![]() |
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
![]() |
| Ümran Çetin |
![]() |
| Ömer Cerit |
![]() |
| Murat DOLU |

|
haberosmaniye grubuna kayıt ol |
| Ziyaret et |
|
Osmaniye İş Rehberi |
|
|
Eh, konumuz su ya; bakın görün şimdi nasıl da sulu bir yazı olacak!
Çok şükür, içmesuyumuza kavuştuk. Zorkun’dan su geldi. İçmesuyu… Hayır, gelmedi; getirildi.
Davut Bey getirdi. Sayın Başkanımız, Davut Çuhadar getirdi. Osmaniye’nin Belediye Başkanı getirdi suyu. O’na sonsuz kere teşekkürler.
Su gibi azîz olsun Başkanımız!
Tebrikler…
Bizim başkanımız çok akıllı. Cin gibi. Zekî mi zekî…
Ne iyi etti de biz Osmaniyeliler’i yayla suyuna kavuşturdu. Uyanık adam vallahi… Ben safım, beni suya götürür susuz getirir. Nitekim öyle de oldu!
İçmesuyunun “açılışına” gittim ve susuz döndüm eve.
Gerçi su dediğin nedir ki? Al sana iki adet hidrojen, yanında da bir oksijen, tamam oldu su işte…
Yalnız inkâr etmemek lazım, bu Zorkun yayla suyu çok kaliteli. Vitamin ve mineralleri fazlaca, kireci de az. Zeytinyağı gibi insanın boğazından akıp gidiyor, işkembeye doğru…
İçince de insanı diriltiyor. Kan yapıyor, enerji veriyor. Hafızayı kuvvetlendiriyor. Saatler sonra evdeki musluktan akmaya başlayan bu sudan içtim ve tesirini hemen fark ettim. Hafızam açıldı, bir şeyler hatırladım!?
Neyi hatırladığımı unutmazsam az sonra anlatacağım…
Onbirinci ayın onbirinde, saat onbirde “açılacağı” duyurulan Zorkun içmesuyu… Bakın olmadı işte cümle; sonu suya battı. Su açılır mı canım! Zaten Davut Bey de öyle demişti “açılış” töreninde: “Bu bir açılış töreni değil, sadece vanalar açılacak…”
!!! ???
11’inci ayın 11’inde saat 11’de Pazar günü Karaçay su deposundaki tören, biraz sulu geçti. Yağmur yağdı, sevinç gözyaşları yüreklere akıtıldı (Bu ifadeyi Türk Dil Kurumu acilen yasaklasın!)
Çiseleyen yağmur altında tören alanına ulaştığımızda sürprizlerle karşılaştık. Radyo 80’in en tüzel sorumlusu Şükrü Tozluklu ile yine aynı radyonun en sözel programcısı Ali Can ve hatta yine yeniden aynı radyonun en özel sorunlusu ben Ali Tatlı, Bermuda Üçgeni gibi çamurlardan atlayıp-zıplayıp kalabalığı yardık…
Sürpriiiizzz…. Herkes elma ve simit yiyordu!! Kahvaltı niyetine! Özel Kalem Müdürü (acaba müdiresi miydi?) Hülya İnan hanfendiyle yanındaki şık hanfendiyi sabah reveransıyla selamlarken “Ooo maşallah sabah elması ha!?” dedim. Hülya Hanım ekleme yaptı cümleme “Evet, güzellik için…”
Sabah komplimanımı patlattım “patavat”ım üzerimde olmadığı hâlde: “Sizin ihtiyacınız yok ki..!” Hazırcevap Hülya Hanım, eğreti ve deforme komplimanımı, sesinin raketiyle geri yolladı: “Siz yiyin elmaları…”
İşte bu olağanüstü zekîce hazırcevap keyfimi yerine getirdi. Kaptım oradan iki elma…
Basın Yayın Bürosu’ndan Hasan Germen ve Yasin Özkan selamdı bizi. Sonra Basın Yayın Müdürü Bahadır Erdem Bülbül’le hasbıhal eyledik. Tıpkı biz Radyo 80’in muhteşem üçlüsü gibi, belediye basın bürosunun bu muhteşem üçlüsü de sevinçliydi. Sanki onlar veya biz babamızın bahçesinden su bağışlamıştık millete… Selam-kelâm sürerken, tören başladı.
Bahadır Bey’in güzel sunumuyla birileri kürsüye çıktı çıktı konuştu. Gayet teknik bilgiler fena hâlde canımı sıktı. Bilmem kaç inç, kaç milim boru ne kadar kilometre… Beyefendiler nasıl, ne şekil, ne kadar boru döşediklerini büyük keyifle anlattı.
Kesinlikle benimle birlikte dinleyiciler de içinden yağmur duası yapmıştır, yağmasın diye!!
Boru meselesini geçtim… Ne kadar uzunlukta ve ne kadar çapta boru döşendiğini nasıl olsa gelecek su faturalarından öğrenecektik…
Boru mu!
Allah’ım sen bizi koru… Kabarık su faturalarından!
Bu arada bir başka konuşmacıda, kürsüdeki banka müdüründe takıldım kaldım. Ne bankası anlayamadım; ilçeler bankası mı iller bankası mı, duyamadım… Her ne ise, o bankanın müdürü çıkıp da verdiği krediyle bu boruların döşendiğini söyleyince, “Ağabeycim tamam yahu, kredi verdiysen verdin de niye bu kadar milletin içinde başımıza kalkıp duruyorsun?” diye, bağırmak istedim. Sustum kaldım öylece. İçimden gelen sesleri bastırmakta zorlandım (Böyle bir duygu içimizin hangi lokal bölgesinden geliyordur acaba?)
