sesi önemli.</p>

<p>Bu yüzden artık şunu diyoruz açıkça: <strong>Somurtkanlık yapacaksanız, surat asacaksanız, lütfen uzak durun bizlerden.</strong> Ruh hâlimizi bozan, içtenliğimizi emen, enerjimizi tüketen tavırlarınıza maruz kalmak zorunda değiliz.<br />
<br />
Biz kötü niyet taşımadan, iyilikle yaklaşan insanlarız. Yapmacıklığa, ikiyüzlülüğe, sinsiliğe tahammülümüz yok.</p>

<p>Bizi sevmiyorsanız, bize ayak uyduramıyorsanız, rol yapmanıza gerek yok. Uzak durun bizden. Zorla bir aradalığın kimseye faydası yok. Ne size, ne bize. Samimiyetin olmadığı yerde huzur da olmaz.</p>

<p>Kendimiz olduğumuz için eleştiriliyoruz bazen. Doğruyu söylediğimiz için dışlanıyoruz. Plan yaptığımızda, başkaları bizim planımızda yer almak yerine kendi planlarını dayatıyor.<br />
<br />
Oysa birlikte yaşamak; birlikte üretmek, birlikte mutlu olmak demek. Ama birçok insan sadece kendi etrafında dönen bir dünya istiyor. Diğer herkes figüran, kendisi başrolde. İşte bu anlayıştan yorulduk.</p>

<p>Bizimle yürümek isteyenlerle, bizi gerçekten anlayanlarla, göz teması kurabilenlerle, “nasılsın?” dediğinde cevabını gerçekten önemseyenlerle bir arada olmak istiyoruz. Gerisi… Gerisi gürültü.</p>

<p><strong>Ç</strong>ağımızın en büyük lüksü belki de içtenlik. Ve belki de bu yüzden, insan ruhu hiç olmadığı kadar yorgun. Anlamadığımızı, dinlemediğimizi, hissetmediğimizi fark ettiğimizde geç olabilir.<br />
<br />
O yüzden diyorum ki: Birbirimize karşı nazik olalım, anlayışlı olalım, gerçek olalım. Çünkü hiçbir ruh, değersizlikle sınanmayı hak etmiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 23:01:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de 23 Nisan!...</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-23-nisan-576</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-23-nisan-576</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de 23 Nisan!...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili sizlere ayrıntılar vererek, bildiğinizi sandığım veya bilmeniz gereken yaşanmışlıkları anlatmak istemiyorum.</p>

<p>Ancaklara dikkat çekmek istedim!.</p>

<p>Osmaniye denildiğinde, Milli ve manevi duygulara önem veren yurttaşların yaşadığı, Milliyetçi-Ülkücü gençlerin çoğunlukta olduğu, bunun da ötesinde TBMM’de önemli siyasi partilerden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin memleketi ve Milletvekili olduğu bir İL olarak bilinmektedir.</p>

<p>Elbette ki, kentimizden çıkan değerlere saygı duymak ve onları desteklemek veya sahiplenmek kent sakinleri olarak önceliğimiz olarak düşünebiliriz!</p>

<p>23 Nisan&nbsp;&nbsp;Ulusal&nbsp;&nbsp;Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri’nin önceliği ve anlamlarını anlayabilmek önem taşımaktadır!.</p>

<p>Bu sene bu bayram, bir okul bahçesine sıkıştırılarak kutlandı! Kentte meydan mı yoktu da böylesi bir dar alanda kutlandığını merak ettim!</p>

<p>Çocukluk yıllarımı anımsıyorum, kasaba görünümlü Osmaniye’nin çarşı merkezindeki esnaf “Türk bayrakları” asarak bayram günlerindeki güzelliliği paylaşırdı!</p>

<p>Bu sene neler oldu da, 23 Nisan günü sabah saatlerinde başlamak üzere Belediye araçları çarşı merkezinde dolaşarak; “Sayın esnafımızın işyerlerine bayrak asmalarını rica ediyoruz!” diye anons yapma olaylarını yaşadık!</p>

<p>Çarşı merkezindeki bazı esnafın işyerlerine bayrak asmadıkları için kentte Belediye araçları ile uyarı yapılması olayına ilk kez karşılaşıyordum!</p>

<p>İstanbul’da deprem olayı yaşandı. Hem de 23 Nisan etkinliklerinin gerçekleştiği öğle saatlerinde!</p>

<p>Merkez üssü’nün Silivri olması, akıllarda soru işaretleri oluşturdu!</p>

<p>Silivri’deki tutuklu veya hükümlülerin bulunduğu yerin deprem olayında merkez üssü olması düşündürücü olabilir miydi!</p>

<p>24 Nisan günkü gazeteler, 23 Nisan günkü etkinlikler yerine “istanbul’daki depremi” manşetlerine taşıdılar!</p>

<p>Ülkeyi yönetenlerin bazı sözlerini anımsıyorum; “Dış güçlerin etkisiyle ekonomimiz zarar görüyor!”diyorlar ya!</p>

<p>Dış güçlerin bazı teknolojik çalışmalarındaki neticelerle de ülkemizde bazı “yapay depremler” oluşturulabilir mu!?” diye aklımı zorluyorum!</p>

<p>Bir espri yapayım mı; “ İstanbul depreminin merkez üssü Silivri ya, Buradaki cezaevindeki yatanların&nbsp;&nbsp;dua veya bedduaları sonucu böylesi bir olumsuzluk yaşanmış olabilir mi!?”</p>

<p>Böylesi bir olayla ilgili sanırım bazı “İnançlar üzerinden yayın yapan gazete veya TV”ler’de” haber veya yorum konusu yapılabilirdi!...</p>

<p>Bilimsel araştırmaları göz ardı ederek, bilimin ve aklın yolunda hareket etmediğimiz sürece doğanın “intikamına karşı” yetersiz kalabileceğimizi unutmamalıyız!...&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 13:23:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bugün Senin Günün, Konuş Çocuk!..</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/bugun-senin-gunun-konus-cocuk-575</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/bugun-senin-gunun-konus-cocuk-575</guid>
                <description><![CDATA[Bugün Senin Günün, Konuş Çocuk!..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 23 Nisan, çocuklara adanmış dünyadaki tek çocuk Bayramı.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, vatan topraklarını emperyalist işgal kuvvetlerinden kurtarıp, bağımsız bir ülkeyi inşa ederken, yaptığı devrimleriyle de dünyada ilkleri gerçekleştiriyordu.</p>

<p>Dünyada gelişmiş ülkelerde bile olmayan yeniliklerini inkar edenler olsa bile, dünya milletlerinin hafızasından silebilmek olası değildir!</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından, dünyada ilkler veya önemli yenilikler arasında; “23 Nisan Çocuk Bayramı”, “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı”, “Kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmesi” gibi önemli devrimlerin kayıtlardan silebilmek mümkün olabilir mi!?</p>

<p>Bugün Türkiye’deki çocuklar, dünyanın değişik ülkelerinden gelecek olan çocukları ağırlayacak, onlarla yeni dostluklar kuracaklar.</p>

<p>Ülkeyi yönetenler birkaç saatliğine de olsa koltuklarını çocuklara bırakacaklar. Temsili olarak&nbsp;&nbsp;makam koltuklarına oturan çocuklar, bir başka kurumu aradığında karşısına yine çocuklar çıkacak.</p>

<p>Bugün ülkenin yönetimi temsili de olsa çocukların yetkisinde olacak!</p>

<p>Çocuklar, öğretmenlerinin öğrettikleri konuşmaları makamlarına oturduklarında konuşacaklar. Bu arada bazı çocukların ise doğaçlama olarak&nbsp;&nbsp;istek, öneri ve beklentilerini dile getirdiklerine tanık olacağız!</p>

<p>Bırakalım konuşsun çocuklar, sorunlarını ve beklentilerini dile getirsinler! Konuşan çocuklar, tartışan gençler, isteyen vatandaşların çoğalması ile ülke yönetimindeki demokrasi işlerlik kazanacaktır.</p>

<p>Biz büyükler ve yöneticiler bugün çocukları can kulağı ile dinlemeli ve onları anlamaya çalışmalıyız.</p>

<p>Okullarına “aç giden”, “okul yerine işte çalıştırılan!”, “tacize uğrayan!”, “öksüz ve yetimler!”, bu ülkenin geleceğinin yönetici olabileceğini düşündüğümüz&nbsp;&nbsp;ÇOCUKLARIMIZ, bugün yüreklerinden geldiği gibi konuşmalı!..</p>

<p>Dünyada çocuklara adanmış TEK Bayram, Dünya Lideri Atatürk’ün armağanı “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” sadece Türkiye’de değil, tüm dünya çocuklarına kutlu olsun! Çocuklarımıza; Sağlık ve başarılı yaşam dileklerimle…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Apr 2025 13:54:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yanlış anlaşılabilmek!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yanlis-anlasilabilmek-574</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yanlis-anlasilabilmek-574</guid>
                <description><![CDATA[Yanlış anlaşılabilmek!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ilişkilerindeki sosyalleşmeler sırasında kişiler arasında gelişen olumlu veya olumsuz olaylarda farklılıklarla karşılaşabiliriz!</p>

<p>Kişinin kimliği, işi veya sıfatı ne olursa olsun bir anda onu tanımayan polislerin karşısına çıkarak kimlik istemesi, hatta üzerini yoklaması olayı ile karşılaşabilirsiniz!</p>

<p>O andaki görevli polis memurları sizi tanımamış olabilir veya bir hareketinizden dolayı şüphe duymuş olabilir!</p>

<p>Tabii ki, bir de böylesi olayın farklı yönü olabilir! Polis memurları sizi tanıdığı halde, kendince toplum içerisinde size karşı bir farklı hareket içerisinde de bulunması olayını yaşayabileceğini unutmamalısınız!</p>

<p>Bu kentte gazetecilik mesleğini yerine getirmekle görevli, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan “Basın kartı” olan gerçek gazeteci sayısını bilen var mı!?</p>

<p>İl genelinde veya merkez ilçede gerçek “Basın kartı” taşıyan gazeteci sayısını bir toplantıda ilimizin Valisi’ne, Emniyet Müdürü’ne, Cumhuriyet Başsavcısına sorarsanız o anda doğru yanıtı alabileceğinizi tahmin edemiyorum.</p>

<p>Osmaniye il genelinde gazeteci olarak çalıştığı bilinen veya kendilerini öyle hizmette görenlerin çoğunluğunun sadece gazetelerinin muhabiri olduğu ve resmi olarak gerçek basın kartı taşımadıkları, ancak gazetecilik yaptıklarını biliyoruz.</p>

<p>Kamuoyu, kurumlar ve aklınıza kimler geliyorsa onları gazeteci olarak bilmiş olsa da, gerçek “Basın kartı” sahiplerinin kimler olduğu noktasında doğru bilgiyi bilenleri merak ediyorum!</p>

<p>Yanlış anlaşılmasın, gazetecilik yaptığı halde, “Basın kartı alamayan” meslektaşlarımla ilgili sıkıntım olmadığını vurgulamak isterim.</p>

<p>Ancak, işte asıl sorun burada yatıyor!..&nbsp;</p>

<p>Üzerinde turkuvaz renkli “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın Kartı”nı taşıyan meslektaşımdan, “İçişleri Bakanlığı Bakanlığı’nca verilen Nüfus cüzdanı” isteniyorsa, bunu isteyen görevlilerin neleri amaçladığını düşünebilmek hakkım olsa gerek!</p>

<p>Son iki haftadır Osmaniye Adliye girişindeki yoklamaları garipsedim!&nbsp;&nbsp;Yıllardır Adliye girişinde “XRay cihazı” geçişinde telefonlarımızı açıktan masaya koyardık.</p>

<p>Yeni bir uygulama ile, cebimizdeki; cüzdan, sigara paketi, çakmak ve benzeri taşıdıklarımı da, “okuma makinesi içerisinden” geçirilmesi olaylarını yaşamaya başlar olduk.</p>

<p>Olaylar sadece bununla sınırlı olmayıp, X Ray cihazı geçişi sonrasında üst araması yapılması ile insanlar tedirginlik yaşar hale gelmeye başladı!</p>

<p>Bu uygulamanın ne amaçla yapıldığı merak edilirken, Osmaniye’de “korkulacak veya endişe edilecek” bir olası olayın olup olamayacağı düşünülmeye başlandı!..&nbsp;</p>

<p>Sadece kuşku duyulan vatandaşlar değil, her insan için geçerli olan kimlik isteme, sorgulama veya üst aramasında yaşanan&nbsp;&nbsp;olayların da bir kriterinin olabilmesini bekliyoruz.</p>

<p>Sorgulama sırasında, gazeteci gerçek Basın Kartı’nı gösterdiği anda, eğer bir şucu yoksa, “üst araması yapılması” yapılacaksa bile gerekçesinin söylenmesi önem taşımaktadır.</p>

<p>Kimseye görevlerini anımsatmak zorunda değiliz, ama bizler de kamu görevi yaparken ulu orta yerde insanlar arasında “terörist-suçlu muamelesi” gibi davranışlara maruz kalmak zorunda değiliz!....</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Apr 2025 16:57:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kütüphaneler Haftası’nı kutlarken!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/kutuphaneler-haftasini-kutlarken-573</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/kutuphaneler-haftasini-kutlarken-573</guid>
                <description><![CDATA[Kütüphaneler Haftası’nı kutlarken!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta “Kütüphaneler Haftası”nı değişik etkinliklerle kutladık.</p>

<p>Bu kutlamaları organize edenler de, katılanlar da insanlardı. İnsanın aklı aslında bir kütüphanedir.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Bilgisayarın beynindekiler gibi, insanlar da beyinlerindeki akılda sayısız olayları saklarlar.&nbsp;</p>

<p>İnsan aklındaki olaylar, yeni geldiğinde ortaya çıkarak hareketiyle&nbsp;&nbsp;yeniden canlanır.</p>

<p>Kütüphane denildiğinde kitap, dergi ve benzeri yazılı eserler akla geldiği gibi, dijital ortamdaki eserleri de kapsar.</p>

<p>Osmaniye’deki “Kütüphaneler Haftası” etkinliğine katılanların haberlerindeki fotoğraflarını inceledim.</p>

<p>Böylesi bir etkinlikte, kentteki kültür ve sanat derneklerinde görevli veya üyeleri pek göremedim.</p>

<p>Bu etkinliği yapanlar davet mi etmedi, yoksa çağırdılar da gelen mi olmadı!?</p>

<p>Osmaniye’de kitapları yayınlanmış yazar sayısının 200 kişi dolaylarında olduğu düşüncesinden hareket edersem, bu yazarlarımızın en azından bir çoğunun bu etkinlikte olmasını görmek&nbsp;&nbsp;güzellik olurdu!</p>

<p>Etkinliğe katılan bürokratlarla tanışma, kaynaşma ve kent kültürüne verdikleri katkıları paylaşmaları yönünden farkındalık oluştururdu.</p>

<p>Kütüphaneler Haftası, dünyaca ünlü Osmaniyeli Yaşar Kemal’in Hemite Köyündeki “Kültür evi “ önünde yapılabilirdi.</p>

<p>Böylesi bir program ulusal basında haber değeri taşırdı.&nbsp;</p>

<p>Ama bunu düşünebilmek için de, insan aklındaki kütüphanenin&nbsp;&nbsp;“art niyetsiz” olması önemliydi!..</p>

<p>Bazı gün veya Haftalarda yapılan etkinlikleri “oldu bittiye getirmek” yapıldı desinler diye yapmak, “Büyük şehir adayı Osmaniye” için yakışık almıyor!..</p>

<p>Bu kentin tanıtılması önem taşıyor. Adana’nın ilçesi gölgesinden kurtulabilmemiz, “İstanbul, Osmaniye mi!?” ve başka illerde ki “Osmaniye” yerleşim yerlerinin isimleri yerine 80 plakalı IL olduğumuzu kamuoyu bilincine ve insanların aklındaki kütüphaneye yerleştirmek için uğraş vermemiş gerekiyor.</p>

<p>Cumhuriyetimiz kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülkesini en iyi seven kişinin, görevini en iyi yapan olduğunu söylemiştir.</p>

<p>Osmaniye’nin tanınması için “Rutin programlar” değil, farkındalık oluşturan etkinliklere gereksinimimiz var!</p>

<p>Bunları yaşatacak olanların da, “Akıllarındaki Kütüphane” bilgilerini hayata geçirebilen yöneticiler sayesinde gerçekleşebileceğini düşünüyorum!</p>

<p>Ben kalıcı olana bakarım! Siyasi iktidarlar ve bu iktidarların atadıkları yöneticiler gelip-geçicidir!</p>

<p>Kentler ve bu kentlerde yaşayan insanlar, binalar, kültür ve sanatsal değerler her zaman kalıcıdır. Tarihin kayıtlarını silebilmek olası değildir!..</p>

<p>Bugün bir kamu kurumunda yönetici olabilirsiniz, ancak yarın emekli olup ta toplumun arasına girdiğinizde, bir esnafın önünden geçerken bir bardak çay ısmarlamak için davet edilip edilemeyeceğinizi aklınızdan geçirerek görevinizi yürütmenizi anımsatmak isterim!...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Apr 2025 15:41:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Gazetecilik</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-gazetecilik-572</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-gazetecilik-572</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Gazetecilik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de gazetecilik mesleği, son yıllarda ciddi bir itibar kaybı ile karşı karşıya.<br />
<br />
Mesleğe dair hiçbir bilgi ve birikimi olmayan kişilerin, sadece sosyal medya üzerinden haber paylaşarak kendilerini gazeteci olarak tanıtmaları, gerçek gazeteciliğin önündeki en büyük engellerden biri haline geldi.</p>

<p>Bir kentin siyasetçileri, o şehrin gazetecilerini tanımadan, kimlerin gerçek habercilik yaptığını bilmeden hareket ettiğinde, gazetecilik mesleği büyük bir darbe alır.<br />
<br />
Osmaniye’de de benzer bir durum söz konusu. Gazeteci olduğunu iddia eden, ancak ne bir haber sitesi ne de bir yayın organı bulunan kişiler, yalnızca duydukları bilgileri paylaşarak kendilerini gazeteci olarak lanse ediyor.<br />
<br />
Ancak iş, bir haber yazmaya geldiğinde, bu kişilerin çoğunun kalem oynatamadığı açıkça görülüyor.</p>

<p>Gerçek gazetecilik, bilgiye dayalı araştırma, doğruluk, tarafsızlık ve etik ilkeleri temel alır. Ancak günümüzde birçok kişi, herhangi bir belgeye, kaynağa dayanmadan sadece kulaktan dolma bilgilerle haber üretmeye çalışıyor.<br />
<br />
Üstelik, bu kişiler siyasetçiler ve bürokratlar tarafından da gazeteci olarak kabul görüyor. İşin en vahim tarafı ise bu durumun normalleşmesi.</p>

<p>Osmaniye’de gazetecilik mesleğinin itibarını zedeleyen en büyük unsurlardan biri, gazeteciliği gerçekten icra edenlerin, bu alanda hiçbir yetkinliği bulunmayanlarla aynı kefeye konulmasıdır.<br />
<br />
Bu da hem mesleğin ciddiyetine zarar veriyor hem de toplumun doğru bilgiye ulaşmasını engelliyor.</p>

<p>Bir siyasetçinin ya da bürokratın, kimlerden bilgi aldığı ve kimleri gazeteci olarak kabul ettiği, toplum üzerindeki etkisini doğrudan belirler.<br />
<br />
Eğer gerçek gazeteciliği savunan, meslek ilkelerine bağlı kişiler yerine, sosyal medyada kopyala-yapıştır yöntemiyle çalışan kişiler tercih edilirse, burada en büyük kaybı toplum yaşar.</p>

<p>Osmaniye’de siyaset yapanlar, yerel basını ve gazetecileri iyi tanımadan hareket ederse, yanlış kişilere prim vermiş olurlar.<br />
<br />
Bunu fırsat bilen bazı kişiler de gazeteci kimliği ile siyasetçilere yakın durarak, gerçekleri çarpıtarak veya yönlendirerek kamuoyunu yanlış yönlendirme potansiyeline sahip olabilirler.</p>

<p>Osmaniye’de gazeteciler cemiyetleri de bu konuda önemli bir sınav vermektedir. Önüne geleni gazeteci olarak kabul eden, herhangi bir basın etik denetimi yapmayan cemiyetler, bu mesleğin itibar kaybına zemin hazırlamaktadır.</p>

<p>Gazetecilik cemiyetleri, sadece meslek etiğine uygun çalışanları bünyesine almalı, gerçek habercilik yapanlarla yapmayanları ayırt edebilmelidir. Aksi takdirde, gerçek gazetecilerin saygınlığı ve itibarı her geçen gün daha fazla zedelenecektir.</p>

<p>Bu noktada, gerçek gazetecilerin de harekete geçmesi gerekmektedir. Eğer mesleğe gerçekten değer veren, bu işi hakkıyla yapanlar bir araya gelip bir çözüm üretmezse, zaman içinde gazeteciliğin ne anlamı ne de itibarı kalacaktır. Peki, çözüm ne olabilir?</p>

<h3>Gazetecilik Meslek İlkelerine Bağlılık</h3>

<p>* Her gazeteci, kendi haberlerinde doğruluğa ve tarafsızlığa dikkat etmeli.</p>

<p>* Etik dışı habercilik yapanlarla mesafeli durulmalı.</p>

<h3>Sahte Gazetecileri Teşhir Etmek</h3>

<p>* Habercilikle ilgisi olmayan kişilerin gazeteci olarak lanse edilmesine izin verilmemeli.</p>

<p>* Kamuoyuna, gerçek gazeteciliğin nasıl olması gerektiği anlatılmalı.</p>

<h3>Siyasetçilerle ve Bürokratlarla Doğru İletişim Kurmak</h3>

<p>* Siyasetçilerin ve bürokratların, gazetecilik mesleğini ciddiye almasını sağlamak için bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı.</p>

<p>* Haber alma sürecinde, gerçek gazetecilere yönelmeleri teşvik edilmeli.</p>

<h3>Gazeteciler Cemiyetlerinin Sıkı Denetim Yapması</h3>

<p>* Gazeteci olduğunu iddia eden herkes, cemiyetlere kabul edilmemeli.</p>

<p>* Üyelik kriterleri sıkılaştırılmalı ve gerçekten gazetecilik yapanlar öne çıkarılmalı.</p>

<p>Eğer bu konuda harekete geçilmezse, Osmaniye’de gazetecilik mesleği artık bir meslek olmaktan çıkıp, sadece sosyal medya fenomenlerinin yaptığı bir iş haline gelecektir.</p>

<p>Gerçek gazeteciler olarak, siyasetçilerin, bürokratların ve toplumun karşısında daha güçlü durmalıyız.<br />
<br />
Eğer bizi tanımayanların toplantılarına katılmaya devam edersek, onların yolladığı haberleri yayınlamaya devam edersek, kendi mesleğimizin itibarını kendimiz ayaklar altına almış oluruz.</p>

<p>Bugün sesimizi çıkarmalı, gerçek gazetecilik yapanları ayırmalı ve mesleğimizi korumalıyız. Aksi takdirde, çok yakında hiçbirimizin mesleki bir itibarı kalmayacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Apr 2025 21:37:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İktidarlar geçici, kurumlar kalıcıdır!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/iktidarlar-gecici-kurumlar-kalicidir-571</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/iktidarlar-gecici-kurumlar-kalicidir-571</guid>
                <description><![CDATA[İktidarlar geçici, kurumlar kalıcıdır!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İktidarlar, gelip geçici olup, Devlet kurumlarının işleyişi baki olarak tanımlanır ve bilinir!</p>

<p>Yerel veya Merkezi yönetimlerin başına gelen siyasi iktidarların kendi yöntemleri ile uygulamaları her ne kadar proje ve siyasi anlayışlarına göre şekillendirilmeye çalışılsa da, devlet kurumlarının ilkeleri doğrultusunda gerçekleşmemesi halinde halkın tepkileri ile karşılaşılacağı bilinmelidir!</p>

<p>Yıllardır devam eden Halk Eğitim Merkez’lerindeki “eğitim-öğretimler” 2024 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nca “Tasarruf tedbirleri” gerekçesi ile “askıya alındı!”</p>

<p>Özellikle kadınların iş öğrenmeleri, sosyalleşmeleri ile birlikte usta öğreticilerin de&nbsp;&nbsp;ev ekonomisine katkı sağladığı “HEM kursları” kapatıldı!</p>

<p>Eğitim ve öğretimden “tasarruf yapma” uygulaması noktasında MEB’nın anlayışını anlamakta zorlanıyorum!</p>

<p>2024-2025 dönemi için bazı kursların açılmasına ‘İZİN’ çıkarken, yapıldığı söylenilen anlaşmalarla, bazı STK’lar üzerinden başvuru yapılması olayı yaşanmaya başlandığını öğreniyorum!</p>

<p>Sadece Osmaniye il genelinde Bin 500, Türkiye genelinde 98 bin “Usta öğretici”&nbsp;&nbsp;işsiz ve ekmeksiz kalma olayı ile karşı karşıya kalırken,&nbsp;&nbsp;iktidar partisinin TV ekranlarındaki&nbsp;&nbsp;sözleri “ekmeksiz kalanlar” tarafından doğal olarak tepki görüyor!</p>

<p>İktidara yakınlığı ile bilindiği iddia edilen Kamu kurum Müdürleri ile Yardımcılarının, “Usta Öğreticilere karşı” tavır ve davranışlarının hoş olmadığı olaylarını öğreniyorum!</p>

<p>Her canlının günün birinde toprakla buluşacağı, her siyasi iktidarın günün birinde muhalefete düşeceği, her yöneticinin günün birinde en azından emekliye ayrılabileceğini düşündüğümüzde; Osmaniye HEM’de yaşanan olayları yaşatanların, aklı selim davranış göstermelerini bekliyoruz!...</p>

<p>İktidarlar, halkı yönetebilmek için göreve seçilirler. Ancak, kurumlarında vatandaşlar arasında ayrım yaptıkları ve siyasal anlamda “kayırmacı (!)” hareketler yapmaya başladıkları anlarda, desteklerini kaybetme sürecine girerler!</p>

<p>Osmaniye’nin İL olduğunu ve bu ilde yaşayan bir gazeteci olarak, bu İL’in de bir Valisi’nin, ayrıca 4 Milletvekili olduğu bilinciyle sormak istiyorum; “ Osmaniye HEM’de, “Kurs açılması” olaylarında”&nbsp;&nbsp;Kurum yetkililerinin tavır ve uygulamalarını “lütfen” araştırıp incelemelisiniz!. Ayrıca, Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde yaşanan, “Sınavlar” üstelik vatandaşların bin liranın üzerinde ücret ödeyerek girdiği sınavların sonuçlarında nelerin olduğunun da araştırılıp incelenmesini istiyoruz!</p>

<p>Kurumlarda yetkili olanların KRAL olmadığını, istediği gibi uygulamaya yapma lüksünün olmadığını, kamu kurumlarının kurallarına göre uygulama yapması gerektiğini anımsatmakta yarar görüyorum!</p>

<p>Osmaniye gibi yoksul ve işe-ekmeğe muhtaç insanların emekleriyle oynamak isteyen “Liyakatsız veya siyasi tavırlı (!)” yöneticilerin bu kente yarar yerine zarar vereceğini, kentimizin yöneticilerinin bilgilerine sunmak istiyorum….</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Apr 2025 12:22:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Yeni TOKİ Dükkanları!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-yeni-toki-dukkanlari-570</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-yeni-toki-dukkanlari-570</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Yeni TOKİ Dükkanları!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de 6 Şubat depremlerinde yıkılan Metin Tamer Siteleri’nin yerine yapılan yeni TOKİ konutları neredeyse tamamlanmak üzere. Yeni daireler oldukça modern ve konforlu görünüyor.<br />
<br />
Emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekiyor. Ancak, bu projeyle ilgili ciddi bir sorun var: dükkanlar. Yapılan incelemelerde, kot farkı nedeniyle büyük hatalar olduğu görülüyor.<br />
<br />
Bir tarafta dükkanlar zeminin çok üzerinde, diğer tarafta ise çok aşağıda kalıyor. Osmaniye halkının alışkanlıkları düşünüldüğünde, bu durum büyük bir sorun teşkil ediyor.<br />
<br />
Çünkü burada insanlar merdivenli dükkanlara girmeyi pek tercih etmiyor. Dükkanların zeminle eşit olması gerekirken bu tür hataların yapılması, projenin planlama aşamasında yeterince düşünülmediğini gösteriyor.</p>

<p>TOKİ tarafından inşa edilen dükkanlarla ilgili en büyük eleştirilerden biri de dükkanların büyüklüğü. Dükkanlar öylesine küçük ki, içerisine bir tezgah ve masa koyulduğunda hareket edecek alan kalmıyor.<br />
<br />
Esnaf, bu tür bir alanda nasıl verimli çalışacak? Osmaniye büyüyor, gelişiyor ve ekonomik hareketlilik artıyor. Ancak ticaretin gelişmesi için geniş ve kullanışlı iş yerlerine ihtiyaç var. Ne yazık ki yeni yapılan dükkanlar, esnafın ihtiyacına cevap verecek boyutta değil.</p>

<p>Zaten Osmaniye’de uzun yıllardır bir dükkan sıkıntısı yaşanıyor. Birçok esnaf uygun büyüklükte ve lokasyonda iş yeri bulmakta zorlanıyor.<br />
<br />
Hal böyleyken, yeni yapılan dükkanların da bu kadar küçük olması hayal kırıklığı yarattı. İnsanlar, bu dükkanlara girip çıkarken zorluk çekecek, hatta belki de bu iş yerleri boş kalacak. Esnaf, ticaretini rahat bir ortamda yapmak ister. Ancak, 3-5 metrekarelik alanlarla bu mümkün değil.<br />
<br />
Yeni yapılan bu dükkanların boyutları ve kot farkı sorunu, planlama sürecinde yeterince düşünülmediği izlenimi veriyor. Bu projeleri çizen mimarlar, inşaat mühendisleri ve yetkililer, esnafın ihtiyaçlarını dikkate aldı mı? Bölge halkının ticaret anlayışı göz önünde bulunduruldu mu?<br />
<br />
Bu soruların cevabı maalesef hayır gibi görünüyor. Eğer gerçekten detaylı bir fizibilite çalışması yapılsaydı, bu denli büyük hataların olmaması gerekirdi. Osmaniye’nin ticari potansiyeli düşünülerek daha geniş, ferah ve kullanışlı iş yerleri inşa edilmeliydi.</p>

<p>Bu noktada yetkililere büyük bir görev düşüyor. Eğer Osmaniye esnafı ve halkı için gerçekten faydalı bir proje yapılmak isteniyorsa, bu tür hataların düzeltilmesi gerekiyor.<br />
<br />
Kot farkı sorununun çözüme kavuşturulması ve dükkanların kullanışlı hale getirilmesi için ek düzenlemeler yapılmalı. Ayrıca, ilerleyen süreçlerde benzer projeler hayata geçirilirken halkın ve esnafın görüşlerine başvurulmalı, onların ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalı.</p>

<p>Osmaniye büyüyen ve gelişen bir şehir. Ancak bu gelişimin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için şehirde yapılan projelerin de bu büyümeye uygun olması şart. Aksi takdirde, yapılan her yeni yatırım halkın beklentilerini karşılamayan bir hayal kırıklığına dönüşebilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Apr 2025 23:25:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Portakal Çiçeği Festivali!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/portakal-cicegi-festivali-569</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/portakal-cicegi-festivali-569</guid>
                <description><![CDATA[Portakal Çiçeği Festivali!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hadi yine iyisiniz, “Kazma-kürek yaktıran” Mart ayını da tarihinin sayfaları arasına bırakıyoruz!</p>

<p>Şair diyor ki; “Portakal çiçeklerinden yaptığım taçları başına takabilir misin!..”</p>

<p>Mart ayı ile ilgili yazılan şiirler, bu ayda yaşanan olumlu ve olumsuz olayları unutabilmek zor olsa gerek!</p>

<p>Şubat’ın ardı Mart!&nbsp;&nbsp;Mart denildiğinde “kapıdan baktırdığı” yönünde yaşlı insanlarımız konuşmalar yaparlardı. Bugün bizler de böylesi konuşmalar yapanlardan mıyız!?</p>

<p>Mart biter, ardından Nisan geldiğinde, ilk günde şakalaşmalar başlar!..&nbsp;&nbsp;1 Nisan şakaları insanlar arasında farklı olurken, yazılı basında daha da farklı olurdu!</p>

<p>Sosyal medya üzerinde paylaşım ve iletişimlerin olmadığı yıllarda, insanların yerel ve ulusal gazeteleri sabahın erken saatlerinde okumak için heyecanla beklediği&nbsp;&nbsp;günlerde yaşanan&nbsp;&nbsp;güzellikleri anımsıyorum.</p>

<p>Nisan ayının ilk günü bazı gazeteler “şaka amaçlı olarak” gündemle ilgili manşetten bir haber verir, haberin altına da “Bu Bir Nisan şakasıdır!” diye not düşerlerdi!</p>

<p>Günümüzde ise Bir Nisan şakalarını yapabilmek bile zorlaştı! Neden böyle oluyor, neden bu günlere geldik ve yaşıyoruz!”?</p>

<p>Portakal çiçekleri ağaçların dallarında beyazlaşarak açarken, yanından geçen insanların burunlarını burcu burcu koku verirdi! Portakal çiçeklerinin kokularının bulunduğu sokaklardan geçerken, şairler şiir yazar, sevdalılar duygulanırdı!&nbsp;</p>

<p>Çocukluk günlerimizde annemizin un eleğinin üzerine dağıttığımız portakal çiçeklerini iğne ile ipliğe dizerek kolye yapar, okulda öğretmenlerimize armağan ederdik.</p>

<p>Portakal çiçeklerinin açtığı ve kokularını doğaya yaydığı günleri yaşıyoruz. Şehirlerde değil, Köylerimizde yaşayan çocuklarımızın bile portakal çiçeğinden kolye yapıp öğretmenlerine armağan etmesi olayını görenleriniz var mı!?</p>

<p>Portakal çiçeği kolyesinin ömrünün oldukça uzun olduğunu bile bilmeyenlerin olduğunu sanıyorum. Aradan bir yıl bile geçse, portakal çiçeğinin kokusu, odadaki özelliğini yitirmeyerek kendi varlığını gösterir!</p>

<p>Adana’da yıllardır “Portakal çiçeği festivali” yapılırken, kentin tanıtımına önemli katkılar sağladığını görmekteyim.</p>

<p>Dörtyol ilçesinde “Narenciye festivali” yapılırken, konuklar portakal ve mandalina ikramları ile karşılaşıyor.</p>

<p>Sahi ya, Osmaniye’de “Yer fıstığı Festivali”&nbsp;&nbsp;yapılıyordu, yapıldı da, etkinliklerin içinde; kimler nelerin içindeydi!? Fıstık festivali mi yapıldı, yoksa, farklı tanıtımlar mı!?..</p>

<p>Yapılan her etkinliğin güzelliğini kabullenmek gerekirse, farklı amaçlar doğrultusunda yapılmasına da elbette tepki göstermek hakkımız olsa gerek!</p>

<p>Kültür ve sanat sal alanda Osmaniye’de yıllardır yapılan “Kitap Fuarı” başka deprem bölgelerinde yapılırken, 2024 yılında neden yapılmadığını sormak, 2025 yılında da yapılıp yapılamayacağını bilmek hakkımız olsa gerek!...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Mar 2025 16:19:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kimse sevinmesin!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/kimse-sevinmesin-568</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/kimse-sevinmesin-568</guid>
                <description><![CDATA[Kimse sevinmesin!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir rahatsızlığım nedeniyle yazılarıma ara vermiştim, ancak birilerinin bu süreçte sevindiklerini ve yazamamış olmamdan dolayı rahatlık yaşadıklarını öğrendim.</p>

<p>Bugün, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü ile ilgili yazı yazmamı bekleyebilirsiniz.<br />
<br />
Bu olaylarla ilgili yazıları yazan başka meslektaşlarımın olduğunu düşünerek, sadece Çanakkale Zaferi’ndeki başarıda emeği geçen şehitlerimi saygı ile anmak, savaşta Gazi olan ve şu anda da hayatta olduklarını tahmin etmediğimiz değerli vatansever insanları da aynı şekilde rahmet ve saygı ile anıyorum.</p>

<p>Bu kentte, gazeteci olarak isim yaparak sokaklarda dolaşanlar veya birileri tarafından tanınan; hatta benden çok isimleri bilinenlerin olduğuna tanıklığım olmuştur!</p>

<p>Kendini tanıtan veya başka deyimle “pazarlayan” her meslek erbabına saygı duyarım. Ancak, Gazetecilik mesleği denildiğinde; ilke, etik kurallar ve hak ile halk haberciliği yapanları bir kenara koyarım!...</p>

<p>Halkın hak arayışını yapmakla görev yapan&nbsp;&nbsp;gazetecinin, “hakkını savunamamış olması” kadar üzücü bir olay göremeyiz!..</p>

<p>Gazeteci; halkın sesidir, dili, direnci ve yönetenlere karşı köprü görevini&nbsp;&nbsp;yapmaktadır.</p>

<p>Seçilmişlerin gazeteciye karşı tavırları oturaklı olmalıdır. Hele de atanmışların tepkileri, gazetecilere karşı tepki gösterirken; kendi koltukları yerine halkın isteklerini öne çıkarmadan konuşuyorsa, dönemin siyasal iktidarına hizmet ediyor anlamına gelir!</p>

<p>Yaşadığımız kentlerde insanlar ölüyor, öldürülüyor! Ölümlerin nerede, nasıl, ne şekilde olduğunu ayrıntıları ile yazamıyorsak!...</p>

<p>Cinayetlerin gerekçeleri çevresel bilgilere göre iddia edildiği halde, yayınlarımızda kamuoyu ile paylaşamıyorsak!...</p>

<p>Osmaniye hayvan barınağında yaşamakta olan canlar, bir şekilde toprağa veriliyor veya buradaki yaşananlar “gizli görüntü ile” çekilip basına servis edildiği halde, sadece görevlilerin “yerlerinin değiştirilmesi” olayı yaşanıyorsa!..</p>

<p>Bizler neyi nasıl yazalım!? Gazetecinin yazdığı haberler; “Muhalif haber” olarak görülmesi yerine, olayla ilgili inceleme ve araştırma yapmak, bu kadar zor mu!? Demek istiyorum!.</p>

<p>Yazmadığım zamanlarda, sevinen&nbsp;&nbsp;kişilerin olduğunu öğreniyorum!&nbsp;&nbsp;Canınızı sıkmayın beyler!.. Sizlerin görev yaptığınız yıllar değil, yaşınız kadar bu meslekte&nbsp;&nbsp;dirseğimi çürüten biriyim.&nbsp;&nbsp;<br />
<br />
Halk ve Hak haberciliği konusundaki ilkelerimden ödün vermeden çalışıyorum!..<br />
<br />
Sizlerin “eyvallahı ” olabilir ama, benim halkımızdan başka “Eyvallah” edeceğim insan kitlesinin olmadığını kayıtlara geçebilirsiniz!...duyarlı okurlarıma sevgi ve saygılarımla…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Mar 2025 17:00:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halkın Gönlündeki Başkan Nasıl Olmalı!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/halkin-gonlundeki-baskan-nasil-olmali-567</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/halkin-gonlundeki-baskan-nasil-olmali-567</guid>
                <description><![CDATA[Halkın Gönlündeki Başkan Nasıl Olmalı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye, son yıllarda mülki idare amirleri arasında halkla güçlü ilişkiler kuran, sorunlara hızlı çözümler üreten ve mütevazı kişiliğiyle gönülleri kazanan bir ismi ağırlıyor:</p>

<p>Vali Dr. Erdinç Yılmaz. Göreve başladığı günden bu yana şehrin dört bir yanında aktif olarak görev yapan, halkın içinde olan ve Osmaniye’nin sorunlarına hakimiyetiyle bilinen Vali Yılmaz, vatandaşlar tarafından büyük bir sevgi ve saygıyla anılıyor.</p>

<p>Osmaniye halkının gözünde Vali Erdinç Yılmaz’ın farkı, sadece bir bürokrat olmasıyla sınırlı değil. O, devlet ile vatandaş arasında gerçek bir köprü kuran, herkesin derdini dinleyen, sahada aktif rol alan bir yönetici.</p>

<p>Makam odasına kapanıp emir veren değil, halkın arasında dolaşıp sorunları birebir yerinde inceleyen bir anlayışla çalışıyor. Onun yönetim tarzında ego yok, kibir yok, kendini beğenmişlik yok. Halktan biri gibi davranıyor, herkese aynı seviyede ve aynı saygıyla yaklaşıyor.</p>

