haberosmaniye


 

Aralık 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031

Ümran Çetin
Ümran Çetin
Ömer Cerit
Ömer Cerit
Murat DOLU

Ergenekon örgütü hakkındaki düşünceleriniz
Türkiye'yi seven vatansever insanlar kurmuştur.
Terör örgütüdür
Çıkar amaçlı kurulan bir örgüttür.
Hiçbiri.
Son Fotoğraflar
Hemite Köyü
Hacı Güllü Çayı
izmir yalı çapkını

Google Gruplar Beta
haberosmaniye grubuna kayıt ol
E-posta adresiniz:
Ziyaret et

Firma ya da iş kolu arayın Firmanızı Kaydedin

Osmaniye İş Rehberi

 

  


Sacekimiresim
  
Ana Sayfa > Seçim 2007 > Şehit cenazesi siyaseti, yapanları boğar
 
Şehit cenazesi siyaseti, yapanları boğar
Ankara haftalardır terörle, sınır ötesi operasyonun yapılıp yapılmayacağı sorusu ve şehit cenazeleri ile yatıp kalkıyor. Cenazelerde başlayan protestolar siyasette adeta akıl tutulmasına sebep oldu. Siyasetin üslubu sertleşti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘önce içerideki terörün bitirilmesi’ çıkışından sonra yapılan terör zirvesine rağmen tansiyon düşmedi. Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli’nin iktidarı suçlayan tavırları, terörle mücadelenin önündeki tek engel olarak Başbakan’ı göstermeleri hafızalara kazındı. Sol siyaset geleneğinden AK Parti kadrolarına giren Ertuğrul Günay, 12 Haziran’daki terör zirvesinin sonucunun ‘devlet cevabı’ olduğunu hatırlatıyor: “Cenazelerde haksızlık yapılıyordu. Hükümet ile, TSK arasında eşgüdüm eksikliği varmış gibi bir hava oluşturuldu. Zirve açıklaması kaygıları giderdi.” CHP’nin kutuplaştırma siyasetine MHP’nin de katılmış olmasını endişe verici buluyor. Seçim sürecinin engellenemeyeceğine, halkın kararıyla Türkiye’nin rahatlayacağına inanıyor.

-Türkiye Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyon yapmalı mı? Bu bir ihtiyaç mı şu anda?

Sınır ötesi operasyon, çok kapsamlı, önemli bir devlet kararıdır. Yani Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaç çerçevesinde bir talep oluşturacak, hükümet talebi benimseyecek, Meclis’e götürecek ve parlamento karar alacak. Bu mekanizmaların birlikte oluşturduğu karar bir devlet kararıdır. Böyle önemli bir kararla ilgili her siyasetçinin tekil olarak görüş açıklamasını ve bunu günübirlik siyaset tartışmasının malzemesi yapmasını doğru bulmam. Eğer böyle bir ihtiyaç varsa, TSK yazılı bir talep oluşturur, hükümete götürür, hükümet siyasi bakışı ve kararı çerçevesinde Meclis’ten operasyon konusunda karar çıkarır. TSK’dan hükümetin önüne götürülmüş (bütün gerekçeleriyle kapsamlı) yazılı bir talep olmadığına göre şu an için bu aciliyet taşımıyor demektir.

-Ancak bu arada terör tırmanıyor…

Maalesef terör tırmanıyor, çocuklarımız, erlerimiz, subay-astsubaylarımız ölüyor. Yüreğimiz yanıyor. Ama olaylar önemli ve ağırlıklı ölçüde Türkiye içinde; Tunceli’de, Bingöl’de, Şırnak’ta yaşanıyor. Sınır ötesi operasyonu her zaman çok ciddi biçimde değerlendirmede tutarken, galiba içeride almamız gereken önlemleri de artırmamız gerekiyor. İçeride TSK’nın çok ciddi bir mücadele götürdüğünü yıllardan beri hepimiz biliyoruz. Ama zaman zaman rutine teslim olunduğunda, tam anlamıyla su uyur düşman uyamaz sözüne uygun bir biçimde, ağır bedeller ödüyoruz.

