haberosmaniye


 

AÄŸustos 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31

Ümran Çetin
Ümran Çetin
Ömer Cerit
Ömer Cerit
Murat DOLU

Abdüllatif Şener'in kuracağı siyasi parti hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Başarılı olur
Şartlara bağlı
Başarısız olur
Son FotoÄŸraflar
Serinhisar yöresel kıyafetler - Üç etek
Osmaniye Karaçay Şelalesi
Saimbey İlköğretim Okulu

website counter

Google Gruplar Beta
haberosmaniye grubuna kayıt ol
E-posta adresiniz:
Ziyaret et

Firma ya da iş kolu arayın Firmanızı Kaydedin

Osmaniye İş Rehberi

 

  


Sacekimiresim
Ana Sayfa > Haberler > Yatırıma bürokrasi engeli
 
Yatırıma bürokrasi engeli
Fatih Nurhan Yaz
Fatih Nurhan Yaz

Almanya, Rusya, Gürcistan ve Japonya ortaklığındaki firma, Osmaniye'de kurmak için 6 aydır mücadele verdiği tesisten, bürokratik engeller nedeniyle vazgeçti. Firma, yılda 15 milyar dolar ciro elde edecek, 1 milyar 200 milyon dolarlık yatırımı Suriye'ye kaydırma kararı aldı.
Gravitesi düşük petrol ve maden yataklarını işleyerek, petro-kimya ürünleri ve bakır, gümüş gibi değerli madenler elde edecek tesisi kurmak isteyen AVEDAS'ın Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Nurhan Yaz, bürokratik engellerle karşılaştıklarını bildirdi.
Türkiye'de yıllık yaklaşık 120 milyon ton çöp çıkarıldığını ve bunun gömüldüğünü anımsatan Nurhan Yaz, "Bu çöpleri sentetik petrole çevirecek bir tesis kurmayı planladık. Tesisle, çöpün yüzde 50'sinden petro-kimya ürünleri elde edilmesi, bunu işlerken de, Keban Barajı kadar elektrik üretilmesi hedeflendi" dedi.
Yaz, Osmaniye'de 6 aydır kurma mücadelesi verdiği 1,2 milyar dolarlık ve 3 bin kişinin istihdam edileceği tesisi, bürokratik engeller nedeniyle Suriye'ye inşa etmeye karar verdik" diye konuştu.
Vali Zübeyir Kemelek ise firmanın yaklaşık 6-7 aydır bölgede çalışmalar yaptığını, yer tahsisi konusunda kendilerinin yardımcı olduğunu ancak, yasal engeller nedeniyle belirlenen yerlere tesis kurulamadığını vurguladı.


 

Gelen Yorumlar
Toplam 22 yorum, 1-20 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Böyle geridönüşüm çevre yatırımları olmadığı taktirde 5 yıl içinde içecek sağlıklı su bulamıyacaktır Türk halkı çevre kirliliği ve sera etkisiyle toprakların ph derecesi 3-4 kadar düşmüştür. 10 yıl içindede tarımda bitecek tarım ve suyu biten denizleri kirlenen ülkenin turizmide bitecektir. İzaydaş bir atık bertaraf tesisi değildir. Ülke teknoloji ve yatırımı kaybetmiştir. Brokrasiyi şimdiden kutlarım bir Türk vatandaşı olarak 120 milyon ton çöp ve tehlikeli atığa çözüm istiyorum bu vatan herkezindir. ben elimden geldiği kadar sahip çıktım yatırım için hale rus ortaklarla kavga ve savaş vermekteyim bu yatırım şartlar ne olursa olsun TC olacaktır. Ne Ruslar aptaldır nede Fatih Nurhan yaz ve yabancı yatırımcılar Ceyhan bölgesi parsellenmiştir devletin yerleri ele geçirilmiş ve yatırım yapılmamıştır. ortak yatırım içinse devletin arazisi 250 milyon dolar değer biçmektedirler. Bundan dolayı hiç bir Türk yatırımcıya bu proje verilmemektedir. Türk yatırımcıları ve iş adamları Türk halkına bir tane çevreci bir proje sunsunlar: asla sunamazlar çünkü günlük kar peşinde olup çevre projoleri geliştirilmemektedir bilim adamlarımız feryadı koparıyor çevre elden gidiyor diye bu ülkede bilim adamlarının verdiği S.O.S duyarlı değil bu vatan elden gidiyor. 15.11.2006
fatih Nurhan YAZ eklemiş. | 15 Kasım 2006 Saat 13:22
görüşlerinize katılmamak mümkün değil fatih bey. çok haklısınız. haberde bürokratik engel deniyor ama açıklama yapılmamış. siz haberde sözü edilen fatih bey misiniz ? neydi bu engeller insanın aklı almıyor olayın içinde biri olarak değinir misiniz konuya.
cumhur eklemiş. | 15 Kasım 2006 Saat 16:37
gerçekten araştırdım, araştırmak zorundaydım. böyle bir tesisi bu ülkeden kaçırılacağını sanmıyorum. ama şuda bir gerçek , suriyede milyonlarca ton petrokok un ve gravitesi düşük petrolün işlenenebileceği ve böyle bir tesise suriyeninde acil ihtiyac duymasıdır. SWuriye ekonomisi böyle bir tesisle ihya olur kanaatındayım. Yazılarım yanlızca düşüncelerimi yansıtıyor, ne yazıkki çözüm yukarlarda. inşallah tez elden karar verilirde insanlar şu işsizlikte iş bulup evlerine ekmek götürebilirler.
elif eklemiş. | 04 Aralık 2006 Saat 19:54
Su anda turkiye bu işin farkında degildir en degerli varlık su ve tarımdır izmit yuvacık barajı su kalmadı 3 sene sonra bu yazımı tarihe yazın abdest alacak su bulunmayacak soruyorum dindar siyasıcilere neyle abest alacaklar kuresel ısınma acıkca ortadadır bu bır boyutu asıl olan tehlıkeli atıklar 1 kg atık yag 8OO.OOO ton yer altı suyunu kırletmekte 120.000 mılyon ton atık nerede kım ımha edecek tabii en kısa yol yakmak ve gommektir brokratık acızlıge en buyuk cezayı verıyorum yatırım yapacagız ancak özur dıleyecekler ve yer ve tum desteklerı vermelerı halınde ben teknolojı sahıbı olarak 3 mılyar usd proje lısans bedelı ıstıyorum TC sansını kaybettı yunanıstanla anlasma yapılmak uzeredır turk halkı bunu asla unutmasın 3 sene sonra gorecegım ıcecek suyunuz kalmayacaktır bu bılımsel olarak 12 yurt dısı akademı raporu vardır brokratlar sımdı halka temiz su bulsunlar TBMM acil kanun cıkartsın Muslumanlar 5 vakıt abdest alıp suyu tuketmesın bu yuvacık ızmıt ornegı bu yagıstan hangı su kaynagı analız edilmıstır analız edıpte ıctıgınız ve tarım alanlarını suladıgınız suyu once ogrensınler bu bugunku hali 3 sene sonra ne olacagı acıkca ortada olacaktır. devlet gercek yatırımcıya destek olmuyor projemiz teknolojımız paramızla ıs yapamadık brokrasinin tlan ve yamyam hırsız kadroları sımdı ınsanlara ıs bulsun ulkenın suyunu ve topragını korumaya yonelık teknolojı bulsun bu teknolojıyı sımdı TC yunanlılardan alsın 3 mılyar usd TC sansını kaybettı daha basına konusmuyorum zamanı var secımlere yakın belgeler cıkacaktır brokratlara soruyorum 5 yıldır parselledigınız ceyhan bolgesınde verdıgınız arazılere kac tane yatırım yapıldı bır vurgun ve hırsızlıktır. konusma zamanım yakında ben bu ulkenın acızlıgıne acıyorum bunu unutmayın avrupanın buyuk yatırım fonları bu proje ıcın 3 mılyar usd acık kredı destğı verdığı yatırımı kaybettı kusura bakmasınlar hıc bır yabancı ne fon ne banka nede yatırımcı aptaldır bu proje ıcın ancak yabancı sermaye gelmıstı gıdın bilim adamlarınızı uzmanlarınızı getırın cozum bulsunlar artık arazıyıde versenız bu yatırımı ve teknolojıyı YUNANISTAN sırketıne lısans ve proje bedelı telıf hakkı 3 mılyar odeyınce gorecem bu teknolojı TC bedava gelmıstı ustelık yatırımda yapacaklardı sımdı yanlız proje bedelı ve tesıs yatırım bedelı olarak 6 mılyar odeyın bu parayı AB kredı olarak sıze verecek ıste bu beyınsızler yuzunden 6 mılyar gıder artı olarak bu tesısın karanı alırlar sız sımdı gıdın hırsız vurguncu holdınglerınız yatırım ve proje teknolojı getırsın ama halkın ne sucu var bıraz cekmesı ve bılınclenmesı gerekır kaza gelıyorum der ınanmazlar arac kaza yapar hastanede olur sukurder ama doktor hastaneyı terk ederse mezarda basına gelenı anlar bızım mıllet boyle herkez yamur duasına cıkar yagmur yagsın dıye bende yagmasın dıye dua edıyorum belkı susuz kalırlarsa anlarlar bu yıl ekın alınmayacak cıftcı batmıstır seneye gorusmek uzere

saygılar

F.Nurhan YAZ
fatih Nurhan YAZ eklemiş. | 19 Aralık 2006 Saat 13:13
Bu ...... yazdığı yazıdan da anlaşılacağı gibi tamamen provakatif ve asılsız bir konuda lüzumsuz yaygara çıkarılmaktadır. Tüm Yurttaşlarımı aklıselim ve herşeyi iyi analiz edebilen insanlar olarak görmek isterim. Her ne şekilde ve nerede olursa olsun bu yüzsüzle karşılaşmak ve belgelerle isimlerle cevap vermek isterim. Fatih Nurhan YAZ tarafımdan yönlendirilerek ve benim gibi pek çok insanın parası ve zamanı harcanarak , değerli Devletimizin Değerli Bürokratları ve tüm ilgili ilgisiz Devlet Ricali tarafından öncelikle değerlendirilmiş ancak bu adamın bir hayalperest olduğu ve hiçbir sözünün yerine getirilmediği görülmesine rağmen kendisine her konuda destek sağlanmıştır. Ancak bu fırsatçı zavallı aklınca Devletten para yardımı alacağını umut ederek başladığı bu işte ne kadar bayağı bir ideolojinin artığı olduğunu zaten Kutsal Yurdumuza (TC) diye hitap ederek kanıtlamıştır. Hangi kanalda veya hangi basın kuruluşunun yayın organlarında isterse karşılaşalım ve sahtekarlığını yüzüne çarpayım. HODRİ MEYDAN BU MEMLEKETE VE DEVLETE B.K ATMAKLA ŞÖHRET OLMAK İSTEYENLERE DUYURULUR : VATAN DA HERŞEY GİBİ SAHİPLİDİR VE SAHİPSİZ SANANLARIN SONU HÜSRAN OLACAKTIR MURAT
Murat eklemiÅŸ. | 26 Åžubat 2007 Saat 22:21
ben şirketin kurucu ortaklarındanım bir fiil işin ilk çalışmalarını ben yaptım büyük bir aşama kaydederek belli bir noktaya geldik fakat osmaniyedeki arazi orman arazisi çıkınca işler yarıda kaldı ancak orman arazisi denilen yerde tekfen firması 10 yıl şantiye olarak kullanmış ve arazinin büyük bir bölümü betonarme dir. Zemin 10 cm-15 cm kalınlığında betondur. Ve buraya orman arazisi diyorlar. Oysa gerçekten bu tesisin bütün arge çalışmalarını ilgili kuruluşlarla ve kişilerle temaslara geçerek gerçekleştirdik.Asla bir hayal değil ama bazı sebeplerden dolayı işlemlerimiz yarıda kaldı. Gerçekten petrolda dışa bağımlılığı en aza indirecek bu tesis neyazıkki kurulamadı. Yukarıdaki yorumlardaki murat arkadaş eğer bildiğim murat sa onunda işin olmamasında katkısı bulunmaktadır.Oysa herşey daha güzel olabilirdi. Olsun memleketimizin canı sağolsun daha çok projeler gelir gider herşey BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİ için bu memlelet için canımızı bile seve seve verebiliriz. Hoşcakalın.
Erkan DAÄžAÅžAN eklemiÅŸ. | 28 Åžubat 2007 Saat 18:41

Editör Notu:

Sayın Yaz:

Yorumunuz yayınlanma ölçütlerine uymadığı için onaylanmamıştır.