<p>Bu yüzden Osmaniyeliler onu bir devlet görevlisi olarak görmekten öteye geçmiş durumda. Onu, şehrin her köşesini bilen, sorunları birebir takip eden, esnafla, gençlerle, iş insanlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla sürekli iç içe olan bir yönetici olarak değerlendiriyorlar.</p>

<p>Bir yönetici için en önemli özelliklerden biri, yönettiği bölgenin her noktasına hakim olmasıdır. Vali Yılmaz, Osmaniye’de göreve başladığı ilk günden itibaren kentin her sokağını, mahallesini, çarşısını gezerek birebir bilgi edinmiş durumda.</p>

<p>Kimi zaman sabahın erken saatlerinde bir esnaf ziyaretleri yaparken, kimi zaman gece geç saatlerde bir okulun tadilatını denetlerken görülüyor.</p>

<p>Afet yönetimi konusunda da hızlı refleksleriyle dikkat çekiyor. Osmaniye, zaman zaman doğal afetlerle karşı karşıya kalan bir şehir. Deprem, sel gibi olaylarda Yılmaz’ın anında kriz bölgelerine giderek bizzat çalışmalara katıldığına defalarca tanık olundu.</p>

<p>Osmaniye’deki yerel basın mensupları da Vali Yılmaz’ın yönetim tarzından oldukça memnun. Basına karşı şeffaf bir politika izleyen Yılmaz, bilgi paylaşımında açık ve samimi bir duruş sergiliyor.</p>

<p>Osmaniye basınıyla düzenli olarak bir araya geliyor, onların da şehirle ilgili gözlemlerini dinliyor. Üstelik, bazı yöneticiler gibi basını susturma, sansürleme veya Ankara’ya şikayet etme gibi alışkanlıklara sahip değil. Tam tersine, Osmaniye basınının gelişmesine ve daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>Bu durum da Osmaniye basını tarafından büyük bir takdirle karşılanıyor. Çünkü Yılmaz, gazetecileri birer kamu görevlisi gibi görüyor ve onların halk adına doğru bilgiye ulaşmasını destekliyor.</p>

<p>Osmaniye halkı, ilk yerel seçimlerde Vali Yılmaz’ın belediye başkanı olması gerektiğini yüksek sesle dile getirmeye başladı.</p>

<p>Onun bugüne kadar gösterdiği samimiyet, çalışkanlık ve halkla olan güçlü bağları, Osmaniye Belediye Başkanlığı koltuğunu da fazlasıyla hak ettiğini gösteriyor.</p>

<p>Birçok vatandaş, sosyal medya ve yerel platformlarda bu görüşlerini paylaşarak, “Valimiz Osmaniye’ye en iyi hizmeti sunan kişi. Belediye başkanı olursa, Osmaniye’yi Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri yapar” ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>Şu ana kadar resmi bir açıklama olmasa da, Osmaniye’de siyasi kulislerde de Yılmaz’ın adaylığına dair güçlü beklentiler var. Eğer böyle bir gelişme olursa, Osmaniye’de alışılmışın dışında, tamamen halktan gelen bir belediye başkan adayı çıkmış olacak.</p>

<p>Vali Yılmaz’a duyulan sevgi, herhangi bir siyasi görüşe bağlı değil. Osmaniye halkı, onu bir siyasi figürden çok, iyi bir yönetici ve halk dostu olarak görüyor. Onun sahip olduğu mütevazı, erişilebilir ve çalışkan karakter, toplumun her kesimi tarafından benimsenmiş durumda.</p>

<p><strong>Bu yüzden de Osmaniyeliler, onun yerel seçimlere kadar Osmaniye Valisi olarak kalmasını, ancak seçim zamanı belediye başkan adayı olarak karşılarına çıkmasını istiyorlar. </strong>Çünkü biliyorlar ki, makamlar gelip geçicidir ama halkın gönlünde yer edinmek kalıcıdır. Ve Erdinç Yılmaz, halkın gönlünde taht kurmuş bir isimdir.</p>

<p>Önümüzdeki süreçte neler olacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak Osmaniye’de bir gerçek var: Halk, Vali Erdinç Yılmaz’ı çok seviyor ve ona güveniyor. Bu sevgi ve güven, onu gelecekte çok daha büyük sorumluluklara taşıyabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Mar 2025 15:38:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kibirli İnsanların Hakikatle Yüzleşmesi Gerek</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/kibirli-insanlarin-hakikatle-yuzlesmesi-gerek-566</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/kibirli-insanlarin-hakikatle-yuzlesmesi-gerek-566</guid>
                <description><![CDATA[Kibirli İnsanların Hakikatle Yüzleşmesi Gerek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye'de sokakta yürürken, bazen gökyüzüne bakıp insanları izlemek geliyor içimden. Kimisi gülümseyerek geçiyor, kimisi ise gözlerini dikip bakıyor, sanki tüm dünya onlara aitmiş gibi. İşte bu insanların çoğu, ne yazık ki her geçen gün daha fazla artıyor. Şehri dolaşırken karşılaştığım her bir kibirli insanın izlediği yol, yalnızca kendi egolarını beslemekle kalmıyor, çevresindekilere de zorla kabullenmeye çalıştığı bir düzeni getiriyor. Kimi zaman kafamda, "Acaba ben mi yanlış düşünüyorum?" diye geçiriyorum, ama sonra bir kez daha bakıyorum; ve hayır, yanılmıyorum. Kibir, zamanla insanın içinde yeşeren bir canavara dönüşüyor. Onu beslerseniz, büyür. Büyüdükçe de, hem çevresindekilere, hem de kendisine zarar verir.</p>

<p>Herkesin önde olduğu, herkesin en yüksek koltuklarda oturduğu, herkesin en değerli olduğunu hissettiği bir dünyada yaşıyoruz. Ama bir zamanlar burası, yani Osmaniye, tamamen farklıydı. 2002 yılında mesleğe başladığımda gördüğüm insanlar, ne kadar insandı! Ne kadar samimi, ne kadar içten! O dönemdeki gibi insanlar, her zaman gözlerimde birer örnek olarak kalacaklar. Ancak bugün bakıyorum da, sokakta yürürken o eski yüzleri bulmak ne mümkün! O güzel insanlar gitmiş, yerine kibirli ve sadece egolarını tatmin etmeye çalışan bireyler gelmiş.</p>

<p>Düşünün ki, bir insan hangi makamda olursa olsun, eğer o kişi gerçekten iyi bir insan değilse, elinden hiç bir şey gelmez. Kibirli bir insanın yaptığı her hareket, her söz, her davranış, etrafındaki insanları yavaş yavaş dışlamaya başlar. Herkesin gözünde birer engel olmaya, yalnızlaşmaya mahkûm olurlar. Hani o söz vardır ya, “Ne ekersen, onu biçersin,” işte tam da bu söz burada devreye giriyor. Eğer kibirli bir insan yol alırsa, sonuç olarak yalnız kalır. Selamını alacak kimse bulamaz.</p>

<p>Bir insan, elindeki gücü halkı, çevresi için kullanmalıdır. Ama bu gücün, sadece kendi çıkarları için kullanılmaması gerekir. Kibirli insanlar genellikle halktan kopar, halkı görmezler, onların dertleriyle ilgilenmezler. Onlar için önemli olan sadece, daha fazla güç elde etmek ve daha yüksek koltuklarda oturmaktır. Bu tür insanlarla her geçen gün karşılaşıyoruz. Kurumlar, belediyeler, yerel yönetimler, her biri birer kibirli insanla dolmuş. Ama bilin ki, halkın haklarını yediğinizde, o halk size asla hak vermez. Onların gözünde kaybedersiniz.</p>

<p>Bir zamanlar Osmaniye'de görevini hakkıyla yerine getiren insanlar vardı. İyi, dürüst, çalışkan ve halkla iç içe olan insanlar. Şimdi ise o insanların yerini, sadece kendi çıkarları için çalışan, halkı göremeyen ve sadece kibirli bakışlarla çevresindeki herkesi küçümseyen insanlar almış durumda. O eski insanlar, doğruyu söylemekten korkmaz, elini taşın altına koymaktan çekinmezdi. Bugün o insanları arıyoruz ama bulamıyoruz. Çünkü onlar, geride bir iz bırakmışlar ve izleri silinmiş.</p>

<p>Gerçekten de, Osmaniye'deki pek çok kurumda, kibirli insanlarla karşılaşıyoruz. Koltuğa oturan değişiyor, bir anda güç sahibi oluyor ve o koltukla birlikte bir dünya yaratıyorlar. Oysa bu koltuklar, sadece geçici birer makamdır. Hiç kimse o koltuğa yapışıp kalamaz. Bir gün herkes yerini alır, başka birisi gelir. Ama kibirli insanlar, kalıcı olamayacaklarını unutuyorlar. O yüzden, halkla iletişim kurmaktan korkuyorlar. O yüzden gazetecilerle bir araya gelmekten çekiniyorlar. Neden? Çünkü bir şeyleri saklamak zorunda kalıyorlar.</p>

<p>Gazeteciler, halkın sesi olmak zorundadır. Eğer bir gazeteci, halkı doğru şekilde bilgilendiriyor ve doğruyu söylüyorsa, hiçbir yönetici ondan korkmamalıdır. Korkanlar, ya bir şeyleri saklıyorlardır ya da hesap vermekten çekiniyorlardır. Ama iyi insanlar, doğruyu söylediği sürece, hiçbir şeyden korkmazlar. Çünkü onlar, içlerinde saklayacak karanlık bir şey yoktur. İyi insanlar, halkın karşısına çıkmakta, soruları yanıtlamakta, şeffaf olmakta hiçbir sakınca görmezler.</p>

<p>Bir insan görevini düzgün yaparsa, görevini tamamladığında, gittiği yerde bir selam alır. Ama eğer kişi, kötü bir şekilde görevini yerine getirmişse, o zaman ne selam alır, ne de hatırlanır. Bu, hayatın değişmeyen bir kuralıdır. Ne ekersen, onu biçersin. Kibirli insanlar, sonradan yalnızlıklarını fark ettiklerinde, hayatta yapacak hiçbir şeyleri kalmaz. Bir zamanlar bulundukları makamı babalarının malı gibi görenler, şimdi hiçbir şeyin sahibi olamıyorlar.</p>

<p>Bu yazıyı kaleme alırken, hepimiz için bir hatırlatma yapmak istiyorum. Kibir, hem bizi hem de çevremizi zarara uğratır. Osmaniye'deki değişen manzara, aslında tüm Türkiye'deki benzer bir durumu yansıtıyor. Eğer insanlar, adil, dürüst ve şeffaf bir şekilde görevlerini yerine getirebilirlerse, o zaman sadece halkla değil, kendileriyle de barışmış olurlar. Ama eğer kibir, bu yerel yönetimlere ve kurumlara hakim olmaya devam ederse, o zaman bir gün herkesin yüzüne bakacak kimse bulamayacaklar.</p>

<p>Şayet Müslümansanız, unutmamalısınız ki, kibir, en büyük günahlardan biridir. O yüzden gönül kırmamak, başkalarını küçümsememek, selamı esirgememek, halkın haklarını savunmak gerek. Bu dünyada yapacağınız her işin bir karşılığı vardır ve sonunda ne ekerseniz, onu biçersiniz.</p>

<p>Osmaniye'yi eski haline getirebilmek, kibirli insanların gölgesinden kurtarabilmek, ancak tüm bu değerleri doğru şekilde uygulayan kişilerle mümkün olacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Mar 2025 16:16:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Çenet’in Açıklamaları: Güven Kaybı ve Tepkiler</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/baskan-cenetin-aciklamalari-guven-kaybi-ve-tepkiler-565</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/baskan-cenetin-aciklamalari-guven-kaybi-ve-tepkiler-565</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Çenet’in Açıklamaları: Güven Kaybı ve Tepkiler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, son dönemdeki açıklamalarıyla dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Bu kez, hayvan barınağında yaşanan köpek ölümleri ve barınaktaki koşullarla ilgili açıklamalarıyla tepki topladı. Ancak, başkanın yaptığı açıklamalar, hayvanseverler ve Osmaniye halkı arasında büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Çenet, ilk etapta durumu net bir şekilde incelemeden, barınakta yaşanan ölümleri hayvanseverlerin üzerine atarak, onları terörizmle suçlama yoluna gitmişti.</p>

<p>Başkan’ın bu yaklaşımı, kamuoyunda geniş bir tepkiye neden oldu. Sosyal medya, Osmaniye Belediyesi’nin resmi hesaplarından yapılan açıklamalarda, barınaktaki köpek ölümlerine dair yapılan suçlamaların gerçekten de başkanın haklı olduğu anlamına gelmediği konusunda yorumlarla doldu. Çenet’in açıklamalarında, "Barınaktan Sorumlu Veteriner İşleri Müdürü, 1 Veteriner Hekim, 2 Veteriner Teknikeri barınaktaki görevlerinden alındı ve farklı birimlerde görevlendirildi" ifadesi dikkat çekti. Ancak bu açıklama da kamuoyunun vicdanını rahatlatmaktan uzak kaldı.</p>

<p>Tartışmaya daha geniş bir perspektiften bakacak olursak, Başkan Çenet’in hayvanseverleri suçlayarak yaklaşıma, konunun derinliğine inmeden yapılan açıklamalar olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacaktır. Tüm bu yaşananlar, Çenet’in hayvan hakları ve barınak yönetimi konusundaki bilgisizlik ya da aceleci yaklaşımını ortaya koyuyor. Başkan, sadece kendi düşüncelerine dayalı açıklamalarda bulunarak, çok sayıda insanın ve kurumu suçlayarak tepki topladı. Bu kadar hassas bir konuya sadece yüzeysel bir yaklaşım sergilemek, Başkan Çenet’in oldukça ciddi bir hata yapmasına neden oldu.</p>

<p>Biraz da geçmişe bakacak olursak, Başkan Çenet’in suya yapılan zam konusundaki tutumu da benzer bir durumu yansıtıyor. Zamanında yaptığı açıklamalarda, su zammı iddialarını yalanlayan Başkan Çenet, birkaç gün sonra zammın gerçekten yapıldığını itiraf etmek zorunda kaldı. Bu olay da gösteriyor ki, Başkan Çenet bazen konulara tamamen hakim olmadan açıklamalarda bulunuyor. Her iki durumda da, "Beni dinle, ben doğruyu biliyorum" yaklaşımı, kamuoyunda büyük bir güven kaybına yol açtı.</p>

<p>Başkan Çenet’e tavsiyem, “kalp kırmanın ne kadar kolay olduğunu, ama kalp kazanmanın ne kadar zor olduğunu” bir kez daha düşünmesidir. İnsanların duyguları ve inançları, yerel yönetimlerin en hassas ve saygı gösterilmesi gereken alanlarından biridir. Belediyecilik sadece altyapı ve bütçe yönetmekle sınırlı değildir. Bu görev, insanların güvenini kazanmayı ve onları doğru bir şekilde yönlendirmeyi de içerir. Bu noktada, Başkan’ın yazdığı her açıklamayı birkaç kez gözden geçirmesi gerektiği açıkça ortada.</p>

<p>Kendisini yönlendiren basın ve halkla ilişkiler ekipleri de bu noktada önemli bir rol oynamaktadır. Bu tür açıklamaların, halkla iletişimde ciddi sıkıntılara yol açabileceğini onlara hatırlatmak, bu gibi yanlışların önüne geçilmesine yardımcı olabilir. Başkan Çenet, basınla ve halkla güçlü bir iletişim kurarak, sadece Osmaniye halkına değil, hayvanseverlere ve tüm ilgililere de saygı göstererek bu tür hatalardan kaçınmalıdır.</p>

<p>Evet, belki de Başkan Çenet, “benim amacım kötü niyetli değildi” diye düşünebilir. Ancak, kamuoyunda güven kaybı oluştuğunda, bunu geri kazanmak oldukça zor olacaktır. Özellikle belediye başkanlığı gibi önemli bir görevde olan bir kişinin, kamuoyunun beklentilerine duyarlı olması, açıklamalarını titizlikle yapması gerektiği unutulmamalıdır. Başkan Çenet, "Bir kelimeyle çok sayıda kalp kırabilirsiniz, ama onları yeniden kazanmak için yıllarca çaba göstermeniz gerekir."</p>

<p>Sonuçta, eğer uzun yıllar Osmaniye Belediyesi'ni yönetmeye niyeti varsa, Başkan Çenet’in daha dikkatli ve temkinli açıklamalar yapması, halkın güvenini yeniden kazanması adına büyük önem taşır. Aksi takdirde, her zaman hatalı açıklamalarla anılmak, sadece kısa vadeli çözümler üretebilir. Oysa ki kalıcı çözümler, güven inşa etmekle mümkün olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Mar 2025 16:07:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Showmen Ve Gerçekler!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/showmen-ve-gercekler-564</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/showmen-ve-gercekler-564</guid>
                <description><![CDATA[Showmen Ve Gerçekler!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ah sevgili kardeşim! Hani hep halkın içinden geldiğini söylersin ya, işte tam da o halk seni konuşuyor. Hem de öyle güzel konuşuyor ki… Yok yok, öyle sandığın gibi alkışlarla değil, sahneden inmen gerektiğini fısıldayarak.</p>

<p>Biliyorum, şimdi gözlerini devirecek, dudaklarını büzüp klişe cevabını yapıştıracaksın: <strong><em>"Demek ki konuşuluyorsak işimizi doğru yapıyoruz."</em></strong> Ah, şu kibir denen şey yok mu? İnsan bir aynaya bakar da kendisini büyük adam sanır. Ama unutma sevgili kardeşim, bazıları sadece kendi yankısını duyarak büyür. Sen de o kulaktan besleniyorsun anlaşılan.</p>

<p>Bana soracak olursan, senin için televizyon kanallarında bir eğlence programı ayarlayalım. Orada istediğin kadar ışıklar altında parlayabilirsin. Ama unutma, şehriniz talk-show değil, yönetim istiyor! Yani gerçekleri konuşalım, senin işin yönetmek, reyting almak değil. Ha, yok illa sahne istiyorsan, buyur, sana mikrofonu verelim, bari samimi bir şarkı söyle de belki halk affeder.</p>

<p>Senden önce gelenlerin şehre verdiği zararları gördük, çektik. Eh, seni getirirken de içimizde bir umut vardı hani. Ama maşallah, sen selefinden bile hızlı çıktın. Daha kısa sürede daha büyük hayal kırıklıkları yaşatmak da bir yetenek tabii!</p>

<p>Şimdi bakıyorum da, seninle ilgili ne zaman bir eleştiri yapılsa, hemen mağdur edebiyatına başlıyorsun. <strong><em>"Beni çekemiyorlar, kıskanıyorlar, yanlış anlıyorlar…"</em></strong> Eee? Koca bir şehrin yanlış anladığı tek kişi sensen, bir dön de kendine bak. Kibir kulelerinden in, gözlerini bir sil, gerçeklerle yüzleş. Çünkü hata yapmak değil, hatada ısrar etmek kaybettirir.</p>

<p>Ama tabii, kabul etmek erdem ister. Senin için zor bir kelime olabilir, hadi birlikte söyleyelim: <strong>"HATA YAPTIM!"</strong> Haydi kardeşim, bir dene! Bak göreceksin, dünyanın sonu değil. İnsan hatasını kabul edince küçülmez, aksine büyür. Ama sen, bırak büyümeyi, olduğun yerde bile sabit duramıyorsun. Hep bir kendini alkışlatma telaşı.</p>

<p>Oysa ki yöneticilik, alkışları zorla almak değil, hak etmektir. Hani şu sahnede sürekli kendi kendine tempo tutuyorsun ya, bırak da halk senin için ayakta alkışlasın. Ama işte, herkesin sevdiği yönetici olmak için önce sevilecek işler yapmak gerekir. Seninki sadece şov, içinde hizmet yok, vizyon yok.</p>

<p>Halkın gözünden ve gönlünden düşmek istemiyorsan, bırak şu şikâyetleri, şu mağdur rolleri… İşine odaklan! Eğer gerçekten güzel işler yaparsan, inan ki en büyük destekçin yine bu halk olacak. Ama gösteri dünyasına fazla kaptırırsan kendini, şunu unutma: Sahne ışıkları bir gün söner ve perde kapanır. İşte o zaman ne olur biliyor musun? Kendi kendine alkış tutan adamın sesi bile yankılanmaz!</p>

<p>Sevgili kardeşim, son kez söylüyorum: <strong>Ya işini yap, ya da sahneden in!</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Feb 2025 22:37:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güç ve Mütevazilik Arasındaki İnce Çizgi</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/guc-ve-mutevazilik-arasindaki-ince-cizgi-563</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/guc-ve-mutevazilik-arasindaki-ince-cizgi-563</guid>
                <description><![CDATA[Güç ve Mütevazilik Arasındaki İnce Çizgi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta herkesin bir duruşu, bir tarzı vardır. Kimisi sessiz ve derinden gider, kimisi gürültülü ve baskın. Ama unutulmaması gereken bir şey var: <strong>İnsanların hafızasında nasıl anılacağınızı, sizin onlara karşı tutumunuz belirler.</strong></p>

<p>Geldiğiniz yer, aldığınız makam ya da elinize geçen güç, sizin karakterinizi en çıplak haliyle ortaya çıkarır. Gücü elinde tutan insan ya onun sorumluluğunu bilir ve mütevaziliğini koruyarak ilerler ya da kibire kapılıp etrafındakileri küçümsemeye başlar. İşte o zaman toplumun gözündeki yeriniz değişir.</p>

<p>Bazı insanlar, bulundukları konumu ya da sahip oldukları yetkiyi, kendilerini diğerlerinden üstün görmek için bir araç olarak kullanır. <strong>Sanki onlar olmazsa dünya eksik kalacakmış gibi hareket ederler.</strong> Oysa kimse vazgeçilmez değildir. Bugün olduğunuz yerde yarın başkası olabilir. Size gösterilen saygı, gerçekten hak ettiğiniz mi, yoksa bulunduğunuz konumdan dolayı mı? İşte asıl mesele budur.</p>

<p>İnsan ilişkilerinde denge çok önemlidir. Birileriyle sürekli kavga halinde olan, etrafındaki herkesi rakip gibi gören, her fırsatta başkalarını eleştiren biri, uzun vadede yalnızlaşmaya mahkûmdur. Bugün çevresinde dalkavuklar olabilir, korkudan ses çıkarmayan insanlar bulunabilir ama zaman geçtikçe gerçek yüzler daha net görülür.</p>

<p>Bazı insanlar, çevrelerinde ne olup bittiğini anlamak ya da çözüm üretmek yerine sürekli şikâyet etmeyi tercih eder. Şikâyet etmek kolaydır çünkü sorumluluk gerektirmez. <strong>Ama çözüm üretmek ve insan kazanmak bir meziyettir.</strong> Herkesi eleştiren, sürekli birilerini kötüleyen bir kişi, bir süre sonra kendi yalnızlığını hazırlar. Çünkü insanlar, enerjisini tüketen, sürekli negatiflik yayan birinin yanında olmaktan kaçınırlar.</p>

<p>Daha da kötüsü, bir insan büyüklere, yetkililere sürekli şikâyet götürüyorsa, bu bir karakter meselesidir. Şikâyetçi kişi, adalet duygusuyla mı hareket ediyor, yoksa kendi öfkesini mi tatmin ediyor? Eğer bir kişi, eline güç geçince önüne gelene hesap soruyor, insanları ayırıyorsa, o kişi aslında en büyük kötülüğü kendisine yapıyordur. <strong>Çünkü zaman, her şeyi yerine oturtur.</strong></p>

<p>Gerçek güç, insanları birleştirmekte, ortak paydada buluşturmaktadır. Mütevazı olmak, alçakgönüllü davranmak her insanın harcı değildir ama bunu yapabilenler uzun yıllar sevgiyle anılır. İnsanları bölmek, ayırmak, her fırsatta suçlayıcı bir dil kullanmak, belki kısa vadede bir üstünlük sağlayabilir ama uzun vadede sadece yalnızlık getirir.</p>

<p>Bazen bakıyorum da, insanlar kendi geçmişlerinden gelen bir travmayı, çocukluklarında yaşadıkları bir eksikliği, çevrelerindeki insanlardan çıkarmaya çalışıyor. <strong>Oysa sorun insanlarda değil, kişinin kendi iç dünyasındadır.</strong> Başkalarına suç yükleyerek, her şeyi dışsal nedenlere bağlayarak yaşamak, içsel huzursuzluğun bir yansımasıdır.</p>

<p>Güç, elinde olanın karakterini ortaya koyar demiştik. Peki, bu gücü nasıl kullanıyorsunuz? Kırıp dökerek mi, yoksa kalp kazanarak mı? Bunu anlamanın çok basit bir yolu var: <strong>Adınız geçtiğinde insanlar dua mı ediyor, yoksa içten içe beddua mı ediyor?</strong></p>

<p>Birçok insanla konuştuğumda, bazılarının kendiyle derdi olduğunu görüyorum. Sürekli bir şeylerden şikâyet eden, hayatını eleştiri ve kavga üzerine kuran insanlar var. <strong>Ama bu insanlar şunu unutuyor: Dünya kimse için sonsuz değil.</strong> Bugün burada olan, yarın olmayacak. İnsan nasıl yaşarsa öyle hatırlanır.</p>

<p>Hayatın bir gerçeği var: <strong>İyi olanlar her zaman dua ile anılır. Kalbi kararanlarsa beddua ile hatırlanır.</strong></p>

<p>Öyleyse tercih sizin: <strong>İyi anılmak mı istiyorsunuz, kötü hatırlanmak mı?</strong><br />
<br />
"Anlayana Sivrisinek Saz, Anlamayana Davul Zurna Az"</p>

<p>Kalın sağlıcakla.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 13:52:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Başarı ve Kıskançlık İkilemi</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-basari-ve-kiskanclik-ikilemi-562</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-basari-ve-kiskanclik-ikilemi-562</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Başarı ve Kıskançlık İkilemi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başarı, çalışkanlık, azim ve disiplinle gelen bir süreçtir. Dünyanın dört bir yanında girişimciler, inovatif fikirleriyle büyük projelere imza atarak hem bireysel hem de toplumsal kalkınmaya katkı sağlamaktadır. Ancak, başarıya giden yolda destek görmek kadar, önüne engeller çıkaranlarla da mücadele etmek gerekir. Osmaniye’de de birçok kişi, girişimcilik ve başarı konusunda büyük zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Ne yazık ki, burada başarı elde edenlerin önüne taş koymaya çalışan bir zihniyetin varlığı hissedilmektedir.</p>

<p>Başka ülkelerde, özellikle gelişmiş ekonomilerde, girişimcilik teşvik edilir. Başarılı işletmeler ve projeler, toplum tarafından desteklenir ve büyümeleri için çeşitli kolaylıklar sağlanır. Örneğin, dünyaca ünlü teknoloji devleri olan Google ve Facebook, bir garajda başlayan mütevazı girişimlerdi. Ancak, bu şirketler toplumun ve yatırımcıların desteğiyle küresel devler haline geldi. Türkiye’de ve özellikle Osmaniye gibi şehirlerde ise başarılı olan biri çoğu zaman kıskançlıkla karşılanıyor. İnsanlar, “Bu işi nasıl büyüttü?” veya “Parayı nereden buldu?” gibi sorularla başarıyı gölgelemeye çalışıyor.</p>

<p>Oysaki bir şehirde veya ülkede girişimcilik desteklendiğinde, bu sadece bireylere değil, topluma da büyük fayda sağlar. Yeni iş yerleri açılır, istihdam artar ve ekonomik kalkınma sağlanır. Ancak kıskançlık ve çekememezlik, birçok başarılı girişimi başlamadan yok ediyor ya da büyümesini engelliyor.</p>

<p>Başarılı bir işletme açıldığında, o sektörde var olan diğer işletmelerin de bundan olumlu etkilenmesi beklenir. Ancak Osmaniye’de bazen tam tersi bir durum yaşanıyor. Bir kişi başarılı bir iş kurduğunda, hemen yanında aynı sektörde bir başka dükkan açılıyor. Bu, sağlıklı bir rekabetten ziyade, iş yapan kişiyi baltalamaya yönelik bir girişim haline gelebiliyor. Oysa ki, rekabetin amacı daha kaliteli hizmet vermek ve müşteriye daha fazla seçenek sunmaktır. Ancak burada çoğu zaman rekabet etmek yerine, birbirinin işini bozma eğilimi daha fazla oluyor. Bunun sonucunda, hem yeni açılan işletme hem de önceden var olan işletme zarar görebiliyor.</p>

<p>Osmaniye’de başarılı olmak isteyen bir girişimciyseniz, sadece işinizi iyi yapmanız yetmeyebilir. Çoğu zaman, “arkanda kim var?” sorusuyla karşılaşabilirsiniz. Eğer güçlü bir çevreniz varsa, her türlü desteği görmeniz daha olasıdır. Ancak eğer yalnız başınıza yola çıkıyorsanız, hak ettiğiniz değeri görmekte zorlanabilirsiniz. Maalesef, bazı kişiler kendi başarısızlıklarını örtbas etmek için başkalarının hak ettiği başarıya göz dikebiliyor.</p>

<p>Halbuki işin doğrusu, liyakat sisteminin ön planda olduğu bir düzenin kurulmasıdır. İnsanlar yetenekleri ve emekleriyle bir yerlere gelmeli, destekler adil bir şekilde dağıtılmalıdır. Ancak ne yazık ki, Osmaniye’de bazen hak eden değil, bağlantıları olan kişiler daha fazla destek görebiliyor.</p>

<p>Osmaniye’nin ekonomik ve sosyal açıdan daha ileriye gitmesi için insanların başarıya karşı bakış açısını değiştirmesi gerekiyor. Girişimcilerin desteklenmesi, başarılı olanların önünün açılması ve rekabetin sağlıklı bir şekilde yapılması şehre büyük fayda sağlayacaktır. Başkalarının başarısını kıskanmak yerine, onlardan ilham alarak daha iyi işler yapmaya çalışmak en doğrusudur.</p>

<p>Osmaniye’de başarıyı kıskanmak yerine destekleyen bir kültür oluşturmak, şehrin ve toplumun geleceği için büyük önem taşımaktadır. Eğer bu zihniyet değişirse, belki bir gün Osmaniye’den de dünyaca ünlü markalar ve girişimler çıkabilir. Ancak bunun için önce kıskançlığı ve çekememezliği bir kenara bırakıp, emeğin ve başarının değerini bilmek gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Feb 2025 18:02:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ziyaretler anlamlı ve güzel de!...</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/ziyaretler-anlamli-ve-guzel-de-561</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/ziyaretler-anlamli-ve-guzel-de-561</guid>
                <description><![CDATA[Ziyaretler anlamlı ve güzel de!...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ın yaptığı ziyaretlerin yerinde ve yararlı olduğunu düşündüğüm gibi, vatandaşların konuşmalarından bazı eleştiriler de aldığını anlıyorum.</p>

<p>Vali Yılmaz, Osmaniye’de pandemi sürecinde esnaf ve vatandaşlarla sık sık bir araya gelerek olumlu tepkiler aldı.</p>

<p>Kentin belediye başkanından daha fazla esnaf ve vatandaş ziyareti gerçekleştirmesi, halk tarafından takdir edildi.</p>

<p>6 Şubat depremleri sonrasında yaptığı ziyaretler de yine olumlu karşılandı.</p>

<p>Ayrıca, şehit ve gazi ailelerine yönelik ziyaretleri de halk tarafından memnuniyetle karşılanırken, semt pazarları ve bazı esnaf ziyaretlerinde yanında bulunan kamu kurumu yetkilileriyle ilgili olumsuz tepkiler aldığını da belirtmek isterim.</p>

<p>Ziyaretlerin kendisine kimse karşı çıkmazken, bazı eksiklikler ve aksaklıklar nedeniyle eleştirilerin yaşandığını söylemek mümkün.</p>

<p>Özellikle Vali Yılmaz’ın semt pazarları ve esnaf ziyaretleri sırasında yanında bulunan bazı kamu kurum müdürleri hakkında vatandaşların şikayetleri olduğunu duyuyorum.</p>

<p>Örneğin, son ziyaretlerinden biri olan Çarşamba Pazarı gezisinde, Vali Yılmaz’a Belediye Başkan Yardımcısı, İl Emniyet Müdür Yardımcısı, AFAD İl Müdürü, İŞKUR İl Müdürü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Vekili, 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü ve SYDV Müdürü eşlik etti.</p>

<p>Burada eleştirilen nokta, bu kurum yetkililerinin semt pazarı esnafı ve vatandaşların sorunlarıyla ne ölçüde ilgili olabilecekleri sorusudur.</p>

<p>Semt pazarı esnafı ve vatandaşlarla sohbet edilirken, sorunlara yanıtı Vali Yılmaz mı veriyor, yoksa yanında bulunan kamu kurumu yetkilileri mi?</p>

<p>Pazarcı esnafının sıkıntıları dinlenirken, Esnaf Odaları’ndan, Sebze ve Meyve Hali’nden ya da pazarcı esnafını temsil eden bir STK yetkilisinin de bu ziyaretlerde yer alması bekleniyor.</p>

<p>Ayrıca, kentte vatandaşların sosyal ve ekonomik yaşamına dair çözüm üretmek için bu konuda yetkin isimlerin bulunması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Öte yandan, Osmaniye’de yaşanan enerji kesintilerinden şikâyetçi olan vatandaşlar, Toroslar Elektrik A.Ş. yetkililerine ulaşamadıklarını belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle, esnaf ve semt pazarı ziyaretlerinde bu firmanın bir yetkilisinin de bulunması ve vatandaşların sorunlarını dinlemesi gerektiği yönünde talepler var.</p>

<p>Osmaniye’deki semt pazarlarında satılan meyve ve sebzelerin fiyatlarının İstanbul ve Ankara ile aynı seviyede olması dikkat çekerken, bölgede yetişen portakal, mandalina, turp, domates, salatalık, muz gibi ürünlerin bile yöreye göre pahalı olduğu gözlemleniyor.</p>

<p>Vatandaşlar, bu konuda çözüm yolları bulunmasını ve şikâyetlerinin dikkate alınarak bir önlem alınmasını bekliyor.</p>

<p>Sonuç olarak, Vali Yılmaz’ın semt pazarı ziyaretleri sırasında yanında bulunan bazı kamu kurumu müdürlerinin bu gezilerde ne derece gerekli olduğu sorusu, vatandaşların tepkileriyle gündeme geliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Feb 2025 18:54:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’deki Zam Fırtınası</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyedeki-zam-firtinasi-560</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyedeki-zam-firtinasi-560</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’deki Zam Fırtınası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye, son birkaç yılda artan fiyatlar ve uygulanan zamlarla sıkıntı yaşayan şehirlerden biri haline gelmiş durumda. Birçok sektördeki yüksek fiyat artışları, vatandaşları maddi açıdan zor durumda bırakıyor ve şehri yaşanabilirlik açısından tehlikeye sokuyor. Özellikle ekmek, su, kiralar, iş yeri aidatları, ulaşım ücretleri ve çeşitli hizmetlerdeki fahiş artışlar, Osmaniyelilerin gündeminde büyük bir sorun teşkil ediyor.<br />
<br />
Bu yazıda, Osmaniye’deki bu ekonomik krizden ve çözüm önerilerinden bahsedeceğim.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde, Osmaniye Belediye Başkanı, ekmek fiyatlarına yapılan zam konusunda bir açıklama yaparak, fırıncılara zamları geri çekmeleri gerektiği uyarısında bulunmuştu. Başkan, ekmek fiyatlarının yükselmesi durumunda gerekli adımların atılacağını belirtmişti. Ancak, şu ana kadar ekmek fiyatlarının aynı seviyede kaldığı görülüyor. Osmaniye halkı, bu zamların geri çekilmemiş olmasını ve Belediye Başkanı’nın gereğini yapmamasını şaşkınlıkla karşılıyor.</p>

<p>Başkanın, ekmek fiyatlarındaki zammı geri çekmemesi durumunda ne zaman harekete geçeceği hala merak konusu. Eğer gerçekten de zamların geri alınması konusunda bir adım atılmadıysa, Osmaniyeliler, Başkan’dan daha somut ve hızlı bir çözüm bekliyor. Bu durumun geçiştirilmesi, sadece ekonomik sıkıntıları artırmakla kalmayacak, aynı zamanda halkın belediyeye olan güvenini de sarsacaktır.</p>

<p>Osmaniye’de suya yapılan yüzde 700 oranındaki zam ise diğer bir büyük sorun. Bu zam, halkın gündeminde uzun süredir büyük bir tartışma konusu olmuştur. Su, hayatın temel gereksinimlerinden biri olduğundan, böyle yüksek bir zam, zaten maddi zorluklar içinde olan Osmaniyelilerin belini daha da büker. Belediye ve ilgili kurumlar, su fiyatlarındaki artışı nasıl haklı gösterebilir? Su gibi temel bir hizmetin fiyatlarının bu kadar yüksek olması, halkın karşılaştığı yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor.</p>

<p>Başkan ve ilgili makamların bu duruma bir çözüm getirmesi, en azından bu orandaki zammın geri çekilmesi ya da daha makul bir seviyeye indirilmesi gerekebilir. Su, yaşamsal bir ihtiyaç olduğundan, bu zamları sürekli hale getirmek Osmaniye halkı için sürdürülebilir bir çözüm sunmuyor.</p>

<p>Osmaniye’de, dükkan kiraları, ev kiraları ve genel olarak yaşam maliyetleri hızla artmakta. Büyükşehirlerdeki yaşam maliyetlerine yaklaşan, hatta kimi zaman onları geçen bu fiyat artışları, halkın cebini yakıyor. Örneğin, küçük bir iş yeri için ödenen 400-500 TL’lik aidatlar, iş yerlerini zor durumda bırakıyor. Aynı şekilde, ev kiralarının artması, düşük gelirli ailelerin ev sahibi olma imkanını daha da zorlaştırıyor. Bu durum, ekonomik eşitsizliklerin derinleşmesine ve toplumda huzursuzlukların artmasına yol açmaktadır.</p>

<p>Dükkan kiraları ve ev kiralarındaki artışların, Osmaniye’deki ticaretin ve yaşamın sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini söylemek yanlış olmaz. Eğer bu durum bir şekilde denetlenmezse, şehrin her köşesinde benzer sıkıntılarla karşılaşılabilir.</p>

<p>Osmaniye’deki ulaşım ücretleri de oldukça yüksek. Büyükşehirlerde neredeyse 100 kilometre mesafeye gidecek bir kişi, 25 TL ücret öderken, Osmaniye içindeki 5 kilometrelik mesafeler için aynı ücretin ödenmesi, vatandaşları zor durumda bırakıyor. Bu durum, şehrin sosyal yapısını, ekonomisini ve halkın yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Osmaniye’nin iç ulaşım ağının iyileştirilmesi, daha adil fiyatlandırmaların yapılması, halkın bütçesini rahatlatacaktır.</p>

<p>Büyükşehirlerde, benzer mesafelerde uygulanan düşük fiyatlarla Osmaniye'deki ulaşım ücretlerinin kıyaslanması, vatandaşların tepkisini daha da artırıyor. Şehir içi ulaşımda yapılan zamlar, küçük bir şehirde bu kadar yüksek olmamalıdır. Daha adil, daha sürdürülebilir bir ulaşım politikası, şehirdeki halkın yaşamını iyileştirecektir.</p>

<p>Osmaniye’de zam furyası sadece ulaşım, kiralar ve suyla sınırlı kalmıyor. Hamamlar, bakkallar, restoranlar ve diğer birçok alanda da sürekli artan fiyatlar, halkın cebini zorlamakta. Bu sürekli zam dalgası, şehrin sakinlerinin maddi olarak sıkıntıya düşmesine ve harcamalarını kısıtlamalarına yol açmaktadır. Özellikle gıda sektöründe, her geçen gün artan fiyatlar, halkın temel ihtiyaçlarını karşılamasında engel teşkil ediyor.</p>

<p>Gıda ürünlerinin, özellikle de temel gıda maddelerinin fiyatları hızla yükseliyor. Bakkallar, manavlar ve marketlerdeki fiyatlar, halkın gelirinin hızla gerisinde kalmaya başladı. Bu durum, Osmaniyelilerin günlük yaşamını sürdürebilmesi için oldukça zorlayıcı hale gelmiş durumda.</p>