-Rutine teslim olmaktan kastınız nedir?

Teyakkuzu, özeni, dikkati elden bırakmayı kastediyorum. Sonuçları çok ağır oluyor çünkü. Bu yüzden içeride güvenlik önlemlerini yüksek düzeyde tutmalı ve sonuç alıcı hale getirmeliyiz. Buna rağmen önleyemiyorsak, devletin sınır ötesi operasyon kararı vermesi gündeme gelebilir.

TSK’NIN YAZILI YETKİSİ VAR

-PKK siyaseten ve fiziken Kuzey Irak’ı kullanıp oradan besleniyor. Bu sorun nasıl bertaraf edilecek peki?

İçerde her türlü önlemi alırız. Buna rağmen hâlâ dışarıdan terörün kışkırtıldığı, takviye edildiği, lojistik destek verildiği konusunda istihbaratımız bizi bilgilendirmeye devam ederse, askerî harekât dâhil olmak üzere başka bir dolu önlem var; gereken yapılır. Sınır önlemleri, ekonomik önlemler var. Şundan herkes emin olsun, Türkiye’nin Kuzey Irak’ta yapılacak bir askerî harekâtla ilgili hiçbir güç eksikliği yoktur. Rahatlıkla başarabilir. Ama ortaya çıkacak siyasî, ekonomik, toplumsal yansımalarını uzun vadede hesap etmek zorundadır. Başka bir ülkenin topraklarına bir operasyon biçiminde derinliğine girmeden, eğer biz bu sorunu bir çözüm eşiğine getirebilirsek bu birinci yoldur, tercih edilendir. Ayrıca biliyoruz ki, sıcak takip her an yapılabiliyor. Yani Irak sınırı engebeli, netameli bir sınır. İhtiyaç çerçevesinde; o bölgeden Türkiye’ye terörist geçtiğinin, teröristlerin sınırda yuvarlandığının tespiti halinde, her zaman sıcak takip ve operasyon yapılabilir. Bu konuda da hükümetin bundan aylar önce TSK’ya her alanda verilmiş çok geniş bir yazılı yetkisi var.

-Yetki sıkıntısı yok diyorsunuz?

Yazılı yetkisi var diyorum, altını çizerek.

-Kuzey Irak ve PKK’nın iç siyaset malzemesi haline gelmesine, şehit cenazeleri kullanılıyor tartışmalarına ne diyorsunuz?

Önce çocukları ölen ailelere sonsuz sabır diliyorum. Çok zor bir durum. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Tabii bu insanlar muhatap olarak karşılarında önce hükümeti; hatta güvenlik güçlerini görürler. Halkın gördüğü siyasi muhatap iktidar olduğu için eleştiriler hükümete yöneliyor. Demokratik rejim içinde bu doğaldır. Hükümet bunları anlayışla karşılamalı, onları ikna etmeli. Siyasetin hiçbir tarafının, özellikle iktidarın şehit aileleriyle hiçbir gerginliği olamaz. Fakat son zamanlarda hepimiz görüyoruz ki, bazı siyasi partiler halk katında kendi politikalarıyla (ekonomik, demokratik) bir derinlik, genişleme, etkinlik kazanamıyor. Terör en can alıcı sorun şu anda. Hepimiz şikâyetçiyiz. Canımız yanıyor, şehitlerimiz geliyor. Buradan yürümeyi, hükümete karşı husumeti, kışkırtmayı bir siyasi rant aracı olarak görüyorlar. Herkes çıplak gözle görüyor. Kanıt göstermeye, bilgi, belge sunmaya gerek yok. İzmir, Manisa, Ankara, Tokat’tan, Türkiye’nin her yerinden gözüküyor. Şehit cenazeleri üstünden istismar yapılıyor.

-Niye bugün yapılıyor istismar?