Saygılarımızla

fatih Nurhan YAZ eklemiÅŸ. | 22 Mart 2007 Saat 01:01
teşekürler sayın insanlar basında duyun 3 fabrika bir anda yapılacak siz hangi adama oy vereceksiniz bunu ögreneceğim yatırımı yapacağım bu iş arazi pazarlama işi olmuş siz pazarlayın devam edin size kurulan fabrikalar örnek olacak bando calsanız bille gelmiyoruz saygılar.

güzel cok güzel osmaniye halkı ben kaybetmedim siz bu sorunun cevabını alın. sizlere saygılarsunuyorum


fatih nurhan yaz eklemiş. | 04 Mayıs 2007 Saat 01:14
sayın halk kahramanları kardeşler butip vatan için verilen müca
delelerin bizlerin gururlandırır.Sizin gibi insanlar kendilerini feda ederken bazıları vatana nasıl ihanet ederiz diye uğraşıyor.ALLAH sızlerin yardımcısı olaçaktır eminiz bu mücadelerinizin devamını
ni ister işlerinizde başarılar dileriz
HACILAR GURUB eklemiş. | 27 Eylül 2007 Saat 12:53
böyle bir projenin gercek olduguna inanmiyorum. Fatih Nurhan Yaz tarafindan bircok vaatler verildi. Almanya´da Bürolar acilacak dendi. Bizim tarafimizdan Almanya`ya gelmeleri icin davetiyeler cikartilip kendilerine gönderildi. Fakat sonuc büyük bir fiyasko oldu. Herseferinde en kisa zamanda geliyoruz dendi. Ama o en kisa zaman hic gelmedi. Bunlarin amaclari sadece Fonlardan Paralari calip baska yerlere aktarmaktir. Buda bir nevi dolandiriciliktir. Böyle insanlara inanmayi
Yusuf eklemiş. | 09 Mayıs 2008 Saat 14:58

MRB ARKADAŞLAR BU PROJE NE DERECE DOĞRU BİLMİYORUM BİLDİM BİR GERÇEK VAR KESMEBURUN KÖYÜNE YAPILMASI DÜŞÜNÜLEN ÇİMENTO FAPRİKASININ NASIL RUSAT ALDIĞI HİÇ BİR BÜRAKRATİK ENGELE TAKILMAMIŞ BUNLARA NASIL RUSAT VERMİŞLER NORMAL ŞARTLARDA ORALAR TARİHİ ÖREN YERİ VE TARIM ARAZİSİ ARKADAŞLAR BİRAZDA ORALARLA İLGİLENİN OSMANİYE TEŞVİKTE BİRİNCE ÖNCELİKLİ YER OLUNCA ORTALIK SANSARDAN GEÇİLMEZ BU TÜR İNSANLAR HEP FIRSAT KOLLAR BUNA KARŞI DİKKATLİ OLALIM GÜZEL OSMANİYEMİZE SAHİP ÇIKALIM SELAMLAR
özcan poyraz eklemiş. | 10 Mayıs 2008 Saat 08:13
BU FATİH DENEN VATANDAŞ NERELİ ACABA HANGİ DAĞIN AVCISIU
özcan poyraz eklemiş. | 10 Mayıs 2008 Saat 08:14
Bu yazı iyi bir şey ekliyorumhırsızlar ve uğursuzlarmeyve veren ağacı taşlar siz ne ürettiniz bu dünyada ama ben size bilimsel bir raporla cevap vereceğpim seviyesiz benini 30 milyon usd dolandıranlar bu insanlar hırsız mütahitler önce kendilerini tanıtsınlar yusuf denen hırsız bir hısız mütahittir is vermedik kovululmuş şimdi çamur atıyor tv lerde kendili bu ülkenin hırsızları görecek yakında ERGENOKONDAN daha büyük bir olay olacak bu hırsız ve vatan hainleri için şimdi benim 16 milyar euro param var siz pislikler şimdi nasıl bana cevap vereceksiniz ben bu ülkede yuatırımın yapmıyorum ancak sizi halk mahkemesine çıkmanız durumunda linç edilmeniz durumunda bu ülkeye yatırım gelecektir.

saygılar
fatih Nurhan YAZ
Fatih Nurhan YAZ eklemiÅŸ. | 17 Temmuz 2008 Saat 09:22
Tüm dünya bu ülkenin pisliklerini 11 milyon sayfa belge ve bilgi ilele görecek. Size şunu söyleyeyim Rusya ve Türk ülkelerindeki tüm bazı mayfa holdingler ve onlara bağlı devlet yöneticilerin pğislikleri 13 yıldır belgeler 132 üniverste tarafından toplanmıştır. Hırsızlar artık bilimden kaçamayacaktır. Petrol kaçakçıları iyi bilir. gemi syir defterleri yalan söylemez türk savcılarına davetiye gümrükler bankalar doğru ama kaptan defteri daha doğrudur. Bu varan bir. 280 MİLYAR TÜRK HALKINI DOLANDIRANLAR.***? kim.

Tüm ticaret odaları siz kendi ülkenizi soydunuz yüksek fatura kestiniz veonayladınız. Yurt dışına tekrar çifte bir fatura keserek 17 ülkeyi zarara uğratınız. siz kimsiniz hırsızlar bu gün domates yasaklarır yarın hırsız ülkelerle ticaret durdurulur.

Bu ülkeyi soyanlar cevap versin laf atmasın belgeler pazar akşamı tüm meyyaya veriliyor

kafkas kartalı eklemiş. | 19 Temmuz 2008 Saat 01:22
AKLIN YOLU BİRDİR:

Herşeyden önce şunu belirtmek isterim. Dağına taşına kumuna toprağına hasret kaldığım ülkemden çok uzaklardan yazıyorum. Dışarıdan baktıkça AB nin adeta kuklası olmuş bir yönetim, siyasetin bu derece kirlendiği, siyasilerin yarattığı güvensizliği, ülkemin TBMM oturarak evlatlarımızın sırtından maaşları ödenen şehitlerimize şehit bile demeyen ülke evlatlarını birbirine düşürerek kendi çıkarları uğruna siyeset yapanlara göz yumanlara yazıklar olsun derken, ülkemin iyi niyetli insanlarının yaşadıkları çaresizliği ve cehaletin vermiş olduğu kaosu gördükçe de çok üzülüyorum. İçimden diyorum ki haydi ülkemin anaları siz bari bu gidişe yeterse yeter artık b dur deyin. Köylüsüyle kentlisiyle kadın olmakta, ana olmakta birleşin evlatlarınızın geleceği, daha güzel bir Türkiye için elele verin. Sizin desteğiniz ve oylarınızla başa gelenleri başınıza kral etmeyin. Onların tuzu kuru kadınları da rahat ya sizler ya çaresizler... onların sahibi yok mu ? Siz kadınlar gücünüzün bir farkında olsanız bir eleele verseniz bakın o zaman neler değişir.

Tesadüfen sitenize girdim. Bu yazı gözüme çarptı. Tüm yorumları okudum ve elimi vijdanıma koydum. Biraz düşündüm birazda araştırdım. Googleden konuyla ve yatırımcı şirketle alakalı araştırma yaptım. Yatırımcı şirketin bir çok alanda faaliyetlerinin olduğunu gördüm.

Ne kadar acıdır ki ülkemizi soyup soğana çevirenler baş tacı ediliyor. Hayırıl bir iş yapmaya kalkanlar ise çıkarcı guruplarca engellenmeye çalışılır. Bir de vatandaşı aptal yerine koyarak ahkam kesenler hem suçlu hem güçlü ortadalar. Bazen kendi insanımı anlamakta güçlük çekiyorum.
Türkiye'de işsizlik had safhada iken hem de kendi insanımız olan bir vatandaş çıkıp yatırım yapmak istiyor ve her nedense her kimler se kimlerin çıkarına dokunuyorsa neden bu yatırıma engel 0lunuyor ?Sonuçta bu yatırımdan çoluk çocuğuna ekmek götürecek vatandaşın iş imkanı neden elinden alınıyor ? Acaba bu yatırım yapacak vatandaşa bir fırsat verilse ' hadi bakalım hodri meydan yapta görelim' dense ve bu yatırımın kontrolü de yapılsa olmaz mı ? Bu memleket sahipsiz değil diye ahkam kesenler, bu yatırım değil provakatör diyenler topluma ne veriyorlar çok merak ediyorum. Açın, garibanın , yoksulun halini derdini biliyorlar onlara iş ve aş imkanı sağlıyorlar mı? Yatırım riski alıyorlar mı ? Hayır ...yok sa onlar sadece kendi çıkarları olmadığı yerde mi ahkam kesiyorlar. Tok açın halinden anlar mı ? Bu yatırımcı ve tüm dünya araştırmacılarının da belirttiği gibi küresel ısınma yüzünden 10-15 yıl gibi yakın bir gelecekte ülkemizde su ve gıda sıkıntısı olacağını sağır sultan bile duydu ve tüm dünya ülkeleri 50 yıllık önlemini almaya çalışıyor . Kendi petrollerini kendileri üretmeye çalışıyolar. Kendi yer altı kaynaklarını kendileri işliyorlar. Başka ülkelerin yer altı zenginliklerini öyle ya da böyle ele geçirmeye uğraşıyorlar. ırakta ki savaşın nedenini küçücük çocuklar bile biliyor artık. Yıllarca ülkemde sağ-sol dendi o gurup bu gurup dendi kime ne oldu olan bize oldu. olan gencecik evlatlarmıza oldu. Anaların yüreği yandı. Ya şimdi neler oluyor benim güzel vatanımda ' sözde başörtüsü ' sorunu bilmem şu sorun bu sorun yapay gündemle oy avcılığı ... Bir ülkede ekonomik rahatlık yoksa huzur da olmaz. Aileler de öyledir. Eğer sizin yeterli geliriniz var sa ve maddi sıkıntı çekmiyorsanız huzurlu uyursunuz. Gelecek sıkıntısı çekmezsiniz değil mi ?

İşte birileri de Türkiye kendi ayakları üzerine basan bir ülke haline gelmesin istiyor. Bize muhtaç bana muhtaç olsun ki sırtından borcu eksik olmasın istiyor. Biz ülke olarak neden kendi yeraltı zenginliklerimizi işletemiyoruz ? İşlettirmezler çünkü o zaman ekonomik huzur gelir bolluk olur ve bizlerde kimseye muhtaç olmayız bu istenmiyor değil mi ne dersiniz ?

Yatırımcı olan kendi insanımız olunca 'vurun kahpeye ' yapıyoruz. eğer bu yatırımcı Türk değil de yabancı olsaydı 3-5 kuruşa köyümüzü , işlemekten aciz olduğumuz topraklarımızı çıkarımız uğruna satardık değil mi ? Bu yatırımcı vatandaş neden durup duruken yaygara koparsın? Neden medyaya çıksın ? Neden ağrımayan başını ağrıtsın adam yatırımını gider başka ülkelere de yapar değil mi ? Elinde gerçekten belgeleri olmayanlar medyadan kaçarlar medyaya cevap bile veremezler. Bu insan diyor ki ben yüzleşmeye belgelerle hazırım diyor ? Ona ithamda bulunanlar neden yüzleşmekten kaçıyorlar ? Neden onun kendisini ifade etmesi engellemeye çalışılıyor? Neden konuşmasına fırsat tanımıyoruz ? Birileri doğruların bilinmesini mi istemiyor dersiniz ? Demek ki olayları iyi analiz etmiyoruz . İnsanlara konuşma fırsatı vermeden hemen ön yargılı davranıyoruz. Birbirimizi yemekteyiz. Birileri neden ve niçin bu yatırıma engel oluyorlar bunu hiç düşündünüz mü acaba ? Osmaniyemize sahip çıkalım diyenler aynı bölgede kaç mera kaç dönüm arazi kimlere peş keş çekildi haberi olan var mı ? Böyle büyük bir yatırım için ' orası orman arazisi görünüyor' diye bu yatırıma engel olanlar aynı yerde yıllardır neden başka bir şirketin işletmesi için müsade etmişler bunu kim açıklayacak peki ? Demek ki böyle bir yatırım yapılması birilerinin çıkarını zedeliyor ? diye insan düşünmeden de edemiyor. Murat bey kardeşimiz acaba kaç üniversite bitirdi bu konuda acaba kaç araştırma yaptı ? Ya da bu proje başlarken işin içinde olmak istedi de diğer mütahit arkadaş gibi olamayınca çamur at izi kalsına mı uğraşıyorlar yada bu yatırımın olmasını istemeyenlerle bir bağlantıları mı var diye düşünmek istemiyoruz. İnsanlar önce kendi çıkarlarını düşünerek hareket etme erdemsizliğinden vaz geçipte, böyle bir yatırım köyüme kasabama insanlarıma ülkeme ekonomik katkı sağlayacak mıyı önce düşünseler işte o zaman gerçek bir vatansever olmuş olurlar diye düşünüyorum.

Rab bana hep bana düşünenlerin yüzünden ülkemin insanlarının yarısı işsiz. Bizden alınan ham maddeler dışarda işlenip, 100 misli fazla fiata bizlere geri satanlar kendi ekmeğimizi kendimizin pişirmesini isterler mi hiç ? Var mı acaba dünyanın herhangi bir ülkesinde kendi ülkesine hizmet götürmeye çalışan bir yatırımcıyı bu derece rencide eden başka bir ülke daha ..sanmıyorum.