<p>Osmaniye’deki ev sahipleri ve iş yeri sahiplerinin çoğu, kira fiyatlarını yüksek tutarak vergi yükünden kaçıyorlar. Bu da, kiracıları daha büyük zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Ev sahiplerinin yüksek kira fiyatları koyması, hem ekonomik eşitsizlikleri artırıyor hem de kiracılara büyük maddi yükler bindiriyor. Kira fiyatlarının yüksekliği, şehrin sosyal yapısına zarar veriyor ve halkın geçim sıkıntısını derinleştiriyor.</p>

<p>Osmaniye’deki bu tür uygulamalara karşı ciddi denetimlerin yapılması, ev sahiplerinin adil bir şekilde hareket etmelerini sağlayabilir. Kiracılara adil ve uygun koşullar sunulması, şehrin daha sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Osmaniye’deki bu yüksek fiyat artışları, halkın büyük bir kesimi tarafından şikayet edilmekte ve şehirdeki yaşamı çekilmez hale getirmektedir. Eğer bu zamlar geri çekilmez ve denetimler yapılmazsa, Osmaniye, ekonomik olarak daha da kötüye gidebilir. Bu noktada, yetkililerin hızlıca ve etkin bir şekilde harekete geçmesi gerekiyor.</p>

<p>Başkan Çenet’in, ekmek ve su fiyatlarındaki zamlara karşı alacağı daha somut adımlar ve şehri denetleme konusunda daha aktif bir tutum sergilemesi, veya “<strong>Halk Ekmeği</strong>” devreye alarak halkın ekonomik yükünü hafifletecektir. Ayrıca, diğer sektörlerdeki fiyat artışlarına karşı da benzer çözüm önerilerinin devreye girmesi, Osmaniye halkının daha sürdürülebilir ve huzurlu bir yaşam sürmesini sağlayacaktır.</p>

<p>Osmaniye’nin geleceği, doğru ekonomik politikalar ve sosyal denetimler ile şekillenecektir. Eğer bu sorunlara erken müdahale edilmezse, şehirdeki huzursuzluk artacak ve halkın yaşam standardı daha da düşecektir. Osmaniye’deki zam furyasına son vermek, adil bir ekonomik düzen kurmak ve halkın refahını sağlamak adına hemen harekete geçmek zorunludur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Feb 2025 19:29:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konuşmak ve Dinlenmek</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/konusmak-ve-dinlenmek-559</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/konusmak-ve-dinlenmek-559</guid>
                <description><![CDATA[Konuşmak ve Dinlenmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda, insan ilişkilerinde dikkat çeken bir değişim var. İkili diyaloglar, her geçen gün daha da zayıflıyor. İnsanlar, sohbet ederken birbirlerinin sözlerini tamamlamadan konu değiştirme eğiliminde. Birinin anlatmaya başladığı bir düşünce, tamamlanmadan başka bir konuya geçiliyor ve bu durum iletişimi derinden etkiliyor. Kişisel bir gözlem olarak, bu hâl giderek daha fazla yaygınlaşıyor ve bu değişimin arkasında, belki de bir tür umutsuzluk, belki de yorgunluk yatıyor.</p>

<p>İletişim, yalnızca konuşmaktan ibaret değildir; dinlemek de bir o kadar önemli bir beceridir. Birini dinlemek, onu anlamak, ona değer vermek demektir. Fakat günümüzde insanların birbirini dinleme sabrı giderek azalıyor. Herkes kendi gündemiyle meşgul, kendi sorunlarına çözüm arayışında. Peki, bu hızlı geçişlerin, yarım kalmış konuşmaların arkasında ne var? İnsanlar, bir tür içsel boşluk mu hissediyor? Zihinsel ve duygusal bir yorgunluk mu var? Tıpta buna ne denir bilmiyorum ama gözlemlerime dayanarak bir şeyler söylemek mümkün.</p>

<p>İletişim eksikliği, sosyal ilişkilerin temeline büyük zararlar verebilir. İnsanlar arasındaki diyaloğun yüzeysel hale gelmesi, duygusal bağların zayıflamasına neden oluyor. Birinin sözlerini bitirmeden konuyu değiştirmek, aslında bir nevi o kişiye değer vermemek demektir. Hızla geçen günlerde, birbirini dinleme alışkanlığı ve sabrı giderek yok oluyor. İnsanlar, sadece kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar; birinin sözünü kesmek, başka bir şey anlatmaya başlamak, neredeyse alışkanlık halini almış durumda. Bu, aslında bir tür içsel yalnızlık ve umutsuzluğun bir yansıması olabilir. Birbirimize ilgi göstermek, birbirimizin sözlerini dinlemek ve anlamak yerine, adeta bir şeyleri tüketmeye odaklanmış durumdayız.</p>

<p>Bunun ardında yatan sebeplerden biri de modern dünyanın hızla değişen dinamikleri olabilir. Teknoloji, iletişim biçimlerimizi şekillendiriyor. Kısa mesajlar, hızlı bilgiler, anlık paylaşımlar... İnsanlar daha önce hiç olmadığı kadar hızla iletişim kuruyorlar. Ancak bu hız, derinlemesine bağlantı kurmayı engelliyor. Birbirimize anlatmaya çalıştığımızda, artık sadece kelimeler değil, hız da önemli. Ne kadar hızlı bir şekilde bir şeyler anlatabilirsek, o kadar etkili oluyoruz. Fakat bu, derin anlamları ve duygusal bağları ihmal etmemize yol açıyor.</p>

<p>İletişim hızının artması, insan psikolojisini de etkiliyor. İnsanlar, artık sadece hızlı bir şekilde haber almak ya da bilgi edinmekle yetinmiyorlar. İletişimin derinliğini kaybetmesi, bir tür yüzeysellik yaratıyor. Birinin söylediklerine dikkat etmek, anlamak, tartışmak, duygusal bir bağ kurmak; bunlar genellikle geri planda kalıyor. İnsanlar, kendilerini daha çok duyurmak istiyorlar ama bu çabaları bazen karşındakinin sesini duymayı engelliyor.</p>

<p>Teknolojik cihazların sürekli elimizde olması, sosyal medya üzerinden anlık paylaşımlar yapma isteği, dijital dünyada sürekli aktif olma gereksinimi, gerçek hayatta karşımızdakiyle derinleşen iletişim kurma becerimizi baltalıyor. Artık her şey hızla geçiyor. Bu hız, beyinlerimizin de hızla algılayıp tepki verdiği bir dünyaya dönüşmemizi sağlıyor. Ancak bu hız, anlamayı, empati kurmayı, duygusal bağ kurmayı zorlaştırıyor. Sonuçta, insanlar başkalarına olan ilgilerini kaybetmeye başlıyor ve diyaloglar da giderek daha dağınık hale geliyor.</p>

<p>Birçok kişi, kendi sorunlarına çözüm arayarak dış dünyadan daha fazla izole olmaya başlıyor. Kişisel endişeler, yalnızlık, stres ve kaygılar insanları içe dönmeye zorluyor. Bu içe dönüş, bireylerin başkalarıyla kurduğu iletişimi de olumsuz etkiliyor. Artık herkes, kendi küçük dünyasında sıkışmış gibi hissediyor. Kendi sorunlarıyla boğuşurken, karşındaki kişinin ne söylediğini dinlemek için sabır kalmıyor. Bu, aslında büyük bir sosyal problem. İnsanlar, birbirlerinin duygusal ihtiyaçlarına duyarsız hale geliyorlar. Aynı zamanda, toplumun genelinde bu umutsuzluk duygusunun yayılması, insanları birbirinden daha da uzaklaştırıyor.</p>

<p>Böylesine bir iletişim eksikliği, yalnızca bireylerin değil, toplumların da sağlığını tehdit ediyor. Birbirimize değer vermek, dinlemek, anlamaya çalışmak; bu, toplumların sağlıklı işleyişi için temel bir gerekliliktir. Ancak bu duyarsızlaşma, bireylerin duygusal zorluklar yaşamasına, yalnızlık hissetmelerine ve nihayetinde toplumsal bir çözümsüzlük duygusuna yol açıyor. Bu durum, belki de içsel boşluğun, yalnızlığın ve umutsuzluğun bir yansımasıdır.</p>

<p>Toplumda çoğu insan, kendi problemleriyle baş başa kalmış durumda. Zihinsel yüklerin, duygusal sorunların, ekonomik zorlukların, yaşamın getirdiği stresin arasında, başka insanları dinlemeye sabır kalmıyor. Herkes kendi yolunda ilerlemeye çalışıyor. Ancak, insanlarla kurduğumuz bağlar, ancak ve ancak bir başkasıyla empati kurarak anlam kazanır. Birbirimizi dinleyerek, anlamaya çalışarak daha güçlü bir toplum inşa edebiliriz. Ancak bu anlayışın yerini, hızlıca konuşup geçmeye çalışan bir yaklaşım almış durumda.</p>

<p>Herkesin hızla kendi sorularına, kendi kaygılarına çözüm aradığı bir dünyada, sözlerimiz yarım kalıyor, dinlemeye sabır kalmıyor. Ama bu gidişat, aslında hepimizi daha yalnız ve belki de daha umutsuz bir hale getiriyor. Karşımızdaki kişiye değer vermek, onun duygularını anlamak; işte bu, iletişimin temelini oluşturmalı. Ancak bu anlayış, son yıllarda giderek kayboluyor.</p>

<p>Bugün, insanlar hızla birbirini geçiyor. Herkes kendi dünyasında sıkışıp kalmışken, başkalarının hikayeleri, düşünceleri ve duyguları giderek daha önemsizleşiyor. İletişim sadece konuşmak değil, dinlemek de demektir. Birbirimizi anlamaya çalışarak, duygusal bağlar kurarak, empati yaparak daha sağlıklı ilişkiler inşa edebiliriz. Ancak bu, zaman alır ve sabır gerektirir. Günümüzde hızla değişen dünya, bize her şeyin hızlı olmasını dayatıyor, ancak bu hız içinde kaybolan tek şey, insan ilişkilerinin derinliği oluyor. Kısacası, birbirimizi dinlemeye başladığımızda, belki de insanlık olarak en büyük adımı atmış olacağız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 17:26:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de bir haftaki konuklarımız..</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-bir-haftaki-konuklarimiz-557</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-bir-haftaki-konuklarimiz-557</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de bir haftaki konuklarımız..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şubat ayını geçmiş yıllarda, 30 günden eksik olması nedeniyle “Güdük ay” olarak tanımlardık.</p>

<p>6 Şubat’ta yaşadığımız depremlerin yıkımları ve can kayıpları nedeniyle Şubat 2023’ten sonra “Acıların yaşandığı ay” olarak isimlendirilmeye başlandı.</p>

<p>Depremin ikinci yıldönümü öncesinde başlamak üzere Şubat’ın ilk bir haftasında Osmaniye’ye önemli isimlerden ziyaretler gerçekleşti.</p>

<p>Bu ziyaretler arasında kentimize ilk kez gelenlere de rastladık.</p>

<p>Şubat ayının ilk 7 gününde; Çevre, Şehircilik ve İklim değişikliği Bakanı Murat Kurum depremin ikinci yıldönümünde depremzedeler için yapılan TOKİ konutlarının durumlarını öğrenmek için Osmaniye’ye geldi.&nbsp;</p>

<p>Ziyaretlere göz atıyorum; Gençlik ve Spor eski Bakanı AKP İzmir Milletvekili Dr. Muharrem Kasaboğlu ziyareti sırasında kermes açılışına katıldı.</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ziyareti sırasında, 4-6 yaş Kur’an kursu açılışını yaptı.</p>

<p>AKP Denizli Milletvekili Av. Cahit Özkan ile Balıkesir Milletvekili Mustafa Can Toprakkale Belediye Başkanlığına ziyarette bulundu.</p>

<p>AKP Osmaniye Milletvekili Derya Yanık Osmaniye Merkez ve Kadirli ilçesinde ziyaretler gerçekleştirdi.</p>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcıları Suat Özçağdaş, İlhan Uzgel ile Edirne Milletvekili Baran Yazgan, Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan Kadirli Belediye Başkanlığına ziyarette bulundu.</p>

<p>Zafer Partisi Genel Başkan vekili Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu Osmaniye’ye ziyaret gerçekleştirdi.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin Osmaniye ziyareti sırasında Milli Eğitimle ilgili açıklamalarda bulundu.</p>

<p>CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, Karaçay konteyner kentteki depremzedeleri ziyaret ederek sorunlarını dinledi.</p>

<p>Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Mustafa Hüsnü Bozkurt Osmaniye İl binasında 6 şubat depremlerinin 2. Yıldönümü nedeniyle konuşma yaptı. Kadirli ilçesindeki programa katıldı.</p>

<p>Şubat’ın ilk haftasında Osmaniye’de hareketli ziyaret günleri yaşanırken, kent sakinleri için ne gibi yararlarının olup olmadığı gündemde konuşulmaya başlandığını söyleyebilirim.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanı Tekin’in Osmaniye ziyareti sırasında, bu kentte Bin 304&nbsp;&nbsp;insanın depremde yaşamını yitirdiği, “Tasarruf tedbirleri” nedeniyle kentte 1500 dolayında HEM bünyesindeki “Usta öğreticilerin” işsiz kaldığını, uygulanan kota ve Osmaniye HEM İl Müdürlüğü’ndeki yerleştirme olaylarından sanırım haberdar olamadı!? Deprem bölgesindeki insanların ekmek kapıları “kota” nedeniyle kapatılırken, kurs açmak isteyenlerin “TÜGVA”ya yönlendirilmesi olayı konusunda Bakan Tekin’den bir açıklama duyulmadı!</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Osmaniye’deki konuşmasından alıntı yapmak istiyorum: “Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile yaptığımız protokol kapsamında 360 saatlik bir sertifika programını tamamlamadan kimse bu görevde yer alamıyor. Çocuk eğitimi, gelişimi ve pedagojik formasyon dersleri konusunda kapsamlı bir eğitim alıyorlar”&nbsp;</p>

<p>Şimdi burada, Milli Eğitim Bakanı ile Diyanet İşleri Başkanı arasındaki tezatlıklar yaşandığını anlıyorum.&nbsp;</p>

<p>Çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda Osmaniye İl Müftülüğü, başvuru yapanları nasıl karşılıyor veya işe girebilmek için “icazeti” nereden aldıklarını da merak ediyorum!?</p>

<p>Osmaniye’ye gelerek bir takım ziyaretler yapılırken, yapılan toplantılarda BASIN mensuplarının davet edilmemesi de ayrıca düşündürücü olsa gerek!..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 12:12:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlık, Karakter ve Onur!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/insanlik-karakter-ve-onur-556</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/insanlik-karakter-ve-onur-556</guid>
                <description><![CDATA[İnsanlık, Karakter ve Onur!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın en büyük hazinesi karakteridir. Para, makam, güç gelip geçicidir; ancak karakter, insanın gerçek kimliğini ortaya koyar.<br />
<br />
Günümüzde birçok kişi, menfaatleri doğrultusunda hareket etmekte, doğruları savunmak yerine <strong>güçlü olanın yanında durmayı</strong> tercih etmektedir. Ne yazık ki, bu tutum karakterden yoksun bir toplumu beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Karakter, insanın özünü belirler. Bir insanın ahlaki duruşu, değerleri ve tutarlılığı, onun kim olduğunu gösterir.<br />
<br />
Peki, karakterli olmak neden bu kadar zor? Çünkü karakter sahibi insan, <strong>doğrular uğruna bedel ödemeyi göze alır.</strong><br />
<br />
Yanlışa yanlış demekten çekinmez, haksızlığa boyun eğmez ve insanlığını çıkarlarına kurban etmez. Ancak, böyle insanlar çoğu zaman dışlanır, yalnızlaştırılır. Çünkü <strong>doğru insan olmak</strong>, yanlışların içinde kaybolmuş bir dünyada zor bir seçimdir.</p>

<p>Doğruyu savunan insanların dışlanması, tarih boyunca süregelen bir olgudur. <strong>Gerçekler rahatsız edicidir</strong> ve çoğu insan rahatsız edilmekten hoşlanmaz. Ancak bu, doğruları dile getiren insanların yanlış olduğu anlamına gelmez.<br />
<br />
Tam aksine, <strong>karakter sahibi insanların</strong> <strong>yalnızlaşması</strong>, onların doğru yolda olduğunu gösterir. Çünkü <strong>gerçek dostluk,</strong> menfaat ilişkileriyle değil, karakter bütünlüğüyle kurulur.</p>

<p>Bazen insan, <strong>arkadaş sandıklarının gerçek yüzü</strong>nü görmek zorunda kalır. Menfaatleri için karaktersiz insanlara yanaşanlar, zamanla karakterlerini de kaybeder.<br />
<br />
<strong>Hırsızlarla gezen, hırsız olur; namussuzlarla gezen, namussuz.</strong> Bu bir doğa kanunudur. Çünkü <strong>insan, çevresindeki beş kişinin ortalamasıdır.</strong><br />
<br />
Eğer çevrenizde yalan söyleyen, ahlaksızlık yapan, başkalarını kandıran insanlar varsa, zamanla siz de onlara benzersiniz.</p>

<p>Günümüz dünyasında, <strong>ahlaksızlığa göz yumanlar</strong> çoğu zaman ahlaklı insanlardan daha fazla ilgi görmektedir.<br />
<br />
Yalan söyleyenler, hırsızlık yapanlar, insanları kandıranlar toplumda saygın konumlara gelebilmektedir. Ancak, karakter sahibi insanlar bu yozlaşmanın bir parçası olmayı reddeder. İşte bu yüzden yalnız kalırlar.</p>

<p>Ancak unutulmaması gereken bir şey var: <strong>Onurlu bir yalnızlık, sahte dostluklardan daha değerlidir.</strong> Çünkü bir insanın gerçek dostları, onun değerlerini paylaştığı insanlardır.<br />
<br />
Eğer biri, karaktersiz insanların yanında olmaktan rahatsız olmuyorsa, demek ki o da aynı yozlaşmanın içindedir.</p>

<p>Karakter sahibi olmak, bazen kaybetmek anlamına gelir. Ama bu kayıplar, aslında bir kazançtır. <strong>Kendi doğrularınızla yaşamak, başkalarının yalanlarıyla kazanılan bir hayattan daha değerlidir.</strong></p>

<p>Eğer bir insanın temel değerleri yoksa, o kişi rüzgarın savurduğu bir yaprak gibi oradan oraya sürüklenir. Güçlü kimse onun doğrusu olur, menfaat kimdeyse ona yönelir. Ancak gerçekten güçlü olanlar, değerlerinden taviz vermeyenlerdir.</p>

<p>Bir insanın karakteri, zor zamanlarda belli olur. Menfaatleri için <strong>doğrularından vazgeçenler, en ufak sarsıntıda yıkılır.</strong> Ama <strong>değerleriyle yaşayan insanlar, hayat ne kadar sert rüzgarlar estirirse estirsin dimdik ayakta kalır.</strong></p>

<p>Bir insan, karaktersiz insanlara destek veriyorsa, kendisi de aynı yapıdadır. <strong>Eğer bir kişi, bir namussuzun hatalarını bile bile onunla yol yürüyorsa, o da namussuzluğu kabullenmiş demektir.</strong> Onurlu bir insan, bile bile yanlış insanlarla aynı yolda yürümez.</p>

<p>Bu yüzden <strong>karaktersiz insanlara prim vermemek gerekir.</strong> Çünkü onlar destek buldukça daha da güçlenir, toplumu yozlaştırır.<br />
<br />
Eğer yanlışlarla mücadele etmek istiyorsak, önce onlara destek olanlardan uzak durmalıyız. Bir insanın kim olduğu, onun kimi desteklediğiyle belli olur.</p>

<p>İnsan, kendi değerleriyle yaşamalıdır. Eğer bir insan, kendi değerlerinden taviz verirse, zamanla kendine bile yabancılaşır. Menfaatler için eğilip bükülen bir hayat, ne kadar kazançlı olursa olsun, aslında kaybedilmiş bir hayattır.</p>

<p>Gerçekten değerli olan şey, <strong>onurlu bir yaşam sürmek</strong>tir. İnsan, bencil çıkarlarını değil, evrensel doğruları savunmalıdır. Ancak bu şekilde, hem kendimize hem de çevremize karşı dürüst olabiliriz.</p>

<p>Karakterli olmak, sadece kendimize karşı bir sorumluluk değildir. Topluma karşı da bir sorumluluktur.<br />
<br />
Eğer <strong>karaktersizliğe göz yumar, ona destek verirsek</strong>, <strong>biz de o yapının bir parçası haline geliriz.</strong> Ama eğer doğruların yanında durmayı başarabilirsek, işte o zaman gerçek anlamda insan olabiliriz.</p>

<p><strong>Karakter sahibi olmak, dışlanmayı göze almak demektir. </strong>Ama unutulmaması gereken şey şudur: <strong>Onurlu bir yalnızlık, sahte dostluklardan daha değerlidir</strong>.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 14:48:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halkın ekmeğe ulaşabilmesi!...</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/halkin-ekmege-ulasabilmesi-555</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/halkin-ekmege-ulasabilmesi-555</guid>
                <description><![CDATA[Halkın ekmeğe ulaşabilmesi!...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Emeğin ve ekmeğin kutsallığında Osmaniye’de 25 yıl aralıksız olarak “Ekmek ödüllü Şiir Yarışması” düzenleyen biri olarak, son ekmek zammı ile ilgili görüşlerimi yazmayı sürdüreceğim.</p>

<p>Bu yarışmanın ismi ve her katılımcıya birer ekmek verilmesi olayı ile ilgili olarak değişik tepkiler aldım. Hatta Üniversitelerde Öğretim Görevlisi olarak öğrencilere ders veren kişiler bile bizim yarışmamızdaki ana temayı anlamadan eleştirdiler.</p>

<p>Oysa, insanların en önemli tüketim ürünlerinden ve kutsal saydığı ekmeği, şiir yazıp yarışmaya katıldıkları için, “emeklerinin değeri için” ödül olarak veriyorduk.</p>

<p>Yarışmamıza katılan 300-400 kişi, sayısı ne kadar olursa olsun bir ekmeği mutlaka törende veriliyordu.</p>

<p>Ekmeğe zam yapıldığı zaman en çok sızlananlar yoksul aileler ile nüfusları çok olanlar olduğunu inkar edemeyiz.</p>

<p>Günde 15 ekmek alan aileleri tanıyorum ki, bu ailelerin sadece ekmek için ayda ödeyecekleri parayı hesap etmelisiniz!</p>

<p>Bu arada, fırıncı esnafının zam talepleri olayına gelince; girdi maliyetlerini göz önüne da alıyorum. Bir ekmeğin oluşumunda müşteriye gelinceye kadar yapılan maliyetler elbette fırıncı esnafını da etkiliyor ve fiyatlarına artış yapmaları gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>Ancaklara gelmem gerekirse; zam uygulamasında neredeyse Türkiye’nin her yerleşim birimine yakınında gram ile fiyatların birbirine yakın olması dikkatimi çekiyor!</p>

<p>Ayrıca, fırıncılar araçları ile bakkala getirdikleri ekmeğin tanesini 10 Tl’den hesaplarken, bakkallar ise zamlı olarak belirlenen 12,5 liradan vatandaşa satıyorlar.</p>

<p>Ekmeğin fiyatı 10 Tl iken, fırıncılar bakkallara tanesini 8 liradan verirken, 2 Tl’lik kar oranı oluyordu. Ekmek 12,5 lira olunca da bakkalların kar oranı 2,5 liraya yükselmiş oldu.</p>

<p>Bazı fırıncıların, ekmeğin 12,5 lira olmasına rağmen bakkala hala 8 liradan ekmek vermesi olayını öğrendiğimde bu yazıyı yazma gereği duydum!</p>

<p>Kimse kusura bakmasın, fırıncı tanıdıklarım da var onlar da kusura bakmasın!..&nbsp;</p>

<p>Fırında satılan ekmek 12,5 lira, fırıncının aracı ile bakkala götürüp verdiği ekmek 10 Tl, vatandaşa ulaşımı 12,5 lira.&nbsp;</p>

<p>Bakkalın gün boyu sattığı&nbsp;&nbsp;toplam ekmeğin sayısını 200 dolayında düşünürsek, her ekmekten kazancının 2,5 lira olduğu kar oranı ile 500 lira sadece ekmek satışından gelirinin olduğu ortaya çıkıyor.</p>

<p>Ekmeğe yapılan yüzde 25 zam oranı düşünüldüğünde, bakkallara verilen 2,5 liralık kar oranının 1 veya 1,5 liraya düşürülmesi ile vatandaşın daha ucuza ekmek yemesi sağlanabilir!..</p>

<p>Ekonomik sıkıntıların yükünün vatandaşa yüklenmesi yerine, yöneticilerimiz biraz da farklı maliyetler üzerinde araştırma ve incelemeler yaparak ekmek zamlarını ona göre değerlendirmelerini bekliyoruz….<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 12:52:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gelecek Nesiller İçin 100 Yıllık Planlama Şart</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/gelecek-nesiller-icin-100-yillik-planlama-sart-554</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/gelecek-nesiller-icin-100-yillik-planlama-sart-554</guid>
                <description><![CDATA[Gelecek Nesiller İçin 100 Yıllık Planlama Şart]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Depremin yarattığı yıkım sonrası Osmaniye, yeniden ayağa kalkmak için yoğun bir yapılanma sürecine girdi. Ancak şehirdeki mevcut durumu ve planlanan projeleri göz önüne aldığımızda, bazı şeylerin yolunda gitmediği hissine kapılmamak elde değil.<br />
<br />
Yeniden inşa sürecinde yanlış adımlar atılmaması, geleceğin şehri Osmaniye'nin hayallerimizi gerçekleştiren bir yer olması için büyük öneme sahip.</p>

<p>Şehirdeki yeniden yapılanma projelerinde dikkat çeken önemli bir sorun, belediye, valilik ve Çevre Şehircilik Bakanlığı arasında gerekli koordinasyonun eksik olması.<br />
<br />
Bu büyük sorumlulukta en önemli görevlerden biri, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet'e düşüyor.</p>

<p>Belediyenin başlıca amacı, şehrin fiziksel ve sosyal yapısının dengeli bir şekilde yeniden inşa edilmesini sağlamak olmalıdır. Ancak gözle görülen bir eksiklik var:<br />
<br />
<strong>Osmaniye Belediyesi'nde şehir plancılarının etkin bir rol alıp almadığı belirsiz.</strong> Modern bir şehir yaratmak istiyorsak, uzman plancıların önerilerine öncelik vermek zorundayız.</p>

<p>Osmaniye'nin yeniden yapılanma projelerinde en çok tartışılan alanlardan biri, <strong>Mehmet Eminler Konağı</strong>.<br />
<br />
Konağın dönüşümle <strong>güzel bir çarşıya</strong> dahil edilmesi fikri kulağa hoş gelse de, yapının mevcut durumu projeyi zora sokabilir.<br />
<br />
Konak, <strong>Kültür Varlığı</strong> olarak koruma altında. Ancak yılların etkisiyle bina, elinizi atsanız dağılacak kadar eski bir hale gelmiş durumda.</p>

<p>Bu noktada şu soruyu sormak gerek: Asıl yapıyı korumak mı daha mantıklı, yoksa binayı tamamen yıkıp <strong>orijinaline uygun bir şekilde yeniden inşa etmek mi?</strong><br />
<br />
Bazı uzmanlar, orijinal yapının korunmasını savunurken, özellikle mimari estetiğin korunmasını vurguluyor. Ancak burada pragmatik bir yaklaşımla, binanın yeniden inşa edilmesinin daha sürebilir bir çözüm olacağı açık.</p>

<p>Osmaniye'nin ana arterlerinden biri olan <strong>Cevdet Sunay Caddesi</strong>, şehrin ticari ve sosyal hayatının can damarı. Ancak cadde boyunca dikkat çeken çok sayıda eski bina bulunuyor.<br />
<br />
<strong>Eski Akdeniz Lokantası’nın bulunduğu bölge</strong>, bu yıpranmış yapılara en çok örnek teşkil ediyor.</p>

<p>Cadde üzerindeki eski yapıların kamulaştırılıp tamamen yenilenmesi, hem estetik hem de yapısal açıdan daha güzel bir Osmaniye ortaya çıkarabilir.<br />
<br />
Modern <strong>iş yerleri</strong> ve <strong>konutların</strong> bu bölgeye kazandırılması, şehrin ekonomisine katkı sağlarken, şehrin genel imajını da güzelleştirir.</p>

<p>Ancak yenilenme projelerinin, bölgenin tarihsel dokusuna zarar vermeyecek şekilde planlanması kritik. İleriye dönük düşünülen projelerle, Osmaniye’yi bölge çapında bir cazibe merkezi haline getirmek mümkün.</p>

<p>Osmaniye’de yapılan projeler genellikle 5 ila 10 yıllık ihtiyaçlara cevap verecek şekilde planlanıyor gibi. Ancak bu yaklaşım, şehrin uzun vadeli kalkınmasını ciddi anlamda engeller.</p>

<p>Bir şehir planlamasında şu unsurlar mutlaka dikkate alınmalıdır:</p>

<ul>
	<li><strong>Deprem riskine uygun yapılar:</strong> Osmaniye, birinci derece deprem bölgesinde yer alıyor. Bu nedenle yapıların <strong>depreme dayanıklı</strong> ve <strong>güvenli</strong> olması hayati önem taşıyor.</li>
	<li><strong>Altyapı sorunlarının giderilmesi:</strong> Su, elektrik ve kanalizasyon altyapıları, uzun vadeli planlama ile sıkça gözden geçirilmeli ve ihtiyaçlara uygun hale getirilmelidir.</li>
	<li><strong>Yeşil alanlar ve sosyal donatılar:</strong> Şehirde <strong>yeşil alan</strong> eksikliği çözülmeli, yeni parklar ve sosyal alanlar yaratılmalıdır.</li>
	<li><strong>Trafik ve ulaşım:</strong> Şehir merkezindeki trafik sorunları çözülmeli ve modern toplu taşıma sistemleri entegre edilmelidir.</li>
</ul>

<p>Osmaniye’de planlanan her proje, şehrin bugününü kurtarmaktan öte, 100 yıl sonrasını düşünerek tasarlanmalı. Aksi takdirde, bugün yapılan projeler yarın hüzüne dönüşebilir.</p>

<p>Osmaniye’nin yeniden inşasında bir diğer kritik nokta, <strong>Ziraat Bankası</strong> ve <strong>Mehmet Eminler Konağı</strong>'nında geliştirilecek<strong> “çarşı projesi”</strong>ne dahil edilmesi gereklidir.</p>

<p>Bu iki yapının, geliştirilen projeden bağımsız tutulması, bölgenin estetiğine gölge düşürebilir. <strong>Aslına uygun bir restorasyon ya da yeniden yapım</strong> projeleriyle bu iki bina, şehrin cazibesini artıracak hale getirilebilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Feb 2025 18:15:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bana yüzde 15, ekmeğe 25 olamaz!...</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/bana-yuzde-15-ekmege-25-olamaz-553</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/bana-yuzde-15-ekmege-25-olamaz-553</guid>
                <description><![CDATA[Bana yüzde 15, ekmeğe 25 olamaz!...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugünkü ekonomik koşullarda insanları dinlediğimde, her&nbsp;&nbsp;bireyi kendine göre haklı buluyorum.</p>

<p>Ancak ülkeyi yönetenlerin de yapacakları hesaplamalar ve uygulamaların olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p>Fırıncının girdi fiyatlarının artmasına sözümüz yok ama, vatandaşın da alım gücünün nasıl olduğunu veya olabileceği noktasında yöneticilerin oturup hesap yapmaları gerekmez mi!?</p>

<p>220 gramı 10 liradan satılan ekmeğin gramajı sabit tutularak, yüzde 25 oranında zamla birlikte 12,5&nbsp;&nbsp;liraya yükseltildi.</p>

<p>Fırıncıların isteğini kabul eden yetkililer, vatandaşların da Osmaniye koşullarındaki yaşantılarını ve ekonomik durumlarını düşünmeleri gerekmez miydi!?</p>

<p>Bu kentin Valisi ve Belediye Başkanı birlikte oturup, yanlarına Fırıncılar adına yetkili oda yetkilileriyle ortak bir karar alabilirlerdi!</p>

<p>Ekmeğin 12,5&nbsp;&nbsp;lira olması&nbsp;&nbsp;bakkallarda 50 kuruş sıkıntısı yaşatmaya başladı. Bunun dışında, ekmeğin gramajı 220 değil de 210 grama düşürülerek veya geçmiş yıllarda olduğu gibi 200 grama düşürülerek yüzde 25 oranında değil de yüzde 15 oranında zam yapılabilirdi!</p>

<p>Emekli vatandaşlarımıza verilen yüzde 15 oranındaki zammın ardından, vatandaşın yediği ekmeğe yüzde 25 oranında zam yapılması olayını kentin Valisi ve Belediye Başkanının yeniden gözden geçirip değerlendirmelerini bekliyoruz!</p>

<p>Şimdi, fırıncılar beni yanlış anlayıp tepki gösterecekler! Yıllardır Osmaniye’de yazdığım yazılar ile haberlerde önceleri anlaşılamasam da, sonraki yıllarda anlaşılan bir gazeteci olarak yazdıklarımın her zaman arkasında oldum.</p>

<p>Osmaniye’de ekmeğin gramajını 210 veya 200 grama düşürün ama, fiyatını 12,5 lira yerine 11 veya 11,5 lira yapabilirsiniz!</p>

<p>Vatandaşımız için gramaj değil, fiyatının önemli olduğunun yerel yönetimdeki yetkililerin bilgilerine sunmak istiyorum!</p>

<p>Osmaniye gibi yoksul vatandaşların bol olduğu yerleşim yerinde ekmeğin fiyatının 12,5 liradan satılması olayının doğru olamayacağını, gramajının düşürülerek insanların ekonomik olarak alabilecekleri seviyelere çekilmelerini anımsatmakta yarar görüyorum.&nbsp;</p>

<p>Yerel yönetim olarak Belediye’nin, vatandaşlar için ucuz ekmek büfeleri ve kent lokantaları açmasının Osmaniye’de yaşayan insanlar adına önemli olduğunu anımsatmakta yarar görüyorum.</p>

<p>Osmaniye Belediyesi, bu önerilerimi uygun görür veya görmez&nbsp;&nbsp;ama, bu kentte yaşayan insanlar yöneticilerinden “ucuz yaşam” nasıl olur, onu bekliyorlar!...</p>

<p>Gerisi sizlere kalmış, hata mı yaptım yoksa!? Ya da “Halkı; kin ve düşmanlığa mı sürükledim!?” orası da sizlerin bileceği algı olsa gerek!...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Feb 2025 14:30:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ekmeği önemsemek!...</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/ekmegi-onemsemek-552</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/ekmegi-onemsemek-552</guid>
                <description><![CDATA[Ekmeği önemsemek!...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışan insanlar emeklerinin karşılığını almak isterken, ekmeğin kutsallığını da öncelikli olarak dile getirirler.</p>

<p>Emeğin önemini vurgulayan “Emek en yüce değerdir!”sözü ise özellikle de işçilerin greve gitmeleri halinde gündem olur.</p>

<p>Osmaniye’de ekmeğe yüzde 25 oranında zam yapılması olayı bugünlerde yine gündem oluşturacak.</p>

<p>Osmaniye, Çukurova’nın bereketli topraklarında ve tahıl üretiminin yoğun olduğu iller arasında yer almaktadır.</p>

<p>Fırıncı esnafı, girdi fiyatlarını gerekçe göstererek zam talebinde bulunmalarının ardından, Osmaniye Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanlığı da 220 gram ekmeğin fiyatını 12,50 Tl olarak onayladı.</p>

<p>Daha önce 10 Tl’den satılan ekmeğe yüzde 25 oranında zam yapıldı. 10 Tl’den satılan 100 gram simit de 12,50 Tl olarak zamdan nasibini aldı.</p>

<p>Ocak ayını tamamlamadan bitmesine bir gün kala ekmeği bundan böyle 12,50 Tl’den yiyeceğiz.</p>

<p>Zam olayı açıklandığı sırada Konya’da görev yapan bir arkadaşımla telefonla görüşüyorum. Arkadaşım Yücel, Konya’da Belediye ekmeğinin 7 Tl., fırınlardaki ekmeğin fiyatının ise 9 Tl’den satıldığını söylüyordu.</p>

<p>Ekmek zammını öğrendiğimde emekli maaşlarına yapılan zam oranı aklıma geldi. 2025 yılında&nbsp; memur emeklilerine yüzde 11,54 oranında zam yapılmıştı.<br />
<br />
SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ise yüzde 15,75 oranında yapılan zam oranını Ocak maaşlarında henüz alamadan ekmeğe yüzde 25 zam yapılması olayı akılları karıştırmaya başlar oldu!</p>

<p>Osmaniye’de yaşamakta olan emekli vatandaşlarımızın maaşlarına yapılan zamlar ile yedikleri ekmeğe yapılan zam arasındaki farkta bir “Adaletsizlik (!) olup olmadığını düşünen insanlar elbette sorgulayacaklardır.</p>

<p>Günün ekonomik koşulları gereği veya ekonomik anlamda “güncelleme” olarak, ya da nasıl değerlendirirseniz değerlendiriniz!</p>

<p>Emekli vatandaşa yüzde 15,75 oranında zam verirken, bu insanların günde üç öğün aldıkları ekmeğe yüzde 25 oranında artış yapılmasını ekonomistlerin açıklamalarını istemek hakkımız olsa gerek!</p>

<p>Konuşmak, düşünmek ve düşündüklerini yazmak, ya da yazabilmenin zor günlerinden geçtiğimiz süreç içerisinde arı olsak bile çiçeklere konup bal alabilecek dermanımız yetmeyecektir!</p>

<p>Osmaniye’de yaşayan insanlar için ekmeğe yapılan yüzde 25 oranındaki zam oranı yürekleri sızlatır!..</p>

<p>Eğer zam yapılması gerekiyorsa; Ekmek zammının emeklilere verilen oranda yapılması, yani 11,50 Tl olarak Valilik ve Belediye tarafından yeniden gözden geçirilmesini umut ediyoruz.</p>

<p>Zam oranı böylesine yapılmaz ise, emekliler kendilerine yapılan yüzdelik zammın, ekmekteki oranını hesap ederek yüzde 10’a yakın oranını isteme hakkını da kendilerinde bulacaklardır!..</p>

<p>Düşünmek, hesaplamak, söylemek ve yazmak benim mesleğim ise, işimin karşılığı ekmeğimse&nbsp; eğer; “Elimi bağlasalar, Gözlemini dağlasalar da; taşıtların sesinden ve insanların nefesinden anlarım canlıların sesini!..” diye yıllar öncesinde yazmış olduğum sözlerimle bugünkü yazımı tamamlıyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jan 2025 17:43:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’nin Deprem Sonrası Dönüşüm Süreci</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyenin-deprem-sonrasi-donusum-sureci-551</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyenin-deprem-sonrasi-donusum-sureci-551</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’nin Deprem Sonrası Dönüşüm Süreci]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2023 yılı, Osmaniye için tarihsel bir yıl oldu. 6 Şubat tarihinde yaşanan büyük deprem, sadece Osmaniye’yi değil, tüm ülkeyi derinden etkiledi.<br />
<br />
Binlerce insanın hayatını kaybetmesi, evlerini ve iş yerlerini kaybetmesi, şehri büyük bir yıkıma uğrattı. Ancak bu felaketin ardından Osmaniye, hem devletin hem de yerel yönetimin hızlı müdahaleleriyle yeniden ayağa kalkmaya başladı.<br />
<br />
Şehirde yapımı devam eden <strong>deprem konut projeleri</strong> ve esnaf için inşa edilen dükkanlar, ofisler, adeta Osmaniye’nin bir yeniden doğuşu olarak karşımıza çıkıyor.<br />
<br />
Birçok inşaat tamamlanmak üzere, ve çok kısa bir süre içinde tamamlanan bu projeler, hem depremzedelerin yeni yuvalarına kavuşmasını sağlayacak hem de şehirdeki ekonomik canlanmaya katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Depremin etkisiyle ağır hasar gören Osmaniye'de, devletin başlattığı <strong>deprem konut projeleri</strong> büyük bir hızla devam ediyor.<br />
<br />
<strong>Metin Tamer Sitesi</strong> ve <strong>Sefa Evler Sitesi</strong> gibi büyük projeler, şehirdeki konut ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak.<br />
<br />
Bu projeler, sadece depremzedelere değil, aynı zamanda şehrin genelindeki konut talebine de önemli bir çözüm sunuyor. Osmaniye'deki konut eksikliğinin büyük bir kısmı, bu projelerin tamamlanmasıyla giderilecek.<br />
<br />
İnşaatların <strong>%70’i tamamlanmış</strong> ve <strong>Mart ve Mayıs 2025</strong> tarihlerinde konutlar teslim edilmeye başlanacak.<br />
<br />
Bu durum, Osmaniye’nin konut sıkıntısını büyük ölçüde çözecek ve <strong>kiralık konut fiyatlarının</strong> aşırı derecede yükseldiği şu dönemde, kiraların daha makul seviyelere inmesine yardımcı olacaktır.</p>