Bu yeni de değil. 1999 seçiminde de cenaze istismarı üstünden yükselmiş bir siyasal akım var. Türkiye’yi 1999-2002 arasında yöneten koalisyona da bakın. Hatta bir iki akım var. Ne yazık ki bunların Türkiye’yi yönetecek çapları olmadığı da görüldü. Şimdi de benzer yoldan yürümeye çalışıyorlar. Çok vahim, kabul edilmez bir yaklaşım. Güvenlik zirvesinde, devletin tepesinde asker ve sivil kanatta tam bir uyum, eşgüdüm içinde olunduğu yetkililer tarafından açıklanmışken, iki muhalefet liderinin yaptığı açıklama ürkütücü.

-Neden?

CHP Genel Başkanı neredeyse terörün kaynağı ve önlenememesinin birinci sebebi olarak hükümeti ve başbakanı göstermeye çalışıyor. Benzer söylemi MHP Genel Başkanı kullanıyor. Bu, iç siyaset hesapları yüzünden Türkiye’ye kıymaktır. Türkiye’ye acımayan bir siyaset anlayışının görüntüleri, göstergeleridir. Şiddetle kınıyorum bunu. Böyle bir siyaset üslubu olmaz. Ölen çocuklarımız üstünden, onların acıları üzerinden, bu acıları kışkırtarak iktidarı köşeye sıkıştırma anlayışı aklı başında hiçbir Türkiye vatandaşının kabul edemeyeceği bir anlayıştır. Hükümet ile Genelkurmay arasında 3 saatlik toplantıdan sonra tam bir eşgüdüm içinde terörü sona erdirmek istiyoruz, hukuk devleti çerçevesinde her türlü tedbiri alacağız, her şeyin üzerine birlikte gidiyoruz denilmişken yapılıyor. İki muhalefet liderinin sokağa fırlamaları, inanılmaz bir iç siyaset acımasızlığı içinde Türkiye’ye kıyma çabasıdır. Türk halkı bunu görüyor, değerlendirecek.

-Amaçları ne peki?

Türkiye’nin önüne koydukları gelişme projeleriyle bir etkinlik kazanamıyor, oylarını artıramıyorlar. İstismara sapmaya çalışıyorlar. Önce Nisan-Mayıs aylarında rejim ve cumhuriyet tehlikesi var, cumhuriyete karşı kalkışma var, iktidar devletin değerlerini benimsemiyor istismarı vardı. Mitingler yapıldı, doğru olmadığı görüldü. Yurttaşlarımızın, iktidarın rejimle sorunu olmadığından en küçük bir kuşkusu yok. Bu yürümedi. Sadece iki küçük partinin birleştirilmesi siyasi sonucunu ortaya çıkardı o kadar. Cumhuriyet-laiklik tartışmalarının iktidarın itibar ve oyunu azaltmadığı görülünce şimdi daha can alıcı bir konu kaşınıyor.

-Ne yapılıyor?

Hükümetin terörle yeterince mücadele etmediği, Türkiye’nin çıkarlarını koruyup kollamadığı gibi, acımasız bir siyaset üslubu ile toplumun acıları kaşınıyor ve acılar üstünden oy avcılığı yapılmaya çalışılıyor. Başbakan ‘Bir şehidimizin bir damla kanına, 550 milletvekilini değişmeyiz’ dedi. Çok doğru, şehit kanı, acısı istismar edilemez.

-Türkiye’de siyaset dışı aktörlerin rol çalma hastalığı mı başladı tekrar?

Hastalığı başlatmaya, kışkırtmaya çalışanlar var. Siyasetin araçları siyasi partiler, parlamento, seçmenlerdir. Siyasete devletin başka kurumlarını; ordusunu, yargısını katmaya çalışmak, tarafmış gibi göstermek güçsüz siyaset adamlarının çapsızlıklarının sonucudur. Demokrasi için çok tehlikelidir. O kurumları ve devleti yıpratır. Bu devlete çok büyük kötülük yapmaktır. TBMM gibi, ordu ve yargı da devletin temel kurumlarıdır. Parlamentoda 5 sandalye fazla çıkarabilmek veya iktidar nimetinin kenarından tutabilmek için orduyu, yargıyı siyasetin parçası haline getirmeye çalışırsanız sadece muhatabınız siyasi partiye değil, devlete ve topluma da çok büyük zarar verirsiniz. Geçmişte yaşandı. Orduyu siyasete katmaya çalışan mantığın elinde koca Osmanlı çöktü.