Ya bizler.. bizler kim olursa olsun işin aslını bilmeden araştırmadan ya da en azından bilir kişilerle vatandaşları bir araya getirip bilgilenmelerini sağlamayanlara sitem edeceğimize yargızı infaz hakkını kendimizde görüyoruz. Hak mı adalet mi bu ?

Allah vatanımızı cehaletten ve 3 kuruş çıkarları için ülkemin toprakalarının dışarıya satılmasına göz yumanlardan korusun. Allah hepimize akıl fikir versin. Ama şunu da unutmamak gerek rahmetli Adnan Kahveci'nin söylediği gibi ne yazık ki benim ülkemde doğruyu söyleyenler hep dokuz köyden kovulmuştur.
Avesad gurubu doğruyu söylemiyorsa dokuz köyden kovalım ama ya doğruy sa ? Ya bu yatırıma engel olunuyor sa ? O zaman kimi dokuz köyden kovmanız gerekecek ?
Saygılar hak edenlerin olsun.
Saygılarımla.
Gurbetçi bir Anne.

Gurbetçi Anne eklemiş. | 22 Temmuz 2008 Saat 03:08
mrb gurbetci anne benim karşı çıktığım konu fatih beyin yatırımı ile ilgili değil o konuda hiç bir bilgim yok sadece üniversal çimento faprikasının kesmeburun köyüne yapmak istediği çimento faprikası ile ilgili yapılması düşünülen yer hem tarım arazisi hemde kastapala antik kentin 1500 mt güneyi oralarda 2500 yıllık bir tarih yatıyor internetten osmaniyenin tarihi yerlerine girerseniz gerekli bilgiyi alırsınız tarihten sonrada oranın sulu tarım arazisi ve kırmıtlı kuş çennetine yakınlığı çimento fafrikalarının avrupada bir bir kapanmasının sebebini bizden daha iyi bilirsiniz ayrıca bu konulardaki duyarlılığın içinde teşekkür ederim hani bir söz vardır orda bir köy var uzakta gelmesekte gitmesekte o köy bizim köyümüz bende istanbulda yaşamaktayım ama mesele osmaniye ve türkiye olunca duyarsız kalamam slm
osmaniyeli eklemiÅŸ. | 23 Temmuz 2008 Saat 19:49
TÜRKİYE SU VE ÇEVRE RAPORU

Bu raporu yazmam sahsım ve grubumun en büyük vatan borcumdur. Bu bilgileri saklamam ve kamuoyuna duyurmamam bir Türk evladı olarak en büyük vatan hainliği sayılmalıdır. Bu rapor dünyamızın geleceğini ve tüm canlıların yaşam haklarını ilgilendirmektedir. Bu sorumsuzluğu sakladığım zaman Allah bile beni affetmez. Bundan dolayı bu raporda ülkeyi yönetenler kesinlikle ağır ithamlar altında bırakılmış ve görevlerini yapmaya davet edilmiştir. Unutmayınız bu dünyadan başka dünyamız yoktur. Öbür dünyamız var derseniz insan, doğa ve bebek katili ve gelecek tüm nesillerin yaşam haklarını yok etmeye sebep verildiği için öbür dünyada bile Allah huzuruna görevlerimizi bugün yerine getirmez isek, çevre ve doğa katili olarak çıkacağız.

Sahsım yüksek kimya müh. Ve petrol genetiği üzerine bir hocayım. Dünyada en önemli gelecekteki enerjiler üzerinde dünyanın en uzman kişisi olduğum halde çevre uzmanı durumuna gelmemim sebebi insanların bu dünyayı nasıl yok edildiğini gördükçe, 1 gram enerjinin ve hidrojen yakıtı için gerekli suyun milyonlarca yılda meydana gelmesi çevreye duyarlı bir insan olmamdır. Dünya geleceği için bilgi ve birikimlerimi tüm insanlığa vermem benim insanlık ve Allaha doğaya olan Borcumdandır.
Yapmış olduğum 14 ayrı daldaki tüm doktora ve birikimlerimi ve ayrıca soyuz Uzay üssü ve 132 üniversitenin binlerce bilim adamı ve yüz binlerce teknik uzman insanlardan alacağım tüm bilgi ve tecrübeleri öncelikle Türk halkına vereceğim bu benim bu topraklarda doğduğum için vatan Borcumdur.

Dünya insanları enerji tükenmez çöpler hatta 50 yıl sonra insanların ölmesi ile cesetleri rafinajla petrol üretimine geçilecektir.

Toprak ve ülkeler insanlara ait değildir. Ülkeler ve insanlar toprağa aittir. Su olmazsa topraklarımızın, sizlerin ve gelecek nesillerinizin yaşama şansı kalmayacaktır. Tüm dinlerin başlıca şartı doğayı ve çevreyi korumaktır. Bilim gerçekleri saklayamaz, saklasa da tarih ve yeni gelen bilim adamları bu çirkin tabloyu er geç ortaya çıkarır. Çıkarmayan bilim adamlarımız tarih önünde her zaman suçlu olarak yer alacaklardır. Bu gün üniversitelerimizin, bilim adamlarının, Siyasilerin, bürokratların düştüğü bu aciz durum herkese ders olmalıdır. Henüz iş işten geçmemiştir, kimseyi suçlayarak bir çözüm bulamayız. Suçlamaları bir kenara bırakarak el birliği ile gece ve gündüzümüzü bu büyük soruna ayırarak bu küresel ısınma ve aşırı çevre kirliliği felaketini ortadan kaldırmanın yollarını aramalıyız. Sularımızı ve topraklarımızı nasıl kurtaracağımız üzerine var gücümüzle çalışmamız gerekmektedir, bu çalışma biliniz ki Allaha ibadet etmek kadar kutsal bir görevdir.

İnsanlar hayatlarını ve kendi çocuklarını düşünmüyorlarsa, dünyada yaşayan bitki, hayvan ve diğer canlıları biraz olsun düşünmelerini; dünyada yaşayan, bir yaşam hakkım olan ‘insan’ olarak istiyorum. UNICEF raporuna göre her 8 saniyede dünyada bir çocuk ölmektedir. Bu gün başkalarının çocuğu, yarın sizin çocuğunuzun su zehirlenmesi, bulaşıcı hastalıklar, sağlıksız gıda ile beslenmeyle açlık tehlikesi yüzünden ölmeyeceğinizi garanti edebilirmisiniz?.
2008-2009 yılları arasında Türkiye’de büyük bir bilimsel gerçekle su ve gıda zehirlenmesinden, bu sebepten dolayı veya yayılacak bulaşıcı hastalıklardan1 ila 3 milyon insan öleceğini biliyor musunuz? Dünyada her gün 5 milyon insan kirli sular yüzünden hasta olmaktadır. 2009 yılı Eylül ayında Türkiye’de su yüzünden bulaşıcı hastalıklar nedeniyle maalesef toplu ölüm vakaları görülebilecektir.

Dünyada 2015 yılına kadar su ve gıda etkisi ve buna bağlı hastalıklardan ve zehirlenmelerden 2,5 milyar bebek ölecektir. Türkiye’nin tek şansı AVRASYA PROJESİ kısa tanımıyla AVEDAS’dır, iddia ediyoruz bilimsel olarak başka çıkış yolu kalmamıştır. İçine düşülen bu durumdan Türkiye’yi kurtaracak Hükümet, kurum, kuruluş kim varsa kamuoyunda tartışmaya açığız; biz ülkemizi bu felaketlerden kurtaracağımızı projelerimiz ve belgelerimizle ispatlarız. Kurtarmak isteyenler de yapacaklarını ve bu çıkmazdan kurtuluş projeleri varsa bize veya Türk kamuoyuna versinler.

2 nci dünya savaşında suyun önemi ortaya çıkmış, barajlar bombalanmış ve zehirlenmiştir. 3.ncü dünya savaşı su ve gıda nedeni ile çıkacaktır. Petrolün tükenmesi ile su bir petrol olacaktır, hatta petrolden daha değerli bir konumu olacaktır. Hidrojen yakıtı üretimine geçilerek suyun önemi ortaya çıkacaktır. Hidrojen üretiminde kirli ve tuzlu suyun bir değeri olmadığından, gerekenin temiz, saf su olmasından dolayı temiz suların önemi hayati boyutlarda hissedilecektir. Bu durumdan ötürü, su sıkıntısı çeken ülkeler suyu olan ülkelerin sularını isteyecekler, kaynak sahibi ülkelerin suyu vermemelerinden dolayı, su kaynakları terör saldırıları ve sızmaları ile zehirlenerek, dünya daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya gelecektir.

Şu an dünyamızın ürettiği oksijenin 14.000 kat daha fazlası atmosfere CO2 gazı salınmakta ve bunun yanı sıra uçucu metan gazları ile partiküller ve zehirli gazların denizlerin buharlaşması ile havada yağmur oluşması sırasında yağmur damlaları bu zehirli gaz ve partiküllerle buluşacaktır. Böylece yağan yağmur sularının da zehirli olarak yeryüzüne düşmesinden dolayı akarsular ve göller zehirli su haline gelecektir. Tek çare toprağın filtresidir, toprak da tuzlaşma ve çölleşme nedeni ile bu görevi yapamaz duruma gelecektir. Bu sorundan kurtulmanın tek çaresi sanayi tesislerinde acil olarak AVEDAS filtre sistemlerine geçilmesidir. Ayrıca teknik ağaçlandırmaya planlı bir şekilde geçilmesidir.

Ayrıca tüm boş arazilere, meralar dâhil zaman geçirmeden ağaç ekilerek, yağmur ormanları oluşturulması, oksijen üretiminin artırılması ve bu ormanlara yağan yağmur sularının orman topraklarında, yeraltında filtre edilerek depolanması ile Türkiye su sorununun çözülmesi mümkün olacaktır.
Ayrıca metropoller bölgesinde özel bir orman alanında kirli su barajı oluşturularak, atık su arıtmasından geçen suların buraya verilerek ve burada toprak altına sızdırılarak filtre edilmesidir.

Baraj yakınlarında jeolojik duruma göre bir yerden, örneğin 500 ile 1000 metre ilerisinden bu suyu çekerek, suyu ikinci bir baraja aktarılması suretiyle aynı işlemin yapılması ile toprak altına gönderilerek. 2 sefer toprak altına inen suyun, tekrar 500–1000 metre ilerisinden çekilerek yeniden kaliteli bir içme ve kullanma suyu üretilmiş olunacaktır.

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi büyük şehir belediyeleri bir çevre katliamı yaparak çok vahim çevresel kirlilik görülmektedir. Su havzalarına moloz dökmeleri bir tarafa oto lastik ve poşet kimyasal bir çöplük durumunda her alan açık ve net bir şekilde ortadadır.

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Konya, gibi büyük şehirlerde acil olarak bu projenin uygulanması başlatılmalıdır. Bu projenin başlaması ile artık çöp gömme ve yakma işlemi yasaklanmalı ve vakıfları kullanılarak vadilere moloz mafyasının moloz dökümleri önlenmeli, moloz tasnif ve geri dönüşüm tesisleri kurularak çevre kirliliği ortadan kaldırılmalıdır. AVEDAS moloz tasnif ve işleme tesisleri ile bu sistemle şehirlerin park, bahçe toprakları ve yakın bölgelerdeki yerlere tarım toprağı üretilmesi mümkündür.

Öte yandan konkasör ve konik kırıcılarla atık betonların üretimi yapılmalı, beton agregası üretilmesiyle akarsu ve deniz yatakları bozulmadan kum ve çakıl ihtiyacı karşılanarak doğa katliamının ortadan kalkması sağlanmalıdır.

İnşaat molozlarının kesinlikle gelişi güzel dökülmemesi gerekmektedir, özellikle akarsu yatakları ve dereler bilinçsizce doldurulmaktadır. Bu durum çok büyük sel felaketlerini getirecektir. AVEDAS ise 7 bölgede bu moloz tasnif ve işleme tesisini kurarak, bu atıkları tekrar ekonomiye en üst seviyede ve çok orijinal bir ürün için katkı malzemesi olarak kazandıracaktır.

Dünyada 1,1 milyar insan yeterli ve temiz su bulamamakta, zehirli ve kirli suları çaresiz içmektedir. Dünyanın üçte biri içme, kullanma ve tarım için su sıkıntısı çekmektedir. 2032 yılında dünyanın yarısı su sıkıntısı çekecektir. 2025 yılında dünya nüfusunun 8 milyara, 2050 yılında 12 milyara çıkması beklenmektedir. 2050 de dünyanın % 50’ si su sıkıntısı çekecek, kısacası 6 milyar insan ölüm tehdidi altında kalacaktır. Her sekiz saniyede dünyada kirli su içilmesinden ötürü 1 çocuk ölmektedir. Afrika insanına kişi başına günde 3 litre su verilmektedir. Dünyada halen toplam 1,4 milyar km3 su bulunmakta, bu su rezervinin % 97,5 tuzlu deniz suyu olup % 2,5 tatlı sudur. Dünyadaki tatlı su rezervinin 3/2 kirlenmiş, dünya su rezervinin % 1’i kadar tatlı temiz su kalmıştır.