<p>Deprem sonrası, kiralık konut fiyatlarındaki artış, hem depremzedeleri hem de yerel halkı zorluyor. Ancak, tamamlanmak üzere olan projelerle bu yüksek kiraların, birkaç yıl içinde normalleşmesi bekleniyor.<br />
<br />
Hükümetin, konutların hızlı bir şekilde yapılması için gösterdiği çaba, şüphesiz çok önemli bir adım oldu.<br />
<br />
Osmaniye'nin en büyük ihtiyacı olan konut, iş yeri ve dükkan projelerinin hızla bitmesi, şehre büyük bir ivme kazandıracaktır. Bu da sadece konut fiyatlarında değil, aynı zamanda ekonominin canlanmasında da etkili olacaktır.</p>

<p>Osmaniye esnafı, yüksek kira fiyatlarıyla oldukça zor durumdaydı. Birçok esnaf, iş yerlerinin kirasını ödemekte zorluk çekiyor ve bazen iş yapamaz hale geliyordu.<br />
<br />
Bu durum, hem esnafı hem de şehir ekonomisini olumsuz etkiliyordu. Ancak hükümetin ve yerel yönetimlerin sağladığı destekle, <strong>dükkan ve ofis inşaatları</strong> da hızla tamamlanıyor.<br />
<br />
Yeni dükkanlar ve iş yerleri, Osmaniye’nin ticari hayatını canlandıracak ve <strong>yüksek kira fiyatlarının</strong> düşmesine yardımcı olacaktır.<br />
<br />
Esnaf, yüksek kiralar nedeniyle uzun zamandır zorluk çekiyordu. Bu projelerle birlikte, hem esnafın yükü hafifleyecek hem de Osmaniye’nin ticari hayatı eski canlılığına kavuşacaktır.</p>

<p>Osmaniye, son yıllarda büyüme ve gelişme adına önemli adımlar atıyor. Özellikle, <strong>hızlı tren projesi</strong>, şehri daha da ileriye taşıyacak projelerden birisi olarak öne çıkıyor.<br />
<br />
Bu proje, sadece ulaşım açısından değil, aynı zamanda <strong>ekonomik anlamda</strong> da Osmaniye için büyük bir fırsat anlamına geliyor.<br />
<br />
Hızlı trenin hayata geçmesiyle birlikte, Osmaniye’ye olan <strong>ulaşım kolaylığı</strong> artacak ve şehir, hem iş hem de turizm açısından önemli bir cazibe merkezi haline gelecektir.</p>

<p>Hızlı tren projesinin tamamlanması, şehirdeki ekonomik faaliyetlerin artmasına ve ticaretin hızlanmasına olanak tanıyacaktır.<br />
<br />
Osmaniye, özellikle komşu illerle olan <strong>ulaşım avantajı</strong> sayesinde, hem üretim hem de ticaret alanında önemli bir merkez haline gelecektir.<br />
<br />
Bu proje, yerel ekonomiyi güçlendirecek, iş imkanlarını artıracak ve şehri daha cazip hale getirecektir.</p>

<p>Osmaniye’nin geleceği, devletin ve yerel yönetimin gösterdiği çabalarla şekilleniyor. Bu noktada, en büyük sorumluluk <strong>Osmaniye Belediyesi</strong>’ne düşüyor.<br />
<br />
Belediye, hem <strong>alt yapı çalışmaları</strong> hem de projelerin koordinasyonunu en iyi şekilde yönetmek zorunda.<br />
<br />
<strong>Tedaş</strong>, <strong>Aksagaz</strong> gibi büyük firmalarla uyum içinde çalışarak, altyapı hizmetlerinin hızlı ve eksiksiz bir şekilde tamamlanması gerekiyor.<br />
<br />
Osmaniye’nin büyüyen nüfusuna paralel olarak, alt yapının da hızlı bir şekilde güçlendirilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Belediye, bu süreçte etkin bir rol üstlenmeli ve <strong>şehrin altyapısını</strong> modernize ederek, yeni yapılan konutların, dükkanların ve ofislerin sorunsuz bir şekilde hizmet vermesini sağlamalıdır.</p>

<p>Ayrıca, <strong>depremin hasar verdiği binaların yıkımı ve yeniden inşa edilmesi</strong> konusunda da ciddi bir çalışma yapılmalıdır.<br />
<br />
Bu binalar, artık hem estetik hem de güvenlik açısından risk oluşturmaktadır. Osmaniye Belediyesi, bu binaların en kısa süre içinde yıkılması ve yerlerine güvenli yapılar inşa edilmesi için çalışmalarını hızlandırmalıdır.</p>

<p>Osmaniye, büyük bir dönüşüm sürecinin içinden geçiyor. Deprem konutları, dükkan ve ofis inşaatları, hızlı tren projesi ve altyapı çalışmaları, şehri her açıdan geliştirecek ve güçlendirecek projelerdir.<br />
<br />
Bu projeler tamamlandığında, <strong>Osmaniye eski günlerine kavuşacak</strong> ve vatandaşlarına daha iyi yaşam koşulları sunulacaktır.<br />
<br />
<strong>Ekonomik canlanma</strong> ile birlikte kiralar düşecek, esnaf daha rahat iş yapabilecek ve <strong>hızlı trenle</strong> birlikte Osmaniye’nin ticari potansiyeli artacaktır.</p>

<p>Ancak tüm bu projelerin başarıyla tamamlanabilmesi için, yerel yönetimlerin ve halkın <strong>koordineli bir şekilde çalışması</strong> gerekmektedir.<br />
<br />
Osmaniye Belediyesi’nin, <strong>alt yapı projelerini hızlı ve eksiksiz bir şekilde tamamlaması</strong> çok önemli bir adımdır.<br />
<br />
Depremde büyük zarar gören Osmaniye, şimdi yeniden doğuyor ve <strong>yeni bir döneme</strong> adım atıyor. Osmaniye halkı, 2 yıl içinde yaşanacak olan bu dönüşümün sonunda, daha modern, daha yaşanabilir ve daha güçlü bir şehirde yaşamaya başlayacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 16:24:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye Halkının Belediyelere Bakışı: İcraatsız Yüceltme</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniye-halkinin-belediyelere-bakisi-icraatsiz-yuceltme-550</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniye-halkinin-belediyelere-bakisi-icraatsiz-yuceltme-550</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye Halkının Belediyelere Bakışı: İcraatsız Yüceltme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye ve ilçelerinde belediyeler ve belediye başkanları ile ilgili yapılan değerlendirmeler, çoğu zaman duygusal bir yaklaşım ve eksik bilgiyle şekilleniyor.<br />
<br />
Çoğu vatandaş, belediye başkanlarını henüz somut bir icraat ortaya koymadan yüceltmekte ve bu da önemli bir yanlış anlaşılmayı beraberinde getirmektedir.<br />
<br />
Oysa, bir belediye başkanının başarısı yalnızca vaatlerle değil, icraatlarıyla ölçülmelidir. Belediye başkanları, halkın kendilerine verdiği emaneti doğru bir şekilde kullanarak şehri kalkındırmalı, adaletsizliğe karşı projeler üretmeli ve halkın ihtiyaçlarına yönelik hizmetler sunmalıdır.<br />
<br />
Bu yazıda, belediye başkanlıklarının sadece siyasi bir makam olmadığını, aynı zamanda büyük bir sorumluluk taşıdığını vurgulayarak, doğru belediyecilik anlayışına dair önemli çıkarımlar yapmaya çalışacağım.</p>

<p>Osmaniye ve diğer ilçelerde, belediye başkanları sıklıkla "Osmaniye böyle bir belediye başkanı görmedi" gibi ifadelerle yüceltilmektedir. Ancak bu tür değerlendirmeler, başkanların icraatları üzerinden değil, kişisel özellikleri ve siyasi bağlantıları üzerinden yapılmaktadır.<br />
<br />
Belediye başkanlarının halk tarafından takdir edilmesi, sadece ideolojik veya partisel aidiyetle değil, somut projelerle mümkün olmalıdır. Gerçek başarı, halkın gözünde kalıcı bir iz bırakacak, şehri kalkındıracak projelerle elde edilir.</p>

<p>Belediye başkanları, önce kendi rüştünü ispatlamalıdır. Sadece seçilmekle kalmaz, göreve geldiği andan itibaren şehre katkı sağlamak için adımlar atmalı, projeler geliştirmelidir. Belediye başkanlığı, sadece bir makam değildir; bu görev, halkın ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmayı, şehri geliştirecek adımlar atmayı gerektiren bir sorumluluktur.</p>

<p>Belediyelerin asli görevi sadece temel hizmetleri sunmak değildir. Bu görevlerin yanı sıra, önemli olan şehri kalkındıracak projelerin hayata geçirilmesidir.<br />
<br />
Temizlik, altyapı, ulaşım ve asfalt gibi temel hizmetler her belediyenin yapması gereken işlerdir. Ancak asıl önemli olan, şehirdeki ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi sağlamak, adaletsizliği ortadan kaldıracak düzenlemelere gitmektir.<br />
<br />
Bir belediye başkanının başarısı, sunduğu hizmetlerden ziyade, şehri kalkındıracak projelere öncülük etmesinde yatmaktadır. Belediyeler, sadece birer hizmet sunma birimi değil, toplumların gelişim süreçlerinde aktif rol oynayan kurumlardır.</p>

<p>Bu bağlamda, belediye başkanlarının görev süreleri boyunca yapmaları gereken en önemli şey, şehri daha yaşanabilir, daha adil ve daha kalkınmış bir hale getirecek projelere imza atmaktır.<br />
<br />
Projeler yalnızca altyapı ile sınırlı olmamalı; eğitim, sağlık, kültür, çevre düzenlemesi gibi alanlarda da büyük yatırımlar yapılmalıdır. Belediyeler, halkın ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak, şehrin geleceğini şekillendirecek projeler üretmelidir.</p>

<p>Belediye başkanları, kendilerine emanet edilen bir görevde bulunurlar. Bu görev, halkın kendilerine verdiği güvenle yerine getirilmelidir.<br />
<br />
Belediyeler, halkın malı olup, belediye başkanları da bu görevi halkın yararına kullanmak zorundadır. Belediye başkanlarının, halkı için çalışmaları ve şehri kalkındıracak projelere öncülük etmeleri gerekir.<br />
<br />
Ancak, belediyeler bazı yerlerde adeta kişisel çıkarlar için bir araç haline gelmiştir. Belediye başkanları, makamlarını kendi partilerinin çıkarları doğrultusunda değil, tüm halkın faydasına kullanmalıdırlar.</p>

<p>Bir belediye başkanının ilk amacı, kendi partililerine değil, tüm Osmaniye halkına hizmet etmek olmalıdır.<br />
<br />
Sadece kendi partililerinin oyları ile seçilmiş olmak, belediye başkanının tüm halkı temsil etme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.<br />
<br />
Eğer bir belediye başkanı, yalnızca kendi partisinin oylarıyla seçildiyse, o başkanın aslında halkın geneli üzerinde güçlü bir etkisi yoktur. Ancak, seçildiği zaman tüm halkı kucaklamalı, ayrım yapmadan herkese hizmet etmelidir.</p>

<p>Belediye başkanları, halkın seçtiği ve emanetini devraldığı kişilerdir. Bu sebeple, belediye başkanlarının göreve gelirken kibir, ego, adam kayırma veya torpil gibi kavramlardan uzak durmaları gerekmektedir.<br />
<br />
Kibir, ego ve adam kayırma gibi tutumlar, toplumda adaletsizliği arttıran ve halkın güvenini sarsan tutumlardır. Belediye başkanları, kişisel çıkarları bir kenara bırakmalı ve tüm halkı eşit şekilde temsil etmelidirler.</p>

<p>Kendi partililerine veya yakın çevrelerine ayrıcalıklı bir yaklaşım sergilemek, halkın güvenini zedeler ve belediyenin etkinliğini olumsuz yönde etkiler.<br />
<br />
Belediyeler, toplumun tüm kesimlerine hizmet etmek ve adaletli bir yönetim sunmak zorundadır. Belediye başkanları, yalnızca seçildikleri partinin değil, tüm Osmaniye'nin ve ilçelerinin başkanı olmalıdır.</p>

<p>Belediye başkanlarının görev süreleri bittiğinde anılma şekilleri, onların nasıl bir liderlik sergilediklerinin bir yansımasıdır.<br />
<br />
Belediye başkanları, görev süreleri boyunca halkın vebalini alacak bir tutum sergilerse, halk onların görevden ayrıldıklarında dua etmek yerine beddua edebilir.<br />
<br />
Ancak doğru bir liderlik anlayışıyla görevlerini yerine getiren bir belediye başkanı, görev süresi bittiğinde halkı tarafından dua ile anılacaktır.</p>

<p>Belediye başkanları, seçildiklerinde halkın onlara olan güvenini boşa çıkarmamalıdır. Vebalini almak, sadece dini açıdan değil, aynı zamanda toplumun güvenini kaybetmek anlamına gelir.<br />
<br />
Belediyelerin başkanlara hizmet etmek için seçildiği unutulmamalıdır. Bu sorumluluk, sadece kişisel çıkarları değil, halkın genel çıkarlarını gözeten bir hizmet anlayışını gerektirir.</p>

<p>Osmaniye ve ilçelerindeki belediye başkanları, daha iyi bir şehir inşa etmek ve halkın refahını artırmak için ellerinden geleni yapmalıdır. Ancak, başkanların yüceltilmesi, somut icraatlar olmadan yapılmamalıdır.<br />
<br />
Belediye başkanları, yalnızca kendi partilerinin değil, tüm halkın başkanı olmalı ve her adımlarında adaletli, şeffaf ve kalkınmaya yönelik projelere odaklanmalıdır.<br />
<br />
Belediye başkanlarının görevlerini başarıyla yerine getirebilmeleri için kibirden, ego ve kayırmacılıktan uzak durmaları, halkın güvenini kazanacak projeler geliştirmeleri gerekmektedir.<br />
<br />
Unutulmamalıdır ki, görev süreleri bittiğinde dua ile anılacak olanlar, halkının güvenini kazanmış, adaletli bir liderlik sergileyen belediye başkanları olacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 17:13:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Suya Yapılan Zam</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-suya-yapilan-zam-549</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-suya-yapilan-zam-549</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Suya Yapılan Zam]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde Osmaniye’de yaşanan su zammı tartışması, şehrin gündemine bomba gibi düştü.</p>

<p>Sosyal medya platformlarında vatandaşlar, kendilerine gelen yüksek su faturalarını paylaşmaya başladı.</p>

<p>Bir anda geniş yankı uyandıran bu paylaşımlar, Osmaniye Belediyesi’ne yönelik tepkilerin çığ gibi büyümesine neden oldu.</p>

<p>Belediye, iki gün boyunca sessizliğini korurken, üçüncü gün Başkan bir açıklama yaptı ve “suya faiş zam yapılmadığını” iddia etti.</p>

<p>Ancak bu açıklama, şehrin su faturasına bakıp şaşkınlıkla başını iki yana sallayan binlerce vatandaş için yeterince ikna edici olmadı.</p>

<p>Belediye Başkanı, her zamanki gibi yeni kurmuş olduğu Dezenformasyon ile Mücadele Birimi aracılığıyla basını suçladı.</p>

<p>Başkan’a göre, sosyal medyada yayılan haberler asılsızdı ve halkı yanlış bilgilendiren taraf basın mensuplarıydı.</p>

<p>Peki, gerçekten kim doğruyu söylüyor? Osmaniye halkının faturalarına yansıyan yüksek meblağlar mı, yoksa Belediye Başkanı’nın açıklamaları mı?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı, zammın nasıl ve hangi şartlarda yapıldığını detaylıca incelememizi gerektiriyor.</p>

<p>Başkan’ın iddiası, suya zam yapılmadığı yönünde. Fakat Osmaniye Belediye Meclisi’nde 2025 yılı bütçesi kapsamında alınan kararlar ortada.</p>

<p>Belediye Meclisi’nin resmi kararlarına göre, su fiyatlarına kademeli bir artış getirilmiş durumda. Bu kademeli tarifeye göre:</p>

<p>0-15 metreküp arası suyun fiyatı 6 TL,</p>

<p>15-30 metreküp arası 8 TL,</p>

<p>30-45 metreküp arası 12 TL,</p>

<p>45 metreküp üzeri ise 14 TL olarak belirlenmiş.</p>

<p>Bunun yanı sıra, vatandaşların faturalarına sayaç bakım ücreti, atık su bedeli ve evsel katı atık bedeli de ekleniyor.</p>

<p>Bu “güncellemelerin” bir zam olup olmadığını anlamak için ekonomist olmaya gerek yok. Zira bir önceki ay 50-100 TL arasında fatura ödeyen vatandaşların, Ocak ayında 400-500 TL arasında faturalarla karşılaşması her şeyi açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p>Belediye Başkanı, sosyal medyada paylaşılan bu faturaların halkı yanıltmayı amaçladığını öne sürüyor.<br />
<br />
Ancak sosyal medyada paylaşılan sayısız gerçek fatura, vatandaşların nasıl büyük bir ekonomik yük altında kaldığını gözler önüne seriyor.</p>

<p>Başkan’ın açıklamalarında yer alan şu ifade dikkat çekici: “Biz zam yapmadık, sadece güncelleme yaptık.” Peki, bu güncelleme neden vatandaşın bütçesine %600-700 oranında bir yük bindirdi?<br />
<br />
Daha da önemlisi, Başkan “dezenformasyon” iddiasını ortaya atarken, Osmaniye Belediye Meclisi’nde alınan zam kararını nasıl açıklıyor?</p>

<p>CHP Osmaniye İl Başkanı Mutlu Yavuzer’in ifade ettiği gibi, bütçe paketi içerisinde yer alan zam teklifine CHP grubu tarafından şerh koyulmuş ve zam kararına karşı çıkılmıştı.</p>

<p>Bu durumda, zammın Belediye Meclisi’nde görüşüldüğü ve kabul edildiği gerçeği ortadayken, Başkan’ın “zam yok” açıklamasıyla kimleri yanıltmaya çalıştığı sorusu akıllara geliyor.<br />
<br />
Belediye Başkanı’na burada sormamız gereken kritik bir soru var: Su zammı, Belediye Meclisi’ne bütçe paketi içerisinde sunuldu mu, sunulmadı mı?</p>

<p>Eğer sunulmadıysa, bu fahiş faturaların nedeni nedir? Eğer sunulduysa, kimler zamma “evet” dedi, kimler “hayır” diyerek şerh koydu?</p>

<p>Osmaniye halkı, kendilerine gelen faturaların şokunu yaşarken, bu soruların cevabını bekliyor.</p>

<p>Belediye’nin bu konuda daha şeffaf olması gerekirken, Dezenformasyon ile Mücadele Birimi aracılığıyla basını suçlaması, sorumluluktan kaçma çabası olarak görülüyor.</p>

<p>Oysa yerel yönetimlerin, şeffaflık ilkesi çerçevesinde vatandaşlara gerçekleri açıkça anlatma yükümlülüğü vardır.</p>

<p>Osmaniye halkı, ekonomik krizin ve hayat pahalılığının etkisiyle zaten zor günler geçiriyor.<br />
<br />
Üstüne bir de temel ihtiyaç olan suyun fiyatında astronomik artışlarla karşılaşmak, halkın belini iyice bükmüş durumda.</p>

<p>Başkan’a çağrımız şudur: Vatandaşların temel ihtiyaçlarına yük bindiren bu kararı tekrar gözden geçirin ve halkın yanında olduğunuzu göstermek için bu zammı geri çekin.</p>

<p>Yerel yönetimlerin öncelikli görevi, halkın hayatını kolaylaştırmak olmalıdır.<br />
<br />
Başkan, Osmaniyeli vatandaşların artan maliyetler karşısında yaşadığı zorlukları görmezden gelmek yerine, çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemelidir.</p>

<p>Halkın bütçesini rahatlatacak projelere odaklanmak, yerel yönetimlere olan güveni artıracaktır.</p>

<p>CHP Osmaniye İl Başkanı Mutlu Yavuzer, zamma karşı çıkarak Belediye’ye destek teklifinde bulunmuştu.<br />
<br />
“Astronomik zammı geri çekin, halk odaklı projeler üretin, biz de size bu konuda destek olalım” diyerek olumlu bir çağrıda bulunmuştu.</p>

<p>Halk ekmek fabrikası, kent lokantası ve sosyal market gibi projelerle ekonomik zorluklara çözüm üretmek mümkün.</p>

<p>Sonuç olarak, Osmaniye’de su zammı meselesi sadece bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin halkla olan iletişimindeki kopukluğu da ortaya koyuyor.<br />
<br />
Halk, faturalarına yansıyan artışı açıkça görürken, bu gerçeği inkâr etmek ve basını suçlamak çözüm değildir.<br />
<br />
Şeffaf bir yönetim anlayışıyla, halkın sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atılmalı ve bu tür krizlerden ders çıkarılmalıdır.<br />
<br />
Osmaniyeliler hak ettikleri hizmeti bekliyor. Başkan’ın bu çağrılara kulak vermesi, halkın güvenini kazanması için bir fırsat olacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 08:20:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okumayı, okuyamamak!...</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/okumayi-okuyamamak-548</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/okumayi-okuyamamak-548</guid>
                <description><![CDATA[Okumayı, okuyamamak!...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mesleğimle övünmeyi sevmem, ama bizleri yönetenlerin de halkımızı; özellikle de bu kentte ciddi anlamda görev yapan basın çalışanlarına yönelik eleştirilerini “okuma da-anlama da” anlayarak yapmalarının Osmaniye’miz açısından sağlıklı olacağını düşünürüm.</p>

<p>Siyasi Parti yöneticileri, kamu kurum ve kuruluş yöneticileri, STK yöneticileri kendi okuduklarını, yine kendi akı süzgecinden geçirerek eleştirdikleri zaman meslektaşlarım saygı gösterir.&nbsp;</p>

<p>Elbette hataları olan meslektaşlarımız da olabilir, kendileri de hatalar yaptığını düşünerek tepkisel davranışlarında insanlık erdemi kapsamında sözcüklerini kullanmalarını bekleriz.</p>

<p>Bizlerin hedef kitlesi halkımız olduğu bilinciyle hareket ederek, sorunları gündeme taşıyan ve yetkililerin çözümlemeleri için kalemlerimizin mürekkebini akıtırız.</p>

<p>(Farklı amaçlarla bu mesleğini kullananların yanında olmadığımı da vurgulamak isterim)</p>

<p>Bu kentte birlikte yaşıyoruz, il nüfusumuzun sayısı da&nbsp;&nbsp;geçtiğimiz yılki TÜİK verilerine göre, bir önceki yıla göre azalma gösterdi.</p>

<p>Şubat ayı sonlarına doğru TÜİK verilerine 2024 yılının Osmaniye Merkez, İlçe, Belde ve Köylerinin nüfuslarını açıklayacak.</p>

<p>Yöneticilerin, kendilerine gösterilen tepkiler karşısında; “dinlemesini, okumasını” unutmaması önemlidir.</p>

<p>Akıl vermek istemiyorum, ama halkın arasında görevini yapan gazeteci olarak bunları yöneticilerimize anımsatmanın görevlerim arasında olduğunu düşünüyorum!</p>

<p>Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet’in son zamanlardaki sosyal medya üzerinden “Belediye hizmetlerine eleştirenlere karşı” vermiş olduğu karşılıklarda kullandığı sözcük veya tümceleri yakışıksız buluyorum!</p>

<p>Bu yazımın ardından sıra bana mı gelecek diye de kaygı duymuyorum!</p>

<p>Ama yaşadığım kentte 5 yıl görev yapacak olan ve bizim için çalışması gerektiğine inandığım, aynı zamanda Mülkiyeli bir Belediye Başkanı’nın geriye kalan 4 yıldan fazla günleri için önerilerde&nbsp;&nbsp;bulunmayı da kentim adına görev sorumluluğu sayıyorum.</p>

<p>Benim yazdıklarımı okurken, algıladığı&nbsp;&nbsp;gibi değil okuduğunun ne anlama geldiğinin bilinci ile anlamasını bekliyorum.</p>

<p>Osmaniye’de Belediye Başkanlığı görevlerinde bulunan; Yusuf Çenet’in de Hasan Çenet’in de basınla ve halkla nasıl geçindiğini bilenlerden biriyim.</p>

<p>Bu arada meslektaşlarım arasında; İsmail Karadağ ve Hasan Kılıç’ta benimle aynı yıllarda yerel yöneticilerimizin halkla ilişkilerini bilenler arasında yer aldıklarını anımsatmak&nbsp;&nbsp;isterim!</p>

<p>Yılar yılları geride bırakırken, Osmaniye Belediye Başkanlığına seçilen İbrahim Çenet’i kent sakinlerinin bağrına bastığı ve makama getirdiğini düşünüyorum!</p>

<p>Bizim Başkan; paraşütle göklerde uçabilir, bisikleti ile evine ekmek almaya gidebilir, deprem sonrası bozulan yolları yeniden asfalt yapıp protokolle açılışını yapabilir,&nbsp;&nbsp;at üstünde görüntü verebilir, Partisinin Genel Başkanı ile kolkola fotoğraf çektirip paylaşabilir, kanyonlarda, şelale görüntülerinde kendini gösterebilir, sosyal medyada bunları iyi şekilde değerlendirebilir!...</p>

<p>Bu hareketleri Başkanın hareketli, dinamik ve eylemselliğini gösterir.</p>

<p>Bir de halkın arasına çıkmak gerek!.. Bir de vatandaşın beklentilerini okumak gerek!... Yapılan eleştiriler karşısında, onlara yanıt verirken “Hakaret ve küçümseyici sözcüklerden”&nbsp;&nbsp;uzak durmasının kendisi açısından yararlı olacağını vurgulamak isterim.</p>

<p>Bu arada nasıl hareket edip etmeyeceğini de kendisi bilecektir ama, halkın arasında gün boyu mesleğini yapan bir gazeteci olarak benimki sadece bir öneridir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jan 2025 16:18:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Suya Yapılan Zam!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-suya-yapilan-zam-547</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-suya-yapilan-zam-547</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Suya Yapılan Zam!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde Osmaniye’de yaşanan su zammı tartışması, şehrin gündemine bomba gibi düştü.</p>

<p>Sosyal medya platformlarında vatandaşlar, kendilerine gelen yüksek su faturalarını paylaşmaya başladı.</p>

<p>Bir anda geniş yankı uyandıran bu paylaşımlar, Osmaniye Belediyesi’ne yönelik tepkilerin çığ gibi büyümesine neden oldu.</p>

<p>Belediye, iki gün boyunca sessizliğini korurken, üçüncü gün Başkan bir açıklama yaptı ve “suya faiş zam yapılmadığını” iddia etti.</p>

<p>Ancak bu açıklama, şehrin su faturasına bakıp şaşkınlıkla başını iki yana sallayan binlerce vatandaş için yeterince ikna edici olmadı.</p>

<p>Belediye Başkanı, her zamanki gibi yeni kurmuş olduğu Dezenformasyon ile Mücadele Birimi aracılığıyla basını suçladı.</p>

<p>Başkan’a göre, sosyal medyada yayılan haberler asılsızdı ve halkı yanlış bilgilendiren taraf basın mensuplarıydı.</p>

<p>Peki, gerçekten kim doğruyu söylüyor? Osmaniye halkının faturalarına yansıyan yüksek meblağlar mı, yoksa Belediye Başkanı’nın açıklamaları mı?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı, zammın nasıl ve hangi şartlarda yapıldığını detaylıca incelememizi gerektiriyor.</p>

<p>Başkan’ın iddiası, suya zam yapılmadığı yönünde. Fakat Osmaniye Belediye Meclisi’nde 2025 yılı bütçesi kapsamında alınan kararlar ortada.</p>

<p>Belediye Meclisi’nin resmi kararlarına göre, su fiyatlarına kademeli bir artış getirilmiş durumda. Bu kademeli tarifeye göre:</p>

<p>0-15 metreküp arası suyun fiyatı 6 TL,</p>

<p>15-30 metreküp arası 8 TL,</p>

<p>30-45 metreküp arası 12 TL,</p>

<p>45 metreküp üzeri ise 14 TL olarak belirlenmiş.</p>

<p>Bunun yanı sıra, vatandaşların faturalarına sayaç bakım ücreti, atık su bedeli ve evsel katı atık bedeli de ekleniyor.</p>

<p>Bu “güncellemelerin” bir zam olup olmadığını anlamak için ekonomist olmaya gerek yok.<br />
<br />
Zira bir önceki ay 50-100 TL arasında fatura ödeyen vatandaşların, Ocak ayında 400-500 TL arasında faturalarla karşılaşması her şeyi açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p>Belediye Başkanı, sosyal medyada paylaşılan bu faturaların halkı yanıltmayı amaçladığını öne sürüyor.<br />
<br />
Ancak sosyal medyada paylaşılan sayısız gerçek fatura, vatandaşların nasıl büyük bir ekonomik yük altında kaldığını gözler önüne seriyor.</p>

<p>Başkan’ın açıklamalarında yer alan şu ifade dikkat çekici: “Biz zam yapmadık, sadece güncelleme yaptık.” Peki, bu güncelleme neden vatandaşın bütçesine %600-700 oranında bir yük bindirdi?<br />
<br />
Daha da önemlisi, Başkan “dezenformasyon” iddiasını ortaya atarken, Osmaniye Belediye Meclisi’nde alınan zam kararını nasıl açıklıyor?</p>

<p>CHP Osmaniye İl Başkanı Mutlu Yavuzer’in ifade ettiği gibi, bütçe paketi içerisinde yer alan zam teklifine CHP grubu tarafından şerh koyulmuş ve zam kararına karşı çıkılmıştı.</p>

<p>Bu durumda, zammın Belediye Meclisi’nde görüşüldüğü ve kabul edildiği gerçeği ortadayken, Başkan’ın “zam yok” açıklamasıyla kimleri yanıltmaya çalıştığı sorusu akıllara geliyor.<br />
<br />
Belediye Başkanı’na burada sormamız gereken kritik bir soru var: Su zammı, Belediye Meclisi’ne bütçe paketi içerisinde sunuldu mu, sunulmadı mı?</p>

<p>Eğer sunulmadıysa, bu fahiş faturaların nedeni nedir? Eğer sunulduysa, kimler zamma “evet” dedi, kimler “hayır” diyerek şerh koydu?</p>

<p>Osmaniye halkı, kendilerine gelen faturaların şokunu yaşarken, bu soruların cevabını bekliyor.</p>

<p>Belediye’nin bu konuda daha şeffaf olması gerekirken, Dezenformasyon ile Mücadele Birimi aracılığıyla basını suçlaması, sorumluluktan kaçma çabası olarak görülüyor.</p>

<p>Oysa yerel yönetimlerin, şeffaflık ilkesi çerçevesinde vatandaşlara gerçekleri açıkça anlatma yükümlülüğü vardır.</p>

<p>Osmaniye halkı, ekonomik krizin ve hayat pahalılığının etkisiyle zaten zor günler geçiriyor.<br />
<br />
Üstüne bir de temel ihtiyaç olan suyun fiyatında astronomik artışlarla karşılaşmak, halkın belini iyice bükmüş durumda.</p>

<p>Başkan’a çağrımız şudur: Vatandaşların temel ihtiyaçlarına yük bindiren bu kararı tekrar gözden geçirin ve halkın yanında olduğunuzu göstermek için bu zammı geri çekin.</p>

<p>Yerel yönetimlerin öncelikli görevi, halkın hayatını kolaylaştırmak olmalıdır.<br />
<br />
Başkan, Osmaniyeli vatandaşların artan maliyetler karşısında yaşadığı zorlukları görmezden gelmek yerine, çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemelidir.</p>

<p>Halkın bütçesini rahatlatacak projelere odaklanmak, yerel yönetimlere olan güveni artıracaktır.</p>

<p>CHP Osmaniye İl Başkanı Mutlu Yavuzer, zamma karşı çıkarak Belediye’ye destek teklifinde bulunmuştu.<br />
<br />
“Astronomik zammı geri çekin, halk odaklı projeler üretin, biz de size bu konuda destek olalım” diyerek olumlu bir çağrıda bulunmuştu.</p>

<p>Halk ekmek fabrikası, kent lokantası ve sosyal market gibi projelerle ekonomik zorluklara çözüm üretmek mümkün.</p>

<p>Sonuç olarak, Osmaniye’de su zammı meselesi sadece bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin halkla olan iletişimindeki kopukluğu da ortaya koyuyor.<br />
<br />
Halk, faturalarına yansıyan artışı açıkça görürken, bu gerçeği inkâr etmek ve basını suçlamak çözüm değildir.<br />
<br />
Şeffaf bir yönetim anlayışıyla, halkın sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atılmalı ve bu tür krizlerden ders çıkarılmalıdır.<br />
<br />
Osmaniyeliler hak ettikleri hizmeti bekliyor. Başkan’ın bu çağrılara kulak vermesi, halkın güvenini kazanması için bir fırsat olacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 23:09:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kibir ve Tevazu</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/kibir-ve-tevazu-546</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/kibir-ve-tevazu-546</guid>
                <description><![CDATA[Kibir ve Tevazu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye, tarih boyunca pek çok değerli insan yetiştirmiş, farklı kültürleri bir arada barındıran bir şehir olmuştur. Ancak ne yazık ki, her toplumda olduğu gibi, burada da "okumuş cahiller" olarak nitelendirilen bir kesim var. Bu kişiler, sahip oldukları diplomalarla kendilerini her konuda otorite olarak görürler, ancak gerçek anlamda bilgi ve birikimden yoksundurlar.</p>

<p>Diploma, elbette bir başarı göstergesidir. Ancak sadece bir kâğıt parçası, insanı bilge yapmaz. Bilgiye açık olmak, araştırmak, öğrenmek ve öğrendiklerini hayata geçirmek, gerçek anlamda eğitimin temelini oluşturur. Ne yazık ki, bu kişiler kendi eksiklerinin farkında olmadıkları gibi, çevrelerindekilere de sürekli bir üstünlük taslama eğilimindedirler. Ukala, kibirli ve kendini beğenmiş tavırlarıyla sadece çevrelerindekileri değil, aslında kendilerini de zehirlerler.</p>

<p>Bu tür insanlar arasında bazıları, dini değerleri de yanlış bir şekilde kullanır. Namaz kılar, oruç tutar, ama davranışlarıyla İslam ahlakının özüne tamamen ters düşerler. Kibir, İslam'da büyük günahlardan biri olarak kabul edilir. Çünkü kibir, insanın kendini yaratıcıdan bağımsız görmesine, başkalarını küçümsemesine yol açar. Oysa ki, Yüce Allah kibri şöyle uyarır: "Kibirlenenlerin yeri cehennemdir."</p>

<p>Osmaniye’de geçmişte nice kendini yıkılmaz zanneden, kibirle başkalarına tepeden bakan insanların zamanla yok olup gittiğine şahit oldum. "Ne ölmeyecekmiş gibi yaşayanları gördüm, iki metre kefenle gittiler." Bu, hepimizin hatırlaması gereken bir gerçektir. Hayatın geçici olduğunu bilmek, insanı daha mütevazı, daha anlayışlı ve daha adil yapmalıdır.</p>

<p>Bu şehirde bir diğer dikkat çeken durum da, insanların başkalarının ahını almaktan korkmamalarıdır. Oysa ki, atasözlerimizde bile bu konu sıkça vurgulanmıştır: "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste." İnsanların kalbini kırarak, onları küçümseyerek bir yere varılamayacağı gibi, bu davranışların mutlaka bir karşılığı olacaktır. İlahi adalet, er ya da geç tecelli eder. Gücün sadece kendilerinde olduğunu zannedenler, bir gün Allah’ın onlar için hazırladığı kader ağlarını fark ettiklerinde artık çok geç olacaktır.</p>

<p>Bir toplumun huzuru, bireylerin birbirine olan saygısı ve sevgisiyle mümkündür. Bu vatan hepimizin. Kimsenin kimseye üstünlük taslamaya hakkı yok. Herkesin eşit olduğu, saygının ve hoşgörünün hüküm sürdüğü bir ortamda yaşamak, hepimizin hakkıdır. Ancak bu, ancak bireylerin kendilerini sorgulaması, kibirden uzak durması ve gerçekten iyi insan olmaya çalışmasıyla mümkün olabilir.</p>

<p>Her zaman Allah’tan dileğim, kibirli ve ukala davranan insanların adaletle yüzleşmesi olmuştur. Çünkü kibir ve ukalalık, insanın hem kendisine hem de çevresine zarar verir. Mütevazı olmak, hatalarını kabul etmek ve kendini geliştirmeye açık olmak, insanı yücelten erdemlerdir. Ancak ne yazık ki, bazı insanlar bu erdemlerden uzak bir hayat sürerler.</p>

<p>İyi insanlar, bu dünya için bir nimettir. Çevrelerine ışık saçar, insanlara yardım eder ve toplumun gelişimine katkıda bulunurlar. Kötü insanlar ise, hem kendi karanlıklarında boğulur hem de başkalarına zarar vermeye çalışırlar. Bu yüzden her zaman dualarımda, iyilerin korunmasını ve kötülerin kendi kötülüklerinde kaybolmasını dilerim.</p>

<p>Osmaniye’nin güzel insanlarına seslenmek istiyorum: Birbirimize destek olalım, birbirimizi sevelim. Kimseyi küçümsemeyelim, kimseye üstünlük taslamayalım. Hayat çok kısa ve bu kısa hayatı anlamlı kılmanın yolu, sevgi ve saygıdan geçer. Hepimiz bu dünyada bir yolcuyuz. Önemli olan, bu yolculuğu nasıl tamamladığımızdır.</p>

<p>Kibirden, ukalalıktan, kötülükten uzak duralım. Mütevazı olalım, başkalarının kalbini kırmaktan kaçınalım. Çünkü hiçbirimiz kusursuz değiliz ve hepimizin birbirine ihtiyacı var. İyi insanlar, bu dünyanın umudu ve geleceğidir. Kötülüğe karşı iyilikle, kibire karşı tevazu ile cevap verelim.</p>

<p>Son olarak, şunu unutmamak gerekir: İnsan, ancak Allah’ın emirlerine uyarak ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ahlakını örnek alarak gerçek bir insan olabilir. İyiliğin ve güzelliğin hâkim olduğu bir Osmaniye dileğiyle, herkese selam ve sevgilerimi sunuyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jan 2025 11:35:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kimseyle polemiğe girmeye niyetim yok!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/kimseyle-polemige-girmeye-niyetim-yok-545</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/kimseyle-polemige-girmeye-niyetim-yok-545</guid>
                <description><![CDATA[Kimseyle polemiğe girmeye niyetim yok!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu kenttin yönetilmesi noktasında belli kurumların üst düzeylerinde görev yapanların yaşları kadar meslek yaşantımın olduğunu anımsatmak isterim!</p>

<p>Bu anımsatmamın ardından da, gazetelerimde yazdıklarıma karşılık verircesine sosyal medya hesaplarından bir takım eleştirel yazılar yazanların, öncelikle kimliğimi iyi araştırmaları umarım.</p>

<p>Yazıma yaptığım bu girişin ardından, şu konuyu da vurgulamak isterim ki, kimseyle polemiğe girmeye niyetim yok!..</p>

<p>Doğup, okuduğum ve yaşadığım kentimin güzelliklerine hayranım.</p>

<p>Bu güzellikleri çirkinleştirenler, yapması gereken görevleri gözümüzün içine sokarcasına “Yaptık, yapıyoruz! Diyerek sokanlara tepkiliyim!</p>

<p>Belki de bazı meslektaşlarım, bazı çıkarları için birilerine karşı “yandaşlık-yalakalık (!)” yapma gibi sosyal medyadan paylaşımlar yapabilir.&nbsp;</p>

<p>O kendileri ile yanlarında oldukları kişilere özel bir olay olarak değerlendiriyorum.</p>

<p>Osmaniye’mizin yeni dönem için&nbsp;&nbsp;seçilen Belediye Başkanı İbrahim Çenet’i, göreve geldiği ilk günden bu yana kentim adına izliyorum.</p>