-Sınır ötesi harekatla seçimleri erteletme gibi senaryoları duyuyoruz. Gerçekçi mi, kaynağı ne bunun?

İki yıl önce bir gazeteye Türkiye’de ana muhalefet kadrosunun (CHP) halktan hiçbir zaman yeterince güç ve destek bulamadığını, o yüzden sandıktan iktidar çıkaramayacaklarını görerek parlamento aritmetiğinin karışması ile bir ara dönem iktidarı üretmeye çalıştıklarını, başka hayalleri kalmadığını yazmıştım.

-Bu hayaller sürüyor mu yani?

Öyle gözüküyor. Parlamentonun tıkanması, cumhurbaşkanı seçtirilmemesi, ana muhalefet başkanının çatışma çıkar diye yargıyı tehdit etmesi o mantığın göstergesi. Kaygılandıklarım ilerleyerek sahneleniyor. Ama bir şeye güveniyorum, Türkiye seçim yoluna girdi. Demokratik çözüme ilerliyoruz. Bu tıkanmışlık, sandıktan çıkan sonuçla aydınlığa dönüşecek. Kırk günün altına indi. Seçime yönelmiş Türkiye’nin önünü kesmek mümkün değildir. Bu senaryolar tutmayacak; inançla, imanla söylüyorum. Karanlık oyunlar bozulacak.

-Türkiye kutuplaşmadan nasıl kurtulacak?

Türkiye’yi kutuplaşmaya sürüklemek için geçen Nisan-Mayıs’ta çok yoğun çabalar yaşandı. Ankara mitinginden başlayarak yaşadıklarımızı herkes hatırlıyor. Fakat iktidar partisi çok akıllı bir yaklaşım ve yöntemle toplumu germekten kaçındı. Karşı mitingler zinciri düzenlemedi. Seçim kararından beri de, halkın oyuna önem verdiğini, güvendiğini, başka bir mekanizmanın devreye girmesinin doğru olmadığını söyledi. Toplumun ortalamasını kucaklayacak parti söylemi ve sözcüleri oluşsun diye adımlar attı. AK Parti şu anda Türkiye’de bir kutbu temsil etmiyor. Ancak öbür tarafta (CHP) kutuplaştırma çabası sürüyor. Cumhuriyet üstünden gerdirme tutmadı, şimdi milliyetçilik üstünden kutuplaştırma çabası sürüyor. Ama AK Parti bu tuzağa düşmedi.

-Seçim sonrası senaryonuz ne?

Seçime giderken yurttaşlarımız şunu değerlendirecek. Önümüzde iki ihtimal var. Ya AK Parti yine tek başına iktidar olacak. Ya da bu manipülasyonlar, kargaşa çıkartma istekleri, cenaze istismarları sonucunda bir CHP-MHP koalisyonu oluşturulmaya çalışılacak. Türkiye’nin önünde iki çıkış var. Sandıktan iki sonuçtan biri çıkacak. Ben büyük bir inançla AK Parti’nin tek başına iktidar çıkaracağına inanıyorum.

-Neden?

Çünkü CHP-MHP koalisyonunu bu partilerin geçmişine: önceki koalisyonların Türkiye’yi getirdiği yere bakarak halkımız reddedecektir. Bu ihtimali halkımız sandığa gömecektir. Türkiye CHP’nin başını çektiği, MHP’nin de geçen sefer ki gibi koltuk değneği olduğu yeni bir ‘Milliyetçi Cephe’ kâbusu yaşamayacaktır. 1991-2002 arasında koalisyonlarla iflasın eşiğine gelmişti. 3 Kasım bu partileri tasfiye etti. Çünkü inanılmaz bir derebeylik mantığı içinde devlet, bakanlıklar, üretimi, kaynakları bölüşülmüştü 2007’de sağlıkla yürüyen bir ekonomi, gelişen demokrasi; dünyada ve Ortadoğu’da dikkate alınan saygınlığı giderek artan bir ülke var. Bu mu devam edecek, kâbusa geri mi döneceğiz? Kâbusa geri dönmeyeceğiz.