Bu çok büyük tehlike açık ve net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Anlaşılacağı üzere gıda ve su sıkıntısı tüm dünyada görülecektir. Yıllar önce DPT-DTM ‘ye sunduğum raporda su sıkıntısının yaşanacağını 2001 ve 2005 yıllarında haber verdiğimde kimse dikkate almamıştı. Oysa 2001 yılında varili 18 $ olan ham petrolün 2006 yılında 85 $ olacağını söylediğimde alay ve hatta hakaretle karşılaştım. 2006 yılında Türkiye’nin devlet kurumlarına sunduğum bir raporda 2008 yılı Ağustos ayında petrol fiyatının 140 $ olacağını belirtmiştim. Yine hafife alındım, bana güldüler. Ancak görüldüğü üzere bilimsel araştırmam ve hesabım doğru çıkmıştır. Petrol fiyatları 2009 yılında 200 $, 2011 yılında 300 $ olacaktır. Dünyada azalan petrol rezervlerinin yerini fosil yakıtlardan elde edilen sentetik petrol ve petrokimya ürünleri alacaktır. Dünyanın asıl en büyük tehlikesi olan açlık ve susuzluk şimdi gündeme gelecektir. Petrol fiyatlarının yükselmesi ile şeker kamışı, pancarı, mısır, kanola, pirinç, soya fasulyesi, ayçiçeği, gibi yağlı tohumlar içeren bitkilerin ekilmesi ile su sarfiyatı daha fazla olacaktır. Bu bitkilerden akaryakıt üretilmesi ile dünya gıda fiyatları aşırı derecede yükselecek ve dünya açlık tehlikesini ağır şekilde duyacaktır.

Dünyanın % 48 toprağı çölleşmiş, su ve küresel ısınma ve çevre kirliliği nedeni ile % 70’i de çölleşmeye doğru gitmektedir. Dünyada her yıl 25 milyar ton toprak erozyonlarla denize akmaktadır. Gelişmiş Amerika’nın bile toprakları dünyada en hızlı çölleşen yerlerdir. Meksika’da hızla yarı kurak yerler de çölleşmektedir. Bu durumda dünyada çöllerin hızla artması ile çok büyük göç olayları görülecektir. AB bunu bildiği için birlik kurmuş ve kendi geleceği için insan göçüne izin vermemektedir. Afrika’da açlık ve susuzluk had safhadadır. Çölleşmeden dolayı insanlar göçler ve iç savaşlar ile sorunlarını çözmeye çalışmaktadır. Dünyada su ve açlık yüzünden terör artacaktır ve devletler büyük savaşlara doğru gitmektedir. Bu sorun aşırı sulama, aşırı otlatma, aşırı kimyasal tarım yapma, ormanların yok edilmesi, Bilinçsizce aşırı sulama yapıldığından sıcak yörelerde buharlaşma ile su toprağın içinden uçmakta, toprak içindeki mineral tuzlar toprak üstüne çıkmakta ve topraklar tuzlanma seviyesi yükselerek çölleşme olmaktadır.

Türkiye su fakiridir, bu fakirlik yetmediği gibi suyumuzun geleceği için hiçbir proje üretilmemiştir. Türkiye’den yılda 6 milyar $ değerinde su denizlere dökülmektedir. Türkiye dünyanın en büyük erozyon bölgesidir. Türkiye’nin 1.4 milyar ton toprağı her yıl denize dökülmektedir ve bu tehlikeyi göremediğimiz açıkça ortadadır. Kaliteli toprak bir su deposudur, toprağın azalması nedeniyle su tutulmamakta, rüzgârlarla toprak dere ve akarsularla nehirleri kirlettiği gibi sularımızın kaybolmasına neden olmaktadır. Anlaşılacağı gibi 1.4 milyar ton toprağın su tutma ortalaması % 50 oranındadır. Toprak kaybolduğu gibi su kaybı da olmaktadır. Erozyon toprakları taşıdığı gibi bu yolla mevcut olan sularımız kirlenmekte, sürüklenen toprak baraj ve göllerimizi doldurmakta bu durum barajların rezervlerini azalttığı gibi doğal göllerin kurumasına da yol açmaktadır.

Türkiye acil olarak baraj ve akarsu kenarlarını ağaçlandırılmalıdır. Bu ağaçlandırmaya hemen 2008 yılında başlanmadığı takdirde Türkiye açlık ve susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. DSİ ile Çevre ve Orman Bakanlığı ağaçlandırma çalışmaları yapmakta, ama bunlar da yetersiz kalmaktadır. Cezaevleri ve askerler için bu konuda seferberlik ilan edilmeli, bu mücadele geniş kapsamlı olarak başlatılmalıdır. Türkiye çölleşiyor ve doğası giderek yok oluyor.
Ayrıca 700 adet lisans verilen nehir santrallerinin önlerine ve arkalarına baraj ve gölet kurularak bu su yataklarında suların depolanması ve bu bölgelerin lisans alan firmalarca ağaçlandırılması gerekmektedir. Bu yapılmadığı takdirde erozyon ve su sıkıntısı ile tarım toprakları yok olacağı gibi kaliteli, yüksek seviyeli elektrik üretimi de yapılmış olmayacaktır.

Dünyanın tatlı su rezervi % 2,5 olup bunun ancak % 47’si içilebilir durumdadır, bu sular da hızlı bir şekilde küresel ısınmadan dolayı buharlaşmakta ve kirlenmektedir. Türkiye’de çevre kirlililiğinden dolayı su kaynaklarının ancak % 35 kadarı içilebilir su rezervi halindedir. Bu rezervlerin de çevresel kirlilikten dolayı 10 yıl içinde içilebilir su bölümü % 15 kadar düşecek, 2020 yılında nüfusu 100 milyona ulaşacağı için ülkemiz bir kargaşa yaşayacaktır.
Şu an Kazakistan, Özbekistan Türkmenistan topraklarındaki vahşi sulama ile yapılan pamuk üretimi yüzünden Aral gölünün su seviyesi % 50 düşmüştür. Bu sulamadan dolayı toprakları da tuzlanmıştır. Aynı olayın halen GAP bölgesinde yaşandığı açık ve net bir şekilde görülmektedir.

Bu raporda belirtilen sorunlar tüm dünyanın sorunudur. Türkiye açısından bakıldığında Türkiye bu konuda hiçbir proje ve çözüm üretememiş, ülkenin tüm su kaynakları tükenmekte olup, böyle gitmesi durumunda 10 yıl içinde ülkede ne içecek su, ne de ekilecek tarım alanları için su ve toprak kalmayacaktır. Konu çok vahim boyutlara gelmiş bulunmaktadır. 1 saat zaman kaybetmek ülkenin geleceğini büyük tehlikeye sokacağı gibi çözümler uygulanmadığı takdirde Türkiye’nin doğası ve gelecek nesilleri çok büyük ve telafisi mümkün olmayan bir durumla karşı karşıya kalacaktır.

Küresel ısınma, aşırı çevre kirliliği ve yüksek seviyeli kentleşme ve sanayileşme ile nüfus artışına bağlı lüks tüketimin artması ile su ve gıda problemi tüm dünya genelinde ortaya çıkmıştır. Tüm dünya ülkeleri yüksek seviyede önlem almaya çalışırken, Türkiye devlet olarak önlem alma yerine bilinçsizce ve yanlış uygulamalardan dolayı ülkemizin ve Türk halkının geleceğini tehlikeye atmaktadır.

Rant çıkarları için gelişi güzel, kısa çözümlü uygulamalar yaparak siyaset adamlarını ve devlet yöneticilerini de halk önünde düşman durumuna düşüren sistem ve çıkar savaşı veren bilim adamları hiçbir proje üretmediği için ülkemiz bir yok oluş trendine girmiştir.

Türkiye’de yaptığım 7 yıllık bilimsel araştırmalar neticesinde ortaya çıkan durum şudur: Ülke yöneticileri ve kurumlar bu konuda bilimsel hiçbir kalıcı ve temel çözüm üretememişlerdir Yıllar heba edilmiştir. Ülkemiz su fakiri sayılacak düzeydeyken küresel ısınma, aşırı kentleşme ve vahşi sanayileşme ile olan su kaynaklarını da kaybetme riski ile karşı karşıya kalmıştır. 2009 yılında tarımsal kuraklık ve 2008 başlayacak şehir ve tarım alanlarındaki su sıkıntısı ile Türkiye 2010 yılından sonra açlık ve susuzlukla baş etme durumunda kalacaktır

Şehirden ve yeraltı ve yerüstü sulardan alınan numunelerde yüksek seviyede radyo aktive ve kanserojen ağır metal partiküller görülmektedir. Hiçbir kurum tam detaylı olarak A klâs bir laboratuarda su analizlerini yaptırmamaktadır. Analizler gelişi güzel, ehil olmayan kişiler tarafından yapılarak raporlar düzenlenmektedir.

Bu korkunç sorunun bir an önce halk sağlığı açısından gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Ağustos ve Eylül 2008 yılında hava sıcaklığının 48 dereceye çıkması beklenmektedir. Bu seviyede oluşacak sıcaklar mevcut olan göl, baraj ve akarsularımızın % 70 oranında buharlaşmasına yol açacak, dolayısıyla ülkede su kıtlığı yaşanacaktır. Esas tehlike ise bu su kıtlığı değil, daha da önemlisi su ısısının yükselmesi sonucunda balık ve kurbağaların ölmesi ile en büyük tehlike 2008–2009 yıllarında gündeme gelecektir. Su sıcaklığına dayanamayarak ölen su canlılarının sinek larvalarını tüketmemesinden dolayı büyük çapta sinek ve zararlı haşarat üreyecektir. Önlem olarak sinek ilacı ile mücadele edilecek, mevcut suların da haşarat ilaçları ile zehirlenmesiyle kalan tüm canlılar ölecektir.

En korkunç tehlike de bu sineklerin ve su pirelerinin sıcak su içinde virüs ve bakterilerin daha hızlı bir şekilde üretmesi ile TİFO-KOLERA-VEBA-SALMONELLA-MALTA HUMMASI-SARILIK-DİZANTERİ-AIDS- gibi dünya gündeminde olmayan virüs ve bakteriler üreyerek çok tehlikeli ve bulaşıcı hastalıklar ortaya çıkacaktır. Özellikle sindirim sistemi ve kanser hastalıkları görülecektir. Belediyelerin son günlerde kendilerini garanti altına almak için sulara aşırı dozlarda klor katması ile cildi hassas ve klora karşı duyarlı insanların ölüm ve cilt kanserine yakalanma vakaları artacaktır.

Şu anda göl, gölet ve nehirlerden alınan su numunelerinde görüldüğü gibi gelen büyük tehlike bilimsel olarak ortaya çıkmıştır. Bu yaşanacak facianın önlemini almanın mümkün olmadığı açıkça ortadadır. Önlem olarak ilaçlama yapılması ile tüm ekolojik dengeler bozularak, dengeler bozulacak, telafisi ve onarılması mümkün olmayan daha büyük facialara maruz kalınacaktır.

Şehirlerde ve tarım alanlarında aşırı su kullanımı nehir ve göllerin yataklarının kuruması ile ayrıca göl, gölet, baraj ve nehirlerin yakınlarındaki aşırı yapılaşma ve sanayileşme ile su kaynakların kirlenmesine büyük seviyede etki etmektedir. Bu kaynakların 10 yıl içinde kullanılamaz halde bir zehir ve hastalık üreten bataklık haline geleceği net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Aşırı şehirleşme ile dere yataklarının yok edilmesi, su kaynaklarının yok edilmesinin en büyük sebeplerinden biridir.

Dere yatakları nehir ve gölleri doğal olarak beslemektedir. Şehirleşme ve aşırı kentleşme ile şehir yakınlarındaki derelerde kimyasal kirlilik oluşmuştur. Su yataklarının yerlerinin değiştirilmesi dere ve akarsu yatakları üzerinde yaşayan, ekolojik dengeleri koruyan bitki ve hayvan gibi canlıların yok olmasıyla suların daha fazla kirlenmesine sebep olduğu bilimsel bir gerçektir. Bu yatakların kuruması ve kirlenmesi ile mevcut olan yer üstü ve yeraltı su kapasitesi tükenmektedir. Bu sebepten dolayı ayrıca yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlenmesiyle, sularda kimyasal ve biyolojik kirlilik oluşması nedeniyle mevcut olan su kaynakları da hızla kullanılamaz duruma gelmektedir,

Su konusunda ülkemizde kısa önlemli çözümler bugün büyüyen sorunların da nedenini oluşturmuştur. Bu projelere Türk halkının vergilerini vererek, halkın paraları böyle bilgisizce yapılan projelere dökülerek adeta Türk halkının yaşam kaynaklarını tehdit eden bir mantık oluşmuştur. ( Örnek kaynak olarak 500 milyon USD para harcanarak Türk halkını hiçe sayan zihniyet hangi bilimsel rapora dayanarak bu projeyi yapmıştır? Bu yapılan uygulama vatanseverlikle bağdaşmamaktadır. Ayrıca doğa katliamına yol açtığı açık ve bilimsel olarak ortadadır.