<p>Mülkiyeli biriydi diyerek kent halkının bir umudu olmuştu.</p>

<p>Ayrıca; Çardak Köyümüzün bir çok özelliğinden birisinin de “siyasette etkinliği” olarak tanımlamaktayım.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde bir köşe yazımda, “Belediyelerin öncelikli görevleri arasında; yol ve su hizmetleri” olduğunu, böylesi hizmetlerin açılışlarını yapmanın farkındalık oluşturmadığını yazmıştım. Yazımın arkasındayım!</p>

<p>Yeni bir yol, cadde, sokak veya başkaca hizmetler açılıyorsa bunlar basınla paylaşılır, burada sıkıntı olmaz!</p>

<p>Birkaç gün önce gördüm ki, bizim Başkan, yol ve asfalt açılışlarını eleştirenle ilgili tepkisel açıklama yapmış.&nbsp;</p>

<p>Var olan yolları asfaltlamak, onarmak zaten Belediyenin öncelikli görevleri arasında yer almaktadır. Ben de bunları dile getirdim!</p>

<p>Bu mesajın bana doğru geldiğini sezinliyorum, ancak Başkan Çenet’in neyi nasıl okuduğunu ve yorumladığını da merak ediyorum!?</p>

<p>Henüz yılını bilme doldurmayan Başkan Çenet ile polemiğe girmediğim gibi, kendisini memleketine kalıcı hizmetler yapması konusunda önerilerimle uyarmak istiyorum.</p>

<p>Beni nasıl ve ne şekilde anlar veya algılarsa anlasın, ya da birilerinin benimle ilgili bilgilerini nasıl değerlendirirse değerlendirsin, umurumda bile olmaz!</p>

<p>Başkan Çenet’in Yerel de yönetimin&nbsp;&nbsp;başında olduğu Osmaniye’de yaşayan biri olarak, kentimin sağlıklı, huzurlu ve güzelliklerle anılabilmesi için&nbsp;&nbsp;50 yıldır yazan bir gazeteci olduğumu anımsatmak isterim!</p>

<p>Sadece benimle ilgili değil, başka meslektaşlarımın haber veya köşe yazılarını da iyi okuyup değerlendirmelerini bekliyorum!</p>

<p>Bir dönem AKP’den Başkanlık yapan Davut Çuhadar, yazılarım karşısında hakkında dava açtığı yetmediği gibi, evimin su sayacını bile söküp Belediye’ye getirtmişti!</p>

<p>Dönemi bitmek üzereyken Çuhadar yazdıklarımı 4,5 yıl sonrasında anlayabildi! Makamında görüştüğümüzde yazdıklarım ve açtıkları davalar ile ilgili görüşme yaptık!</p>

<p>Olayları ve yaşananları uzatmak istemem ama,&nbsp;&nbsp;Osmaniye’nin bugün Belediye Başkanı İbrahim Çenet’in&nbsp;&nbsp;yerel basınla oturup bir-iki saat sohbet etmesini öneriyorum!</p>

<p>Sosyal medya hesabınızdan sizi eleştiren gazeteciler veya kişilere ilgili&nbsp;&nbsp;kullandığınız sözcüklerin size yakışmadığını düşünüyorum!&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Hangi akıl veya mantıkla olursa olsun bazı kurum, kuruluş, STK ve basın mensupları ile ilgili tavrınızın doğru olmadığını, “Görüşüp-konuşarak” kentimiz için güzel hizmetler noktasında başarılar elde edeceğinizi umut ediyorum!</p>

<p>Son olarak, Osmaniye’de içme suyuna yapılan ZAM olayı ile ilgili, Belediye Meclisi’nde alınan kararı merak ediyorum!</p>

<p>Yüzde kaç oranında ZAM yapıldığı olayını basın ile neden paylaşmadınız!? Sizi bu makama getiren halka ve kamuoyuna karşı bir sorumluluğunuz olduğunu, yaşamın gerçeklerini anımsatan kişiler olmasa bile, SİZ düşünemiyor musunuz!”?</p>

<p>Osmaniye’ye yaşayanlar adına yazacaklarımı bir yılınızı doldurduğunuzda daha geniş olarak gündeme getireceğim. Benim yazılarımı eleştirirken, öncelikle iyi okumanızı öneriyorum!....</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jan 2025 15:53:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devletin Sessiz Gücü ve İlahi Adaletin Kaçınılmazlığı</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/devletin-sessiz-gucu-ve-ilahi-adaletin-kacinilmazligi-544</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/devletin-sessiz-gucu-ve-ilahi-adaletin-kacinilmazligi-544</guid>
                <description><![CDATA[Devletin Sessiz Gücü ve İlahi Adaletin Kaçınılmazlığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarih boyunca devletin, suç işleyenleri sabırla bekleyen bir mekanizma olduğu gerçeği sık sık gözler önüne serilmiştir. Devletin adalet mekanizması, zaman zaman gözlerden uzak, sessiz ve derinden işler; ancak bu, onun varlığını ve gücünü inkâr etmeye yol açmamalıdır. Tarih, bu sessiz gücün zamanı geldiğinde nasıl harekete geçtiğinin sayısız örneğiyle doludur. Tıpkı 1920’lerin Amerika’sında Al Capone’un hikâyesinde olduğu gibi…</p>

<p>Al Capone, İçki Yasağı döneminde Chicago'daki çetenin lideri olarak hızlı bir yükseliş sergiledi. Suçtan elde edilen gelirler, hayır kurumlarına yapılan gösterişli bağışlar ve halk arasında kazandığı “modern Robin Hood” lakabı, Capone’u dokunulmaz bir figür gibi göstermeye yetiyordu. Ancak bu, devletin sessiz ama derinden çalışan adalet mekanizmasının devreye girmesini engelleyemedi. Yıllar boyunca suç dosyasını kalınlaştıran Capone, nihayetinde gelir ve vergi kaçırma gibi şekilde hıç beklemediği bir noktadan yakalandı. 1931 yılında mahkemeye çıkarıldı ve 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu, devletin özenle kayıt altına aldığı bilgilerle suçluların karşısına çıkışının bir örneğiydi.</p>

<p><strong>Devletin Gözü Hep Açıktır</strong></p>

<p>Modern dünyada, devletin sessiz gözlemci rolü aynı şekilde devam etmektedir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, devleti oluşturan kurumların bilgiyi toplama ve depolama kapasitesi hayal edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Telefon görüşmelerinden finansal kayıtlara, sosyal medya etkileşimlerinden konum bilgilerimize kadar her şey bir şekilde kayıt altına alınıyor. Ancak bu, bireylerin “devlet uyuyor” ya da “bilgisiz” olduğunu düşünmesine neden olabiliyor. Bu algı yanılgısı, suçluların kendilerini daha özgür ve dokunulmaz hissetmesine yol açıyor.</p>

<p>Oysaki gerçek, tam aksidir. Devlet, sabırla her şeyi izler ve kayıt altına alır. Görünürde herhangi bir adım atmıyor gibi görünse de, suç dosyaları birer birer birikir. Suçlular, bu süreçte şımarıklıklarını arttırarak, dokunulmaz oldukları yanılgısına kapılır. Ancak unutulmamalıdır ki, devletin harekete geçmesi için uygun zamanı beklemesi, zayıflık değil; aksine, bir stratejidir.</p>

<p><strong>Adaletin Kaçınılmazlığı</strong></p>

<p>İlahi adaletin tecellisi, suç işleyenlerin kaçınılmaz sonudur. Tıpkı devletin kayıt altına aldığı bilgiler gibi, ilahi bir güç de insanlığın vicdanında ve hayatın dengelerinde kendini gösterir. Bir kişi ne kadar akıllıca bir plan yaparsa yapsın, ne kadar çalışırsa çalışsın, sonunda kaçamayacağı bir hesap verme anı gelir. Bu nedenle, suçtan uzak durmak, adaletli ve vicdanlı bir hayat yaşamak herkesin kendi çıkarına olan bir tercihtir.</p>

<p>Al Capone’un hikâyesi de bunu gösteriyor: Kendi döneminde birçok yöntemle kanunu atlatsa da, sonunda bir ayrıntıdan yakalandı. Bu ayrıntının devleti oluşturan insanların sabırı ve adalet duygusuyla birleştirilerek büyük bir stratejiye dönüştüğünü görüyoruz.</p>

<p><strong>Devletin Sessiz Adaletini Hafife Almayın</strong></p>

<p>Suçlular için en tehlikeli şey, devletin uyuduğunu düşünmektir. Gerçekte ise devlet hiçbir zaman uyumaz. Tüm veri ve olayları kayıt altına alarak adaletin yerini bulması için uygun anı bekler. Bu süreçte suçluların kendilerini dokunulmaz hissetmesi, aslında kendilerini açığa çıkarmalarına neden olur. Hata yaptıkları anda ise devletin şiddetli ama haklı adalet mekanizması şekillenir.</p>

<p>Bir birey olarak, suçtan uzak durmak ve şeffaf bir yaşam sürmek, bireysel sorumluluğumuzdur. Çünkü yalnızca hukuki değil, manevi anlamda da temiz bir vicdanla yaşamış oluruz. Unutulmamalıdır ki, devlet ve ilahi adalet, her şeyi görür ve kayıt altına alır. Sadece, herkesin eteğinden dökülmesini sabırla bekler.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jan 2025 14:38:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazetecilik sevdasının farkı!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/gazetecilik-sevdasinin-farki-543</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/gazetecilik-sevdasinin-farki-543</guid>
                <description><![CDATA[Gazetecilik sevdasının farkı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün, “Çalışan Gazeteciler Günü” nedeniyle meslektaşlarımız aranacak, ziyaretler yapılacak, günümüz kutlanacak, başarılar dilenecek, süslü sözcüklerle bizlere moral verilmesi sağlanacak!</p>

<p>Günaydın mı desem yoksa, yıl 365 gün 6 saat mesaisi olmadan görev başında olan meslektaşlarımızı 10 Ocak gününde mi anımsıyorsunuz!?</p>

<p>Gün boyu gelen haberleri servislerde değerlendirip, yasala uygunluğu incelenip, ön sansürlerden geçtikten sonra servis edilip sayfalarına haberlerin aktarılması olayından haberiniz var mı!?</p>

<p>6 Şubat depremlerinde Osmaniye’de gazetecilerin başına gelenlerden haberiniz var mı, kaç gazetecinin bürosu, matbaası, kaç yerel radyonun yayın yaptığı ofisi hasar gördü ve maddi zararının ne kadar olduğundan haberdar olanlar var mı!?</p>

<p>Deprem sonrası ve aradan geçen ikinci yılda, yerel gazete veya radyo çalışanlarına kim veya kimler nasıl destek verdiler!?</p>

<p>Bu yaşadıklarımız içimizde kalsın, ama söylenecek çok sözlerimiz olsa da sineye çekmesini de biliriz!...</p>

<p>Sizlerin birkaç dakikada okuduğunuz gazete sütunlarındaki haberlerin birkaç saatte yazıldığını, olayların ise saatlerce sürmesinin ardından habere dönüştürüldüğünden haberdar mısınız!?</p>

<p>Okuduğunuz bir haberin Muhabirinin, aylık ne kadar ücret aldığından veya alıyor görünen&nbsp;&nbsp;maaşını alıp alamadığını biliyor musunuz!?</p>

<p>Gazeteciler çalışıyor, sizlerde haberlerini okuyorsunuz. Asgari ücretli olarak ve her ayın ilk 5 gününde peşin olarak maaşına alması gereken gazetecilerin, gerçekten hak ettikleri veya imza attıkları maaşları alıp almadıkları konusunda bilgileriniz var mı!?</p>

<p>Kendi haklarını bile savunmaktan, deyim yerindeyse; (Aciz!..) olan meslektaşlarım işten çıkarılma endişesi ile bankaya yatırılan maaşlarının artısını geri getirip, (Gazete patronuna) teslim ettiklerini, bazılarının ise hiç almadıkları “maaş” için alıyormuş gibi almış gibi imza attıklarından sizlerin elbette haberlerinin olmadığından söz etmek istiyorum.</p>

<p>Hak ve Adaletten söz ederken, “Kul hakkı” konusunda ahkam kesmek kolay da, bir de dönüp kendilerinize bakma zahmetinde bulunabilseniz!..</p>

<p>Öyle ya, 10 Ocak’ta “Çalışan Gazeteciler Günü”nü kutluyoruz. Gönderdiğiniz çiçekler, attığınız mesajlar&nbsp;&nbsp;ve telefon görüşmeleriniz için eksik olmayın teşekkür ediyorum.</p>

<p>Yazılarımda, haberlerimde ve sosyal yaşantımda her zaman halkamızın, “Hak-Hukuk-Adalet-Emek” uğraşını verdim.&nbsp;</p>

<p>Yaşadığımız bu kentte veya yaşadığınız kentlerde yerel gazetelere bakışlarınızı ve ne gibi katkılar yaptıklarınızı merak ediyorum!?</p>

<p>İşiniz olduğunda veya yetkililere bir sorununuzu duyurmanız gerektiğinde yerel gazeteciyi arayanların, bu gazetelerin yaşayabilmesi için ekonomik olarak sıkıntılarını sorabilenlerden misiniz!?</p>

<p>Tüm meslektaşlarımın günlerini kutlar, emek ve hak mücadelesinde başarılar dilerim.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 12:37:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Genç yetenekleri özendirmek</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/genc-yetenekleri-ozendirmek-542</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/genc-yetenekleri-ozendirmek-542</guid>
                <description><![CDATA[Genç yetenekleri özendirmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıyı yazmadan önce bir süre düşündüm, aklımı yokladım ve yazacaklarımdan alınanlar mı, yoksa sevinen yöneticiler mi olur diye de kuşkularım oldu.</p>

<p>Kararımı verdim, yazmalı ve yöneticileri uyarmalı, anımsatmalı ve önerilerimi sunmam gerektiğini yönü ağır geldi.</p>

<p>Hangi görevde yetkili veya yönetici olunursa olunsun, genç yeteneklere sahip çıkmak ve onları bulundukları kültür-sanat ve diğer alanlarda desteklemenin ülke geleceği için önemli olduğunu inkar edemezsiniz!</p>

<p>Önemli günlerde, özellikle öğrenciler arasında düzenlenen yarışmalardan söz edeceğim.</p>

<p>Okullarımızda; Milli Eğitim Müdürlükleri veya Okul yönetimi tarafından farklı isimlerde yarışmalar düzenlenir.</p>

<p>Yerel yönetimler tarafından özellikle&nbsp;&nbsp;kentin “Kurtuluş günleri” etkinlikleri tarafından yarışmalar yapılır.</p>

<p>Gençlerin yeteneklerini ortaya koyabilmesi için düzenlenen her türlü yarışmaları akıl edip uygulayan yöneticilere öncelikle teşekkür ediyorum.</p>

<p>Ancak, işte asıl anlatmaya çalıştığım olay ise eksik noktalardır!...</p>

<p>Yarışmaya katılan gençler hünerlerini ortaya koyarak sahneye çıkarlar, emek verirler ve özgüvenleri ile katılım gösterirler.</p>

<p>İlk üç dereceye ödüller verilir de, diğer katılımcılara ve özgüvenlerinden dolayı bir “Katılım belgesi” bile verilmemesi eksiklik olmaz mı!?</p>

<p>Yarışmalara katılan öğrencilerin sayıları 50 kişiyi geçmediğini düşündüğümüzde, bunlar için birer adet karton üzerine “Katılım Belgesi” bastırıp isimleri yazılarak verilmesi zor ve fazla masraflı olmasa gerek!</p>

<p>Önce yerel gazetemiz tarafından başlatılan, sonrasında Osmaniye Ozanlar, Şairler ve Yazarlar Derneği organizasyonu ile düzenlenen “Ekmek ödüllü Şiir Yarışması”nın tüm katılımcılarına 25 yıl boyunca “Katılım Belgesi” verdik.</p>

<p>Her yıl yaptığımız yarışmalarda 200-300 dolayındaki katılımcılar için birer adet “Katılım Belgesi” bastırıp isimlerini yazarak öncelikli olarak, derecelerine göre de plaket, kalem, kitap, karanfil ve değişik hediyeler verdik.</p>

<p>Osmaniye Belediyesi, Osmaniye’nin “Düşman işgalinden kurtuluş” etkinlikleri kapsamında&nbsp;&nbsp;her yıl genç öğrenciler arasında çeşitli yarışmalar düzenliyor.</p>

<p>Ancak, yıllardır bir eksikliğin farkına varılamıyor! Belediye bütçesinden afişler hazırlanıp belli noktalara asılırken, bu afişlerin biri kadar harcanacak para ile yarışmaya katılan gençlere “Katılım Belgesi” neden çok görülüyor!?</p>

<p>İlk üç dereceye girenlere ödüller verilirken, diğer öğrencilerin salondan giderken ellerinde bir “Katılım Belgesi” bile olmaması, gençlerimizi üzdüğünün farkına ne zaman varılacak!?</p>

<p>Bu yıl ki, “Liseler arası Milli Mücadele konulu Şiir okuma Yarışması”nda yaşananlar benim böyle bir yazıyı yazmama neden oldu!</p>

<p>Her okuldan 10 Lise öğrencisi sahne alarak, hünerlerini sergileyip şiirlerini en güzel şekilde okudular. Jüri üyeleri, öğretmenleri, aile bireyleri ve Belediye personeli önünde heyecanlı anlar yaşayarak alınlarının akı ile görevlerini yerine getirdiler.</p>

<p>Sonuç mu, ilk üç dereceye girenlere madalya ve saat ödülleri verilirken, diğer gençlerin bu yarışmaya katıldıklarını kanıtlayabilecek bir “Katılım Belgesi” bile takdim edilemedi!</p>

<p>Burası olmadı işte! Belediye’nin bilgisayarı ve çıktı alabilmesi için yazıcısı bulunduğuna göre, isimleri ve okulları önceden belli olan 10 öğrenci için birer “Katılım Belgesi” hazırlanabilir, gençlerimizin gelecek yıllar için özendirilmesi sağlanabilirdi.</p>

<p>Yarışmaya katılan 10 öğrenci için hazırlanıp, bilgisayar çıktısı olarak alınacak olan “Katılım Belgesi”nin toplam masrafı&nbsp;&nbsp;100 Tl. (Yüz lira) dolayında olacaktı.</p>

<p>Bir döner dürümü kadar edecek olan masrafın 10 Öğrenci için harcamasından kaçınılması olayını garipserken, Belediye Başkanı İbrahim Çenet’in bilgilerine “Öneri” olarak, sunmak istedim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 10:27:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyasetin Karanlık Yüzü ve Bizim Payımız</title>
                <category>Murat Deniz Demirci</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/siyasetin-karanlik-yuzu-ve-bizim-payimiz-541</link>
                <author>muratdemirci777@gmail.com (Murat Deniz Demirci)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/siyasetin-karanlik-yuzu-ve-bizim-payimiz-541</guid>
                <description><![CDATA[Siyasetin Karanlık Yüzü ve Bizim Payımız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyaset, tarihin her döneminde insanları birbirine düşüren, kardeşi kardeşe, babayı oğula düşman eden bir silah oldu.</p>

<p>Özellikle okumayan, araştırmayan ve cehaletin konforuna aldanan&nbsp;toplumlarda bu düşmanlık, çözümden çok çatışma doğurur.</p>

<p>Bizim gibi pogromizme yatkın toplumlarda, 70 ve 80'li yıllar önümüzdeki en somut örnek.</p>

<p>Çözüm için diyalog gerekli ama özellikle orta doğu topraklarında sorunların masada çözüldüğü vaki olmamıştır.</p>

<p>Biraz ofansif başladım evet... halka hizmeti göğsünde bir şeref madalyası gibi taşıyanlara sözüm yok, olamazda... ama şok etkisi iyidir.</p>

<p>İnsanlık tarihi boyunca fikir ayrılıkları elbette her zaman vardı, olmalı da. Ancak bugün ülkede hâkim olan bir düşünce ve düzen var.</p>

<p>Eğer bu düzenin dışında bir fikre sahipseniz, hemen bir kalıba sokuluyor, ötekileştiriliyorsunuz.</p>

<p>Sosyolojide “Suskunluk Sarmalı” kuramı vardır. Bir kişinin/grubun savunduğu fikir, mensubu olduğu toplumun&nbsp;‘genelgeçer’ kabul ettiği görüşlere uygun değilse, bu kişi toplumdan dışlanma korkusu nedeniyle konuşurken kendini kısıtlar veya fikrini söylemekten vazgeçer.</p>

<p>Aynı kişi fikrinin (veya kendi fikrine yakın görüşlerin) toplum nezdinde yaygınlaşmaya başladığını sezerse, bu kez fikrini yüksek sesle söylemeye başlar.</p>

<p>Bu, yalnızca genel siyasette değil, yerelde de böyle. İnsan ister istemez soruyor: Anadolu’nun bu güzel insanları, “gelen ağam, giden paşam” anlayışını daha ne kadar sürdürecek?</p>

<p>Geçen gün bir haber kanalında izlediğim bir olay aklımdan çıkmıyor. İki atanamayan öğretmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la konuşmak için yanına gittiler.</p>

<p>Önce ellerinde çiçek takdim ettiler, ailelerinin selamını ilettiler ve ancak ondan sonra asıl meseleye gelebildiler. O an düşündüm: Bu ülkede derdimizi anlatmak için artık çiçek taşımamız mı gerekiyor?</p>

<p>• Vatan şairi Namık Kemal’in dediği gibi; “Devlet, halkın ne babasıdır, ne hocasıdır, ne vasisidir, ne lalasıdır.”</p>

<p>Bu durum aslında toplumun siyasetle ilişkisini özetliyor. Biz, hak aramayı, çözüm talep etmeyi bir lütuf gibi görmeye o kadar alışmışız ki...</p>

<p>Nezaket, bir medeni insan hasletinden, adeta zorlukları aşmak için kullanılan bir maskeye dönüşmüş.</p>

<p>Halbuki siyasetin amacı, halkın sorunlarını çözmek olmalı; halktan çiçek bekleyen bir makam olmamalı.</p>

<p>Evet, hayal kırıklığı büyük. Ama bu döngüyü değiştirecek olan yine biziz. Okumak, sorgulamak, araştırmak ve talep etmek...</p>

<p>&nbsp;Siyaseti bir çıkar çatışması değil, çözüm üretme platformu haline getirmek bizim elimizde. Yoksa “gelen ağam, giden paşam” devri hiç bitmeyecek.</p>

<p>Yazıyı Pink Floyd’un High Hopes (Yüksek Umutlar) parçasından bir alıntıyla bitirmek istiyorum;</p>

<p>"Bizler gencecik insanlarken,</p>

<p>Her şeyin mümkün olabileceği,</p>

<p>Hayallerimizin çağladığı ve sınır tanımadığı</p>

<p>O mucizevi dünyamızın ufkunun ardında bir yerlerde</p>

<p>Kaderin çanları çalmaya başlamıştı bile."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 10:27:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2024/12/murat-deniz-demirci-1733927330.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Size ne lazım?</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/size-ne-lazim-540</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/size-ne-lazim-540</guid>
                <description><![CDATA[Size ne lazım?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazetecilik… Ne kutsal bir meslek, değil mi? Hakkı savunmak, gerçeği ortaya çıkarmak, adaletsizliğe karşı kalemle savaş açmak… Ancak bugün geldiğimiz noktada bu kutsal meslek, birçokları için bir çıkar kapısından, bir dalkavukluk mecrasından öteye geçemiyor. Şimdi bir kez daha soruyorum: <strong>Size ne lazım?</strong> Susan bir gazeteci mi? Gözlerini yumup kulaklarını tıkayan, sahte bir huzurla yaşayan biri mi? Yoksa gerçekleri haykıran, bedeli ne olursa olsun haktan yana olan biri mi?</p>

<p>Bazıları için gazeteci olmak, bir elçi olmaktan öte cebini doldurma aracıdır. "Kim çok alkışlar, kim çok şöhret katar bana?" diye düşünürken, hakkın sesini duymaya bile tenezzül etmezler. Gerçekleri yazan gazeteciye destek vermek ise neredeyse bir tabu! Ya da korku… Ah o korku… Çünkü "Rızkı veren Allah’tır" diyenler bile, kullarından zarar gelir diye korkar hale gelmiş. Komik değil mi? Hem Allah’tan korktuğunuzu iddia edip hem de adınızın bir dedikoduya karışmasından ölesiye çekinmek…</p>

<p>Hadi bir de şu "dostluk" mevzusuna girelim. Şu "arkadaş", "gardaş" kelimelerini, hıçkırıklarınızla büyüttünüz, yıllarca kutsallaştırdınız ya… Evet, onlardan bahsediyorum. Sizin dost dedikleriniz, sizin yanınızda olmaktan korktu. "Aman efendim, ya bana zarar gelirse? Ya birilerinin dikkatini çekersem? Ya oturduğum koltuk sallanırsa?" işimden olursam? diye kaçtılar. Sosyal medya paylaşımlarını beğenmeye bile cesaret edemediler. Elbette canları sağolsun! Ancak onların bu korkaklığı sizi şaşırttı mı? Yoksa alışmadık bir şey mi?</p>

<p>Ben memleketimi savundum. Karşıma çıkan kimseye boyun eğmedim. Hep dik durdum. Ancak bu yolda, söylediklerimin gerçek olduğunu bilenler bile yanımda duramadı. Herkesin elinde bir hesap makinesi… Dostluk hesaplanıyor, iyilik hesaplanıyor, destek hesaplanıyor. "Verdiğim destek bana ne kazandırır?" diye sorulmadan kimse hareket etmiyor. Korkmayın efendim, korkmayın. Sizi yanımda görseler ne olur ki? Kıyamet mi kopar?</p>

<p>Peki ya şu meşhur "yaş 35" meselesi… Cahit Sıtkı Tarancı şiirinde şöyle demişti: "Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder." Ama ne oldu? Kendisi 46’sında hayata veda etti. Evdeki hesap çarşıya uymuyor, dostlar. Hiç uymayacak. Bu nedenle, korkarak yaşamak yerine iyilerin yanında olmaya ne dersiniz? Haktan yana bir tutum sergilemeye ne zaman başlayacaksınız? Zaten ölüm kaçınılmazken neden bunca korku, bunca sinsilik?</p>

<p>Bugün süssüzce dile getireyim: Ben hep kötülerin karşısında, iyilerin yanında oldum. Taviz vermedim, vermem. Elbet kıymeti bilinen değilimdir; ancak Allah’ın bana açtığı kapıları görüyorum. O kötüler zarar verdiğini sanırken, ben daha da güçleniyorum. Onların tuzakları benim yollarımı açıyor. İşte asıl mesele burada: Kendi kazdıkları çukura kendileri düşüyor.</p>

<p>O zaman bir kez daha soralım: <strong>Size ne lazım?</strong> Servetine servet katan, yalakalık peşinde koşan, haktan uzak gazeteciler mi? Yoksa dik duran, gerçeği haykıran, korkusuz insanlar mı? Siz korkmaya devam ettikçe, yarın çocuklarınıza nasıl bir dünya bırakacaksınız? Bu sessizlik, bu korkaklık sadece bugünün değil, geleceğin de çürük temelidir.</p>

<p>Unutmayın, dostlarım. <strong>Dünya fani, ölüm gerçek.</strong> Siz ne kadar sessiz kalsanız da bu gerçek değişmeyecek. Birgün hepimiz o hesap gününe çıkacağız. O gün geldiğinde, "Doğruların yanında duramadım, korktum" mu diyeceksiniz? Yoksa "Dimdik durdum, haktan yana oldum" diyerek vicdanınızı rahatlatabilecek misiniz? Karar sizin… Ama bilin ki ben burada, kötülürün karşısında, dimdik durmaya devam edeceğim.</p>

<p>Siz korkaklığınızla yaşamaya devam edin. Ben Allah’ın açtığı kapılardan geçmeye devam edeceğim. <strong>Haktan yana olmak, çıkardan yana olmaktan bin kat daha şereflidir.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 10:26:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Projeler Çıkarmaktan Bitap Düşmüş Bir Başkan!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/projeler-cikarmaktan-bitap-dusmus-bir-baskan-539</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/projeler-cikarmaktan-bitap-dusmus-bir-baskan-539</guid>
                <description><![CDATA[Projeler Çıkarmaktan Bitap Düşmüş Bir Başkan!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’yi yavaş yavaş tanımaya başlıyorum ve sanırım şimdiye kadar öğrendiğim şeylerin en önemlisi şu: Başkan İbrahim Çenet’in olimpiyatlara katılmak için hazırlık yaptığı bir dönemde olsak, "sporcu başkan" unvanını kesinlikle kapar! Gerçekten de, bir başkan olarak girdiği her "yarışta" başarıdan başarıya koşar, hem de hiç yorulmadan! Hangi sporu yapsa "tamam" diyecek kadar hazır!<br />
<br />
Yüzme? Tamam.<br />
Okçuluk? Tamam.<br />
At biniciliği? Tamam.<br />
Bisiklet sürüşü? Tamam.<br />
<br />
Bir koşu ve boks kaldı! İnanılmaz bir hızla bu sporlara da geçerse, belediye başkanları arasında olimpiyat yarışları düzenlense, madalyaya aday ilk isim olacak gibi.</p>

<p>Ve tabi, bu kadar sporla meşgul olan bir başkanın projelere de ara vermesi beklenemezdi. Ama Başkan Çenet öyle bir başkan ki, projeleri Osmaniye için süper! Adeta "Çenet Projeleri" diye bir marka yaratılacak gibi.<br />
<br />
Şehirde her köşe başında "Yeni projeler" diye ilanlar asılsa yeridir. O kadar çok projeyi hayata geçirdi ki, "Başkan projelerini yetiştirebilmek için mi başkan oldu, yoksa başkan olduktan sonra projeler mi peşini bırakmadı?" sorusu kafaları kurcalıyor. En Büyük projelerini Sıralarsak, Asfalt, Asfalt, Asfalt.</p>

<p>Tabii, böyle bir başkan bulmak o kadar zor ki! Nerede bulacaksınız? Çalışkan, her an yeni projeler peşinde koşuyor, Osmaniye medyası ile sürekli iletişimde!, halkı sürekli bilgilendiriyor ama bir yandan da o kadar mütevazı ki, kendisini duyurmak için hiç çaba sarf etmiyor.<br />
<br />
Yani öyle bir başkan ki, olimpiyatların açılış törenine gitse "Ben buradayım" demek yerine sadece yüzlerce metre ötedeki projelerine odaklanır. Çünkü "başkan"lık bir unvan değil, bir yaşam tarzı onun için!</p>

<p>Ve tabii ki, böyle bir başkan için medya ilişkileri de çok önemli. Ama merak etmeyin, Başkan Çenet’in basınla olan ilişkileri de tam bir efsane!<br />
<br />
Gerçekten öyle bir basın birimi kurmuş ki, ne kadar tecrübeli ve bilgi sahibi olurlarsa olsunlar, hiç kimse kibirli havaya girmiyor.<br />
<br />
Basın birimindeki arkadaşlar öyle tatlılar, öyle naifler ki, her şeyi çok iyi biliyorlar. Aldıkları maaşı analarının ak sütü gibi son kuruşuna kadar hak ediyorlar!.<br />
<br />
Vefayı, sadakati ve en önemlisi dürüstlüğü o kadar güzel benimsemişler ki, bu memlekete Belediyeye basın birimi ile birlikte daha nice güzel projeler kazandıracaklar gibi!.<br />
<br />
Peki, Osmaniye’nin eski başkanı Kadir Kara’yı da unutalım mı? Tabi ki hayır!<br />
<br />
Her ne kadar zaman zaman "yeni başkan" diyerek gündeme gelse de, eski başkan Kara’yı da unutmamak gerek.<br />
<br />
Osmaniye halkı, Kadir Kara’nın çalışmalarını da çok sevmişti.<br />
<br />
O yüzden Başkan Çenet’in çok yakın zamanda "Kadir Kara’yı da unutmadım" diyerek eski başkanı tekrar Osmaniye Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görmek istiyoruz demesi, hiç de uzak bir ihtimal değil.<br />
<br />
Çünkü bir şehirde eski başkanla yeni başkanın bir arada çalışması o kadar güzel olur ki, Osmaniye büyükşehir olduğunda, birlikte büyük projelere imza atacaklarından adım gibi eminim!.</p>

<p>Ve işte başkanlıkta bu kadar yerinde, esprili, mütevazı ve projelerle dolu bir dönem yaşayan Başkan Çenet, hız kesmeden çalışmaya devam ediyor.<br />
<br />
Osmaniye’nin her köşesinde o kadar çok proje yapılıyor ki, Belediye Başkanı gerçekten de bir “sporcu” gibi her an yeni bir yarışa atılacakmış gibi hissediyorum.<br />
<br />
Ama her şeyin en güzeli, bu projelerin de gerçekten “Osmaniye’nin hakkı olan hizmetler” olması.<br />
<br />
Hani derler ya "her şey halk için", işte Başkan Çenet’in projeleri de o kadar halk odaklı ki, insanlar artık belediye binasına girdiğinde "Halk, hoş geldiniz!" diye karşılanıyorlar.</p>

<p>Yani sonuçta, Osmaniye, başkan Çenet’in Başkanlığında gerçekten büyük bir değişim yaşıyor. Her sokakta, her caddede, her mahallede hissettiren projelerle büyüyor ve gelişiyor.<br />
<br />
Bu kadar yoğun bir çalışma temposu içinde Başkan İbrahim Çenet’in, projeleri yetiştirebilmek için olimpiyatlara katılacak kadar hazırlıklı bir başkan olmasına şüphe yok!</p>

<p>Ama unutmayalım ki, Osmaniye’nin gerçek kahramanı sadece Başkan Çenet değil. Arkasında çok sağlam bir ekip var, herkesin birbirine saygı gösterdiği, vefa gösterdiği bir ekip! O ekip, sadece başkanını değil, aynı zamanda Osmaniye’yi de seviyor.</p>

<p>O yüzden Başkan Çenet’e ne kadar teşekkür etsek az!<br />
<br />
Diyoruz ki: "Osmaniye büyürken, başkanınızla büyüyün!"</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jan 2025 10:23:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye Şehri’nin Kurtarıcısı: Başkan İbrahim Çenet!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniye-sehrinin-kurtaricisi-baskan-ibrahim-cenet-538</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniye-sehrinin-kurtaricisi-baskan-ibrahim-cenet-538</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye Şehri’nin Kurtarıcısı: Başkan İbrahim Çenet!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye, yıllardır dertli, yıllardır sıkıntılı, yıllardır "olmaz" diyenlerin, "olmaz, çünkü biz buradayız" dediği bir şehir olmuştu. Ama o günden bu yana neler değişti, neler…<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.medyagazete.com/public/images/detay/472433363_18479369155021446_3448487194283291264_n.jpg" /><br />
<br />
Bir yıl önce o koltuğa oturan Başkan İbrahim Çenet, sanki <strong>Malkoçoğlu</strong>'nun Osmaniye versiyonu gibi, kahraman gibi, dağları delip, ovaları geçip şehri kurtarmak için geldi. Ne de olsa, başkanlık sadece bir unvan değil; aynı zamanda kahraman olma işini de gerektiriyor.</p>

<p>Osmaniye’de bir zamanlar yolları geçmek, sokaklarında yürümek bir cesaret işiydi. Hani derler ya, “Sokaklar kirli, toprakla dolu, her şey bir halta benziyor” diye. Ama Başkan İbrahim Çenet göreve geldikten sonra, öyle bir temizlik hareketi başlattı ki, neredeyse Osmaniye sokaklarında bal döküp yalamak için uygun ortamlar yaratılacak.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.medyagazete.com/public/images/detay/472268639_10231206455197665_5010043013550618472_n.jpg" /><br />
<br />
Sokaklar öyle tertemiz ki, gördüğünüz her köşe başında “Yok artık bu kadar da değil!” diyeceğiniz bir temizlik anlayışı var. Başkan Çenet, "Kendi ellerimle temizlemedim, ama çalışanlarım temizledi, ben de onları alkışladım," diyecek kadar mütevazı.</p>

<p>Daha önce belediyede ne var ne yok, pek belli olmuyordu. Belediye dairelerinde bir karmaşa, hizmetin nereye gittiği meçhul. Ama Başkan İbrahim Çenet, “Yeter ki ben işimi doğru yapayım, gerisini halk halleder,” diye düşündü ve belediyenin içini tamamen iş bilmezlerden temizledi. Herkes yerini buldu, her şey düzenli hale geldi. İş yapmayanları kapı dışarı etti. Bu kadar düzenli bir belediye, Osmaniye halkı için bir devrim oldu.</p>

<p>Başkan İbrahim Çenet, insanları kayırmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Çünkü Osmaniye’nin sokakları, onun doğruluk anlayışına en büyük tanıklık. Başkan, ne rüşvetin ne de yandaş kayırmanın izini bırakıyor. Adeta bir "Allah var, kayırdığı hiç kimse yok" anlayışını hayata geçiriyor. Herkesin hakkını eşit şekilde dağıtıyor, kimseyi kayırmadan, adaletin tecelli ettiği bir Osmaniye yaratıyor. "Bu şehirde kimse kimseye biat etmeden, sadece çalışarak yerini bulacak," diyor. Eğer Osmaniye, "eşitlik" diye bir şeyden haberdar olduysa, bunu Başkan Çenet’e borçlu.</p>

<p>Bundan önceki yıllarda Osmaniye'de parti politikasının gölgesinde yapılan belediyeciliği herkes biliyor. Belediyecilik, aslında bir partinin o şehre hükmetme aracıydı. Ama Başkan Çenet, bu klişeyi yıkıp geçti. "Eskisi gibi partililer değil, ben yönetiyorum," diyerek şehri hiç kimseye yedirmedi. Partinin etkisi olmadan, Osmaniye halkı için çalışıyor. "Belediye partilerin değil, halkın malıdır!" diyerek halkı ön planda tutan bir yönetim anlayışını benimsedi. Artık halk, partiden bağımsız bir şekilde kendi şehri için çalışacak kadar güçlü hissediyor.</p>

<p>Başkan Çenet için "babacan" sıfatı söylenebilir. O, hem sokakta hem de belediye binasında babalık yapıyor. Şehirdeki herkes onun adaletli ve eşit yönetimine hayran olmaya başladı. Çenet, bir yılda o kadar çok iş yaptı ki, Osmaniye halkı onu kılıç kalkanla karşılamaya başlayacak neredeyse. "Başkan İbrahim, geldi, Osmaniye’yi gördü ve yeniden şekillendirdi" dedikleri anlar artık Osmaniye’nin sokaklarında yankı buluyor. Bu şehirde babalık yetkisini sadece o kullanabilir artık. Çünkü bu şehirdeki halk onu sadece belediye başkanı olarak değil, adaletin simgesi olarak kabul ediyor!.</p>

<p>Eskiden her köşe başında, her akşam bir dedikodu çığlığı yükselirdi. Belediyenin içine, başkanın çevresine, her şeyin bir şekilde dedikodusuna rastlamak mümkündü. Ama Başkan Çenet geldikten sonra, o eski günler rüya gibi bir şey haline geldi. Artık sokaklarda belediye başkanı hakkında tek bir olumsuz laf duymazsınız. Kötü dedikodular, adaletle karşılaşınca bir kenara çekilmek zorunda kaldı. Başkan Çenet, işinin başında, sakin ve kibirsiz bir şekilde çalışırken, halk da işlerine odaklandı. Kendisini eleştirenlere dahi, kibirli bir şekilde yaklaşmıyor, aksine "eleştirirseniz daha iyi yapabilirim" diyor!.</p>

<p>Kibir nedir? Osmaniye halkı, "Kibirli" kelimesini başkanla birlikte unutmaya başladı. Başkan İbrahim Çenet, kibirsiz bir yönetim için adeta yemin etmiş gibi hareket ediyor. Hiçbir zaman "ben buranın başkanıyım, siz kimsiniz?" demedi. “Halk benim patronum, ben sadece onların hizmetçisiyim,” diyerek halkla arasındaki mesafeyi sıfırladı. Başkanlık makamı, onun için sadece bir görev. Onun için önemli olan tek şey, halkın ihtiyaçlarına cevap vermek. Bu sebepten ötürü, kibir diye bir şeyin Osmaniye’de yer bulması imkansız!.</p>

<p>&nbsp;“Sağır Sultan bile duydu” dedikleri bir şey vardır ya, işte Osmaniye’de o da Başkan Çenet için geçerli. Herkesin şikayetini dinliyor, her talebi özenle değerlendiriyor. Şehirde ne olursa olsun, başkanın kulakları açık!. Bir mahalledeki su borusu patladığında, "sayın başkan" hemen talimat verir. Bir köyde yol problemi yaşanıyorsa, "sayın başkan" soluğu orada alır. Bu kadar duyarlı bir başkan, her şehre nasip olmaz!.</p>