-CHP-MHP ittifakı yeni bir siyaset mühendisliği deniyor, öyle mi?

Her iki partinin de çaresizlik içinde sürüklendiği bir nokta bence. Ne CHP ne MHP’nin birbiriyle yapacağı bir şey yok. DSP-MHP-ANAP koalisyonu ne yaptı ki, CHP-MHP koalisyonu ne yapacak? Galiba bu soru halkın kararını etkileyecek temel faktör olacak.

-Bayrak mitingleri, sağ ve solda birleşme projeleri, cenaze protestoları. Bir yazarın tabiriyle Türkiye siyaset mühendisliği yaşarken, terör mühendisliğinin içine mi düştü?

Umarım bu kadar kanlı bir oyunla karşı karşıya değilizdir.
Gelen Yorumlar
Toplam 47 yorum, 1-20 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
"toplumun acıları kaşınıyor ve acılar üstünden oy avcılığı yapılmaya çalışılıyor" demiş Günay. Hem de nasıl gardaşım, hem de nasıl. Diline sağlık, kitabın ortasından konuşmuşsun. Gardaşım üç davar güdemeyecek olanlar halkın gözünü boyamak için bu toplumun acılarını kaşıyorlar. Kaşınmak önce rahatlatır bilirsiniz. Amma etmeyin eylemeyin, bu yaralar kaşınmakla değil, ilaçla iyileşir. Adamın ilacı yok, merhemi yok. Yalnızca dilinde lanet bir küfür var. Küfrediyor, benim gariban dayımın, amcamın, teyzemin duygularını okşuyor, yaraları ebedileştiriyor, farkına vardırmadan.
Osmaniye, Osmaniye!
Sen, bilirsin yada sen bilirsin.
....Yorulduk, olukbaşında durup bir su içelim.
Hüseyin Kengerli eklemiş. | 19 Haziran 2007 Saat 10:35
Eski solcu,devrimci yeni ılımlı müslüman ,taze akp liye de bu yakışır,ama böyle birine KENGER sakızı gibi yapışmak Osmaniyeliye yakışmaz.

Siz de "milli görüş " gömleğini çıkarmış iseniz, Günay gibilerin partisi ak partisine oy verin "ananızı alın gelin" deyişini solcuların nasıl dediğini görün.
Sizce Ak parti solcu mu sağcı mı?
Selahattin Cengiz eklemiş. | 19 Haziran 2007 Saat 16:19
Bazı sözler vardır ki ne söyleyen inanır, ne de dinleyenler.Söz söyleme sanatı uzmanlarcada iyi bilinir ki ne oturduğun yerde yorum yazarak olur, nede çağırdığın bir gazeteciye verilecek olan demeçle."Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz, sen onu birde iş ortamında gör."
İnsanlığın özünde inanmadığın hiçbir şeye imza koymamak gerekir.Bugün burada yarın orada, dansöz gibi oyunlar siyasetide seçmenide lekeler.Özelliklede bu kişilere doğrusun, güzelsin, aferin sana diyenler siyasi arenada kirlenmişlerdir.Akıllı ve bilinçli olan seçmen hiçbir zaman sözün yüzeyine bakmaz, söylenen sözlerin derinine iner.Bu derinlikte eğer yüzme biliyorsa zaten ne dendiğini iyi anlar ve zarar almadan kurtulur, eğer yüzme bilmiyora da endişenmesin sandıkta gereken cevap, gereken yüzme dersi verilir.
Ankara'dan saygı ve sevgilerimle.
ÇAĞATAY ŞAHAN eklemiş. | 20 Haziran 2007 Saat 09:13
İstismar...
Hep aynı laf:
"İstismar etmeyin..."
Yani?
"Yuhlamayın..."