Örneğin Mogan gölünün su ve toprak yapısı milyonlarca yılda oluşmuştur. Bu organik, kimyasal ve biyolojik yapıda yaşayan su canlıları ve bölgede yaşayan bitki ve diğer canlılar, bu su bileşimine uyarlı olarak yaşamaktadırlar. Kızılırmak suyunun bu doğal göle pompalanması ile Kızıldağ daki aşırı derecede madensel izotop ve radyoaktif elemanlar ile mineral kaynaklı sülfat ve ağır metal alyonları ve partikülleri içeren suyun göle verilmesi ile göl havzası içinde yaşayan tüm canlıların, mikro organizmaların ekolojik dengesi bozularak yok olmalarına neden olunacaktır.(Moğan gölü ile Kızılırmak suyu yoğunlukları arasındaki fark bu bilimsel bozukluğu net bir şekilde ortaya koyar.) örnek olarak Sibirya’da -70 derecede yaşayan insanın Arabistan’da zorla yaşaması gibi su ve doğal yaşam canlıları da aynı duruma itilmiştir.

Bu yetmediği gibi Kırşehir ve Samsun Bafra ovasına dökülen Kızıl ırmağın tüm nehir boyu yatağının yok olacağı bilimsel olarak açıkça ortadadır. Bu yapılan yanlıştan dolayı Kızılırmak üzerindeki tüm tarım alanları çölleşecektir. Ayrıca nehir havzasındaki su debisinin düşmesi ile fizik kurallarına göre nehir yataklarındaki kumcuklardaki su basıncının azalması sonucu bunların yeraltı havzalarına çekilmesi ile ayrıca kumcukların da havza boyunca açığa çıkarak hızlı şekilde ısınması ile aşırı derecede buharlaşma sonucu mevcut su yapısı % 70 azalacaktır. Başka bir deyişle alınan su miktarı ile nehir havzasının 2010 yılında kuruyacağı açık şekilde ve de bilimsel olarak ortaya çıkacaktır. Kızılırmak’tan su alınmasına devam edilmesi ile 2008 Eylül ayında bu nehir SOS verecek ve bilimsel haklılığımız ortaya çıkacaktır. Bu raporun gerçeklerinin Eylül 2008 yılında ilk belirtisi ortaya çıkacak ve 2009 yılı yaz aylarında bu havza üzerinde özellikle Bafra ovasındaki çiftçiler tarafından susuzluk ve tarım alanlarının zarar görmesinden dolayı büyük bir karmaşa ve kargaşa yaşanması beklenmelidir. Devletimizin siyasi yöneticileri tarafından bu su havzasından alınan suyun derhal durdurulması talimatı verilmesi gerekmektedir. Bu yapılmadığı takdirde Kızılırmak havzası bölümündeki tüm tarım alanları yok olacaktır. Geleceğin en önemli tarım ve gıda sektörünü bitirmeye, o bölgenin çiftçisini perişan etmeye ve Türk halkını açlık tehlikesine itmeye kimsenin hakkı yoktur.

Ayrıca Kızılırmak nehri zaten Küresel ısınmadan dolayı tehlikeye giren başlıca su kaynağımızdan biridir. Hızlı bir şekilde yok edilmesine, kim ve kimler, hangi rant çevreleri önayak olmuştur? Kızılırmak havzası üzerinde yaşayan balık, kuş gibi tüm doğal yaşam tehlikeye atılmıştır. Dünyada yalnız Ankara halkı yaşamıyor. Tüm dünya çevrecilerinin dikkati yapılan bu yanlış uygulama üzerine çevrilecek ve Türkiye olumsuz bir hedef gösterilecektir. Şu anda 132 üniversite uzmanları tarafından bu konu üzerinde çok geniş çaplı, BM destekli bir soruşturma ile birlikte doğal yaşamın kurtulması için bilimsel bir çalışma başlatılacaktır. TBMM’nin bu konuya ivedi olarak el koyması gerekmektedir. Koymadığı takdirde BM tarafından TBMM nin doğal yaşamı korumadığı ve ekolojik dengelerin bozulmasına siyasi olarak göz yummasından ötürü tüm dünya çevre örgütleri tarafından kınanacağı bilinmelidir.

Kızılırmak havzası üzerinde bulunan tüm sanayi tesislerinin kapatılması gerekmektedir. Ayrıca köy ve kasabaların atık suları bu su havzasına bırakılmaktadır. Anakara’lıların bu suyu içmesi ile su debinin küresel ısınmadan dolayı düşmesi ve su ısısının yükselmesiyle ayrıca çok değişik çaplı bakteri ve virüslerin üreyeceği açık bir şekilde ortaya çıkacaktır. Ne yazık ki elde bulunan doğa harikası Moğan gölü böylece bir bataklık ve zehir çukuru haline gelecektir.

Türkiye’de AVEDAS grubu olduğu müddetçe artık hiçbir su havzasından boru hattı ile su alınmaması hedefimizdir. Biz su alınmasına asla karşı değiliz, Su, insan ve şehir yaşamı için temel ihtiyaçtır. Ancak su bilimsel bir sistemle alınır. Yalnız alınacak nehirlerin ve dere yataklarının denize aktığı bölgeden sağlanması en uygun yöntemdir.

Türkiye’de yapılan uygulamaların tümü yanlıştır. Sular nehir ve derelerin ana ve başlangıç kaynak havzalarından alınmaktadır. Bu yapılan yanlış uygulama bölgenin tüm ekolojik dengelerini bozmakta, tüm bölge canlılarının nesilleri kaybolmaktadır. Bu dünya geleceği açısından çok büyük bir sorundur. Bu uygulama ile kaynak başlarından alınan suların, su havzalarının kurumasını hızlandırması kaçınılmazdır.

Sonuç olarak TBMM’nin acil önlem paketi şeklinde tüm dere ve akarsu kaynaklarının başlangıç noktalarından su alınmasını acil olarak yasaklatması gerekmektedir.

Mevcut durumda DSİ ve EPDK tüm kaynak akarsularımızı pazarlamıştır. Bu imkânları dağıtmadan önce çevresel olarak bilimsel bir rapor çerçevesinde bölgenin ekolojik dengeleri bozulmadan acil olarak hidroelektrik ve su tutma için gölet ve barajların yapılmasını sağlamalılardı. Bu konudaki araştırmalar göstermiştir ki elektrik üretimi için verilen lisanslar, basit ve çağ dışı bir yaklaşımla geleceğin beyaz petrolünün önemi bilinmeden dağıtılmıştır. EPDK kendi başına bir yönetim ve adeta bir diktatörlük kurarak, Tarım Bakanlığını da hiçe sayarak bölgelerin su ve tarım politikasına ilişkin geleceklerini riske etmektedir. EPDK’nın acil olarak Tarım Bakanlığı ve DSİ ile birlikte hareket etmesi gerekmektedir Baraj ve göletlerden üretilecek elektrik için yapılacak barajların sulama yolu olması için DSİ, Tarım Bakanlığı ve Çevre ve Orman Bakanlığı ile birlikte koordine içinde proje yapması en akılcı yöntemdir.

Lisans alan firmalara akarsu havzalarında elektrik üretme lisansı verilirken öncelikle santral önüne bir baraj kurdurma şartının konulması gerekmektedir. Lisans sahibi elektrik üreten firmalar, ülkenin kaynağını kullanarak ülkenin halkına enerji satıp para kazananlar, bu su kaynağını ve gelecekte tarım ve gıda üretimine esas olan su kaynaklarını en iyi derecede değerlendirip korumaları gerekmektedir.

TBMM’nin acil olarak EPDK nın vermiş olduğu lisansların iptali yönünde tedbirler aldırarak, DSİ ve Tarım Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Üniversiteler ile birlikte çalışarak bu kurumların, 200 yıllık su kaynaklarının kullanılması ve korunması için en iyi değerlendirme projelerini yaptırması gerekmektedir. Altını çiziyoruz, su ve tarımımızın geleceğinin korunması için verilen lisanslar üzerinde baraj ve göletlerin yapılma şartı esastır. Bu baraj ve gölet önlerinden alınan suların tarım alanlarında kullanılması için sulama kanalet işlerinin yapımı ve işletmesinin de lisansör firmalara yüklenmesi tarım geleceğimiz için zorunludur. (Sulama projeleri için enerji üreten firmaların da gereken projeleri yaparak, bunun maliyetlerini köylülerden taksitlere bağlayarak ve su satışı yaparak karşılayabilirler.) Tarım sektörü bu hizmete severek razı olacaktır. Dünyada bu uygulamanın birçok örneği bulunmaktadır. Tarım alanlarına su verilerek, damlama ve yapraktan sulama esaslı proje ve teknolojilerin hayata geçirilmesi ile az su sarfiyatı yapılacağı gibi daha verimli ürün alınması söz konusudur. Enerji yatırımı yapan sektör yatırımcılarına baraj gölet ve tarım sulama projelerini şart koyarak, bu yatırımlarda devletimizin ayrıca su satışından %40 gibi bir bedeli alarak gelecekteki su yatırımları için bir kaynak oluşturması planlanabilir.

TBMM’nin acilen bir yasa çıkararak, Türkiye’nin 200 yıllık su projelerinin ve eldeki mevcut kaynakların korunması için bir komisyon oluşturması gerekmektedir. Bu yapılmadığı takdirde 5 yıl içinde tüm su kaynaklarının tükeneceği bilimsel bir gerçektir. Küresel ısınma bir büyük tehlike olduğu kadar, en önemli konulardan birisi aşırı kentleşme ve sanayileşme ile tüm su kaynaklarımızın kimyasal ve biyolojik kirlilikten dolayı 10 yıl içinde kullanılamaz duruma geleceğidir. Yapılan araştırmalar neticesinde bu vahim durum açık ve net bir şekilde görülmektedir.

Suları kirleten ve su kaynaklarını yok eden belediyeler ve sanayi tesisleridir. Belediye çöpleri, kimyasal ve biyolojik atıkların gömülmesi veya yakılması sonucunda mevcut yeraltı ve yer üstü su kaynaklarının aşırı derecede biyolojik ve kimyasal kirliliğe uğratıldığı bilimsel olarak tespit edilmiştir.

Çevre ve Orman Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Belediyelerimiz bu konuda hiçbir proje ve teknoloji geliştirmediği gibi ülkemizin ve halkımızın vergilerini çağ dışı teknolojilere sarf ederek, Türk halkını aldatarak Türk halkının geleceğini tehlikeye atmışlardır. TC Hazinesini Milyarlarca Dolar borç batağına sokarak, hurdalık teknolojilerini ithal ederek, daha fazla insan ve doğa katliamına yol açtıkları yine bilimsel olarak ortadadır.

Yapılan bilimsel araştırmalarda, TÜBİTAK, DPT, DTM, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı bürokratlarının bu katliama kolaylık sağladıkları esefle saptanmıştır.

DPT ve TÜBİTAK’ın gelişen dünya teknolojilerini göz ardı ederek, hiçbir proje geliştirmeyerek, siyasi rant savaşı veren Belediyelerin yaptıkları projeleri onaylamışlardır. Bu projelerin ileride nasıl bir sonuç ve ülkeye ne zararlar vereceği araştırılmadan onay verdikleri için başta onlar olmak üzere konuyla ilgili tüm kurumlar suçludur. Bu kurumları TBMM’nin yeterince denetleyemediği, bunları Avrupalı banka ve firmaların yönettiği açık bir şekilde ortadadır. ( Kaynak: Avrupalı bankalardan finans sağlayarak, çağ dışı teknolojileri rant ve çıkar ilişkisi olan belediyelere 10.000 Dolar etmeyen, Ostim Sanayi Sitesinde çırakların bile üretebileceği çöp işleme tesislerine 6 Milyon Dolar vererek satın alanlar, borçlanan devlet, bu alımlara onay veren kurumlar ve kurulan tesisler)

Bu hırsızlar ve çıkar savaşı veren çetelerin yeni düzeni üzerine edinilen bilgiye göre bunlar Türkiye’de 10 adet tehlikeli katı atık yakma projesine hazırlanmaktadırlar. Şahsım, yaşadığım sürece 1 kğ ağırlığında ne atık gömdüreceğim, ne de yaktıracağım, ne de sözüm ona geri dönüşüm yapan ‘katil’ tesislerde işlettireceğim. Ayrıca şu ana kadar yapılan tüm anlaşmaları iptal ettirerek, soruşturma açtıracağım.