<p>Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin Başkan İbrahim Çenet'e verdiği "Herkese eşit ol, adaletli ol!" emri, belki de şehrin en önemli dönüm noktalarından biriydi. Bahçeli'nin, Çenet’i Osmaniye'ye gönderirken verdiği bu mesaj, sadece sözde kalmadı, gerçeğe dönüştü. Başkan Çenet, bu mesajı alarak herkese eşit mesafede yaklaşmayı görev kabul etti. Gerçekten de her mahallenin, her köyün başkanı olmaktan gurur duyuyor.</p>

<p>İşte Osmaniye'nin kahramanı Başkan İbrahim Çenet böyle bir adam! Herkesin başkanı, adaletin, eşitliğin ve temizliğin simgesi. Kendisi ne kadar alçakgönüllü, halk da o kadar ona hayran!<br />
<br />
<strong>HOŞ GELDİN ŞEHRİMİZE SAYIN BAŞKAN ÇENET!.</strong><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.medyagazete.com/public/images/detay/472322299_922297926764894_6830047800526145473_n.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jan 2025 15:38:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O Eski Bayramlar!..</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/o-eski-bayramlar-537</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/o-eski-bayramlar-537</guid>
                <description><![CDATA[O Eski Bayramlar!..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Orta yaş üzerindeki insanlar, Bayram günlerini yaşarken eski anılarını tazelerler. “Nerede o eski Bayramlar!”diyerek iç çekerler.</p>

<p>Osmaniye’nin işgalden kurtuluşunun 103. Yıldönümünü kutluyoruz. &nbsp;&nbsp;</p>

<p>7 Ocak günlerindeki o eski kurtuluş günlerini anımsıyorum. “Çete Bayramı” ismiyle anardık o anları.&nbsp;</p>

<p>Köy ve kasabalardan gelen insanlar Osmaniye’de “kurtuluş günü” coşkusunu yaşarlardı.</p>

<p>Atlı ve yaya çeteler ellerinde içi barut dolu tabancalarını ateşler, halaylar çekerlerdi.</p>

<p>Değişik mesleklerde uğraşanlar, traktör römorklarının üzerine çalıştıkları ekipmanlarını&nbsp;&nbsp;koyar çalışıyormuş gibi yaparak geçiş töreni düzenlenirdi.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Geçiş törenlerinde yol boyunca çocuk, genç, kadın ve yaşlılar alkışlarla ve gülen yüzleriyle seyrederlerdi yaşanan kutlama etkinliklerini.</p>

<p>Kurtuluş günleri anlam ve önemine göre yaşanarak kutlanır, insanlar tören yerlerini doldururlardı.</p>

<p>Bugünlere geldiğimizde kurulan sahnede yapılan konuşmalar, öğrencilerin geçit törenleri, sportif gösteriler, Mehter takımı ile bir-iki saatlik sürede tamamlanıyor.</p>

<p>Akşamları fener alayı, gece ise havai fişek gösterileriyle kutlama etkinlikleri sona eriyor.</p>

<p>Halkın katılımı her geçen gün azalırken, belli sayıda bürokrat, kamu görevlisi ve siyasilerin katılımı ile kutlama günleri yaşanıyor!</p>

<p>Her geçen gün halktan uzak Bayram etkinlikleri, birlik ve beraberliklerimizden de uzaklaştırırken, bu konuda eksik veya kusurlarımızın neler olduğu yönünde de kendimizi sorgulamamız gerektiğini anımsatmak istiyorum.</p>

<p>Bağımsızlığımızın sembolü 7 Ocak kurtuluş günümüzü kutlar, vatan topraklarımızda bir daha emperyalist işgallerin yaşanmaması umudu ile sevgi&nbsp;&nbsp;ve saygılar sunarım.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jan 2025 12:42:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Benden Korkanlar, Önce Anlını Açıkça Koru!</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/benden-korkanlar-once-anlini-acikca-koru-536</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/benden-korkanlar-once-anlini-acikca-koru-536</guid>
                <description><![CDATA[Benden Korkanlar, Önce Anlını Açıkça Koru!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır gazetecilik yapıyorum. Tam 22 yıl! Bu mesleğe başladığımda, haksızlıkları, adaletsizlikleri yazmak ve halka duyurmak için yola çıktım.<br />
<br />
Ama ne oldu biliyor musunuz? Bazı insanlar beni "deli" ilan etti, bazıları da benden korkuyor. Hani "deli" demişler ya, aslında doğru söylüyorlar.<br />
<br />
Ama "delilik" derken neyi kastettiklerini de bir düşünmek lazım. Benden korkuyorlarsa, demek ki bir bildikleri var!</p>

<p>Yıllardır elimi taşın altına koyarak, halkın sesi olmayı hedefledim. Olmadık işlere bulaşmadım.<br />
<br />
Avantadan para kazanmadım, devletin malını yemeye çalışmadım, adam kayırmadım, namussuzlukları yazdım.<br />
<br />
Yani çok basit bir insan olmayı tercih ettim; işimi yaptım, gazeteciliğin etik kurallarına sadık kaldım. Ama dedim ya, bazıları benden korkuyor! Hadi, biraz açalım bu korkuyu.</p>

<p>Evet, bazılarına göre deli olabilirim, çünkü ben işimi yaparken bazı insanlar gibi avantadan zengin olmuyorum. İş yapmadan fatura kesmiyorum.<br />
<br />
Kesilen faturaların içindeki paylara göz dikmiyorum. Birilerine "torpil" yaparak pozisyon sahibi olmuyorum.<br />
<br />
Namuslu insanlara destek olmak, yanlışları yazmak, haksızlıkların karşısında durmak gibi bir amacım var.<br />
<br />
Bu yüzden de herkesin "gözde" gazetecisi değilim. Hatta bazen bana öyle bakıyorlar ki, sanki ben bir "yabancı"ymışım gibi davranıyorlar.</p>

<p>Ama merak etmeyin, benim gibi insanlardan korkmanıza gerek yok. Çünkü eğer siz de işinizi düzgün yapıyorsanız, etik kurallarına saygı gösteriyorsanız, kimseyi kayırmıyorsanız, halkın hakkını savunuyorsanız, o zaman korkacak bir şey yok.<br />
<br />
Benim gibi gazeteciler sizi değil, o çürük düzeni eleştirir. Eğer bir insan, gazeteciye korkarak bakıyorsa, demek ki bir hilesi, işinde bir yanlışlık var. Kendinize dürüstçe bakın ve kendinizi sorgulayın.</p>

<p>Gerçekten, bu kadar basit! Anlını açıkça koruyorsanız, dürüstseniz ve işinizi düzgün yapıyorsanız, o zaman gazetecilerin yazdığı her şeyin sizle alakası olmadığını bilirsiniz.<br />
<br />
Ama eğer bir gazeteci sizi yazıyorsa, yazdığına bakın, o zaman anlamalısınız ki, bir şeyler ters gidiyor. Anlını açıkça koruyorsanız, kimse size karşı bir şey yazmaz.<br />
<br />
Ama aksi takdirde, işinize göz yumulduysa, ya da işinizi yapmadığınız halde bir şekilde zenginleştiyseniz, o zaman korkmanız çok doğal.</p>

<p>Bazı insanlar gazetecilere "çok yazıyorsun" diyor. Yazmak, gazetecinin görevidir tabii ama asıl görev, yazdığınızın arkasında durmak, dürüst olmak, insanları uyandırmak, yanlışlara dikkat çekmektir.<br />
<br />
Hani bazı insanlar bana gelip, "Sen niye sürekli kötü yazıyorsun?" diyorlar. Kötü yazmıyorum, ben sadece gördüğüm haksızlıkları yazıyorum.<br />
<br />
Birileri, iş yapmadan iş yapmış gibi fatura kesiyorsa, bunu yazıyorum. Birileri, devletin malını sömürüyorsa, yazıyorum. Çünkü ben gazeteciyim, benim görevim bu!</p>

<p>Ama gelin görün ki, bazı insanlar bundan o kadar korkuyor ki, bana yaklaşıp "Sakın bir şey yazma!" diyorlar.<br />
<br />
Bu da demek oluyor ki, bu kişilerin gerçekten bir şeyleri var. O zaman ne yapmam gerekiyor? Ben sadece mesleğimi yapıyorum.<br />
<br />
Yazdıklarım doğru, düşündüklerim de doğru. Eğer sizin anlatacak bir şeyiniz varsa, korkmanıza gerek yok. Ama eğer bir yanlışınız varsa, o zaman kendinizi sorgulamalısınız.</p>

<p>Benden korkanlar, aslında korkmakta haklılar. Çünkü ben dürüstüm. Çalışanını, emekçisini savunurum. Dürüst iş yapanı, adaletli olanı savunurum.<br />
<br />
Kimseyi kayırmam, kimseyi küçük düşürmem. Benim yazılarım, işini düzgün yapanları kutlamak içindir.<br />
<br />
Haksızlık yapmayanlara saygı duyarım. Ama kimsenin hakkını yemem. Eğer yemiyorsanız, o zaman benden korkmanıza gerek yok.</p>

<p>Ancak birileri, işini düzgün yapmadığında, etrafını sarmış bir takım "işler" varsa, o zaman korkabilirsiniz. Çünkü ben o "işleri" yazacak bir gazeteciyim.<br />
<br />
Hangi namuslu insanın, hangi doğru insanın işini karıştırdım? Hiç.<br />
<br />
Hangi işinde gücünde olanı rahatsız ettim? Hiç.<br />
&nbsp;</p>

<p>Ama işin içinde bir "çirkeflik" varsa, ona göz yumamam.</p>

<p>Yıllardır yazıyorum, halkı uyandırmak için, haksızlıkları, adaletsizlikleri, vurguncuları yazmak için... 22 yıl!<br />
<br />
Ve şunu görüyorum: Eğer benden korkuyorsanız, demek ki gerçekten bir şeyler var. Çünkü ben sadece işimi yapıyorum.<br />
<br />
Ama korkmayın, benim gibi birinden korkmanıza gerek yok. Eğer hakkınızda yazılıyorsa, kendinize dürüstçe bakın ve neyi yanlış yaptığınızı düşünün.</p>

<p>Benden korkmaya devam edebilirsiniz, ama unutmayın, eğer siz de dürüstseniz, işinizi doğru yapıyorsanız, o zaman size hiçbir zararım olmaz. Hatta size destek olurum!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jan 2025 16:50:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Yılda öncelikli beklentimiz!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yeni-yilda-oncelikli-beklentimiz-535</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yeni-yilda-oncelikli-beklentimiz-535</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Yılda öncelikli beklentimiz!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde, elbette öncelikli beklentileri ve umutları olacaktır.</p>

<p>Osmaniye’de kış mevsiminin yaşandığı bu günlerde bile içme suyu kesintileri veya kısıtlamaları olsa da bunların süreç içerisinde yerel yönetim tarafından düzeltilebileceği veya düzeltmek zorunda olduğu umudumuzu yaşıyoruz!</p>

<p>Yerel yönetimlerin öncelikli hizmetleri arasında yeni yollar ve yolların asfaltlanması ile halkın içme suyu kullanımının sağlıklı olması gelmektedir.</p>

<p>Bu arada cadde ve sokaklardaki çöplerin toplanması, temizlik hizmetleriyle birlikte, park, bahçe, çocuk oyun alanlarını da bunlara ekleyebiliriz.</p>

<p>Belediye başkanları yönettikleri il veya ilçelerin dışına çıkarak ziyarette bulunurlar, gittikleri yerlerde incelemelerde bulunup ağırlanırlar.</p>

<p>Bu Başkanların dönüşlerinde, gördükleri ve yaşadıklarını ne ölçüde kendi yönettikleri yerel yönetimlerinde gerçekleştirdiklerini her zaman merak etmişimdir!</p>

<p>6 Şubat depremlerinde Osmaniye il merkezi olarak can kayıplarımızla birlikte, binalarımızın çoğunluğu hazar aldı.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Yerel yönetim olarak yeni süreç için projeler çizildi, yazıldı ve hayata geçirilmesi için çalışmalar yapılıyor.</p>

<p>Hangi projenin hayata geçirilmesi noktasında, neyin neresindeyiz!?</p>

<p>Osmaniye, Çukurova’nın bereketli topraklarında yetişen; Ozan, Şair,&nbsp;&nbsp;Sanatçı ve Yazarların bolca olduğu iller arasında yer alıyor.</p>

<p>Osmaniye İli olarak; nüfus bakımından Türkiye’de en fazla “Şehit veren” olarak bilinirken, aynı zamanda da yine nüfusa göre en çok; ozan, aşık, şair ve yazarı olan iller arasında yer aldığını anımsatmak isterim.</p>

<p>Osmaniye olarak, kültür ve sanatsal etkinliklerin ve yerel yönetimin bu etkinliklere katkısının neresindeyiz!?</p>

<p>Yereldeki seçimleri her dönemde uzun yıllardır kazanan bir siyasi partinin seçilmiş Belediye Başkanlarının kültür, sanat ve sportif etkinliklere ne kadar önem verdiğine bakıyorum!</p>

<p>Osmaniye kent merkezinde halkın katılımını sağlayacak; “Kültür Salonu” olup olmadığını yerel yönetime sormak istiyorum!</p>

<p>Osmaniye’nin kurtuluş etkinlikleri kapsamında “Aşıklar Şöleni” yapılacak, ama Fakıuşağı Mahallesindeki Üniversite’nin salonunda gerçekleşecek.&nbsp;</p>

<p>Buradaki etkinliğe aracı olmayan veya yaya gitmek isteyen vatandaşların nasıl katılım sağlayacağı neden düşünülemedi!?</p>

<p>Halkın katılımı olmadan bir “Kurtuluş günü” kutlama etkinliği yapılabilir mi!?</p>

<p>Kent merkezinde ivedi olarak, yerel yönetimin “Kültür merkezi” açması gerektiğini düşünüyorum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Basın açıklamaların yapıldığı “Cumhuriyet Meydanı” çarşı haline dönüştürülürken halkın onayının alınıp alınmadığını, buraya yapılan “işyerleri” için harcanan paranın, daha farklı şekilde yapılabileceğini yerel yönetimin bilgilerine sunmak istiyorum!</p>

<p>Kısacası; Osmaniye kent Merkezinde ivedi olarak, Kültür Merkezi oluşturulmasının gerekli olduğunu vurgulamak istiyorum.</p>

<p>Allah aşkına, Kültür Merkezi olmayan bir Yerel Yönetimden kentte yaşayanlar başkaca ne gibi hizmetleri bekleyebilir!?</p>

<p>Sözüm; Belediye Meclis Üyesinde Görev alan Üyeleridir! Başkan’ı çalıştırıp, uyarmalısınız!....</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jan 2025 10:47:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazeteciler Cemiyetleri: Meslek ve İtibar Tartışması</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/gazeteciler-cemiyetleri-meslek-ve-itibar-tartismasi-534</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/gazeteciler-cemiyetleri-meslek-ve-itibar-tartismasi-534</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteciler Cemiyetleri: Meslek ve İtibar Tartışması]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazetecilik, toplumu bilgilendirme ve kamuoyunu şekillendirme gibi hayati bir görevi yerine getirir. Ancak, günümüzde gazetecilik mesleği ve gazeteciler cemiyetleri ciddi bir kimlik ve işlev tartışmasıyla karşı karşıya.<br />
<br />
Bu köşe yazısında, gazeteciler cemiyetlerinin mevcut yapısına ve işleyişine dair eleştirileri ele alacak ve gazetecilik mesleğinin nasıl daha itibarlı bir hale getirilebileceğini tartışacağız.</p>

<p>Gazeteciler cemiyetlerinin yönetim kurullarına baktığımızda, bu pozisyonlarda gazete sahiplerinin değil, genellikle gazetesi olmayan kişilerin yer aldığı bir tabloyla karşılaşıyoruz.<br />
<br />
Bu durum, gazeteciler cemiyetlerinin temel amacını ve işlevini sorgulatıyor. Gazetesi olmayan kişilerin meslek örgütlerinin yönetiminde yer alması, gazetecilik mesleğinin çıkarlarına hizmet etmekten ziyade kişisel çıkarların ön planda tutulduğu bir yapıyı işaret edebilir.</p>

<p>Gazeteciler cemiyetlerinde gazetecilik mesleğiyle doğrudan ilgisi olmayan kişilerin üye yapılması, mesleğin itibarına zarar veren bir başka sorundur.<br />
<br />
Meslek örgütleri, mesleğin standartlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulmuş yapılardır. Ancak gazetecilikle ilgisi olmayan kişilerin bu örgütlere dahil edilmesi, cemiyetlerin işlevselliğini ve güvenilirliğini zedeleyebilir.<br />
<br />
Bu durum, meslek mensuplarının haklarını savunması gereken bu örgütlerin, farklı amaçlar için kullanılmasına yol açabilir.</p>

<p>Gazeteciler, mesleklerini icra ederken birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Gazeteciler cemiyetleri bu sorunların çözümüne odaklanmak yerine, bazen kişisel çıkarların ve güç mücadelelerinin merkezi haline gelebilmektedir. Bu durumun önüne geçmek için:</p>

<p><strong>Üyelik kriterleri netleştirilmeli:</strong> Cemiyetlere üye olabilmek için belirli mesleki standartlar getirilmelidir. Örneğin, gazetecilik mesleğini fiilen icra ettiğini kanıtlayan belgeler istenebilir.</p>

<p><strong>Şeffaflık sağlanmalı:</strong> Cemiyetlerin yönetim süreçleri ve finansal kaynakları şeffaf olmalı, üyeler düzenli olarak bilgilendirilmelidir.</p>

<p><strong>Eğitim ve gelişim desteklenmeli:</strong> Gazetecilerin mesleki gelişimini desteklemek için eğitim programları düzenlenmelidir.</p>

<p>Ne yazık ki, gazetecilik mesleğini istismar edenlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Sosyal medya platformlarında başka kaynaklardan alınan haberleri paylaşarak gazeteci kimliği edinen kişiler, mesleğin itibarına büyük zarar vermektedir.<br />
<br />
Bu kişiler ne bir haber sitesi işletmekte ne de basılı bir gazete çıkarmaktadır. Ancak, toplumda "gazeteci" olarak algılanmakta ve bu algıyı maddi kazanca dönüştürmektedirler.</p>

<p>Gazetecilik, bilgiye dayalı ve sorumlu bir meslektir. Haber toplamak, yazmak ve yayınlamak ciddi bir bilgi birikimi, etik anlayış ve sorumluluk gerektirir.<br />
<br />
Ancak, günümüzde bazı kişiler bu mesleğin gerekliliklerinden uzak bir şekilde, "gazeteciyim" diyerek mesleği itibarsızlaştırmaktadır. Gerçek gazetecilerin bu duruma karşı birlikte hareket ederek mesleğin standartlarını savunması gerekmektedir.</p>

<p>Gazetecilik mesleğine yönelik bazı yaptırımların getirilmesi gerektiği açıkça görülmektedir. Örneğin:</p>

<p>* Gazeteciler haberden para kazanamaz; bu, meslek etiğine aykırıdır. Haber ile reklam arasındaki fark net bir şekilde ortaya koyulmalıdır.</p>

<p>* Gazetecilik dışında bir iş yapan kişilere meslekten men cezaları uygulanabilir.</p>

<p>* Gazetecilik vasfına sahip olmayan sosyal medya fenomenleri ve "ayaklı gazeteciler" meslekten dışlanmalıdır.</p>

<p><strong>Denetim mekanizmaları oluşturulmalı:</strong> Gazeteciler cemiyetleri ve medya kuruluşları, üyelerini ve çalışanlarını daha sıkı bir şekilde denetlemelidir.</p>

<p><strong>Etik kurallar güçlendirilmeli:</strong> Gazetecilik mesleği için bağlayıcı etik kurallar oluşturulmalı ve bu kurallara uymayanlar meslekten men edilmelidir.</p>

<p><strong>Toplumsal farkındalık artırılmalı:</strong> Halk, gerçek gazeteciler ile mesleği istismar eden kişiler arasındaki farkı ayırt edebilmelidir. Bu amaçla eğitim ve bilgilendirme kampanyaları düzenlenebilir.</p>

<p>Gazetecilik, yalnızca ağzı iyi laf yapmakla veya sosyal medyada popüler olmakla icra edilebilecek bir meslek değildir. Bu meslek, ciddi bir sorumluluk ve etik anlayış gerektirir.<br />
<br />
Gazeteciler cemiyetleri, gazetecilik mesleğinin itibarını korumak ve geliştirmek için var gücüyle çalışmalıdır. Mesleğin itibarını zedeleyen kişiler ise bu yapılardan uzak tutulmalıdır.<br />
<br />
Gerçek gazeteciler, mesleklerinin hak ettiği değeri ve saygıyı görmesi için birlikte hareket etmeli ve mesleğin standartlarını korumalıdır.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki, gazeteciliğin asıl amacı toplumu doğru bilgilendirmek ve kamu yararını savunmaktır. Meslek, bu temel ilkelerden sapmadan icra edildiği sürece, toplumda hak ettiği saygıyı kazanacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jan 2025 10:28:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gidersem giderim!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/gidersem-giderim-533</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/gidersem-giderim-533</guid>
                <description><![CDATA[Gidersem giderim!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günler, haftalar, derken aylar gelip geçerken nelerin farkına varabilip bilemediğimi sorgulayarak gidiyorum.</p>

<p>Gelmek ile, gitmek arasındaki bir süreçte gidebilmenin ne kadar zor olduğunu ben bilebilirim ama sizler arkamdan neler konuşacaksınız onu anlamam zor olacak.</p>

<p>Bir veda mektubudur bu sizlere yazdıklarım. Kimseye kırgın, dargın veya küskün olmadan gidiyorum.</p>

<p>Anılarımızı sizler takvim yapraklarınıza veya anı defterlerine yazmış olmalısınız.</p>

<p>Sizlere veda ederken, aslında sizler beni uğurluyorsunuz, gitmemi ve yenisinin gelmesini dört gözle beklediğinizi inkar etmeyiniz!</p>

<p>Benim gelişimi kutladığınız anları anımsayın, su gibi alkol tüketmiştiniz. Sahnelerde halaylar çekip, şarkılar söylemiştiniz.</p>

<p>Gecenin loş ışıkları altında doğum anım sırasında birbirinize sarılıp, ne dilekler dilediğinizi anımsatmak isterim.</p>

<p>Havai fişekler atıldı, havaya kurşunlar sıkıldı, soğuk sulara giysilerinizde atlayıp yüzdünüz, kısacası her biriniz farklı şekilde beni karşılamıştı.</p>

<p>Ne oldu şimdi!? 365 gün, 6 saatlik ömrüm tamamlandı. Gidiyorum ve sizler gönderiyorsunuz beni.</p>

<p>Günlerimi eskittiniz, ömrümü bitirdiniz ama benim nasıl&nbsp;&nbsp;yaşadığımı ve neler çektiğimizi bir türlü anlayamadınız!</p>

<p>Benim gelişimdeki sancıları birlikte yaşadık, bugün gece saatler 24.00’ü gerilerde bırakırken benim gelişimi kutladığınız gibi yeni gelecek olan yıl için de aynı sevinci yaşayacaksınız. Bu kutlamalarınız benim gidişim ve yenisinin gelişi ile aynı saniyelerde yaşanacak.</p>

<p>Benim için, “Giderse gitsin!”diyeceksiniz de, gelecek olan Yılın benden daha iyi günleri sizlere yaşatacağının garantisinin olup olmadığını hiç düşünenleriniz var mı!?</p>

<p>Bırakın bu gece yarısından sonra beni, uğurlayın ve takvim yaprakları arasında kalsın birlikte yaşadığımız olaylar.</p>

<p>Birlikte yaşadığımız&nbsp;&nbsp;365 gün 6 saat boyunca, sürekli savaşlar çıkarıp; bebek, çocuk, kadın ve yaşlı demeden insanları ve tüm canlıları yok edenler sizlerdiniz.</p>

<p>Aklını ve bedenini yıllarca yıpratıp yorarak 30-40 yıl çalışarak dinlenmek için bir kenara çekilen, emekli insanların “Yılı” olarak beni ilan edenler de sizlerdiniz.</p>

<p>Bu gece yarısı sizlere veda ediyorum, beni arar mısınız bilemem ama, yeni gelecek olan yılın&nbsp;&nbsp;sizlere beklediğiniz güzel umutları yaşatabilmesini ve benim dönemimde yaşadığınız olumsuz olayların yaşanmamasını dileyerek takvim yaprakları arasındaki evimdeki yerimi alıyorum.</p>

<p>Sizleri uzaktan takip edeceğim, gelenin, gideni aratıp aratmayacağını yazılarınızdan ve ekranlardaki sözlerinizden değerlendireceğim.</p>

<p>Beni de, benden öncekileri de, yarın sabahla birlikte yeni gelecek olan yılı da sizler yaşayacak ve yaşatacaksınız.</p>

<p>Bizlere suç bulmayın, suçu da suçluyu da kendinizde arayınız!</p>

<p>Sizlere elveda ederken, yeni bir yılda yaşarken arada bir de olsa beni anımsamanız dileklerimle, 2025 yılınız huzur ve barış içerisinde yaşansın.</p>

<p>2024 yılının bir veda mektubunu sizlerle paylaşırken, aynı umutlarla 2025 yılınız kutlu olsun diyorum….<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Dec 2024 14:34:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yıl biterken…</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yil-biterken-532</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yil-biterken-532</guid>
                <description><![CDATA[Yıl biterken…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sizler, neyi ve nasıl düşünüp tasarlarsanız tasarlayın, ben yaşadıklarımı ve gördüklerimi anlatmaya devam ederim.</p>

<p>Yeni bir yıla merhaba demeye hazırlandığımız bu günlerde, ekonomik yönden vatandaşların sağlıklı yaşayabilmeleri ve sağlıklı beslenebilmeleri için beklentilerine ülkeyi yönetenler ne ölçüde, katkıda bulunuyorlar!?</p>

<p>Hükümeti mi eleştiriyorum, yaptıklarına tepki mi gösteriyorum veya sizler öyle mi okuyorsunuz!?</p>

<p>Neyi nasıl okursanız okuyunuz, ben yaşadıklarımı ve gördüklerimi birleştirerek eleştirel düşüncelerimi yazmaya çalışıyorum!</p>

<p>2024 yılını gerilerde bırakırken, seçmen vatandaşların 22 yıldır ülkeyi yönetmek üzere görev verdiği, seçimler öncesinde verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediği düşünülmeden iktidarını sürdüren siyasi parti yöneticilerinin son “Asgari ücret” belirlemesini nasıl değerlendirdiğinizi sizlere sormak isterim!..</p>

<p>Önümüzdeki yıl ki “asgari ücret” 22 bin 104 Tl olarak belirlenirken, İşçileri temsil eden sendika yetkililerinin masadan kalkması sizlere ne anlam taşıdığını düşünme zahmetinde bulunabilir misiniz!”?</p>

<p>Emeklilere ne ücret verileceğini düşünüyorsunuz! 15 bin lirayı verip vermeyecekleri tahminleri&nbsp;&nbsp;tartışılırken, 14 bin 250 liralarda kalırsa şaşırmayın!</p>

<p>Türkiye’de ekonomi iyiye gidiyorsa, dış ticaret iyiyse 22 yıldır ülkeyi yöneten siyasi iktidar; 2025 yılında değerli kağıt ve benzeri vergilere yüzde 43 zam yaparken, asgari ücrete yüzde 30’larda zam yapmasının mantığını birileri bana açıklayabilir mi!?</p>

<p>Türkiye gündemiyle ilgili özet geçtikten sonra yaşadığım Osmaniye’ye dönmek istiyorum.</p>

<p>Osmaniye’de Devlet Hastanelerine 10 yeni hekim ataması yapılmış. Sevindirici bir haber olarak gazetemizde paylaştık.</p>

<p>Yeni atanan hekimler, Osmaniye Merkezdeki Devlet Hastaneleri ile birlikte, Kadirli, Düziçi ve Toprakkale ilçelerimizdeki hastanelerde de görev yapmak üzere paylaştırılmış. Burası da güzel!</p>

<p>Osmaniye Devlet Hastanesi’nde “Göz muayenesi” için randevu alabilmenin süresini yaşayanlar iyi biliyorlar!..</p>

<p>Bir hastanın Devlet Hastanesinden “Muayene için randevu” alması için açtığı her telefonda, “15 günlük süre dolu, birkaç gün sonra yine arayınız!” denilmesi olayını bir türlü aşmış değiliz!</p>

<p>Hastane randevusu alamayan vatandaşlar, kentteki özel hastanelere gitmek zorunda kalarak; 800 Tl ödemek zorunda kalıyorlar.</p>

<p>Önemli olan Devlet Hastanelerine “Yeni hekimlerin ataması” değil, hastanelere gitmek isteyen vatandaşların randevu alabilmelerindeki süreç olmalıdır!</p>

<p>Siyasilerden; siyasi şov yapmak yerine, vatandaşın yaşayabileceği ortamın sağlıklı olarak hazırlanması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Dec 2024 12:15:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Herkes Şifalı Bitkiler Uzmanı Olmuş</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/herkes-sifali-bitkiler-uzmani-olmus-531</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/herkes-sifali-bitkiler-uzmani-olmus-531</guid>
                <description><![CDATA[Herkes Şifalı Bitkiler Uzmanı Olmuş]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda sosyal medya platformlarında şifalı bitkiler ve otlar hakkında yapılan paylaşımların sayısında çarpıcı bir artış yaşandı.<br />
<br />
Günlük hayatımızın bir parçası haline gelen sosyal medya, insanların bilgi alışverişi yaptığı, yeni şeyler öğrendiği ve zaman zaman da yanlış yönlendirildiği bir mecra haline geldi.<br />
<br />
Ancak, şifalı bitkilerle ilgili bu kadar yoğun bilgi paylaşılması, ne yazık ki beraberinde ciddi riskleri de getiriyor.</p>

<p>Günlük hayatımızda, özellikle sosyal medya üzerinde şifalı bitkilerle ilgili çeşitli videolara ve paylaşımlara rastlamak mümkün.<br />
<br />
Ancak bu paylaşımların çoğu, bilimsel dayanaklardan yoksun ve tamamen kısa vadeli çıkarlar için yapılıyor.<br />
<br />
Birçok kişi, konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadan, sadece izlenme oranlarını ve takipçi sayılarını artırmak için şifalı bitkiler hakkında çeşitli tavsiyelerde bulunuyor.<br />
<br />
Bu durum, bilgi kirliliğine yol açtığı gibi, insanların sağlığını da ciddi bir tehlike altına sokuyor.</p>

<p>Bazı paylaşımların, “Bu bitki tüm hastalıklara iyi gelir” ya da “Bu ot sizi zayıflatır” gibi genelgeçer ifadelerle yapıldığını görüyoruz.<br />
<br />
Ancak unutulmamalıdır ki, her bireyin vücut yapısı ve sağlık durumu birbirinden farklıdır. Birine faydalı olan bir bitki, başka bir kişi için ciddi yan etkiler doğurabilir.<br />
<br />
Örneğin, kımızık ya da karabaş otu gibi popüler bitkiler, bazı insanlar için faydalı olabilirken, alerjisi olan bireylerde hayati riskler oluşturabilir.</p>

<p>Şifalı bitkilerle ilgili bilgi edinmek isteyen insanların, mutlaka bilimsel dayanağı olan kaynaklara başvurması gerekir.<br />
<br />
Bitkisel tedaviler, alternatif tıp alanında önemli bir yere sahiptir; ancak bu tedavilerin mutlaka uzman kontrolünde uygulanması şarttır.<br />
<br />
Hekimlere ya da alanında uzman fitoterapistlere danışmadan yapılan uygulamalar, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Sosyal medyada karşımıza çıkan bilgiler genellikle kulaktan dolma ya da yetersiz bilgiye dayandığı için insanlara zarar verme potansiyeli taşır.<br />
<br />
Şifalı bitkiler konusunda bilgi veren kişilerin, bu alanda yeterli bir eğitim alıp almadığı mutlaka sorgulanmalıdır. Şayet bu bilgi, bilimsel bir temele dayanmıyorsa, kesinlikle dikkate alınmamalıdır.</p>

<p>Bu konuda devletin, halk sağlığını korumak için daha aktif bir rol üstlenmesi gerekiyor. Sosyal medya üzerinden yanlış bilgi yayarak insan sağlığını riske atan kişilere karşı yasal yaptırımlar uygulanmalıdır.</p>

<p>Ayrıca, insanlara doğru bilgi sunulması amacıyla devlet destekli kampanyalar başlatılabilir.<br />
<br />
Şifalı bitkiler konusunda bilinçlendirme projeleri, halkın doğru bilgiye ulaşması için etkili bir yöntem olabilir.<br />
<br />
Üniversiteler ve sağlık kurumlarının desteğiyle, şifalı bitkilerin etkileri, faydaları ve olası riskleri bilimsel temellere dayandırılarak halka anlatılabilir.</p>

<p>Son olarak, sosyal medya kullanıcılarının da bu konuda daha bilinçli olması gerekiyor. Bir bilginin gerçek olup olmadığını sorgulamak, paylaşılan içeriğin kaynağını kontrol etmek ve yanlış bilgilerden kaçınmak, herkesin sorumluluğundadır.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki, şifalı bitkiler konusundaki yanlış bilgilendirmeler sadece bireysel sağlık sorunlarına değil, aynı zamanda toplumsal bir soruna da yol açabilir. Bu nedenle, bilgi kirliliğini önlemek için hepimize büyük görevler düşmektedir.</p>

<p>Şifalı bitkiler, doğru kullanıldığında faydalı olabilir; ancak her şeyin fazlasının zarar olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, bitkisel tedavilerle ilgili bilgileri mutlaka uzmanlardan almak ve sosyal medyada dolaşan yalan yanlış bilgilere karşı dikkatli olmak çok önemlidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Dec 2024 17:10:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Adâbı ve Siyasetçinin Sorumluluğu</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/devlet-adabi-ve-siyasetcinin-sorumlulugu-530</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/devlet-adabi-ve-siyasetcinin-sorumlulugu-530</guid>
                <description><![CDATA[Devlet Adâbı ve Siyasetçinin Sorumluluğu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Devlet, insanoğlunun tarih boyunca en karmaşık ve en önemli kurumlarından biri olmuştur. Toplumları bir arada tutan, huzuru, güvenliği ve adaleti temin eden bu kurum, çok hassas bir denge üzerine inşa edilmiştir.<br />
<br />
Bu dengenin devamında en büyük sorumluluk şüphesiz ki siyasetçilere düşer. Devlet adâbı, siyasetçilerin hareketlerini belirleyen, onlara yol gösteren bir ahlak ve davranış sistemidir. Ancak bu adâba uygun hareket etmeyen siyasetçiler, bulundukları makamlara zarar verdikleri gibi, toplumun devlete olan güvenini de zedelerler.</p>

<p>Devlet adâbını benimsemiş bir siyasetçi için temel ölçüt, halkın hizmetkârı olmaktır. Bu hizmetkârlık anlayışı, sadece kağıt üzerinde bir ideal olamaz. Siyasetçi, görevde bulunduğu süre boyunca kibirden uzak durmalı, halka tepeden bakmamalı ve toplumun her kesimine eşit mesafede yaklaşmalıdır.<br />
<br />
Halkın iradesiyle seçilen bir kişi, makamını halkın emaneti olarak görmeli, o makamı babasının malı gibi kullanmamalıdır. Ancak ne yazık ki bazı siyasetçilerin bu anlayışı benimsemediğine tanık oluyoruz.</p>

<p>Adam kayırma, adaletsizlik ve özellikle kibirli davranışlar, bir siyasetçinin devlet adâbından uzaklaştığının en açık göstergeleridir.<br />
<br />
Halkın gözü çok keskindir; onlar, siyasetçinin gösteriş mi yaptığını yoksa samimi bir çaba içerisinde mi olduğunu hemen fark eder. Bu nedenle, siyasete atılan herkes, şeffaflığı, adaleti ve tevazuyu kendine rehber edinmelidir.</p>

<p>Bir siyasetçi için en büyük sorumluluklardan biri, devletin gücünü ve şefkatini herkese eşit bir şekilde göstermektir. Devlet gücü; hukukun önceliği, kamu düzeni ve güvenlik gibi unsurlarla kendini belli ederken, şefkat ise dezavantajlı kesimlere sunulan desteklerle tezahür eder.<br />
<br />
Ancak bu iki unsuru dengesiz bir şekilde kullanmak, toplumsal bütünlüğe zarar verebilir. Bir siyasetçi, devletin gücünü kendi çıkarları ya da yakın çevresinin menfaatleri için kullanmaya başladığında, devlet adamı vasfını yitirir.</p>

<p>Adalet ise, siyasetçilerin üzerinde hassasiyetle durması gereken en önemli ilkelerden biridir. Halk, kendisine adaletle yaklaşılan bir devlet yapısında huzur bulur.<br />
<br />
Ancak adam kayırma gibi uygulamalar, adalet anlayışına çok büyük zarar verir. Bir siyasetçi, kendi yakınlarını kayırıyorsa ya da belli bir kesimi diğerlerine tercih ediyorsa, halkın gözünde devleti küçültür. Bu da toplumun devlete olan güvenini sarsar.</p>

<p>Siyasetçilerin en çok düştüğü tuzaklardan biri kibirdir. Kibir, makam sahibi bir insanın şöhrete ve gücün cazibesine kapılmasıyla ortaya çıkar.<br />
<br />
Ancak kısıtlı bir süre için halkın güvenine mazhar olmuş bir siyasetçi, bu emaneti kırılgan bir vazo gibi dikkatle taşımalıdır. Halkın gözünde büyümek, kibirle değil, tevazuyla mümkün olur. Bir siyasetçi, “Ben bilirim” tavrıyla hareket ettiğinde, halkın dertlerine kör olma riskini taşır. Oysa çok sesliliği dinlemek, ortak akıl üretmek, bir siyasetçinin en önemli görevlerinden biridir.</p>

<p>Günümüzde halkın siyasetçilerden en büyük beklentilerinden biri, şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Teknolojinin ilerlediği, bilginin hızla yayıldığı bir dönemde, halkın siyasetçilerden gizli kalmış bilgileri öğrenmesi uzun sürmez.<br />
<br />
Bu nedenle, devlet adâbına sahip şahısların şeffaf bir yönetim anlayışı benimsediğinden emin olunmalıdır. Her kararın, her politikanın hesabını verebilmek, siyasetçinin öncelikli sorumluluğundadır.</p>

<p>Devlet adâbı, sadece teorik bir kavram değil, pratikte uygulandığında toplumun huzur ve refahını sağlayan bir ilkeler bütünü dür. Siyasetçiler, bu ilkelere sadık kalarak toplumun güvenini kazanabilir ve gerçek bir devlet adamı olabilirler.<br />
<br />
Kibirden uzak, adaletli, şeffaf ve tevazulu bir yönetim anlayışı, siyasetçiyi sadece halk nezdinde değil, tarih karşısında da yükseltecektir. Unutulmamalıdır ki, makamlar gelip geçicidir; ancak geride bırakılan izler kalıcıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Dec 2024 16:06:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Toplumdaki Saygı Erozyonu ve Gençlerin Sorumluluğu</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/toplumdaki-saygi-erozyonu-ve-genclerin-sorumlulugu-529</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/toplumdaki-saygi-erozyonu-ve-genclerin-sorumlulugu-529</guid>
                <description><![CDATA[Toplumdaki Saygı Erozyonu ve Gençlerin Sorumluluğu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatımızın her alanında, bireyler olarak birbirimize olan saygımız toplumsal huzurun en temel ögelerinden biridir.<br />
<br />
Ancak son yıllarda, özellikle gençler arasında yaygınlaşan ve neredeyse bir alışkanlık haline gelen küfürlü ve argo konuşma dili, toplumsal rahatsızlığa neden olmaktadır.<br />
<br />
Bu durum, toplumda ahlaki ve kültürel değerlerin giderek yozlaştığının bir göstergesi olarak görülmektedir.</p>

<p>Birçok kez, toplu yaşam alanlarında gençlerin küfür içeren cümlelerle konuştuğuna tanık oluyoruz.<br />
<br />
Alışveriş merkezleri, parklar, kafeler gibi ortak kullanım alanlarında, yanında ailesi ya da arkadaş grubu olan birçok gencin, küfürlü ifadeleri çekince duymadan kullandığına şahit olabiliyoruz.</p>