Deniyor ki, "cami avluları, bir partinin gençlik kollarına mensup tiplerle dolduruluyor, amigo gibi bağırtılıyor, provokasyon yapılıyor."

Soralım o halde...

Danıştay katliamından sonra, aynı camide, aynı bakanlar yuhlandı, kafalarına bardak fırlatıldı... Ülkücü müydü onlar?

Danıştay katliamından sonra, bakanlar yuhlanıp, kafalarına bardak fırlatılınca... O dönemin Genelkurmay Başkanı olan, sizin yere göğe sığdıramadığınız Hilmi Özkök, "halkın tepkisi, hakikaten takdir edilmeli, ama bir günle kalmamalı, daimilik kazanmalı" demedi mi? Hilmi Özkök, hangi partinin gençlik kollarına mensup?

Abdüllatif Şener...
MHP'li mi?
Neden öbür bakanların taziyesi bile kabul edilmezken, onun eli "onurlu bakan" diye sıkılıyor? Şehit eşleri provokatör mü?

Ve, birkaç soru daha...

Alt tarafı, kendi otomobilinin yerine bir başkası parketti diye, plakasını nal gibi yazıp, yarım sayfa "böyle hayvanlık olur mu?" diye makale döşenenler... Neden şimdi, "şehit haberlerini büyütmek doğru değil" diye akıl veriyor?

İş arkadaşı otobüs altında kalınca, "bu şoförü asın" diye yazanlar... Neden şimdi, "sağduyu çağrısı" yapıyor?

Şehit cenazesinde öfkesine yenilip, bağıranlara, "yakışıksız oldu, istismar oldu" diye ağız burun kıvıran yazarlarımız... Neden, "subaylar niye hiç ölmüyor" diye sorana, bir satır olsun dokunmadınız?

Son bir haftada 16, son bir ayda 30 şehit verdik... Hükümet'i kınayanları kınıyorsunuz... Şu AB'yi neden kınamıyorsunuz, "iki kelimeyle bile kınamıyor" diye?

Çocuğunu taa Amerikalar'da okutan arkadaş... Şehit binbaşı oğlunun, 5 gün sonra ÖSS'ye nasıl gireceğini merak ediyoruz...
Sen etmiyor musun?
Yok mu bi burs murs?

Uzatmayayım...
Şehide kahrolmanın, haykırmanın, partisi, sağcısı solcusu olur mu kardeşim?
Aklınızı mı yitirdiniz siz?
Zaten gelmiyorsunuz cenazeye...
Acımıza karışmayın bari.

8080 eklemiş. | 20 Haziran 2007 Saat 19:56
8080

Sizin döneminizde de şehitler verdi bu ülke hatırlamıyor musunuz, ne çabuk unuttunuz?
Siz şimdi Kandile gidelim,IRak'a girelim diyorsunuz.
Hadi İmralıya gidelim deseniz ya, neden susuyorsunuz, neden imralı denilince boyun büküyorsunuz.ABD yanlısı hükümetinizde APO itini size CIA verdi, öldürmemeniz karşılığında.Siz de imza attınız.
Şehit ailelerine en büyük kötülüğü siz yaptınız aslında AKP değil...

Bu günleri unutmadık, millet de unutmadı
a.dursunnn eklemiş. | 21 Haziran 2007 Saat 08:37

Çağatay bey yorumunuzu lütfen özetleyiniz.