Dünyada ve Türkiye’de yalnız bürokratlar yaşamamaktadır. Hiç kimsenin doğayı ve insanlığı yok etmeye hakkı yoktur. Bu Devlet de olsa BM Çevre Örgütünü, dünya çevrecilerini ve bilim adamlarını karşısında bulacaktır. Bu sorun yalnız biz bilim adamlarının sorunu olmayıp tüm dünyada yaşayan karakterli ve çocuklarının geleceğini düşünen, bir sineğin canını dahi incitmeyecek insanların sorunu olmuştur. Başka gideceğimiz dünya ve vatan yoktur. Bundan dolayı toplamı 11 milyon sayfa tutan bu araştırma raporlarının ve gelişen teknolojilerin ve önlemlerin dünya geleceğimiz açısından çok büyük önemi vardır.

7 yıl boyunca yaptığım araştırmalarda tüm su kaynaklarımızın kuruma aşamasına girdiği ve doğal yaşam ortamları ile bitki ve canlı nesillerinin kaybolmakta olduğunu gördüm. Bu saatten sonra önlem alsak bile en erken 20 yıl içinde bu kirliliğin ve yapılan yanlış yatırımların düzeltilmesinin ancak %20 sini telafi edeceğimiz anlaşılmıştır. Şayet 2008 yılı içinde dünya genelinde AVRASYA AVEDAS Entegre projeleri devreye sokulmadığı ve uygulanmadığı taktirde, tüm dünya tarihi önünde Dünya ülke yöneticilerinin insan ve doğa cinayeti suçu işledikleri sabit olarak görülecektir. Dünyayı yönetenler tarih sayfalarına suçlu olarak, küresel ısınmadan dolayı geçmiş olup, bilinçlenen dünya tarihinde ilk sayfalarda baş sorumlular olarak anılacaklardır.

Devletimizin hemen harekete geçerek, şu ana kadar yapılan arıtma su tesislerini, çöp işleme tesislerini TBMM’ de kurulacak bir komisyonda araştırtması ve izin verilmiş olan yanlış, eskimiş teknoloji ve projelerin iptal edilmesini ve sorumluların cezalandırılmasını sağlaması gerekmektedir. Kurulan göstermelik arıtma tesislerindeki kirli sular ülkemiz nehir ve denizlerine verilmektedir. Dökülen atık sular da nehir ve deniz canlı nesillerini yok etmektedir. Ayrıca kirlenmiş nehirlerin tarım arazilerinde sulama için kullanılması ile bu alanlarda üretilen kanserojen içerikli gıda ürünlerinin insan sağlığını sarstığı artık bilimsel netliktedir. Su analiz raporlarında bu katliam mevcuttur.( Kaynak: Ankara Belediyesi Bent Deresi ve Ankara su arıtma tesislerinin suları ile sulanan Ankara ovasındaki sebzeler ve tarım ürünlerindeki yüksek seviyede görülen ağır izotoplar insanları kanser hastalığı ve ölüm tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır.)

Bu kirlilik tüm Türkiye genelinde aynı boyutlardadır. Rusya Federasyonu Türkiye’den almış olduğu tüm gıdaları bundan sonra üniversitelerin baskısı üzerine kontrol atına sokarak, yüksek kotalar koyarak ithal etme yolunu seçmiştir. Şu anda Rusya Federasyonu Türk tarım ürünlerinin sağlıksız olmasından dolayı ithalatını yasaklamaktadır. Bunca emeğe ve masrafa yazık olmuyor mu?

Türkiye genelinde belediyelerin üstünkörü yaptıkları çöp depolama alanlarına gömdükleri çöpler, ülkemizin tüm yeraltı sularını zehirlemiştir. Bunun başlıca nedeni ise son 20 yıldır 3 kuşak elektronik sanayi devriminde aşırı kullanılan telefon pilleri ve kimyasal katkılı atıklar, plastikler ve aşırı ilaç atıkları ile çöpler birer ‘atom bombası’ haline gelmesidir. Çöp gömülü bölgelerde yapılan su sondajlarında milyarlarca M2 alanın yeraltı sularında kimyasal ve radyoaktif kirlilik ortaya çıkmıştır. Bu durum Türkiye genelinde 160 metreye düşen yeraltı su kaynaklarını tümden kullanılamaz duruma sokmuştur. Bu yalnız Türkiye’nin değil, tüm dünya ülkelerinin en büyük sorunudur.(Kaynak ve örnek: Katil tesislerin başında gelen İzaydaş’ın, aldığı tehlikeli atıkları nasıl ve hangi metotla yaktığı ve bölgede katı atık biriktirmesi adı altında atık depoları kurarak, bunları da toprak altına gömerek ağaçlandırma ve çevrecilik maskesi altında yeraltı sularını nasıl kirlettiği göz önündedir. İzmit bölgesinde bacasından çıkan dioksit gazlarındaki partiküller ve radyo aktif elemanların salınımı ile İzmit körfezini nasıl tükettiği açık ve net bir şekilde toprak ve su numunelerinden bellidir. Savcıları göreve davet ediyoruz.) Bu tesisin acil olarak TBMM tarafından soruşturmaya tabi tutulması hayati önem taşımaktadır. Tesislerin çevresinden su sondajları yapılarak ve köylülerin açmış olduğu su kuyularından su numuneleri alınmalıdır. Ayrıca İzmit körfezine akan derelerden ve İzmit körfezi deniz suyundan TBMM Çevre Komisyonunun oluşturacağı Heyet tarafından alınacak su numuneleri ve bölgelerden alınacak toprak numunelerinin acil olarak Rusya Federasyonu SOYUZ ve USA NASA laboratuarlarında analiz ettirilmesinde fayda vardır. Çıkacak sonuçta bölgeyi kaybettiğimiz açık ve net bir şekilde görülecektir.

Bölgede kadınlarımızda görülen rahim hastalıkları, çok sayıda doğum düşükleri ve bebek ölümleri alarm düzeyindedir. Bunun sebebi de söz konusu tesisin çevreye yaydığı kirliliktir. Hayvanlarda da bu görülmekte, bölgede yaşayan tavukların yumurtalarında bile rastlanan kırmızı lekenin tavuklarda rahim kanseri olduğunun işaretini verdiği yine bilimsel bir gerçektir. TBMM bu ülkenin hiçbir laboratuarına ve kurumlarına güvenmesin, bu kurumlarda zaten tam analiz yapacak bir düzen bulunmamaktadır ve ayrıca çıkan sonuçlar bazı kurumlar ve rant ilişkileri için saklanmaktadır. Bundan dolayı analizler ve soruşturmanın kamuoyu önünde bağımsız 7 araştırma laboratuarı tarafından yapılmasını öneririz. (Avrupa’daki anlaşmalı laboratuarlar bir yalan ve hırsızlık çarkı üzerine kurulmuş olup, Türkiye devleti bu yolla her yıl 2 Milyar € gibi inanılmaz bir bedel ödeyerek soyulmaktadır ve anılan laboratuarların hiçbir analizleri ciddi makamlar önünde geçerli sayılmamaktadır.) Bu çok önemli araştırma analizi önerilen kanallardan yaptırıldığında tüm gündemi işgal edecek ve acı gerçekleri gözler önüne serecektir.

Bu arada Tüpraş Rafinerisinin bölgeye verdiği zararlar da açık ve net bir şekilde gün ışığına çıkmış olacaktır. Bu gibi çağ dışı rafinerilerin yeniden çevreci teknolojilerle dizayn edilmesi ile yüksek seviyede çevresel önlemlerin önü açılmış olacaktır. Bu rafinerinin ürettiği akaryakıtların Türkiye’de kullanılması ile su kirliliğine başlıca sebep oluşturan tesislerden biridir. Bu akaryakıtların genetik analizleri ayrıca Türkiye Akaryakıt ve Kaçakçılık Raporunda tam detayları ile verilecektir. Ülkemizde bu raporda görüleceği gibi tespit ve belgeli 280 milyar USD uluslararası akaryakıt ve gaz kaçakçılığı yapılmaktadır. Bu kaçakçılığı 15 yıldır yapanlar Rusya Federasyonunda uygulandığı gibi 100 kat ceza ödeyerek, şirketlerini Türk halkına devredeceklerdir

Türkiye genelinde deri sanayinin kullandığı ‘krom içerikli atıkların’ gelişi güzel istiflenmesi sonucu yağmur suları ile Marmara Denizine, İstanbul ve Kocaeli içme suyu barajlarına akıtılarak insan sağlığını çok kötü şekilde tehdit ettiği gibi bu atıkların yağmur suları ile yeraltı sularını da bitirdiği bilimsel bir gerçektir. Mersin Kazanlı Soda Sanayi tesisinin deniz ve bölge derelerine ve bölge yeraltı sularına ve tarım alanlarına vermiş olduğu zararlar tespit edilmiştir. Deniz dibindeki kum ve deniz dibinden 30 cm üstü alınan su numunesinde Mersin körfezi büyük bir tehlike altına girmiş ve bölgede yaşayan tüm canlıların kansere yakalandığı görülmüştür.(Kaynak: Mersin Kazanlı bölgesinde yaşayan halkın % 30’u kanser hastasıdır.) Bölge tarım ürünleri yüksek seviyede kanserojen ihtiva eden ürünlerden oluşmaktadır. Bu raporların uluslararası kamuoyuna verilmesi ile Mersin’den yaş sebze ve meyve ihracatının otomatikman durması söz konusudur.

İskenderun ve Gebze körfezi, İskenderun Demir Çelik kompleksi ve bölgelerde kurulu demir çelik fabrikaları ve Ark Ocaklarının 25 yıllık çalışmaları incelenmiş, Rusya Federasyonu Ukrayna Çernobil bölgesi demir hurdaları ve Irak savası sırasındaki radyo-aktif içerikli demir hurdalarının bu bölgelerde eritildiği saptanmıştır. Bölge topraklarında yeraltı ve yer üstü suları da yüksek seviyeli alarm durumundadır. Bölgede radyoaktif ve kanserojen etkili kimyasal partikül atıkları, tüm Hatay ve Çukurova bölgesi su kaynaklarını ve tarım alanlarını zehirlemiş ve buraları onarılması mümkün olmayan duruma sokmuştur. Bölgede görüleceği gibi Amanos ormanlarının rengi yeşilden sarı renge bürünmüş, bölgedeki tüm ot bitkilerinin binlercesinin nesli tükenmiş ve ormanlar hızlı bir şekilde kurumaya yüz tutmuştur.

Osmaniye ile Ceyhan’ın Akdeniz’in en büyük yeraltı su havzası olduğu uydudan çekilen yeraltı ‘emar’larında görülmektedir. Bu bölgede kendilerine milliyetçiyim diyenler oy ve rantları için yüksek seviyeli kirlilik veren OSB’ leri tam olarak Çukurova ve Hatay su havzalarının ortasına kurdurmuşlardır. Bu parti liderlerinin Yüce Divana verilmesi gerekmektedir.

Ayrıca Ceyhan BOTAŞ BTC boru hattı depolarına bağlı olarak hiçbir önlem alınmadan ve bilimsel metotlarla yapılmayan, savaş sırasında ilk uçurulacak ve güvenliği olmayan ucuz basit sistemlerle bir terminal kurulmuştur. Bu terminale inen petrol 2000 km lik yoldan gelirken, petrol içinde bulunan radyoaktif elemanlar sürtünme ve akışkanlıkla, yüksek dozlarda yeraltındaki radyoaktivite ile birleşerek daha büyük bir radyoaktif kitle oluşturmaktadır. Bu da ham petrollerin açık ve kurşun paladyum ile izole edilmeyen, gelişi güzel yapılan 100 yıl önceki teknolojilerde depolanması sonucunda tüm Çukurova’nın yeraltı ve yer üstü su kaynaklarını radyoaktif sızıntı ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Öte yandan bunu bilen üniversiteler hangi cüretle raporlar vererek bu katliamın önünü açmışlardır! Bu boru hatları ayrı bir konudur, geçtiği yerlerin bölge yeraltı sularını yok ettiği gibi tüm boru hattının yakınında yer alan tarım alanları radyoaktivite tehdidi altına girmiştir.(Kaynak: Gürcistan BTC boru hattı aylık toprak analiz radyoaktif testleri bunu ortaya çıkarmıştır.) (Çözüm: GPCT-AVEDAS Özel paladyum kurşun ve özel agrega izolasyonlu ses ısı ve radyoaktif geçirmez özellikli boru yalıtım sisteminin Patent ve ‘Know how’ u sahsımın şirketlerine aittir. Bu sistemde kullanılacak agreganın ve polimerin yalnız TC Avedas Tesislerinde üretilmesine izin verilmiştir. Bu buluşun Patent değeri 100 Milyar € dur. Tüm dünyadaki petrol firmaları çevre baskıları nedeni ile zamanla çevresel raporlar çıktıkça, petrole zam ve maliyet getiren Petrol şirketleri ve devletler bu teknolojiyi satın almak zorunda kalacaklardır. Tabiatıyla yapacakları yatırımları petrol fiyatlarına ekleyeceklerdir. 2010 petrol varil fiyatı 300 $ olacaktır, bu rakam minimum seviyedir. (Belki yine güleceksiniz ama bu bedeli çocuklarınız ve siz ödeyince göreceğiz.( Akaryakıt alamaz duruma gelince otomobil yerine bir bisiklet dahi bulamayacaksınız) …

Ceyhan tarım bölgesi ve yer altı su kaynakları üzerinde halen rafineri lisansı izni veren EPDK yöneticilerinin acil olarak ‘vatan hainliği’ ve çevre katliamına yol açmak suçlarından yargılanması gerekmektedir. Şahsım bu dünyada yaşadıkça, o bölgeye hiçbir petrokimya ve rafineri tesisi kurdurmamak için mücadele vereceğim, ama BM Bilimsel Çevre Örgütüne ve özel olarak kurduğum bilim gurubuna verecekleri yüksek seviyeli bir projeleri varsa gereken izinleri almalarına memnuniyetle yardımcı olurum.