<p>Bu durum, sadece yanındaki bireyler için değil, etrafındaki yabancılar için de büyük bir rahatsızlık kaynağı.<br />
<br />
Daha da ötesi, bu tutum bazı gençler arasında adeta bir "marifet" ya da "güç" göstergesi olarak algılanıyor.<br />
<br />
Ancak unutmamalıyız ki, küfür etmek erkekliğin ya da olgunluğun bir sembolü değil, aksine ahlaki ve entelektüel eksikliğin bir göstergesidir.</p>

<p>Eğitimin ilk basamağı olan aile, bireyin karakter yapısı ve toplumsal davranışlarını şekillendiren temel unsurdur.<br />
<br />
Ancak aile içerisinde eğitim eksikliği olan bireyler, topluma çıktıklarında hem kendilerini hem de başkalarını zor duruma sokabilirler.</p>

<p>Birçok aile, genç bireylerin kültürel ve ahlaki değerlere uygun davranış sergilemesini desteklemek yerine, ya şiddet içeren ya da otoriter bir tavırla yaklaşarak sorunun daha da derinleşmesine neden oluyor.<br />
<br />
Halbuki aileler, gençlere empati, saygı ve hoşgörü gibi değerleri benimsetmelidir.</p>

<p>Bir birey, kötü bir alışkanlığın neler getireceğini ilk olarak evde öğrenir. Toplum kuralları ve insanın başkalarını rahatsız etmeden yaşama hakkı, bu temeller üzerine inşa edilmelidir.</p>

<p>Toplu yaşam alanlarında sadece gençler değil, her yaştan bireyin başkalarına saygı göstermesi esastır.<br />
<br />
Bu, hem yasal hem de ahlaki bir sorumluluk olarak kabul edilmelidir. Özellikle sigara gibi alışkanlıkların kontrolsüz bir şekilde uygulanması, toplumsal rahatsızlığın bir başka önemli boyutudur.</p>

<p>Bir parkta oturduğunuzda yanınızda oturan bir bireyin size dahi sormadan sigara yakması, sadece nezaketsizlik değil, aynı zamanda bir saygı eksikliğidir.<br />
<br />
Ne yazık ki, bu tutum toplumumuzda alışılır hale gelmiş durumda. Sigara izmaritlerinin yere atılması ya da balgam tükürülmesi gibi davranışlar, hem çevre kirliliğine yol açmakta hem de toplumsal rahatsızlığı arttırmaktadır.</p>

<p>Bu sorunu ortadan kaldırmak için, özellikle gençlere yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yaygınlaştırılması gerekmektedir.<br />
<br />
Okullarda ve aile ortamlarında saygı, empati ve sorumluluk bilinci kazandırılmalı, bu bilincin erken yaşlarda oturması sağlanmalıdır.</p>

<p>Şu adımlar, özellikle etkili olabilir:</p>

<p><strong>Eğitim Programları: </strong>Okullarda toplumsal saygı ve etik değerlere yönelik dersler konulmalıdır.</p>

<p><strong>Aile Desteği:</strong> Ailelerin de katıldığı seminerler ve atölye çalışmaları düzenlenerek ebeveynlerin bilinçlendirilmesi sağlanabilir.</p>

<p><strong>Medya Kampanyaları:</strong> Televizyon, sosyal medya ve diğer platformlar üzerinden olumlu davranış modelleri öne çıkartılmalıdır.</p>

<p><strong>Cezai Yaptırımlar:</strong> Kamusal alanlarda küfürlü konuşma, çöp atma ya da tükürme gibi davranışlara yönelik caydırıcı yaptırımlar uygulanabilir.</p>

<p>Bireylerin toplumsal alanda daha saygılı ve özenli davranması, daha huzurlu bir toplum yaratmanın anahtardır.<br />
<br />
Gençlere bu bilinci kazandırmak, hem ailelerin hem de eğitim sisteminin öncelikli görevi olmalıdır.<br />
<br />
Toplum olarak birbirimize olan sorumluluğumuzu unutmadığımız ve başkalarına karşı saygımızı koruduğumuz müddetçe, daha yaşanabilir bir çevre oluşturabiliriz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Dec 2024 11:41:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yazmazsam olamazdı!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yazmazsam-olamazdi-528</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yazmazsam-olamazdi-528</guid>
                <description><![CDATA[Yazmazsam olamazdı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’nin İL olmasının ardından yıllar geçti! 1996 sonrasında İl olarak nereden nereye geldiğimizi bu kentin cadde ve sokaklarına bakarak inceleme zahmetinde bulunabilir misiniz!?</p>

<p>6 Şubat depremlerinden etkilenen bu kentte, sosyal hayat konusundaki bazı desteklerden yoksun bırakılması olayları yaşanmamalıydı!</p>

<p>Yaşadığım bazı olumsuzluklar karşısında, üzüntü duyduğum olaylar&nbsp; karşısında; bu kentin esnafında da hatalı davranışlar olduğunu düşünüyorum!</p>

<p>Depremzede bir kent ve esnafının yaşanan olaylardan ders alarak müşterilerine karşı samimi olmasını bekliyor insanlar.</p>

<p>Ne anlatmaya çalıştığımı merak etmeye başladığınızı sezinliyorum. Anlatacağım olay aslında bu kentte yaşayan ve insanlık duygusunun yaşatılmasından uzak,&nbsp; bazı esnafın davranışlarından duyduğum üzüntüden sözetmek istiyorum.</p>

<p>Müşteri geldiğinde masasından kalkmayan esnafın ilgisizliği nedeniyle, oradan alış-veriş yapılamayacağını düşünenlerdenim!</p>

<p>Müşterisi fiyat sorduğunda, “Canın isterse al!”diyen esnafın geçmişini düşünenlerdenim!</p>

<p>Bir ekmek alıp, 100 Tl para veren müşteriye 90&nbsp; Tl’si olmadığı için, “Git bozdur da gel!”diyen bakkalın halini anlamaya çalışıyorum!</p>

<p>Müşteri gelip esnaftan alış veriş yapıyor, parasını da peşin olarak ödeyerek ev adresi ve telefon numarası vererek getirilmesini yönünde görüşüyor.</p>

<p>Esnaf parayı alıp kasasına koyduktan sonra, gün içerisinde ürünün teslim edileceğini söyledikten sonrası, müşterinin beklentileriyle sürüyor!</p>

<p>Günlerden Perşembe, parası peşin alınan ürün o gün eve teslim edilmiyor. Cuma ve Cumartesi ürün hala müşteriye teslim edilmiyor.</p>

<p>Müşteri esnafı telefonla arayıp sorduğunda ise; “Aracımız arızalandı, sanayi de tamirde, çıktığında ürününüzü getireceğiz!” yanıtı alınıyor.</p>

<p>Araya Pazar günü giriyor, tatil olduğu düşüncesi ise müşteri sabırlı bekleyişini sürdürüyor.</p>

<p>Pazartesi, haftanın ilk günü saatler 10.45’i gösterirken&nbsp;&nbsp; söz konusu esnafın işyerine müşterinin uğradığında alınan yanıt; “Araç arızalı, getiremedik!” oluyor.</p>

<p>Buraya kadar yaşanan olayları doğal karşılıyoruz! Esnaf ile müşteri arasında gelişen konuşmanın devamına bakalım mı!?</p>

<p>Müşteri: “Bugün akşama kadar benim ürünümü getirmeyecekseniz, paramı isterim!” diyor.</p>

<p>Esnaf: “Tabiki, isterseniz paranızı geri verebiliriz. Gidip başka yerden alabilirsiniz!”diye yanıt veriyor.</p>

<p>Bu olayın yaşandığı kentte, esnaf ile müşteri arasındaki ilişkileri düşündüğümde, ekonomik yönden nasıl gelişebileceğimizi sorgular oldum!</p>

<p>Osmaniye’de ilgiler tarafından kent esnafına “Müşteriye davranış eğitimleri” vermelerinin önemine dikkat çekmek istiyorum!</p>

<p>Bu arada, Sanayi Sitesindeki bazı esnafın da&nbsp; aynı şekilde müşterilerine karşı “ilgisiz” olduğunu öğrenirken, “Suriyeli ustaların” Sanayi Sitesindeki çalışmalarından memnun olan araç sahiplerine de kulak vermek gerektiğini anımsatmak istiyorum!..</p>

<p>Sizin&nbsp; anlayacağınız, Sanayi deki Suriyeli&nbsp; tamirciler de ülkelerine dönerlerse, araç sahiplerinin halini merak ediyorum desem, bilmem yanılmış mı olurum!...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Dec 2024 16:12:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muzaffer Çuhadar: Osmaniye’nin Ak Parti’deki Yeni Umudu</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/muzaffer-cuhadar-osmaniyenin-ak-partideki-yeni-umudu-527</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/muzaffer-cuhadar-osmaniyenin-ak-partideki-yeni-umudu-527</guid>
                <description><![CDATA[Muzaffer Çuhadar: Osmaniye’nin Ak Parti’deki Yeni Umudu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti), 2001 yılında kurulduğu günden bu yana Türkiye siyasetinde çok önemli bir rol oynadı.<br />
<br />
Bu başarının ardında ise halkın beklentilerini anlayan, tabanın sesine kulak veren ve liyakat esasıyla çalışan önemli kadrolar yer alıyor.<br />
<br />
Osmaniye’de ise bu kadroların önünde yer alan bir isim, son günlerde siyasetin merkezinde öne çıkmaya başladı: Muzaffer Çuhadar.</p>

<p>Ak Parti’nin kuruluşundan bu yana teşkilat çalışmalarında aktif rol alan Muzaffer Çuhadar, partinin Osmaniye’deki çok sayıda seçim başarısında emek sahibi olan önemli bir figür.<br />
<br />
Adının Ak Parti Osmaniye İl Başkanlığı için geçiyor olması bile partinin tabanında heyecan yaratmış durumda.<br />
<br />
Osmaniye’de özellikle son yıllarda yaşanan siyasi durağanlığın ardından Muzaffer Çuhadar’ın öne çıkması, Ak Parti’nin yeniden şaha kalkması için bir umut olarak görülüyor.</p>

<p>Muzaffer Çuhadar, siyasette ön plana çıkan isimlerden biri olmanın ötesinde, insani değerleriyle de fark yaratıyor.<br />
<br />
Ak Parti tabanında sevilen ve saygı duyulan bir kişi olmasının temelinde kibirden uzak, mütevazı ve herkese eşit mesafede duran bir liderlik anlayışı yatıyor.<br />
<br />
Kendisi, büyük küçük herkese saygılı, ahde vefaya önem veren bir kişilik olarak tanınıyor.</p>

<p>Muzaffer Çuhadar, sadece partinin önceliklerini değil, aynı zamanda Osmaniye halkının beklentilerini ve sorunlarını da iyi bilen bir isim.<br />
<br />
Yılların tecrübesiyle teşkilat çalışmalarında önemli görevler üstlenmiş ve bu görevleri başarıyla yerine getirmiş bir siyasetçi olarak dikkat çekiyor.<br />
<br />
Sadece seçim dönemlerinde değil, gündelik hayatın her alanında halkla iç içe olan bir siyaset anlayışı benimsiyor.</p>

<p>Osmaniye, Ak Parti’nin uzun yıllar boyunca önemli bir kale olarak görüldüğü illerden biri oldu.<br />
<br />
Ancak son dönemlerde yaşanan siyasi değişimler ve parti içindeki durağanlık, Osmaniye’de Ak Parti’nin etkisini azalttı.<br />
<br />
Bu noktada, Muzaffer Çuhadar gibi tecrübeli ve halkın sevgisini kazanmış bir ismin sahaya inmesi, partinin yeniden canlanması için kritik bir adım olabilir.</p>

<p>Muzaffer Çuhadar’ın İl Başkanlığı adaylığının gündeme gelmesi bile parti tabanında önemli bir heyecan yaratmış durumda.<br />
<br />
Ak Parti’nin Osmaniye’deki önceki günlerine geri dönebilmesi için, parti içinde birlik ve beraberliği sağlayacak bir liderlik çok önemli. Muzaffer Çuhadar, bu liderlik vasıflarına sahip bir kişi olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Ak Parti’de özellikle son yıllarda yaşanan sorunlardan biri, parti tabanı ile liderlik arasındaki iletişim kopukluğuydu.<br />
<br />
Muzaffer Çuhadar, bu kopukluğu ortadan kaldıracak bir isim olarak görülüyor. Tabanın sorunlarını bilen, halkın sesi olan ve bunu teşkilat içinde en iyi şekilde temsil eden bir lider profili sergiliyor.</p>

<p>Parti içinde ağabeylik rolü üstlenecek bir liderin varlığı, teşkilatın yeniden motive olması ve özellikle saha çalışmalarında etkinliğin artması için kritik bir öneme sahip.<br />
<br />
Muzaffer Çuhadar, bu anlamda sadece partinin değil, Osmaniye’deki tüm Ak Parti sevdalılarının da desteğini kazanabilecek bir aday olarak görülüyor.</p>

<p>Muzaffer Çuhadar’ın il başkanlığı adayı olması durumunda, Osmaniye’de Ak Parti’nin yeni bir sayfa açması bekleniyor.<br />
<br />
Kendisi, sadece siyasette değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve kalkınma projelerinde de aktif bir rol oynayabilecek bir lider olarak görülüyor.<br />
<br />
Teşkilat içinde birleştirici bir figür olması, partinin saha çalışmalarında çok daha etkili olmasını sağlayabilir.</p>

<p>Son olarak, Osmaniye halkının beklentilerini anlamak ve bu beklentilere uygun politikalar geliştirmek, Ak Parti’nin şahsında Muzaffer Çuhadar gibi bir liderin varlığıyla mümkün olabilir.<br />
<br />
Bu nedenle, kendisinin öne çıkması ve İl Başkanlığı adayı olarak sahaya inmesi, Osmaniye siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.</p>

<p>Muzaffer Çuhadar’ın liderliğinde Osmaniye Ak Parti Teşkilatı’nın, yeniden önceki günlerdeki dinamizmine kavuşacağına şüphe yok.<br />
<br />
Şu an için sadece bir adaylık ihtimali bile bu kadar heyecan yaratıyorsa, Çuhadar’ın liderliğindeki bir teşkilatın neler yapabileceğini düşünmek Osmaniye halkı için çok daha umut verici bir gelecek vaad ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Dec 2024 14:05:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hak Yemeyen, Doğruyu Söyleyenler Bu Şehirde Neden Sevilmez?</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/hak-yemeyen-dogruyu-soyleyenler-bu-sehirde-neden-sevilmez-526</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/hak-yemeyen-dogruyu-soyleyenler-bu-sehirde-neden-sevilmez-526</guid>
                <description><![CDATA[Hak Yemeyen, Doğruyu Söyleyenler Bu Şehirde Neden Sevilmez?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de 22 yıllık gazetecilik hayatım boyunca insanlık adına utanç verici pek çok olayla karşılaştım.<br />
<br />
Hak yiyenler, namussuzluk yapanlar, iki yüzlü davrananlar ve kendi çıkarı için arkadaşını satanlarla defalarca yüzleştim.</p>

<p>Hak yemek, yalnızca birinin ekmeğini çalmak değildir; bir insanın emeğini, onurunu ve inancını gasp etmektir.<br />
<br />
Ne yazık ki, Osmaniye’de ve ülkemizin pek çok köşesinde bu tür insanların sayısı giderek artıyor.<br />
<br />
Üstelik bunu yaparken dindar görünmeyi de ihmal etmeyen, sahte dindarlar bu ahlaksızlığın başını çekiyor.<br />
<br />
(Gerçekten inançlı insanlara saygımız sonsuz. Onların yüzü suyu hürmetine bu dünya dönüyor.)</p>

<p>Arkadaşını satan namussuzlar: Küçük çıkarlar uğruna dostunu sırtından bıçaklayanlar...</p>

<p>Meslektaşını harcayan karaktersizler: Rekabeti, iftira atarak ve yalanla kazanmaya çalışan zavallılar...</p>

<p>İftiracılar ve cahiller: Hiç tanımadıkları insanlara, kulaktan dolma bilgilerle tavır alanlar...</p>

<p>Bu kişiler, toplumun en büyük kanseridir. Onların yüzünden doğru insanlar ezilir, dürüstlük suç gibi algılanır.</p>

<h3>Osmaniye’de Doğru Söyleyen Neden Sevilmez?</h3>

<p>Ben bu şehirde doğruları söylediğim için sevilmediğimi çok iyi biliyorum. Çünkü insanlar gerçeği duymak istemezler.<br />
<br />
Onlar, yalanlarla beslenir, sahte gülüşlere kanarlar. Ancak bilinsin ki; doğru söyleyen her zaman kazanır.<br />
<br />
Osmaniye’de gazetecilik yaparken; Namussuzların nasıl hak yediğine, İkiyüzlülerin nasıl kendilerine rant sağladığına, Hırsızların nasıl kahraman gibi gösterildiğine şahit oldum.</p>

<p>Bu şehirde en çok canımı acıtan şeylerden biri de dini kullanarak kendilerine haksız kazanç sağlayan sahte dindarlar.<br />
<br />
Yüzlerine masumiyet maskesi takan bu insanlar, yetimin hakkını yerken hiçbir vicdan azabı duymazlar. Din adına konuşurlar, ancak Allah korkuları yoktur.</p>

<p>Unutmayın: “Yetimin hakkını yemek, Allah’ın affetmediği günahlardandır.”</p>

<h3>Haram Zıkkım Olsun! Hakkımızı Yiyenlere</h3>

<p>Bugün burada açıkça söylüyorum: Bizlere haksızlık edenlere, iftira atanlara, haklarımızı yiyenlere, ayrımcılık yapanlara, haram zıkkım olsun! Alın terimizle kazandığımız, ancak türlü oyunlarla elimizden alınan haklarımızın hesabını, bir gün mutlaka soracağız.</p>

<p>Eğer ki cennet ve cehennem varsa, vay halinize! Bizden çaldıklarınızın hesabını bu dünyada vermeseniz bile, öbür dünyada mutlaka vereceksiniz.</p>

<p>Bu şehirde namussuzlara, hırsızlara, iki yüzlülere rağmen hala vicdanlı insanlar var.<br />
<br />
Onlar, doğruyu söylemekten vazgeçmeyen, haksızlık karşısında susmayan, tertemiz yüreklerdir. Biz, onlar sayesinde ayakta kalıyor, umudumuzu yitirmiyoruz.</p>

<p>Osmaniye’nin sokakları bir gün namussuzlardan temizlenecek. Hak, er ya da geç yerini bulacak. Bizler o güne kadar doğruları söylemeye, hakkımızı savunmaya ve vicdanımızı kirletmeden yaşamaya devam edeceğiz.</p>

<p>Namussuzlara, sahte dindarlara, hırsızlara, ikiyüzlülere karşı dik durun. Çünkü; doğru söyleyen hiçbir zaman kaybetmez!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:46:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Eleştiriye Karşı Gösterilen Tepkiler</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-elestiriye-karsi-gosterilen-tepkiler-525</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-elestiriye-karsi-gosterilen-tepkiler-525</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Eleştiriye Karşı Gösterilen Tepkiler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de gazetecilik faaliyetleri yürütürken, haberlere ya da köşe yazılarına gelen tepkilerin çoğu zaman başlık üzerinden yapıldığını görüyoruz. Başlığın dikkat çekici olması bir haberin doğasındadır. Ancak bazı okuyucular için başlık önyargıları tetikleyen bir unsur haline geliyor. Haberin içeriğine girmeden, sadece başlık üzerinden yorum yapmak ve eleştiride bulunmak yanlış anlamalara yol açabilir. Peki, bu durum neden bu kadar yaygın? Neden insanlar, haberi anlamadan ya da detaya inmeden tepki verme eğilimi gösteriyor?</p>

<p>Birçok insan, okuduğu ya da gördüğü başlığa kendi kişisel önyargıları ve duygularıyla yaklaşıyor. Haber ya da yazı, kişisel olarak destekledikleri bir kurumu, kişiyi ya da fikri eleştiriyor gibi algılandığında, savunma refleksiyle harekete geçiyorlar. Oysa eleştiri, yapıcı olduğunda gelişim ve düzeltme fırsatı sunar. Ancak bu durumu anlamak yerine, direkt olarak savunmaya ya da saldırıya geçmek yaygın bir davranış.</p>

<p>Başlık odaklı ya da eksik bilgiyle hareket eden insanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Haber başlığını okuyan ancak haberi detaylandırıp incelemeyen bireyler, yanlış anlamalara kapılabiliyor. Hatta bazı durumlarda, sadece bir başka kişiden duyduklarıyla fikir oluşturup tepki veriyorlar. Bu davranış, ne yazık ki tartışma ve gelişim yerine kutuplaşmayı beraberinde getiriyor. Beynin sadece duyduğuyla yargılamaya geçmesi, sığ bir bakış açısını gözler önüne seriyor.</p>

<p>Olumlu eleştiriler bile bazen yanlış anlaşılıyor. Oysa eleştiri, hakaretle karıştırılmamalıdır. Eleştirinin temel amacı, hataları ya da eksikleri ortaya koyarak bir ilerleme sağlamaktır. Ancak bazı insanlar, eleştiriyi bir saldırı olarak algılıyor ve bu algıyla tepki veriyor.<br />
Halbuki yapıcı bir eleştiri, hem bireyler hem de kurumlar için kıymetli bir geri bildirimdir.</p>

<p>Osmaniye’de ya da başka bir yerde, insanların dostluğu ve sadakati sıkça test edilir.<br />
Gerçek bir dost, yanlışları gördüğünde ilk eleştiren olmalıdır. Ne yazık ki bazı insanlar sevgi ile yalakalığı birbirine karıştırıyor. Bu yanlış algı, eleştiriyi ve gerçek dostluk kavramını baltalıyor. Bir kişi, sevdiği ya da saygı duyduğu bir insanı eleştiriyorsa, bu, onun doğruları görmesi için bir şansıdır. Ancak aynı hatalar tekrarlanıyorsa, burada iyi niyet sorgulanmalıdır.</p>

<p>Yapılan eleştirilere sert tepki verenlerin bir kısmının, eleştirilen kurum ya da kişilerle kişisel çıkar ilişkisi olabileceği unutulmamalı. Eleştiriyi desteklemek yerine, eleştirilen tarafı koruma refleksi, bu çıkar ilişkilerini gözler önüne seriyor. Oysa toplumun genel faydası için bireysel çıkarları bir kenara bırakmak gereklidir.</p>

<p>İnsanlar ve kurumlar, eleştirilere açık olmalı ve yapılan geri bildirimleri bir düzeltme fırsatı olarak görmelidir. Eleştiriler, doğru kullanıldığında gelişim için önemli bir aracıdır. Hakaret içermeyen, yapıcı eleştirilere tepki yerine destek verilmelidir. Ancak, eleştirilere tepki koyan insanların çoğu, ya olayı tam anlamıyla anlamamış ya da farklı motivasyonlarla hareket etmektedir.</p>

<p>Osmaniye’de yaşanan bu tarz tepkiler, aslında genel anlamda toplumun eleştiri kültürüne yeterince sahip olmadığını gösteriyor. Eleştiri, bir bireyin ya da toplumun gelişiminde hayati bir rol oynar. Ancak eleştiriyi kabullenme, onu doğru bir şekilde analiz etme ve buna uygun adımlar atma noktasında eksikliklerimiz var. Bu eksiklikleri gidermek için, öncelikle eleştirinin anlamını ve amacını doğru anlamamız gerekiyor.</p>

<p>Osmaniye’de habercilik ve gazetecilik faaliyeti yürütürken, şeffaf ve tarafsız olmak en önemli ilkedir. Ancak bu ilkeler doğrultusunda bile olumlu yazılara ya da yapıcı eleştirilere tepki gösterenler, eleştiriyi bir tehdit olarak algılamaktadır. Oysa ki eleştiri, doğruları görmek ve yanlışlardan ders almak için önemli bir fırsattır. Sevgi ve saygı ile yalakalık arasındaki farkı anlamak, çıkar ilişkilerinden uzak durmak ve eleştiriyi bir gelişim aracı olarak görmek, hem bireylerin hem de toplumun ilerlemesi için gereklidir. Yalakalıktan uzak durarak, yapıcı eleştirilere destek vermek, Osmaniye’nin daha iyi bir geleceğe adım atmasını sağlayacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Dec 2024 15:58:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yerel Basının Görmezden Gelinişi</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yerel-basinin-gormezden-gelinisi-524</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yerel-basinin-gormezden-gelinisi-524</guid>
                <description><![CDATA[Yerel Basının Görmezden Gelinişi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda Osmaniye’de, siyasetçilerden belediyelere, çeşitli kurum ve bireylere kadar birçok kişinin sosyal medyaya yönelerek yerel basını adeta hiçe saydığını görüyoruz.</p>

<p>Sosyal medya üzerinden yapılan haber paylaşımları, yerel gazeteciliğin önemini azaltmaktan öteye gitmiyor.</p>

<p>Ancak bu eğilim, hem şehrin hafızası hem de kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye erişimi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.</p>

<p>Yerel basın, bir şehrin tarihine şahitlik eden en önemli kaynaktır.</p>

<p>Osmaniye gibi zengin bir kültüre ve tarihe sahip bir şehirde yerel gazeteler, gelecek kuşaklara aktarılabilecek bir arşiv oluşturur.</p>

<p>Sosyal medya ise anını yaşatan, ancak zamanın tozlu raflarında kaybolmaya mahkum bir mecra olarak kalır.</p>

<p>Sosyal medyada paylaşılan haberler Google tarafından indekslenmez; dolayısıyla bu bilgilere gelecekte ulaşmak neredeyse imkansızdır.</p>

<p>Buna karşılık, yerel basında yayınlanan haberler dijital arşivlerde yerini alarak, dilediğiniz zaman erişilebilir hale gelir.</p>

<p>Sosyal medya, haberciliğin yüzeyselleştiği, doğruluk kontrolüne daha az özen gösterildiği bir mecra haline gelmiş durumda.</p>

<p>Paylaşılan bir haber, günler içinde gözden kaybolabilir.</p>

<p>Oysa yerel gazeteler, sadece güncel olayları aktarmakla kalmaz, aynı zamanda bir toplumun hafızasını oluşturur.</p>

<p>Osmaniye’de yapılan bir etkinlik ya da alınan bir karar, yıllar sonra bile arşivden çıkarılıp incelenebilir.</p>

<p>Bu durum, toplumsal şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından büyük önem taşır.</p>

<p>Bugün sosyal medya üzerinden yayılan bir haber, yarın hatırlanmaz hale gelirken; yerel basın, bu haberin gelecek nesiller tarafından da okunabilmesini sağlar.</p>

<p>Ancak yerel basına gereken önem verilmedikçe, şehir tarihi ve toplumsal bilincin de zarar görmesi kaçınılmaz.</p>

<p>Osmaniye’de, mesleğini hakkıyla yapan gazeteciler ile bu mesleği kötüye kullananlar arasında ciddi bir ayrım yapılması gerekiyor.</p>

<p>Sadece kendi çıkarlarını düşünerek gazetecilik yapanlarla, doğruları ortaya koymak için emek harcayanlar aynı kefeye konulduğunda, toplumsal güven de ciddi anlamda zarar görüyor.</p>

<p>Halkın şeffaf bilgiye ulaşma hakkını savunmak için iyi gazetecilerin desteklenmesi şart.</p>

<p>Sosyal medya, manipülasyonlara ve yanlı haberlere açık bir alan sunuyor.</p>

<p>Bu ortamda yanlış bilgilere itibar eden insanlar, doğruları yayan gazetecilere önyargılı yaklaşmaya başlıyor.</p>

<p>Dürüst ve tarafsız gazeteciler ise hem kamuoyunu aydınlatma hem de yanlış algıları düzeltme konusunda yeterince destek göremiyor.</p>

<p>Yerel basının ayakta kalabilmesi için Osmaniye halkına da büyük bir görev düşüyor.</p>

<p>Halk, yalakalık yaparak çıkar sağlayanları ve gazetecilik kisvesi altında sahtekarlık yapanları desteklemek yerine, işini düzgün yapan gazetecilere sahip çıkmalıdır.</p>

<p>Dürüst ve şeffaf bir toplum için yerel basının öneminin farkına varmak ve bu değeri korumak şart.</p>

<p>Osmaniye’de doğru gazeteciliğin değer görmesi için, hem halkın hem de kurumların sorumluluk alması gerekiyor.</p>

<p>Yerel basın, sadece bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın da bir parçasıdır.</p>

<p>Bu bilinçle hareket edilmediği takdirde, gelecek nesiller için şehrin hikayesi eksik ve yanlışlarla dolu bir şekilde aktarılacaktır.</p>

<p>Sosyal medyanın hızı ve pratikliği cazip olabilir; ancak yerel basının şehrin arşivi olarak sunduğu kalıcılık, asla göz ardı edilmemelidir.</p>

<p>Osmaniye’de yerel gazeteciliğe gereken destek verilmediği takdirde, şehir tarihi ve toplumsal şeffaflık ciddi anlamda zarar görecektir.</p>

<p>Bu sebeple, hem halkın hem de karar alıcıların, yerel basına hak ettiği değeri vermesi hayati önem taşıyor.</p>

<p>Sosyal medya rüzgarına kapılıp gerçek gazeteciliği önemsizleştiren herkes, aslında şehrin geleceğine zarar veriyor.</p>

<p>Osmaniye’nin geleceği için doğru ve tarafsız haberlerin arkasında duran, mesleğini hakkıyla yapan gazetecilere sahip çıkalım.</p>

<p>Bugün verdiklerimiz yarın alacaklarımızı belirler.<br />
<br />
Şehir hafızamızın kaybolmaması için yerel basını destekleyelim, sosyal medya yanılgısından uzak duralım!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Dec 2024 15:40:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yanlış Bilgiyle Mücadele Görevimizdir</title>
                <category>Murat Deniz Demirci</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/yanlis-bilgiyle-mucadele-gorevimizdir-523</link>
                <author>muratdemirci777@gmail.com (Murat Deniz Demirci)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/yanlis-bilgiyle-mucadele-gorevimizdir-523</guid>
                <description><![CDATA[Yanlış Bilgiyle Mücadele Görevimizdir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dün Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nde, internet haberciliğinin daha güvenilir ve güvenli yapılabilmesi için son derece önemli bir etkinlik düzenlendi.</p>

<p>Google Türkiye Eğitim Danışmanı Özgür Mehmet Kütküt, Osmaniye’de özellikle dijital mecralarda faaliyet gösteren haber sitelerinde çalışan biz basın mensuplarına ve öğrencilere&nbsp;aydınlatıcı ve ufuk açıcı bilgiler sundu.</p>

<p>Kendisine bir basın mensubu olarak teşekkürlerimi iletmek isterim.</p>

<p>Malum, bu iş artık dijitalde, internet mecrasında daha etkin ve yaygın bir şekilde yapılıyor.</p>

<p>Sadece haber siteleri değil; Instagram, Facebook ve özellikle X (eski adıyla Twitter) gibi sosyal medya platformları üzerinden sürekli bir bilgi akışı var.</p>

<p>İnsanlar her an yeni gelişmelerden haberdar oluyor.</p>

<p>Ancak bu kadar hızlı ve yoğun bir bilgi akışında yanlış bilgiye, yani dezenformasyona maruz kalmak da kaçınılmaz hale geliyor.</p>

<p>Neyse ki bu konuda artık elimizde etkili yöntemler var.</p>

<p>Şüpheli bilgiyi ister yazılı ister görsel olsun, çeşitli platformlar ve araçlar sayesinde kolaylıkla aratıp teyit edebiliyoruz.</p>

<p>Bu farkındalık, basın mensupları ve içerik üreticileri için son derece önemli.</p>

<p>Onun için diyorum ki; “Ey Türk Gazetecisi; birinci vazifen yanlış bilgiyle mücadele etmektir…”</p>

<p>Bu etkinliğin düzenlenmesine öncülük eden Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’ne de ayrıca teşekkür etmemiz gerekiyor.</p>

<p>Bundan iki yıl önce de 9 Eylül Üniversitesi İletişim Fakültesinden değerli akademisyenler Osmaniye’ye davet edilmiş ve yine sektörle ilgili önemli bilgiler paylaşılmıştı.</p>

<p>Üniversitenin, özellikle Medya ve İletişim Bölümü’nün henüz yeni kurulmuş olmasına rağmen böyle anlamlı çalışmalara ev sahipliği yapması oldukça sevindirici.</p>

<p>Umarım ki bu bölüm giderek büyür ve çağın gereklerine uygun şekilde yetişmiş, donanımlı yeni isimler sektöre kazandırır.</p>

<p>Bir kez daha, bu etkinlikte emeği geçen herkese gönülden teşekkür ederim.</p>

<p>Başta Özgür Kütküt olmak üzere, Prof. Dr. Ahmet Bülbül, Öğr. Gör. Dr. Tuğçe Esin Akgül ve Öğr. Gör. Celil Atasever gibi değerli isimler bu organizasyonun başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesinde büyük rol oynadı.</p>

<p>Dilerim ki bu tür etkinlikler artarak devam etsin.</p>

<p>Zira dijital çağda bilgi üretmek kadar onu doğru, güvenilir ve etik bir şekilde paylaşmak da büyük bir sorumluluk gerektiriyor.</p>

<p>Ve bu sorumluluğu omuzlayan herkes için böyle etkinlikler, hem bir rehber hem de bir motivasyon kaynağı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 17:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2024/12/murat-deniz-demirci-1733927330.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neye sevindiğini bilebilmek!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/neye-sevindigini-bilebilmek-522</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/neye-sevindigini-bilebilmek-522</guid>
                <description><![CDATA[Neye sevindiğini bilebilmek!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye’deki iç savaşın son süreçlerine gelindiğinde, mevcut iktidar döneminin sona erdiği ve muhaliflerin “galip” geldiği yönünde sevinçli anlar yaşanmaya başladı.</p>

<p>Cumartesi gecesinin Pazar gününe dönmeye başladığı saatlerde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ın ülkeyi terk ettiği ve muhaliflerin Şam’a girdiği haberleri ajans bültenlerinde anlık olarak yayınlanmaya başladı.</p>

<p>Geçmiş yıllara baktığımızda, Suriye’deki iç savaşın başlamasıyla birlikte değişik yollarda Türkiye’ye gelip yerleşenlerin sayıları her geçen gün artmaya başlamıştı.</p>

<p>Kilis ilindeki Suriye uyrukluların sayısı, kent nüfusundan fazlaydı.</p>

<p>Osmaniye’nin Merkez Cevdetiye Beldesinde konteyner kent kurularak buraya binlerce “sığınmacı- misafir” yerleştirilmişti.</p>

<p>Ayrıca Osmaniye merkez ilçe ve köylerinde de Suriye’den gelen sığınmacılar konutlar kiralayarak yaşamaya başlamışlardı.</p>

<p>Süreç içerisinde Osmaniye’deki “sığınmacılar” belli işlerde çalışmaya başladıkları gibi, işyeri de açarak ekmeklerini kazanıyorlardı.</p>

<p>Edindiğim bilgilere göre, Cevdetiye Beldesindeki konteyner kentte 18 bin, diğerleri de Mahalle ve köylerde olmak üzere 40 bin dolayında Suriye’den gelip Osmaniye’de yaşamını sürdürenler bulunuyor.</p>

<p>Bu arada Afganistan ve diğer ülkelerden gelip kentte yaşayanların sayılarını henüz bilemiyorum.</p>

<p>İç savaş sonrası Osmaniye’ye gelen Suriyeli’lerin 13 yıllık süreçte, yeni doğumlarının ne kadar olduğu, Türk erkek veya kadınlarla kaç kişinin evlilik yaptığı olaylarını da ayrı bir düşünce olayı…</p>

<p>Bir şekilde onlara alıştık ve birlikte yaşamayı kabullendik gibi anları yaşarken, Suriye’deki “emperyalistlerce başlatılan iç savaş” devam&nbsp;&nbsp;ediyordu.</p>

<p>Birkaç yıldır ortaya çıkarılan “HTŞ” örgütü, savaşını artırdı. Bu örgütün arkasında İngiliz-Amerika ve İsrail’in olduğunu hesap edemeyenler, birkaç ay sonra anlayacaktır!</p>

<p>Suriye topraklarında verdiğimiz şehit Mehmetçiklerimizin şimdi kemikleri sızlayacaktır!</p>

<p>Suriye’de yönetimin düştüğüne sevinenler, “HTŞ” örgütünün kimin güdümüne gireceğini, ülkenin diğer yarısının hangi örgütün yönetimine geçeceğini düşünme zahmetinde bulunmadan, “Zafer kutlamaları” yapmaya başladılar.</p>

<p>Pazar günü sabah saatlerinde Osmaniye’nin Mahallelerinde, sonrasında kent merkezindeki cadde ve sokaklarda otomobiller, motosikletle konvoy gösterileri yapılmaya başladı.</p>

<p>Ellerinde yeşil-beyaz bayraklar taşıyanlar, araçlarının korna sesleriyle konvoylar halinde dolaşırken, Polis araçlarının da “güvenliği sağlamak amacı ile” takip ettiklerine tanık oldum.</p>

<p>Pazar günü, saatler 12.30 sıralarında gazete büromun önünde oturuyorum; yaşları 35 ile 65 arasında iki kişi yolda yürürken bana dönerek; “Savaşı kazandık,</p>

<p>Zafere ulaştık!” diyerek sevinçli konuştular. Sonrasında orta yaşlı kadın ve erkeğin yanında, bayramlıklarını giyinmiş halde 5 çocuk yürürken, “Zafere ulaştık, Esat’ı devirdik!”diye konuşmalarını yol kenarındaki esnafa duyurmaya çalışıyorlardı.</p>

<p>TRT Radyosu haber bültenini dinlerken, Türkiye’de Camilerde buluşup, sokaklarda aynı şekilde “kutlama yürüyüşleri” yaptıklarını öğreniyordum.</p>

<p>Bundan sonraki süreci, gelin hep birlikte takip edelim!...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 17:20:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karaktersiz İnsanlarla Yol Almak</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/karaktersiz-insanlarla-yol-almak-521</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/karaktersiz-insanlarla-yol-almak-521</guid>
                <description><![CDATA[Karaktersiz İnsanlarla Yol Almak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda insan ilişkileri, bireyin kişilik ve karakter yapısını şekillendiren en önemli unsurlardan biridir. Ancak, bazen çevremizde öyle kişilerle karşılaşırız ki, onların varlığı hem bizi hem de toplumu olumsuz etkiler.</p>

<p>Bu kişiler namussuzluk, hırsızlık ve yalakalık gibi erdemsiz davranışlarla anılırlar. İşte bu noktada, eski âlimlerin nasihatleri günümüz için de rehber niteliğindedir.</p>

<p>Onlar derlerdi ki: "Bile bile namussuzlarla, hırsızlarla, karaktersizlerle aynı ortamda bulunmak, insanın kendi karakterini sorgulatır."</p>

<p>Karakter, bir insanın kim olduğunu tanımlayan en güçlü özelliktir. İnsan olmak, sadece biyolojik bir varlık olmaktan ibaret değildir; vicdan, adalet ve ahlak gibi değerlerle donatılmış bir birey olmayı gerektirir.</p>

<p>Eski bilge insanların sözlerine kulak verdiğimizde, namussuzlarla aynı ortamda bulunmanın bile tehlikeli olduğunu görürüz. Bu, sadece kişisel bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk meselesidir.</p>

<p>Bir birey, devletinin malını korumayı kendi namusunu korumakla eşdeğer görmelidir. Devletin malına, komşunun namusuna ya da hakkına göz dikenler, toplumun en büyük düşmanlarıdır.</p>

<p>Bu tür davranışlar, sadece bireyi değil, toplumu da yozlaştırır ve insan ilişkilerini güvensiz bir hale getirir.</p>

<p>Yanlış insanlarla bir arada bulunmak, zamanla kişinin kendi değerlerini kaybetmesine yol açabilir. Bilinçli bir birey, çevresindeki insanları dikkatle seçmeli ve onlarla ilişkisinde sınırlarını belirlemelidir.</p>

<p>Eski alimlerin sıkça dile getirdiği gibi, bile bile yanlış insanlarla yol almak, insanın kendi karakterine zarar verir. Bu nedenle, toplumun yozlaşmasına katkı sağlayan kişilerden uzak durmak gereklidir.</p>

<p>Özellikle, devlet malını gasp eden, yolsuzluk yapan ya da başkalarının hakkına göz koyan kişilerle aynı ortamda bulunmamak, hem bireysel hem de toplumsal bir duruş sergilemektir. Böyle bir duruş, topluma örnek olmanın en önemli adımıdır.</p>

<p>Yalakalık, çoğu zaman menfaat ilişkilerinin bir sonucu olarak karşımıza çıkar. Ancak bu davranış, kişisel karakterin ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyar.</p>