Oh be, sonunda Başkan da çıktı kürsüye… Konuştu!
Gerçekten aurası yüksek bir adamdır şu bizim Başkan… Yüksek olmasına yüksek de, bence bu auranın nirengisini kontrol etse iyi olur. Yön hatası var! Onca hizmetlerine karşılık hâlâ bu adamcağızı sevmeyenler, antipati duyanlar var; görüyorum ve duyuyorum caddelerde-sokaklarda… Halk söylüyor, konuşuyor.
“Bu bir açılış değil, sadece su vanaları açılacak” dediğinde “Vallahi akıllı adam şu bizim başkan” diye mırıldandım. Şimdiye kadar çok büyük açılışlar yaptığını, yakın zamanda daha büyük açılışlar yapacağını anlatınca az evvelki cümlesini tercüme edebildim. Demek istiyordu ki: “Bu da açılış mı canım, siz asıl benim diğer projelerimin açılışını bi’görseydiniz, dudağınız uçaklardı herhalde…”
Başkan Davut Bey, “büyük açılış”tan söz açtığında Allah var hiç aklıma gelmemişti lafı Yaveriye konutlarına getireceği…
Başkan “Bakın, yukarıda görüyorsunuz” dedi ve sustu bir müddet. Tören çamurundaki herkes yukarılara, gökyüzüne baktı, baktı… Simsiyah bulutlardan başka görecek bir şey olmadığı anlaşılınca dağlar gözlerle tarandı, başlar yukarıda fakat radar gibi sağa-sola çevrildi, bakmaya değer bir şey bulunamadı. Davut Bey’in cümlesi imdada yetişince bu kez meraklı bakışların yönü değişti… “İşte şuradaki Yaveriye Konutlarını açacağım…” dediğinde, mesele anlaşılmış ve dinleyiciler rahat bir nefes alabilmişti. Yaveriye konutlarının görünmesi imkânsızdı, çünkü görüş mesafesi çok düşüktü… Her yerde sis ve duman olduğunu unutmuştu herhalde Başkan! Bir de bakmayın siz Başkan’ın “şuradaki..” dediğine… Açık havada bile görünmesi neredeyse mümkün değil. Çok uzak yahu!
Konutların siluetini seçebilmek için atmaca gözü lazım halbuki…
Davut Bey kürsüden indi, Vali Bey çıktı. Osmaniye Valisi Zübeyir Kemelek, kısa konuşmasını “Su gibi aziz olasınız” çamuruna saplamadı, onun yerine çok güzel bir kapanış cümlesi sundu: “Su gibi bahtiyar olasınız…”
Davut Bey, yeniden kürsüye çıktı ve herkesi
Tören çamurundakiler birbirlerinin gözlerine baktı. Nasıl yani? Şu çamurda mı? Zorkun suyu burada olmayacak mıydı? Madem su oradaydı, yani
Protokol en önde, kalabalık katılımcılar çamurlu yokuşu davul-zurna eşliğinde tırmandı, vanaya ulaştı… Ben gitmedim. Uzaktan izledim. Vanası açılan Zorkun suyu tazyikle Karaçay deresine doğru püskürüyordu…
Bu arada hoparlörden bir ses duyuldu. Barak mı varak mı, gazel mi, türkü mü bilmiyorum, yanık yanık söylüyordu adamın biri. Bu bir uzun havaydı, fakat havanın cinsini müzik cahili olduğum için anlayamadım.
Belediyenin sesten ve sisten sorumlu genel işler müdürü Macik Bey, teybe kaseti atmıştı; yani CD çalara bir müzik CD’si yerleştirmişti. Davulun sesi uzaklaştıkça, hoparlörden yankılanan müziği daha iyi duymaya, cümleleri de net seçmeye başlamıştım.
“Gaaarşikey deeepeleriiiiyynnnaaaardındayyynn ahşaaaam oooooluyoooooyyyrrr… Amayyynn…”
Konsept süper... Açılışla ve açılışın doğal ambiyansıyla tam uyumlu!
Maşallah Ozan da çok güzel söylüyordu!
Fakat bi’saniye, sözleri size tercüme etmem gerekiyor:
Ozan burada, bu icra-i sanatında, karşıdaki tepelerin arkasında akşam olduğunu haber veriyordu…
Su gelir güldür güldür, gel de yâr beni güldür, türünden kıvrak bir hava daha anlaşılır ve daha eğlenceli olabilirdi.
Su güldür güldür, biz ise paldır küldür Osmaniye doğru yola çıktık. Eve heyecanla koştum, musluğu açtım. Tısssss… Sabahtan beri su kesik!
Akşama doğru çeşmeden önce çamur aktı, sonra berraklaştı ve nihayetinde tatlı mı tatlı su akmaya başladı.
Zorkun suyunu içer içmez hafızam açıldı. Davut Bey, iki yıl önce Zorkun’dan su getirme işine karşı çıkmıyor muydu?
Ne çabuk unuttunuz!?
Var mı benimle iddiaya giren?
| Hüseyin Kengerli |
![]() |
| Bekir Zakir Çoban |
![]() |
| Bahir Yıldırım |
YUda Pilatory Saç Çıkartıcı Saç dökülmesinde en etkili çözüm