Biz sanayinin gelişmesine karşı değiliz, ama para kazanan enerji yatırımının öncelikle çevreci ve ileri teknoloji içeren bacasız, katı ve sıvı atıksız olması gerekir. Doğada bir sinek, bir arı ölürse buna karşıyız. (Bu ülkemin asil insanlarının ölüp gitmesine, gelecek nesillerin tarım toprağının ve suyunun yok olmasına göz yumamayız. O bölgede işi olmayan, sadece deniz kenarında 3 beş balık avlayarak ailesini beslemek için balık satarak geçimini sağlayan veya o balığı gıda diye evine götüren balıkçının, balığının neslini yok edenler sorumludur.

Bu katliama izin veren ve bu çevre katili tesislere çalıştırma ruhsatı veren Çevre ve Orman Bakanı ve Sanayi ve Ticaret Bakanından hesap soracak kadar da güçlüyüm. Ciddi devlet adamları gibi bilim ve bilgi doğrultusunda hareket etme zorunda kalacaklardır.(Önlem: Acil olarak Yumurtalık Enerji Santralının işletmesinin durdurulması zorunludur, zira deniz suyundan soğutma yaptığı için körfezdeki tüm balık ve canlı nesli yok olmaktadır. Ayrıca su atığı ve baca gazları yeraltı sularını, denizi, bölge tarım alanlarını kurutmaktadır. (Kaynak: Bu tesislerin kurulması ile Ceyhan buğdayı genetik olarak değişim göstermiş ve buğdaylarda başak sayısı ve başaktaki tane adedi % 50 ile son 3 yıl içinde düşüş göstermiştir.) Bu tehlike henüz 3 yıllık veridir, her yıl kademeli olarak ilk yıl % 5, 2. yıl % 20, 3. yıl % 50 olarak bilimsel çerçevede tespitlidir. 2008–2009 yılları bu oran % 60–70 olacak, 10 yıl içinde bölge tarım, su havzası ve İskenderun körfezinin denizi doğal olarak tükenecektir.
Bu tesislere izin vermemekte direnen, asli görevini yapan DSİ ve Tarım Bakanlığını dinlemeyen Parti başkanlarına ve eski Başbakanlara, rant oluşturmak ve bu iki saygın birime baskı uygulamaları zannıyla Cumhuriyet Yargıtay Başsavcılığı acil olarak dava açmalıdır. (Burada asıl suçlular Çukurova Üniversitesi bilim adamlarıdır. Aslında bu doğa cinayetine izin veren bilim adamlarının görevden alınması, bu üniversitenin ağır şekilde cezalandırılması ve hatta lisansının alınması gerekmektedir.)

Biz ve gurubumuz üretime asla karşı değiliz; az üretim, ürün satışının yüksek fiyatlı olması ve çevreci üretiminden yanayız. Amacım şudur: ülkem çelik üretmesin, proje üreterek kağıt ile bilgi ve teknoloji üretimi satsın. Medeni ve gelişmiş ülke olmanın en başında gelen sistem budur. (Kaynak: Alman Siemens ve Dorch Group için Alman devletine zamanında nasıl yazmışsam, yani ‘sizin gücünüzü satın alırım,’ demek bir teknolojik güç ve devrimdir.) (İşte Türkler artık güçlüdür. Türkleri güçsüz gösteren, bilime saygı göstermeyen, teknoloji ve proje üretenleri engelleyen ve insanını hırsız gören Hükümetler ve sistemdir.) Bu sistemden alacağım ‘Know how’ ve patent ücretleri ile bu sistemi besleyen kaynakları, grubum tüm birikimini, bu haksızlıkları ve geleceğimizi yok edenlere karşı açacağımız hukuksal savaşa halkımız adına harcayacağımızı ayrıca bildiririm.

Türkiye’nin 81 il, ilçe, kasabası, köyünün sanayisi incelenmiş ve yapılan çevre katliamı tek tek belgelenmiştir. 20 yıl içinde yapılan sanayi tesisleri ve kurulan yerleşim merkezleri tüm doğayı bitme noktasına getirmiştir. SSCB’nin 80 yıllık uçak fotoğrafları elimdedir. 1930 uçak fotoğrafları ile göl, gölet ve dalyanlar üzerinde yaşayan kuş nesilleri belgelidir. Son 22 yılın Türkiye uzay fotoğraflarında Türkiye’nin her metrekaresi SOYUZ arşivlerindedir.

Ülkemiz rant ve siyaset çıkarları uğruna peşkeş çekilmiş, kısa önlemler ve bilinçsiz olarak kentleşme ve sanayileşme yapılmıştır. İstanbul su havzaları 22 yıl önceki foto ve görsel filim kasetlerinde görülen su ve orman bölgeleri talan edilmiş, su kaynakları ve dereler üzerinde semtler kurulmuş, tarım alanları yok edilmiştir.

Bu görüntüler Türk halkına verilecektir. Bu bölgeler de villalarında yaşayan işadamlarının Türk halkının su kaynaklarını kirleten villaları görsel olarak halkımızın bilgisine sunulacaktır. Tarihi olarak her Başbakan ve Belediye Başkanı dönemine ilişkin ayrı ayrı belgesel filmler hazırlanmıştır.

Akdeniz ve Ege sahillerinin bu raporda verilmesi turizmimizin geleceği için sakıncalıdır. Bu rapor gizli ve özeldir. Akdeniz ve Ege sahil bandına ait, uzay üssü NASA ve SOYUZ üzerinden çekilen kirlilik ve kimyasal, biyolojik haritalar mevcuttur. Bu kirlilik tüm turizm sistemini 1 günde açıklanacak raporlarla bitirir. Bu bölgelerdeki atık su arıtma sistemleri denize verilmektedir. Bölgedeki yerleşim merkezlerinde çoğunlukta olan oteller atıklarını fosseptik çukurlarına verdiği için yeraltı sularını öldürmekte, ayrıca bu kirlilik denizlere sızmakta olup turizm bölgelerini perişan etmektedir.


Öte yandan turizm bölgelerine hızlı bir şekilde kimyasal sanayi tesislerinin kurulma izinlerinin verilmesiyle, bu sıkıntı her geçen gün daha büyük kirliliğe neden olacaktır. Belediyelerin orman ve su kaynakları olan doğal dere yataklarında çöp depolama tesisleri kurarak, dere yataklarında yapılan bu çöp depoları sızıntı ile yeraltı sularını kirlettiği açık ve net olarak ortadadır. Bu su kirliliği bölgenin içme sularını kirlettiği gibi denizlere de çok büyük zarar vermektedir. Bu işin çözümü su işleri ile ilgili tüm yetkilerin ‘Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlanmasıdır. Bu uygulamanın ivedilikle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Su üzerindeki tüm haklar için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı’nın birlikte karar vermesi gerekir. Deniz Müsteşarlığı’nın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı uhdesine verilmesi gerekmektedir. Su, beyaz petroldür; toprak ve tarım yaşamın anahtarıdır. Bu anahtar olmaz ve çalışmazsa yaşam cennetinin tüm kapıları kilitli kalır. Su geleceğin gıda ürünüdür, bu ürün insanların, hayvanların ve bitkilerin yani doğanın yaşam kaynağıdır.

Ayrıca Ormanlar üzerindeki tüm yetkiler, Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çıkarılarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlanmalıdır. Çevre Bakanlığı yalnız Bakanlıkları ve kirliliği denetlemelidir. Örnek vermek gerekirse Mersin bölgesi tamamı ile sanayileşme ve kanalizasyon atıkları ile harap edilmiştir. Antalya bölgesi orman sahaları hızlı bir şekilde Turizm sektörüne açılarak ormanlar yok edildiği gibi ayrıca orman ve mera dışında görülen atıl gibi görünen kurumuş dere yataklarına turizm yatırımları yapılarak hızlı bir şekilde betonlaşmaya yol verilmiştir.

Turistik oteller, şehir dışlarında kanalizasyon sistemlerine uzak olduğu için otellerden çıkan tuvalet ve deterjanlı su atıkları fosseptiklere verilmekte, bu da bölgenin yeraltı su kaynaklarını kirletmektedir. Ayrıca bu oteller bölgesinde bir yandan atık suyu fosseptiklere verilmekte, foseptik çukurlarından süzülen suları ise otellerin tekrar artezyen suyu olarak kullandıkları ortadadır. Otellerden alınacak kullanma suyu numunelerinin tahlili sonuçlarının basına sızdırılması, bir anda turizmimize büyük darbe vuracaktır. Bu kirliliği yapan özellikle de 5 yıldızlı otellerdir.

Yapılan araştırmalarda marina ve limanlardaki deniz taşıtlarının, sintine ve atık motor yağlarını denize bıraktıkları bilinmektedir. Binlerce yat ve balıkçı teknesi ve kayıklarının hiç birisinin yağ ve çöplerini nereye bıraktıkları belli değildir. Ne bir belge, ne bir kayıt, ne bir deniz taşıtları atık pasaport sistemi vardır. Tüm sahiller zift ve katran tabakası ile kaplanmış, böylece de milyonlarca canlı nesli yok olmuştur.

Bu rapordaki çözümlere uyulmadığı zaman, özellikle otelleri olan ülkeyi yönetenlerin otellerine bir tek turist dahi gelmeyeceğini net bir şekilde bildirmekteyim. Rusya Federasyonu’nda olduğu gibi nasıl Türk malı sebze ve meyve girişi yasaklanmışsa, yarın vatandaşlarının sağlık güvenliği nedeni ile Türkiye’ye turist de göndermeyeceklerdir. Bu sorun kapımıza dayanmıştır. Bugün yarın da bu sorunun patlayacağı bellidir. Türkiye dünya kamuoyuna kendini çevre tedbirleri alarak göstersin, çevreci bir ülke olduğunu cesaret verici büyük yatırım ve projelere başlayarak dünya milletlerine çevrecilik dersi versin. Artık uykudan uyanmalıyız, turizm için gelen bu tehlikeyi biz biliyoruz, şu an bu konu ile ilgili olarak Rusya federasyonunda basın kanalı ile haberler yapılmaktadır.

Ege bölgesi, araştırma raporlarında Büyük ve Küçük Menderes ile Çine Çayı’nın kirlilikten kuruma durumuna geldiği tespit edilmiştir. Artık bizim yaptığımız analizler ve araştırmalar bu ülkede bir var sayım olarak görülecektir. Öncelikli olarak bizler sanayi düşmanı değiliz, fakat çevreyi yok edenlere karşı savaşan bir gurubuz, Manisa Sanayisi Arıtma Tesisleri ne yapmaktadır? İzmir ve Manisa sanayileri bir çevre düşmanıdır. Ege’yi yıllarca elektronik atıkları ile yok etmiş ve Türk halkını kandırmışlardır.

Menderes nehirleri çevresindeki ve bölgedeki sanayi tesislerinin katı, sıvı ve baca gazları atıkları ile tarım ve su alanları zarar görmüş, artık onarılamaz bir duruma gelmiştir. Bu tesislere izin verenler Türk devletini kandırmıştır. Kimyasal elektronik izotoplar ve atlıklarını bölgede ne yapmışlardır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, OSB Arıtma Tesisi Sistemi ile ne kadar güzel bir çözüm getirmişlerdir. Bilinçsiz enerji ve sanayi yatırımları bölgeyi zehir saçan bir alana çevirmiştir. Tüm bölgedeki su kaynakları kirlenmiştir.

İç Anadolu Bölgesi

En değerli bölgelerimiz, su kaynaklarımız ve tarım alanlarımız kurak hale gelmektedir. Tuz Gölü, Seydişehir, Beyşehir, Eğridir gölleri kuruma noktasına geldiği gibi doğal yaşam da bilimsel olarak bitmiştir. Su, dere, gölleri besleyen yataklar ve derelerin uydu fotoğraflarında bu durum belirgin olarak görülmektedir. Ayrıca alınan su numune analizlerinde bölge su kaynakları yok edildiği gibi tarım alanları kaybolmuştur. Kalan tarım alanlarında çevresel kirlilikten dolayı bir daralma başlamıştır.