haberosmaniye

ÇAĞATAY ŞAHAN eklemiş. | 21 Haziran 2007 Saat 09:35
a.dursunnn
sen daha apo itinin ne zaman yakalandığını bilmiyorsun.Apo iti ecevit döneminde yakalandı ve bütün şehit aileleri oylarını yeniden ecevite verdi.Ozaman biz iktidarda değildik.Apo yakalandıktan sonra seçim oldu ve ecevit ile koalisyon hükümeti kuruldu.Aponun idam kararını mecliste oylayanlrın listesnde biz varız.Sayın yener tuncerin basın açıklamasında buna yer veriliyor.Biz hiçbir zaman şehidimizi unutmadık unutmayacağız.Bizi karalamaya çalışanların foyasını ortaya çıkaracağız....
8080 eklemiş. | 21 Haziran 2007 Saat 11:18
8080, 160
Kardeeş,
Yorum diye Yılmaz Özdil'in yazısını yapıştırmışsın. Birinin yazısını beğendiysen adresini yazarsın, isteyen okur.
Fena mı olur?
Bu arada itlerle uğraşmaya, kafaya takmaya gerek yok. İt ölür, leşi kokar, kurcalarsan mikrop kaparsın. İt üzerinden siyaset yapmaya kalkarsan, hayrola derler. İt ittir, itliğini yapar, kulubesinde uyur. Sen iti fazla anarsan, o da kendini bişey sanar, tepene çıkmaya kalkar. Elleme it orda ölecek, başına bela etme.
Bak ben bunu sağduyu adına söylüyorum.
Dün sizin adamlar (O.Bölükbaşı, C.Paçacı, B.Aksoy)bir tv kanalındaydı. İti asmak artık imkansız- yeni kanun çıkarsak bile geriye yürümez, dediler. Yani iş bitmiş, artık iti asmanın hukuken imkanı da yok. Dolayısıyla konuşmalar hep tribüne. Üstelik de dediğim gibi iti gündemde tutuyor.
İt için en hayırlısı onu insanların zihninde öldürmektir. Hiç kimse onu anmazsa o ölmüş demektir.
Sen illa it, it der durursan, "hav hav sesine heveslisin" derler adama.
Kendine iyi bak. Güneşe şapkasız çıkma!
Hüseyin Kengerli eklemiş. | 21 Haziran 2007 Saat 17:09
Bazıları vardır ki yaltaklık ve yalakalık ile kendilerini adam sanırlar, bazılarıda vardır ki ne söyledikleri, ne yaptıkları hem Allah katında hemde toplum karşısında değer bulur.Bu tür polemiklerle, ayak oyunları le insanlar artık kandırılamaz.Artık bu tür olayları sağ veya sol duyulu hiçbir kişi dinlemez.Bırakınız hav hav yorumlarını, önce kendinize bir bakın.Kim hav hav kim miyav miyav görürsünüz yakında.Tarih olanları kayda almıştır ve asla hakkını almadan bırakmaz.23Temmuz sabahı Milliyetçi Hareketin ülkemize bir ışık gibi doğduğu an olacaktır.Sizler ne söylesenizde nafile, herkes herşeyi çok iyi biliyor.Burada polemiklerle uğraşmak veya laf cambazlığı yapmakla işler yürümez.Sandıkta gereken cevap verilecektir.Türkiye'nin en değerli insanı değerli başkan Dr.Devlet BAHÇELİ beyefendi ve onun yol arkadaşları zaten gereken cevabı pek yakında dosta ve düşmana verecektir.Siz gönülünüze ferah tutun.Memeleket sahipsiz değildir.Tüm hemşehrilerimi en içten saygı ile selamlarım.
Ayrıca APO'nun asılması konusunda hangi milletvekillerinin KABUL, hangi milletvekillerinin RED oyu verdikleri konusunda resmi bilgiye değerli halkımız, 01 Ağustos 2002 tarihli TBMM Meclis Tutanaklarından veya www.osmaniyemhp.com adresindeki Ortadoğu Gazetesi haber metninden erişebilir.Herşey ayen beyan resmi tutanaklarla sabittir.Lütfen bu vekillerimizin şu anda hangi partide olduklarını da dikkate almayı unutmayınız.Saygılarımla.
ÇAĞATAY ŞAHAN eklemiş. | 22 Haziran 2007 Saat 09:11
ÇŞ'e
Ben hav hav diyen olarak "mâlum it"ten bahsediyorum, biri de çıkmış alâkasız yere üzerine alınıyor.Lütfen en yakın ilköğretim okuluna yada halk eğitime başvurun "türkçe " dersi alın.
Hüseyin Kengerli eklemiş. | 22 Haziran 2007 Saat 14:19
Siz kendinizi avutun ışıkları birkere yaktık artık söndüremezsiniz... 22 Temmuzda cevabınızı alırsınız. Alın size yaptıkları.
Hasan KAPLAN eklemiş. | 24 Haziran 2007 Saat 23:32
sayın hasan bey siz yukarıdaki soruların cevabını verdiniz mi? önce sorularımızın cevabını verin daha sonra birşeyleri bu şekilde ekleyin... Kendi yaptıklarınızı da ekleyin.Diyarbakırda PKK cenazesini ŞEHİT gibi karşıladığınızı da gönder istersen bizde onu bulup yollayalım ne dersiniz.Diyor ya tayyip bey Tek bayrak Tek millet ne bu bayrak dediği Diyarbakırda açılan bez parçası mı???Eğer o kadar dürüstsen diyarbakırdaki PKK ya gösterdiğiniz özeni görüntüleride koyyyy....
8080 eklemiş. | 25 Haziran 2007 Saat 13:50
İstismar...
Hep aynı laf:
"İstismar etmeyin..."
Yani?
"Yuhlamayın..."

