haberosmaniye


 

Ağustos 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31

Ümran Çetin
Ümran Çetin
Ömer Cerit
Ömer Cerit
Murat DOLU

Abdüllatif Şener'in kuracağı siyasi parti hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Başarılı olur
Şartlara bağlı
Başarısız olur
Son Fotoğraflar
Serinhisar yöresel kıyafetler - Üç etek
Osmaniye Karaçay Şelalesi
Saimbey İlköğretim Okulu

website counter

Google Gruplar Beta
haberosmaniye grubuna kayıt ol
E-posta adresiniz:
Ziyaret et

Firma ya da iş kolu arayın Firmanızı Kaydedin

Osmaniye İş Rehberi

 

  


Sacekimiresim
Ana Sayfa > ömer cerit > Tut Ellerimden Hadi
 
Tut Ellerimden Hadi

Uçaklar neden kaza yaparlar diye merak edip durdum hep. Kocaman gökyüzüne sığmıyorlar mıydı yoksa? Saçma gelirdi bana.

Bizim maçlarımız hep “son golü atan kazanır” prensibiyle biterdi o zamanlar. Sağlam kalmazdı elbette toplarımız. Bu yüzden “top şiş” icat edilmişti zaten. Top şiş! Herkes yerinde kalır; dudağını dayayıp şişirmeye başlardı birisi. Sonra gene devam. Keşke her insanın hayatında böyle duraklar olsa dimi. Şöyle zamandan soyunsa, etrafına baksa, rahat bir nefes alsa, kimseler müdahale etmese kimselere. Ne güzel olurdu dimi? 

Çocukluğum böle uçuk sorularla geçti. Neden hep Galatasaray başarılı olurdu Avrupa’da? Beşiktaşlı bir çocuğun Galatasaray’ın başarılarla dolu Avrupa maçlarını ezbere bilmesini melekler sağlamazdı elbette. Tek kasetçalarlı teybiyle Arap Amca’m kaydederdi onları ve hiç sıkılmadan dinlerdi. Ama hiç anlamazdım bu maçları. Sen tut, taa İstanbul’dan bin uçağa, İngiltere’de in; orda 1,5 saat maç yap geri gel. Saçmaydı işte! İnsan gitmişken taa oraya 3–4 saat maç yapmadan gelir mi hiç? 

Ne güzel günlerdi onlar dimi sevgilim? Şimdilerde içimin her yerinde sen dolanıyorsan ve ben senin sesini her istediğimde duyuyorsam bu cennette olduğumuzu ispatlamaz mı? Hep dediğim gibi; insanın cenneti içindedir! 

Ben o zamanlar Apollo 13 yazılı sırt çantam ile fark yaratırken yaşıtlarımın içinde; benim içimde gizliden gizliye beslediğim “defterimi gazete kâğıdı ile kaplamak” vardı. Ama olmadı işte! İçimdeki isyancılığa, düzensizliğe rağmen; babam hep güzel kaplar alırdı bize. Ve etiketler hep düz yapıştırılırdı; içimdeki eğriliğe karşı. 

Bir gün okula kutular dolusu fındık geldi.”her gün bir paket fındık; depolarda atıl kalan fazlalığın bitmesine iyi geliyor” sanırım. Ve bizlere de 1 paket fındık dağıtıldı her gün. O gün aslında içime radyasyon değil Karadeniz Sevdası bulaştı. Ondan işte sevgilim; kendimi Trabzon’da Ganita’da seninle çay içerken deniz kokusunu içimize çektiğimizi hayal edip durmam. “hem belki Hamsiköy’e çıkarız daha sonra; sütlaç yemeye. Ne iyi insanlar şu Karadenizliler dimi? Ama en güzel mayışmış elma şekeri Osmaniye’de; memleketimde. 

Bu kentin her yerinde sen varsın. Her tarlada seni topluyorlar. Her çiftçinin avuçlarında sen açıyorsun. Her yağmur sonunda sevdanın seli akıyor caddelerde. 

O zamanda öğrenemezdim Dalton Kardeşler’in büyükten küçüğe doğru isimlerinin sıralamasını. Oysaki sorularımda hep sıralamalar istiyorum; cevaplarını gözlerim kapalı bildiğim. Çocuktum o zaman; seni tanımıyordum. 

Ama hiç imrenmedim; gelin arabasının önünü türlü hilelerle kesip-içinin boş olduğunu bildiğim- zarfları almaya çalışan yaşıtlarıma. 

İçimde hala uçakların neden gökyüzünde çarpıştıklarını bilmeyen bir çocuk yaşıyor sevgilim. Tut ellerinden. Şımart onu varlığınla…

Gelen Yorumlar
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Nereden geldiğini bilmedigin dalgalar şuurunu bulandırıveriyor ve derinliklerinden tanımadıgın tehlikeli,düşman varlıklar çıkıyor.
yürekse kaçıyor,inliyor,çekiyor hayat beklerken.Sense bu sırada sevgiline
hayallerinden elbiseler biçiyorsun,giydiriyorsun.Çünkü senin biçtigin elbiseler yakışıyor ona.Sevdan zöhren olmuş ama sen karanlıklarda geziyosun.geçmekse niyetin çifte ateşten ,yalımdan degil ,güneşine yürü beklemeden.
emek eklemiş. | 16 Kasım 2007 Saat 12:45
Eminim kendimi köyümde bu kadar samimi hissetmemişimdir.İstanbul topraklarında bizi böylesine ısıtan yazara selamlar olsun. Sel olup akan teşekkürlerimizi kabul buyurun...

Keşke hep böyle samimi olabilsek...
fatihismail80 eklemiş. | 17 Kasım 2007 Saat 20:41
insanlar geçmişteki yaşantısıyla avunur hep.İyi veya kötü olsun hiç farketmez hep iç çekerek anarız geçmişi.
Özellikle çocukluk yılları...Bayram şekerlerinden tutun,patlak bir top veya küçücük kumaş üzerine kaş göz çizilerek yapılan bir bebeğe kadar özlem duyar insan.O günleri küçük bir tebessümle anıyoruz çoğu zaman.Bu olay büyüdükten sonrada bambaşka ortamlara bırakıyor yerini...
Özellikle Erkeklerin ASKERLİK, Kadınların DOĞUM anıları anlatılmakla bitmez.
Yaşanacak iki dönem vardır insan hayatında birisi çocukluk,diğeri gençlik çağı.
Yaşlılık da bunları anlatmakla geçecek zaten:)))
Onun için İnsan her çağını dolu dolu yaşamalı ki, hiç olmazsa torunlarımıza da anlatacak birşeylerimiz olsun...
h_korkutan eklemiş. | 27 Ağustos 2008 Saat 11:08
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.



Sık kullanılanlara ekleyin

Arama
 
  


Hüseyin kengerli
Hüseyin Kengerli
Bekir Zakir Çoban
Bekir Zakir Çoban
Bahir Yıldırım
Bahir Yıldırım


Bitkisel Rehber



YUda Pilatory Saç Çıkartıcı Saç dökülmesinde en etkili çözüm


Pcloji PC ve Teknoloji Forumu 

haber kültür yaşam
eXTReMe Tracker