<p>Namussuzluk ise ahlaki bir çöküşün en açık göstergesidir. İnsanlık tarihi boyunca, bu tür davranışlar toplumda hep kınanmış ve bu davranışları sergileyenler dışlanmıştır.</p>

<p>Eski alimlerin bu konuda söyledikleri oldukça dikkat çekicidir: "Yanlış insanlarla bir araya gelenler, aynı karaktere sahiptir." Bu ifade, kişinin çevresini seçerken ne kadar dikkatli olması gerektiğini bir kez daha hatırlatır. Çünkü karakterli bir birey, erdemsiz insanlarla aynı ortamda bulunmayı kendine yediremez.</p>

<p>Toplumda kötü örnek teşkil eden insanlar, sadece kendi davranışlarıyla kalmaz, aynı zamanda çevresindeki insanları da etkiler.</p>

<p>Bu nedenle, kötü örnek olan kişilerle ilişkiyi kesmek, bireyin hem kendisi hem de toplumu için alabileceği en doğru kararlardan biridir.</p>

<p>Bir bireyin topluma olumlu katkıda bulunabilmesi için öncelikle kendi değerlerini koruması gerekir.</p>

<p>Bu, doğru insanlarla bir arada bulunmayı, yanlışlardan uzak durmayı ve gerektiğinde toplumsal yanlışlara karşı duruş sergilemeyi gerektirir.</p>

<p>Selamı kesmek gibi basit görünen bir hareket bile, bazen büyük bir mesaj içerir.</p>

<p>Eski alimler, "Kötü insanlarla selamı dahi kesin" derken, aslında bireyin toplumsal duruşuna dikkat çekmiştir.</p>

<p>Devlet malını korumak, sadece yöneticilerin değil, her vatandaşın görevidir.</p>

<p>Devletin malına zarar veren ya da bu malı kişisel çıkarı için kullanan insanlar, toplumun en büyük düşmanlarıdır.</p>

<p>Eski alimlerin dediği gibi, devlet malını korumak, kendi namusunu korumakla eşdeğerdir. Bu anlayış, bireyin devlete ve topluma olan sorumluluğunu da gözler önüne serer.</p>

<p>Komşunun hakkına saygı duymak, namusunu korumak ve ona zarar vermemek, insan olmanın temel gereklerinden biridir.</p>

<p>Bu değerler, bir toplumun huzurlu ve adil bir şekilde yaşayabilmesi için vazgeçilmezdir. Aksi halde, toplumsal çöküş kaçınılmazdır.</p>

<p>Yanlış insanlardan uzak durmak, bireyin hem kendisini hem de çevresini koruması için hayati bir önem taşır.</p>

<p>Bu kişiler, toplumu sadece kötü örneklerle değil, aynı zamanda ahlaki yozlaşmayla da etkiler. Bu nedenle, doğru insanlarla bir arada bulunmak, bireyin kişisel gelişimini ve topluma katkısını artırır.</p>

<p>İnsan ilişkilerinde dikkatli olmak ve doğru insanlarla yol almak, sadece bireyin kendi hayatını değil, toplumun genel yapısını da olumlu yönde etkiler.</p>

<p>Karakterli bir birey olmak, her türlü ahlaksızlığa karşı durmayı ve erdemli bir duruş sergilemeyi gerektirir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 17:19:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye Şehir Mi, Efsane Mi?</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniye-sehir-mi-efsane-mi-520</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniye-sehir-mi-efsane-mi-520</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye Şehir Mi, Efsane Mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü Türkücü ve TRT ekranlarında yayınlanan “Lezzetli Tavsiye” programının sunucusu Turgay Başyayla Osmaniye’ye gelmiş ve lezzet duraklarından yola çıkıp, belediye başkanı İbrahim Çenet’i ziyaret etmiş.</p>

<p>Derken bir anda Osmaniye’nin bir yıl içinde nasıl çiçek gibi bir yer olduğu dile gelmiş.</p>

<p>Peki biz bu kentte yaşayanlar, cidden çiçek gibi bir kentte mi yaşıyoruz? Yaşıyoruz da biz mi yanılıyoruz?</p>

<p>Haydi Osmaniye’nin “1 yıl içinde” yaşadığı o büyük değişimi ‘özellikle mercek altına yatıralım.</p>

<h3>Alt Yapı Masalları: Çamurdan Geçilmeyen Sokaklar Tarih Oldu(!)</h3>

<p>Osmaniye’nin alt yapısı bitmiş, çamurdan geçilmeyen sokaklar asfaltla taçlandırılmış. Hadi canım? Osmaniye’yi çok mu özledik yoksa şehrin sokakları hala birazcık şirin (!) çukurlarıyla meşhur mu? Neyse, şaka bir yana, asfaltların gıcır gıcır olduğu söyleniyor. Tabii bu “yepyeni” asfaltı bir iki yıl sonrası da aynı coşku ile görmeyi dört gözle bekliyoruz.</p>

<h3>Mahalleler Sularından Şikayet Etmiyor(!)</h3>

<p>Osmaniye’de su kesintisi kalmamış! Dünya genelinde su kıtlığı söz konusu iken Osmaniye’de sular şelale gibi akıyormuş. Vay be! Bir ara biz de muslukları kontrol etsek mi acaba? Çünkü böylesine başarılar her şehrin başına nasip olmaz.</p>

<h3>Devasa Bir Kültür Sarayı: Çok Muhteşem(!)</h3>

<p>Dev bir kültür sarayı yapılmış, şehir tam anlamıyla sanata doyuyormuş.</p>

<p>Osmaniye’nin devrim niteliğindeki kültüre olan yatırımı, uluslararası sahnelere çıkmış. Herhalde yakında Broadway Osmaniye’ye bir şube açacak? Gerçekten şaşkınlıkla izliyoruz!</p>

<h3>Kaldırımların Göz Kamaştıran Hali(!)</h3>

<p>Kaldırımlar yepyeniymiş ve asla eski taşlar döşenmemiş. Kimse lüks kaldırım taşlarının bir anda çökmek gibi çılgınca kararlar verdiğini görmüyormuş! Osmaniye’de kaldırımlar bir başka şehrin çehresine de mi ilham verdi, ne dersiniz?</p>

<h3>Festivallerle Dolup Taşan Bir Osmaniye(!)</h3>

<p>Osmaniye’de festivaller düzenleniyormuş ve bu etkinliklerle şehir adeta karnaval havası yaşıyormuş. Geçen yıl Osmaniye’deki etkinlikleri kaçırdıysak bu yıl mutlaka bir ajanda edinip programı şimdiden not almalıyız.</p>

<p>Belki de uluslararası sanatçıların Osmaniye’ye akın ettiğini duyarız?</p>

<h3>Belediye, Meclis ve İhalelerde Değişim(!)</h3>

<p>Belediye Başkanı İbrahim Çenet’in “eski günlerden” farklı olarak, belediye başkan yardımcılarına ve meclis üyelerine ihalelerden pay vermediği ve şeffaflığı ön planda tuttuğu söyleniyor.</p>

<p>Herkese eşit ve adil davranıldığından bahsediliyor. Osmaniye’deki bu mucizevi dönüşümü alkışlıyoruz.</p>

<h3>Osmaniye Zabıtası: “Yan Gelip Yatmıyoruz”(!)</h3>

<p>Osmaniye Zabıtası’nın artık yan gelip yatmadığı, çok çalıştığı dile getiriliyor. Zabıta ekibi Osmaniye sokaklarında tüm gücüyle devriye atıyor, belki şehrin çehresini koruma adına şaşırtıcı bir atılım yapıyor.</p>

<p>Eğer Turgay Başyayla’nın ziyaretinde dile getirdiği Osmaniye bu anlatılanlarla aynıysa, tebrikler Osmaniye!</p>

<p>Gerçekten, bir yılda şehrin çehresi başka bir boyuta taşınmış. Ama eğer bu “çok ama çok güzelleşme” hikayesi biraz abartıldıysa, sanırız Osmaniye mizah konusunda farkını ortaya koymuş.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Dec 2024 17:56:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniye’de Siyaset ve Eleştiriye Tahammülsüzlük</title>
                <category>İlyas SABANCI</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-siyaset-ve-elestiriye-tahammulsuzluk-519</link>
                <author>ilyaskor@haberosmaniye.com (İlyas SABANCI)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/osmaniyede-siyaset-ve-elestiriye-tahammulsuzluk-519</guid>
                <description><![CDATA[Osmaniye’de Siyaset ve Eleştiriye Tahammülsüzlük]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’nin bugün geldiği noktada, eleştiriye tahammülsüzlük özellikle siyaset çevrelerinde ciddi bir sorun haline gelmiş durumda.</p>

<p>Ufacık bir eleştiri dahi ya direkt tehditlerle ya da birtakım yalakaların harekete geçmesiyle bastırılmak isteniyor.</p>

<p>Bu durum, şehrimizin hak ettiği değerlere ve yerlere ulaşması yolunda büyük bir engel oluşturuyor.</p>

<p>Bizler Osmaniye’nin geleceği için çaba harcarken, bazı siyasetçilerin tek amacı koltuklarında daha uzun süre oturmak gibi gözüküyor.</p>

<p>Siyasetçiler, halkın gözü kulağı olması gereken eleştirileri tehdit olarak algılamak yerine yapıcı bir geri bildirim olarak kabul etmelidir.</p>

<p>Osmaniye’de, özellikle bölge siyasetinde, eleştirinin özüne inmek yerine, eleştiri yapanı susturmak üzerine bir anlayış gelişmiş durumda.</p>

<p>Bu, yalnızca siyasetçilerin itibarını zedelemekle kalmıyor; halkın siyaset kurumuna olan güvenini de sarsıyor.</p>

<p>Eleştiri, bir toplumun daha iyiye gitmesi için elzemdir. Yöneticiler yanlış yaptıklarında bunu söylemek, eleştiriyi dile getirmek bir vatandaşlık hakkıdır.</p>

<p>Ancak Osmaniye’de, bu hakkı kullanmak isteyen vatandaşların tehdit edilmesi ya da susturulmaya çalışılması, demokratik değerlere aykırı bir durumdur.</p>

<p>Siyasetçiler, halkın oylarıyla seçilip geldikleri makamların sorumluluğunu taşımalıdır.</p>

<p>O koltuklar, şehrin kalkınması ve halkın refahı için bir araç olmalı, asla şahsi çıkarlarının arkasına saklanacak bir mevki haline gelmemelidir.</p>

<p>Ancak görülüyor ki Osmaniye’de bazı siyasetçiler bu koltukları kendi işlerini büyütmek, rant sağlamak ve çevresine menfaat temin etmek için kullanıyor.</p>

<p>Halkın oylarıyla işbaşına gelen her siyasetçi, bu güvenin karşılığında şehrin iyiliği için çalışmalıdır.</p>

<p>Ancak bazı il başkanlarının yaptığı hatalar, sadece kendi partilerine değil, Osmaniye’nin genel siyasetine de büyük zararlar vermektedir.</p>

<p>Yanlışlarıyla partilerinin oy kaybetmesine neden olan bu kişiler, aslında şehrin kalkınmasına da zarar vermektedir.</p>

<p>Tam tersine, Osmaniye’yi hak ettiği yerlere taşıyacak insanların siyaset sahnesinde daha çok yer alması gerekiyor.</p>

<p>Siyasetçilerin, seçildikten sonra kamu kaynaklarını kendi çevrelerine ya da şirketlerine kanalize etmesi, halkın güvenini tamamen yok eden bir davranıştır.</p>

<p>Hiçbir şekilde şeffaflıktan uzak bu uygulamalar, şehrin kalkınmasını engellemekle kalmaz, toplumsal adaleti de ciddi anlamda zedeler.</p>

<p>Osmaniye’de görülen en önemli sorunlardan biri de budur. Seçilmiş yöneticilerin, şehre hizmet etmek yerine kendilerine ve yakın çevrelerine rant sağlaması kabul edilemez bir durumdur.</p>

<p>Bu tip uygulamaların gizli kaldığı düşünülebilir, ancak halk her şeyi görür ve kaydeder. Bu anlamda, "yerin kulağı vardır" sözü, siyasetçilere bir uyarı niteliği taşımalıdır.</p>

<p>Bazı siyasetçiler, ne kadar olumsuzluk yaşanırsa yaşansın susmayı ve görmezden gelmeyi tercih ediyor. Bu durum, halkın siyasete olan güvenini ciddi anlamda azaltıyor.</p>

<p>Sessizlik, zaman zaman bir strateji olabilir, ancak toplumda yanlış giden bir şeyler olduğunda susmak, sorumluluktan kaçmak anlamına gelir.</p>

<p>Eğer yöneticiler ve siyasiler bu tutumlarına devam ederse, halk bu durumu doğrudan kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor olarak yorumlar.</p>

<p>Sessizlik, adaletin önündeki en büyük engellerden biridir ve siyasetçiler bu engeli kaldırmak için daha cesur olmalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Dec 2024 18:20:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/ilyas-kor-1624540452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Duyarsızlıkları duyarlı hale getirelim!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/duyarsizliklari-duyarli-hale-getirelim-518</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/duyarsizliklari-duyarli-hale-getirelim-518</guid>
                <description><![CDATA[Duyarsızlıkları duyarlı hale getirelim!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye, “genç il” olmasını gerilerde kalarak “orta yaş” grubuna doğru yılları gerilerde bıraktı.</p>

<p>1996 yılından bu yana 80. Plaka sayılı Osmaniye’nin nereden nereye geldiğini hala tartışıyoruz!</p>

<p>Bir kentin tanıtılması, gelişip kalkınabilmesi için önemli etkenlerde ne kadar başarılı olup olamadığımızı görmemiz gerekiyor.</p>

<p>Kültürel ve sanatsal alanda, sportif etkinliklerde&nbsp;&nbsp;kent olarak&nbsp;&nbsp;neyin neresindeyiz, ne kadar duyarlı hareket ederek katkılarımızın olduğunu sorgulamamız gerekiyor!</p>

<p>Osmaniye’de yapılan etkinliklere bürokratların ve siyasilerin&nbsp;&nbsp;katılımları, katkıları ile halkın katılımlarını gözlerimin önüne getiriyorum.</p>

<p>STK’lar kendi çaplarında etkinlikler düzenliyor, davetiyeler bastırıp siyasi partiler başta olmak üzere Kamu kurumlarının yöneticilerine bizzat götürüp vererek onları etkinliklerinde görmek istiyorlar, bekliyorlar.</p>

<p>Ne yazık ki, Osmaniye’deki etkinliklere duyarsız kalınma olayları bir türlü aşılmış değil!</p>

<p>Böylesi duyarsızlıklar karşısında, kentteki etkinlikler Toprakkale’den öteye geçemediği gibi, tanıtım olarak ta dışarıda okunamıyor.</p>

<p>Örnekleri sıralamakla bitiremem ama, sizlere bir günde iki ayrı etkinlikten söz etmek istiyorum.</p>

<p>Osmaniye’de 6 Nokta Körler Derneği ile Cebelibereket Görme engelliler Spor kulübü tarafından “Engelliler Günü” kapsamında iki gün süren program yapıldı. 6 Nokta Körler Derneği başkanı Ziya Demez, elindeki bastonu ile adresleri arayarak Valilik başta olmak üzere, siyasi parti ve STK’la, kamu kurumlarına davetiye dağıttı.</p>

<p>Farkındalık oluşturmak ve becerilerini gösterebilme adına davetiye verdiklerini beklemeyi düşleyen “Görme engelliler” programlarında bekledikleri isimleri göremediler.</p>

<p>İki gün süren etkinliklerin açılışı yapmak üzere bekledikleri isimlerin gelmediğini “Görenlere” sordu “Göremeyen” vatandaşlarımız.</p>

<p>Görmek, göremeyenlerin bastonu olmak olduğunu unutanları bu etkinlikte göremediğimde yüreğim sızladı!</p>

<p>Bu arada, AKP İl Başkan yardımcısı Zekiye Yılmazer ile Zafer Partisi Merkez ilçe Başkanı Mehmet İba’nın hakkını yemeyelim, katılım gösterdiler.</p>

<p>OŞYAD olarak, türkü ve şiirlerle etkinliğe iki gün boyunca katkıda bulundu arkadaşlarımız.</p>

<p>Programın ilk günü&nbsp;&nbsp;YRP’nin Merkez ilçe genel kurulu da vardı. Öğleden sonra başlayan programa katılanları gördüğümde engellilerin programına gelmeyenlerle karşılaştığım anda; yüreğimden ılık kanlar akmaya başladı!</p>

<p>Siyasi parti’nin genel kurul toplantısına katılan, ismini bile ilk kez&nbsp;&nbsp;duyduğum siyasi parti temsilcilerini gördüğümde şaşkınlık yaşadım!</p>

<p>Örneğin; Milli Yol ve Tuğra Partilerinin temsilcileri&nbsp;&nbsp;buradaydı. Osmaniye’de varlıklarını ilk kez duyduğum siyasi partilerdi bunlar.</p>

<p>Bu ilde; Vali veya Belediye Başkanı’nın 4 veya 5 Yardımcısı&nbsp;&nbsp;görev yapıyor. Kamu kurumlarında da Müdürlerin yardımcıları bulunuyor, ayrıca Siyasi Partilerde de öyle!..</p>

<p>Yılda bir kez günlerinde kendilerini anlatmak isteyen “Engelli vatandaşlarımızın” bugün yanlarında olmayacaksınız da, ne zaman olacaksınız!?<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Dec 2024 16:30:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dostluklar, düşünceye kadarmış!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/dostluklar-dusunceye-kadarmis-517</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/dostluklar-dusunceye-kadarmis-517</guid>
                <description><![CDATA[Dostluklar, düşünceye kadarmış!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anlamakta zorlandığım o kadar olaylarla karşılaşıyorum ki, dostlukların düştükçe ortaya çıktığına tanık oluyorum!</p>

<p>6 Şubat 2023 günü Pazarcık merkezli depremlerle sarsıldık. 10 ilimiz etkilendi bu depremdeki olaylarda. Ancak mevcut iktidarın bu illerin dışında bir ilimizi de eklemesi ile depremden etkilenen il sayısı 11’e yükseltildi.</p>

<p>Buraya kadar yapılan kararlara sözümüz yok! Ancak, depremde etkilenen iller arasında&nbsp;&nbsp;MHP Genel Başkanı&nbsp;&nbsp;ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli’nin memleketi Osmaniye ili de önemli sayıda can kaybı, yaralanma ile birlikte yıkılan binaların yaşandığı şehir oldu.</p>

<p>Depremler yaşandı, canlar kaybedildi, sakan kalan insanlarımız oldu Osmaniye’de. Binalar yıkıldı, hasar gören binalar ve&nbsp;&nbsp;sonradan yıkılanlar oldu.</p>

<p>Osmaniye’nin deprem bölgesinde olduğu bilincini bilen veya bilmeyenler sayesinde, yerel yöneticiler gerektiğinin üzerinde yapılanmaya izin verdiler.</p>

<p>Osmaniye’nin birinci deprem kuşağında olmasına rağmen, 5 ve üzerinde, hatta 9 kata kadar izin veren yetkililerin şimdi yüreklerinden neler geçtiğini merak ediyorum!?</p>

<p>Bu şehirde üç dönem, yani 15 yıl boyunca MHP’den Belediye Başkanı Adayı olup seçilerek görev yapan bir Kadir Kara vardı.</p>

<p>Deprem sonrasında açılan davalarda yargılanıyordu ve 6.&nbsp;&nbsp;Duruşma&nbsp;&nbsp;sonunda tutuklama kararı ile karşılaştı.</p>

<p>Benim asıl anlatacaklarım ise, meslektaşlarımın bakışlarındaki değerlendirmeler!</p>

<p>Belediye Başkanı Kadir Kara’nın 15 yıllık sürecinde; sözümün deyimi yerindeyse “ Yemedikleri halt kalmayanlar!</p>

<p>Parasal veya diğer ekonomik anlamda her türlü katkıyı bir şekilde alanlar” bu anlatmak istediğim, “Gazeteci” geçinenler ile Belediye bünyesindeki yanlı geçinenlerin bu günlerindeki&nbsp;&nbsp;tavırlarına gülüyorum!...</p>

<p>Belediye Başkanlığı üç dönemdir&nbsp;&nbsp;yapmaya çalışırken ve yaparken, her zaman yayında olanlar, benim meslektaşlarım!</p>

<p>O süreçte benim yazdığım haberlere karşılık verircesine&nbsp;&nbsp;haber yaparak Başkan Kara’ya “şirin görünme” günlerinizi anımsatıyorum!</p>

<p>&nbsp;&nbsp;Bunu geçtik, yaşanan depremlerle ilgili Başkan Kadir Kara’nın mahkeme tarafından Tutuklanması ile ilgili ilk haberleri de sizler kamuoyu ile paylaşan oldunuz!</p>

<p>Dünlerdeki&nbsp;&nbsp;boğazınıza girenlere unutarak, bugün aniden dönüş yapmanızı anlamakta zorluk çekiyorum.</p>

<p>Dün ne iseniz bu gün de aynı olmalısınız. Bugün nasıl iseniz, yarın da aynı olmalısınız.</p>

<p>Bunun yolu da tarafsız olabilmek ve günü kurtarma adına yandaş olmamaktan geçer.</p>

<p>Hatalı olanların hatalarını görmezden gelirseniz, hatalar çoğalıp günün birinde içinden çıkılmaz hal aldığında, özeleştiri vermeyi de unutmamalısınız.</p>

<p>İktidarlar gelip geçicidir, ama halkın her zaman kalıcı olduğu gerçeğinden yola çıkarak gündemi iyi okumak zorunda olduğumuzu, olaylara net gözle baktığımız zaman bu toplumun bozulmasının önüne geçmiş oluruz.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Nov 2024 11:41:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Esnaflar depremin izlerini unuturken!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/esnaflar-depremin-izlerini-unuturken-516</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/esnaflar-depremin-izlerini-unuturken-516</guid>
                <description><![CDATA[Esnaflar depremin izlerini unuturken!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pazarcık merkezli&nbsp;&nbsp;6 Şubat 2023 günü yaşanan depremin yaralarını sarmaya çalışırken, unutmak istesek bile bir an oluyor ki yeniden o güne dönüyoruz.</p>

<p>Yaşadığımız deprem 2023 yılında olmasına rağmen, bazı meslektaşlarım 2022 yılının 6 Şubat tarihini yazdıklarında, hafızamın karışmasından kuşkulanıyorum.</p>

<p>Gündemin anlık değişmesi veya değiştirilmesi nedeniyle yılları bile atlayarak yaşadığımızı sandığımız oluyor!</p>

<p>Kim veya kimler neler söyler de, kimler işitir de söylenilenleri ciddiye alır!?</p>

<p>Kim veya kimler neler söylerse söylesin, 6 Şubat depremlerinden etkilenen bin kişinin üzerinde can kaybımızın olduğu, binlerce insanın yaralandığı, yine binlerce konutun yıkıldığı, on binlerce evin hasar gördüğü kentler arasında Osmaniye ilinin de olduğunu kayıtlar da, tarih te unutmayacaktır!</p>

<p>Deprem sonrası yaşanan olayları dile getirmek, anlatmak ve çözümler isteme noktasında kimseler kusura bakmasın!</p>

<p>Depremzede vatandaşımızın sorunlarını dinlemek ve çözüm bulmak yöneticilerin görevleri arasında yer almaktadır.&nbsp;</p>

<p>Osmaniye’deki depremzede esnaf için Valilik ile Masal Park arasında yer alan ve “Kitap Fuarı alanı” olarak bilinen alana konteynır çarşı yapıldı.</p>

<p>“Cebelibereket çarşısı” olarak isim verilen bu alana yerleştirilen esnaf gösterilen ilgiden dolayı sevindi, yetkililere teşekkür etti.</p>

<p>Cebelibereket çarşısı kent sakinlerine tanıtılması için yetkililer herhangi bir açılış veya benzer program gerçekleştirmediklerinden dolayı varlıklarının duyurulmasını beklediler.</p>

<p>2024 yılının&nbsp;&nbsp;ilk yarısının ardından aniden gelen fırtına ve yağmur Cebelibereket çarşısındaki işyerlerine önemli ölçüde hasar verdi.</p>

<p>Esnaf perişan olsa da, yetkilileri harekete geçerek yeniden imar etme çalışmaları başlattı. Esnaf yine sevindi, yine yetkililere teşekkür etti.</p>

<p>Geçtiğimiz hafta içerisinde depremzede esnafın hizmet verdiği Cebelibereket Çarşısındaki esnafın elektrikleri kesildi.</p>

<p>Toroslar Elektrik&nbsp;&nbsp;A.Ş. tarafından enerji hizmetinin ani kesintisi nedeniyle depremzede esnaf kurumla iletişime geçti.</p>

<p>Enerji hizmetlerinin özelleştirilmesi sonucu ortaya çıkan olayın, AFAD tarafından&nbsp;&nbsp;faturanın ödenmediği yönünde olduğunu öğrenen esnaf, 2 gün elektriksiz kaldı.</p>

<p>Sonuç mu, esnafın kendi isimlerine “Elektrik aboneliği” alması yönündeydi. Ancak, AFAD tarafından konteynırlardaki esnafın adına belli bir kayıt numarası vermesi gerekiyordu ki, Toroslar Elektrik&nbsp;&nbsp;abonelik işlemini yapabilsin!</p>

<p>Cebelibereket çarşısı’ndaki esnaf; “Enerji kesintisi yapılmadan önce bize abone olunması yönünde uyarı yapılmadı!</p>

<p>AFAD tarafından da bilgi verilmedi! Şimdi ise abone olan esnafın elektriğini açılıyor, olmayanlar ise karanlıkta kalıyor!</p>

<p>Kamu ile özel kurumlar arasındaki iletişimsizlerin olumsuzluğunu neden bizler yaşıyoruz!?”diye sorunlarını dile getiriyorlar.</p>

<p>Depremzede esnafın Osmaniye’de yaşadığı olaylar; aynı kaderi paylaşan başka illerde de yaşanıp yaşanmadığını merak ediyorum!?</p>

<p>Bu arada, Rahime Hatun Meydanı altındaki otopark içesindeki “Depremzede esnaf” kendi elektrik sayacını almak zorunda olduğunu daha önce öğrenmiştim.</p>

<p>Bu arada, Osmaniye “Büyük Şehir” olacakmış!.. Yaşadığı deprem sonrası “Deprem mağduru” sayıldı mı!?&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Bu kentin; biri Parti Genel Başkanı, bir diğeri bir partinin Kadın Kolları Genel Başkanı&nbsp;&nbsp;olmak üzere toplam da 4 Milletvekili’nin olduğunu biliyorum.&nbsp;</p>

<p>Bilmek, seçilmek yeterli oluyor mu!? Osmaniye’nin 80 plakalı İL olduğunu 1996 yılından bu yana 80 İlimize ne kadar tanıtabildik!?<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 12:02:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özlenen görüntü yaşandı!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/ozlenen-goruntu-yasandi-515</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/ozlenen-goruntu-yasandi-515</guid>
                <description><![CDATA[Özlenen görüntü yaşandı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasette Gaziantep ilindeki yaşanan olaylar, vatandaşların dilinde takdir edilerek konuşulup, tartışılır!</p>

<p>Bu ilimizde siyasiler seçimler öncesinde birbirlerini eleştirseler de, seçimlerin ardından kentleri için birlik ve beraberlik içerisinde ortak tavır koyarak, birbirlerine karşı rakip olmayı unuturlar.</p>

<p>Tüm siyasi partiler ortak tavır alarak Gaziantep için yapılması gereken hizmetler için uğraş verirler.</p>

<p>Siyasetteki&nbsp;&nbsp;ayrılıkların seçimlerle bitirilerek, ardından gelecek olan süreçte birliktelik ve barış içerisinde yaşanması vatandaşlarımızın da özlemleri arasında yer alır.</p>

<p>Osmaniye’de dün böylesi bir güzellik, aynı zamanda da özlenen olay yaşanırken, Gaziantep’teki siyasi çalışmalar aklıma geldi.</p>

<p>Kent merkezinde, Dr. Ahmet Alkan Caddesi üzerinde, “Karayiğit Ev Concept” işyeri açılışı gerçekleşti.</p>

<p>Bir çok firmanın yetkilisi olarak, geniş bir alanda “Karayiğit Ev Concept”in açılışı yapılırken, havanın hafiften yağmurlu olmasına rağmen katılımcıların yoğunluğu bir yana, siyasetteki “karşıt” olarak tanımlanan isimlerin aynı karede ve barış içerisinde tokalaşmaları hoşuma gitti.</p>

<p>Doğduğum günden başlamak üzere, yıllarımı verdiğim, mesleğimi bu şehrimin gelecekteki güzellikleri için harcadığım Osmaniyem’deki bu görüntüler duygulandırdı beni!</p>

<p>Bu olayın baş aktörü olarak, gençlik yıllarımdan bu yana tanıdığım Ayhan Karayiğit’i ve onun 5 evladını kutluyorum!</p>

<p>Açılış törenine gelenlere bakıyorum; herhangi bir inanç veya siyasi düşünce ayrımı olmadan insanları görüyorum.</p>

<p>Böylesi bir güzelliği bir arada&nbsp;&nbsp;buluşturmak Osmaniye gibi bir yerleşim yerinde kolay olmasa gerek!</p>

<p>Açılış öncesi Kur’an-ı Kerim okunup dua edildikten sonra, Osmaniye’nin MHP’li&nbsp;&nbsp;Belediye Başkanı İbrahim Çenet bir konuşma yaparak, hayırlı olsun dileklerinde bulunuyor.</p>

<p>Ardından Kadirli içesinin CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Mert Olcar açılışta bir konuşma yapıyor.</p>

<p>Daha sonra Osmaniye İl Müftüsü Ali Çakmak, kısa bir konuşmasının ardından dualarla açılışı gerçekleştiriyor.</p>

<p>Açılış kurdelesinin kesilmesi anına baktığımda ise; Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, Kadirli Belediye Başkanı Mustafa Mert Olcar, İl Müftüsü Ali Çakmak, CHP Osmaniye 27. Dönem Milletvekili Baha Ünlü, CHP Osmaniye Belediye Başkan Adayı Serkan Karayiğit, MHP Osmaniye Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye Meclis üyeleri, CHP Osmaniye Belediyesi Meclis üyeleri, OTSO Başkanı Murat devrim Aksoy, Köy ve Mahalle Muhtarları Derneklerinin Başkanları ile Muhtarlar, Siyasi parti ve STK temsilcilerini omuz omuza ve yan yana görüyorum.</p>

<p>Bir işyeri açılışında da olsa,&nbsp;&nbsp;siyasi görüş ayrılığı gözetilmeden&nbsp;&nbsp;buluşabilmek, el sıkışıp sohbet ortamı oluşturmak güzel olsa gerek!...</p>

<p>Böylesi birlikteliklerin, buluşmaların Osmaniye’deki kültür-sanat ve diğer etkinliklerde de yaşanmasını umut ederek, bu güzellikleri oluşturanlara kentimiz adına bir gazeteci olarak teşekkür ediyorum.</p>

<p>Siyasiler ve STK’lardan her zaman böylesi buluşmalara&nbsp;&nbsp;katılmalarını bekliyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 14:43:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tasarruf, eğitim-öğretimden olamaz!..</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/tasarruf-egitim-ogretimden-olamaz-514</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/tasarruf-egitim-ogretimden-olamaz-514</guid>
                <description><![CDATA[Tasarruf, eğitim-öğretimden olamaz!..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülkede; eğitim ve kültür üzerinden “tasarruf” uyguladığınız zaman, insanların ekonomik, sosyal ve düşünce alanlarını da engelleme olayı ile karşı karşıya kalabilirsiniz.</p>

<p>Merkezi veya yerel yönetimler kültür-sanat- eğitim-öğretim alanlarında insanlara değişik hizmetlerin sunulması noktasında ayrılan bütçe ölçülerinde katkı sağlamalıdır.<br />
<br />
Ayrılan bütçeleri başka yerlere aktararak kullanmak, vatandaşlarınızı ve o yerleşim yerinde yaşayan tüm insanların yaşantılarını da olumsuz yönde etkilemiş olursunuz!</p>

<p>İktidar partisi, ekonomik yönden çıkmazlara girmeye başladığı anda, “Tasarruf tedbirleri” uygulamaya başlar.</p>

<p>Bizler yıllardır, arada bir böylesi tasarruf tedbirlerine alışık olduğumuz için, son uygulamaları da garipsemiyoruz!</p>

<p>Tasarruf olmasın demiyorum, ama “Eğitim ve kültürden” yapılacak tedbirler, geleceğimizin teminatı gençlerimiz başta olmak üzere sosyal ve toplumsal yaşamda yaralar açılmasını doğurur!</p>

<p>Türkiye’de genç işsizlerin sorunlarının çözümü için değişik yöntemler hayata geçirilebilir.<br />
<br />
Bakan, Milletvekili veya değişik bürokratların birden fazla yerde görev yaparak “Huzur hakkı” adı ile maaş almaları olayı uygulaması değiştirilebilir. İşsiz ve işinde liyakatlı gençlerimiz buralarda görev yapabilir.</p>

<p>Emekli Bakan ve bürokratlara sunulan “devlet hizmeti” en aza indirilebilir.<br />
<br />
Milletvekili veya Bakanların; korumaları, sekreter, danışman, şoför ve diğer görev yapanlar, hizmet araçların sayıları azaltılabilir. Özel uçaklar yerine tarifeli uçakla yolculuklar yapılması sağlanabilir.</p>

<p>Bu örnekleri anlatmakla bitiremeyeceğime göre, gelelim Milli Eğitim Bakanlığı’nın “tasarruf tedbirlerine!”</p>

<p>Liselerde; Müzik, Beden Eğitimi ve Resim derslerinin kaldırılması olayına değinmek istiyorum.</p>

<p>Bir öğrencinin sosyalleşmesi, duygularını anlatabilmesi, stresini atabilmesi ve kendisini kanıtlayabilmesi için bu derslerin önemini yetkililere anlatmama gerek olmadığını düşünüyorum.</p>

<p>Halk Eğitim Merkezlerinde, 7’den 70 yaşına kadar her insan için açılan kurslarda verilen eğitim ve öğretimler, insanların sosyalleşmesi, eğitim ve öğretim gereği kültür ve sanatsal değerlerin yaşatılması amacını taşımaktadır.</p>

<p>Bu kurslarda usta öğretici olarak çalışan insanlar için aynı zamanda ekmek &nbsp;kapısı ve uğraş olarak bilinmektedir.</p>

<p>Meslek Liseleri’nin azaltılarak, gençlerin okullarda sanatsal çalışmaları kısıtlanırken, HEM bünyesindeki kursların da kapatılması veya kota uygulaması olayı ile MEB'nın bu ülke gençlerinin geleceğine yönelik ne yapmak istediğini merak ediyorum!?</p>

<p>Türkiye genelinde yıllardır HEM bünyesinde değişik; kültür ve sanat kursları açılır, insanlar meslek öğrenirken usta öğreticiler de evlerine ekmek parası götürürdü.</p>

<p>2024-2025 eğitim-öğretim yılında MEB’lığı, “Tasarruf tedbirleri” kapsamında 100 bin dolayında, üstelik yüzde 90’a yakını kadın olan vatandaşların ekmeksiz ve işsiz kalmalarına neden olan&nbsp; uygulama hayata geçirildi.</p>

<p>16 Kasım Cumartesi günü, Türkiye’nin 81 ilinden araçları ile saatlerce yolculuk yaparak Ankara’da Anıt Park’ta buluşan HEM bünyesindeki usta Öğreticiler adına, basın açıklaması yapılırken; medyanın ilgisizliğini gördüğümde üzüldüm.</p>

<p>Halkın ve haklının sesi olma adına çalışan meslektaşlarım Ankara’da “Hak arayan” çoğunluğu kadın olan usta öğreticilerin sorunlarına neden duyarsız kalıyorlardı!?</p>

<p>Adaletin bir gün herkes için gerekli olacağını vurgulayarak, Hak ve haklı olanın hakkını alabileceği günlere selam olsun diyorum!...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 Nov 2024 09:57:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsimlere takılmak!</title>
                <category>Mustafa Bardak</category>
                <link>https://www.haberosmaniye.com/makale/isimlere-takilmak-513</link>
                <author>mustafabardak@haberosmaniye.com (Mustafa Bardak)</author>
                <guid>https://www.haberosmaniye.com/makale/isimlere-takilmak-513</guid>
                <description><![CDATA[İsimlere takılmak!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda bazı anlar oluyor ki, insanların gündemini değiştirmek amacı ile değişik uygulamalar yapılabiliyor.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde&nbsp;&nbsp;Manisa’nın Salihli ilçesindeki “Devlet Bahçeli Kent Meydanı” isminin Meclis kararı ile değiştirilerek “Atatürk Parkı” yapılması kararı AKP ve MHP’li Meclis üyeleri tarafından tepkiyle karşılandı.</p>

<p>Böyle bir değişikliğe gerek var mıydı, yok muydu diye değerlendirme yapılabilir.</p>

<p>Ancak mevcut yer isimlerinin değiştirilmesi olayında tepkilerin olması da doğal sayılmalıdır.</p>

<p>İsim değişikliğini önerenlerin önemli gerekçelerinin de olması gerekir!</p>

<p>Merkezi hükümet tarafından İstanbul’daki “Atatürk Havalimanı” ismi kaldırılırken, yeni yapılan Havalimanına “İstanbul Havalimanı” ismi verilmesi olayı da tepki görmüştü.</p>

<p>Yine bugünkü merkezi hükümet döneminde, Sağlık Müdürlüğü, Ziraat Bankası ve benzeri kamu kurumlarındaki “T.C.” ibarelerinin kaldırılması olayı da tepki görmüştü.</p>

<p>Bu memlekette insanların sosyal ve ekonomik yaşantılarının sağlıklı olabilmesi uğraşı vermesi gereken merkezi ve yerel yöneticilerin bu tür değişiklikler yapmaları toplumda doğal olarak tepki alabileceği düşünülmelidir.</p>

<p>Osmaniye kent merkezinin ortasından geçen, bugünkü ismi “Musa Şahin Bulvarı” olan Bulvarın daha önceki ismi, “Malatya Bulvarı” idi.</p>

<p>Sonrasında “İnönü Bulvarı” olarak ismi değiştirildi, bir süre sonra da “Osmaniye Bulvarı” olarak isim verildi.</p>

<p>Son olarak ise “Musa Şahin Bulvarı” olarak isimlendirilen Bulvar süreç içerisinde isim değişikliklerine uğradı.</p>

<p>Ortaokul binasının yerine yaptırılan Meydana, “Cumhuriyet Meydanı” ismi verildi.</p>

<p>Bu güne gelindiğinde, depremzede esnaf için çarşı yapılması neticesinde “Cumhuriyet Meydanı” levhası yerinden sökülerek, böyle bir Meydan’ın isminden söz edilemez hale gelindi.</p>

<p>Osmaniye’de Devlet Bahçeli ismi ile bir Meydan, bir de Bulvar ismi bulunuyor.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Osmaniyeli olması ve Osmaniye Milletvekili olması nedeniyle Meydan ve Bulvar da isimlerinin yaşatılması insanlar tarafından doğal olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Osmaniye’de bir de MHP&nbsp;&nbsp;Kurucu Genel Başkanı Alpaslan Türkeş ismini taşıyan Cadde bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Osmaniye yerel yönetim tarihlerine baktığımızda en uzun sürelerde yönetimi elinde bulunduran MHP’nin kurucu Genel Başkanı Alpaslan Türkeş ismini taşıyan Cadde, o partinin liderine yaraşır olarak düzenli olmadığı olayını izleyenlerin yorumlarına bırakıyorum!</p>

<p>Musa Şahin Bulvarı üzerinden Alpaslan Türkeş Caddesine döndüğünüzde, kaldırımı bulunmayan, çevre düzenlemesi yeterince olmayan caddenin görünümü bu kente yakışıyor mu!?</p>

<p>Kıbrıs Şehidi Albay Halil İbrahim Karaoğlanoğlu parkını gözlerinizin önüne getirin. Beton yığını halinde ve gölge olacak ağaçlar azaltılmış durumda.</p>

<p>İsimlere takılmak yerine, isim verilen yerlerin korunup geliştirilmesi, yaşanabilir hale getirilmesi önemli olmalıdır.</p>

<p>Var olan isimlerin değişikliğe uğratılarak, insanların gündemlerini değiştirmek, kafaları karıştırmak doğru bir davranış olabilir mi!?<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Nov 2024 15:23:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.haberosmaniye.com/images/kullanicilar/2021/06/mustafa-bardak-1624540374.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