İç Anadolu topraklarında Ph ölçümü 3,5’e kadar düşmüş ve devlet hiçbir araştırma yapmamış ve de önlem almamıştır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile DSİ raporlarına göre gelişme ve sanayileşme adına siyasi zihniyet gerçekleri umursamadan kararlar vermiştir. Ülkemizin tarım ve su konusunda yetişen uzman kadroları, siyasiler tarafından yıldırılmış, işten ayrılmak zorunda bırakılmış, pasif görevlere getirilmişler ve böylece de işe yaramaz hale getirilerek bir kenara atılmışlardır. Bu uzman kadroların yerine konusunda ehil olmayan insanların getirilmesi çevre, tarım, hayvancılık, teknik vb. alanlarda en büyük felaketlerin oluşmasına sebep olmuştur. Bilim bu çağ dışı ve tarihsel gerçeği göz önüne korkusuzca koymak zorunda kalmıştır. Bu sorun ve sistemler dünyadaki tüm ülkeler için aynıdır.

Tarihte dünya ekolojisine en büyük zararı verenler; kazançları uÄŸruna ülke kaynaklarını kirleten, çevresel hiçbir önlem almadan ülkelere kimyasal gübre, tarım ilacı ve genetiÄŸi bozuk tohum ithal eden ve üreten sanayi tesisleri ve ticari KuruluÅŸlardır. Söz konusu tarımsal ilaçlar tüm yeraltı su kaynaklarımızÄ
fatih nurhan yaz eklemiÅŸ. | 23 Temmuz 2008 Saat 23:12
Osmaniyeli arkadaşım ben bir bilim adamıyım osmaniyeyi yok ettiler biliyormusun Çukurova bölgesinin hatayın 200 yıl gelecek rezerve yeterli dünyanın en kaliteli ve büyük su havzasını yok ettiler DSİ raporlarına bakınız. Biz uydudan o bölgeyi karış karış yerin 5000 mt. altını okuyan bir teknolojimiz var.

1-Önce o su havzasının tam ortasına kim OSB kurdu ve hangi vatan haini başbakan imza attı önce bunu ögrenin.

2-BOTAŞ tüm ceyhana radyo aktive saçtığı gibi su havzasının içine 34.000 ton tehlikeli ve zehirli petrol çamuru atığını kim gelişi güzel çukurlara döktü bu bir faciadır.

3- Toros gübre yıllardır antik kenti talan etti kum bırakmadığı gibi tarihiyok etti bu kum gerlecekte siliko walfer uzay sanayi ve elektronik sanayinde kullanılacak kum yok edilmiştir.

4-Yumurtalıga kurulan kömürle işleyen elektrik santraline kim izin verdi iskenderun körfezini kim kirletti milyarlarca hergün canlı ölüyor bu tesis yüzünden ayrıca bu tesis yumurtalık kuş cenneti özel UNESCO sit alanında nesli tükenen canlılarında neslini yok ettiren bu bölgenin bürokratları şimdi halka açıklama yapsın.

5-Ceyhan bölgesinde topraklarında aşırı derecede radyo aktive tespit edildi topraklar sinek ilacı diye yıllardır tarım ilaçlarından yok oldu tüm bölgede yetişen tarım ürünleri kansorojen madde içeriklidir.

6-Bakın yeni yıldan sonra türk tarım ürünleri dünya çapında yüksek seviyeli kontrola tabi tutulacak rusya dometesi değil tüm tarım ürünşlerine Türk cumhuriyetleri ve AB ülkeleride bu konuyu iyi araştırmakta kısa söyleyeyim Türk tarımı bitti.

7-Vatan silahla sınır bekleme ile kurtarılmaz çevrene suyuna toprağına ve gelecek nesillerinin sağlığını korumak ve garanti almak için vatan korunur buyur osmaniyelim sen vatanı koruma üstünde gezdiğin osmaniye toprağı ve suyu için savaş ver.

Bana dünyayı osmaniyeyi bile bağışlasanız o bölgeye yatırım yapmam maraşa yaparım ama o bölgeye asla zaten mecburen ceyhanda yatırım yapacağım aptal holdingler o bölgeyi kendi çıkarları için enerji alanı yaptırıyorlar. bir rafineri kuramazlar önce benim cesedimi çiğneyecekler. bacalı ve atık çıkaran teknolojiyi bu ülkede ben kurdurmam bacasız atıksız yüksek teknolojilere bu devlet yeri tahsis etmesinde halk bak o zaman ne yapıyor.

Şimdi tüm Türkiye halkına soruyorum ne proje ürettiniz ve çevre ve gelecek için ne yaptınız tüm bilim adamları lütfen halka izzah ettsin meyve veren ağaç taşlanır.

geleceğimiz büyük tehlike altında su kalmadı topraklar kirlendi kıtlık ve açlık 3 yıl içinde gündeme gelecek işsizlik artıyor. Böyle giderse afrikadan beter olacağız.

İyi düşünelim bilimsel olarak olaylara bakalım

Saygılarımla
fatih nurhan yaz eklemiÅŸ. | 23 Temmuz 2008 Saat 23:44
mrb fatih bey yazınızı okuyorum bazı konularda (cevre) doğrusunuz ama sizin telafuz edtiğniz rakam çok büyük milyar dolardan bahsediyorsunuz bu kaynağı nerden sağlıyacaksınız türkiyedeki milyarderler listesine baktım isminiz yok bu ülkede enbüyük koç ve sabancının yıllık cirosu 10 milyar doları geçemez bana baraz yazılarınız hayal ürünü gibi geldi 15 milyar dolara osmaniyeyi satın alır oraları boşaltır isterseniz at biner isterseniz koyun otlatır istersenizde tesisinizi kurar sudilerin ırak ın petrolünü osmaniyeye akatrırsın çevreciliğin için teşekkür ederim ama senin bu yazdını ne sana mal ederler nede osmaniyeye biliyosunki uluslar arası yatırım sabancının 25 katta ölümüne neden oldu o olaylar basit terördeğildir bak bilmeziye ortalıkta böyle büyük rakamları konuşma hangi ülkede yaşadığını bilmiyorsun galiba hele hele osmaniyede aman gözünü sevim sen bizim için değerlisin yeri ve temeli atılmayan hayali dolarların ortada döndüğü yerde biraz dikkatli ol sonra hayal olursun varsa bak işine türkiye kağıt üzerinde binlerce şirket var bak bende istanbul eyaletindeyim buralarda senden çok ama para etmez onuniçin kıyı köşeyi seçiyorsunuz benim saf ve temiz osmaniyelirimin aklını karıştırma milyar dolarlar al onu maraşa git
özcan poyraz eklemiş. | 25 Temmuz 2008 Saat 11:50
Güzel kardeşim sen çeçenleri tanırmısın çok ülke ve mafya pislikleri gördük hele bu ülkede holding çetelerini çok gördük devlet içindeki çeteleride gördük. Bu ülke çok yakında bu çete pisliklerinden ve mafyalarından temizlenecektir. Bunu unutma devlet 17 yaşındadır. Sabancı veya hablemitoglu, Uğur Mumcu dünyaya terör saçan eroin ve silah kaçakcıları kadın satıcıları, rant kapılarını ayakta tutmamk terörü kullanarak insanlığa korku saçan bu çeteler ve yandaş pislikleri bitmeye başladı merak etme şunu söyleyeyim 3 yıl sonra su bulamadığın ekmek bulamadığın zaman milyarlarda para etmez elimdeki teknoloji bu Dünyada dev petrol şirketleri aptalmı bu paraları veren ülkeler aptalmı siz ve hırsız holding çetelerinizmi akıllı. Bak güzelim senin 650 dev türk şirketin papalıktan borç almış ve alayı borçlu bunlar emanetci iş adamlarıdır.

Şunu sana söyleyeyim Adım Kafkas Kartalı Allahtan başka gözümle gördüğüm bir şeyden korkmam yoluma çıkan kim olursa bu devletin kanunları cezasını vermezse benim ve kanunlarım uygulanır. Bu çeteler ismimi iyi bilirler.

1- Hiçbir yaşadığım devletin kanunları dışına çıkmadım
2-İnsanlara ve hayvanlara karşı devamlı yardım ettim incitmedim
3-İnsanlık geleceği için uğraştım
4-Sen ve dünya devletlerini satın alacak kadar parayı 1 saat içinde bulurum
a) Patentlerimi Yunanistana ve Almanya'ya satarım.
b)Elimizde bulunan 130 milyon genetiği bozulmamış tohum bankamızı Papalığa satarım. Gelecekte senin neslin aç kalır. Osmaniyeni al başına çal istatisliklerde okyul ve eğitim düzeyinize bir bakın.

Siz ne anlarşınız bak Osmaniye Yer Fıstığı üretim merkezi fıstığın dış kabuğu dünyada teknolojisi olan Su filtre sistemi bizim fıstık kabukları filtre sistemerinde dünyada en önemli bir ürün yarın FISTIK KAPUGU KİLOSU 10 USD olacak biliyonmu sen ve kafasız bilim adamları bu kabukları çöpe satınız. Ne kaybettiğinizin farkındamı Osmaniye 100.000 ton fıstık kabuğu ne kadar köylüye gelir Sağlar Osmaniyenin fıstık kabuğu bile milyarlar eder sen para hesabı yaspıyorsun. Git Çukurova ünivertten bir araştırma yapsın Fıstık kabuğu filtre sistemlerinde ne işe yarar ama tek başına değil ZEOLİT ve bazı organik kimyasal yapılarla birleşmesi ile dünyanın en iyi hijyenik filtre sistemi olur. Atığıda çok kaliteli organik gübre olarak kullanılır. Ey osmaniyelim bilimde para söz konusu olmaz.

Biraz oku ve araştır Su ve gıda 3 yıl sonra TC büyük çaplı su ve gıda sıkıntısı vuracaktır. KITLIK VAR be kardeşim siz ne yaptınız ne önlem aldınız sen tutmuş çete mafya para konuşuyon sen Afrikalı insan gibi susuz ve aç kaldınmı orda yaşadınmı uzaktan davulun sesi hoş gelir ama davul 3 sene sonra kulağında midende çalınca göreceğim.

Beni kızdırdıkca ben kızmam sana simdi söyleyeyim Osmaniyeye 400 kişilik Amerikalı Alman Fransız İtalyan İspanyol Fransız İngiliz Hollandalı belçikalı İsveçli Nıorveçli Danimarkalı Polanyalı Kuweytli Sudili iş adamı yatırımcı olarak gelecek bu yatırımcılar osmaniye için gelecekler.

Bunları ben örgütledim ve ben davet ediyorum gbu adamlar yolda yaşayan insanları getirip güzel bir elbise ve kostüm biraz reklam Osmaniye yatırımcılarını ben günlük 200 $ kiralayarak yemek içme bana ait tabi yemekleri siz osmaniyeliler bana bırakmazsınız çok musafir perversiniz. Hatta otellerini bile öder birde gezdirirsiniz.

Çünkü niye bunlar yabancı size tatlı gelir. Bu ülkenin tek hastalığı yabancı hastalığı kendi insanına yatırımcısına bilim adamına güvenmeyen bir toplum olduk baş bu kiralık yabancıları getirsem osmaniyeyi teslim ederdiniz. Size dürüst ve çesaretli milliduyguları yüksek insan layık değil dolandırıcı üç kağıtcı sahtekar olmakmı lazımdı.

SİZLER YANBANCI KAZIĞINI ÇOK SEVEN BİR SİSTEMSİNİZ.

Bunu unutma Türkiye gerçek Türklerindir. yabancıların çanağında kemik yiyen köpeklerin değildir.

Buna inanıyorum doğruluk ve dürüstlük bu çetelerin sonunu getirecektir.

Saygılarımla Osmaniyeli güzel yurtaşım git önce şehrini kirletenlerin yakasına yapış topraklarını satanlara peşkeş çekenlerin yakasına yapış.

Borçlu ülkeler ülke değil köle ülkelerdir. Parasız adam gereksiz adamdır. Bu ülke bilim adamlarıın bile genetiğini bozdu para para diye bilim adamları bile bilimi unuttu kendi kurtuluş mücadelerini vermeye başladı bu gelecek toplum için en tehlikeli bir doktirini yabancılar bu ülkeye ihraç etti çıkın bakalım işin içinden nasıl çıkacaksının bu ülkeden particilik adam kayırma hemşericilik akrabalık ırkçılık sistemi ile bu ülke elden gidiyor.

TOPRAK İNSANLARA AİT DEĞİLDİR. İNSANLAR TOPRAĞA AİTTİR.
ÜLKELER İNSANLARA AİT DEĞİL ÜLKELER DÜNYA YAŞAYAN HER CANLIYA AİTTİR.
info@avedasgroup.com eklemiÅŸ. | 26 Temmuz 2008 Saat 14:59


Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.



Sık kullanılanlara ekleyin

Arama
 
  


Hüseyin kengerli
Hüseyin Kengerli
Bekir Zakir Çoban
Bekir Zakir Çoban
Bahir Yıldırım
Bahir Yıldırım


Bitkisel Rehber



YUda Pilatory Saç Çıkartıcı Saç dökülmesinde en etkili çözüm


Pcloji PC ve Teknoloji Forumu 

haber kültür yaşam
eXTReMe Tracker