Deniyor ki, "cami avluları, bir partinin gençlik kollarına mensup tiplerle dolduruluyor, amigo gibi bağırtılıyor, provokasyon yapılıyor."

Soralım o halde...

Danıştay katliamından sonra, aynı camide, aynı bakanlar yuhlandı, kafalarına bardak fırlatıldı... Ülkücü müydü onlar?

Danıştay katliamından sonra, bakanlar yuhlanıp, kafalarına bardak fırlatılınca... O dönemin Genelkurmay Başkanı olan, sizin yere göğe sığdıramadığınız Hilmi Özkök, "halkın tepkisi, hakikaten takdir edilmeli, ama bir günle kalmamalı, daimilik kazanmalı" demedi mi? Hilmi Özkök, hangi partinin gençlik kollarına mensup?

Abdüllatif Şener...
MHP'li mi?
Neden öbür bakanların taziyesi bile kabul edilmezken, onun eli "onurlu bakan" diye sıkılıyor? Şehit eşleri provokatör mü?

Ve, birkaç soru daha...

Alt tarafı, kendi otomobilinin yerine bir başkası parketti diye, plakasını nal gibi yazıp, yarım sayfa "böyle hayvanlık olur mu?" diye makale döşenenler... Neden şimdi, "şehit haberlerini büyütmek doğru değil" diye akıl veriyor?

İş arkadaşı otobüs altında kalınca, "bu şoförü asın" diye yazanlar... Neden şimdi, "sağduyu çağrısı" yapıyor?

Şehit cenazesinde öfkesine yenilip, bağıranlara, "yakışıksız oldu, istismar oldu" diye ağız burun kıvıran yazarlarımız... Neden, "subaylar niye hiç ölmüyor" diye sorana, bir satır olsun dokunmadınız?

Son bir haftada 16, son bir ayda 30 şehit verdik... Hükümet'i kınayanları kınıyorsunuz... Şu AB'yi neden kınamıyorsunuz, "iki kelimeyle bile kınamıyor" diye?

Çocuğunu taa Amerikalar'da okutan arkadaş... Şehit binbaşı oğlunun, 5 gün sonra ÖSS'ye nasıl gireceğini merak ediyoruz...
Sen etmiyor musun?
Yok mu bi burs murs?

Uzatmayayım...
Şehide kahrolmanın, haykırmanın, partisi, sağcısı solcusu olur mu kardeşim?
Aklınızı mı yitirdiniz siz?
Zaten gelmiyorsunuz cenazeye...
Acımıza karışmayın bari.

EYUP KİRİK

eyup kirik eklemiş. | 25 Haziran 2007 Saat 23:22
1999-2001 yılları arasında Ülkü ocağı üyesiydim. Vatan millet sevgisiyse hayatımdaki herşeyden çok severim. Ama iş partizanlığa dökülürse kendi yolumu akıl ve irademle çizerim.

Türk Milliyetçiliğinin başbuğusu Türkeş kaçtane Türk Ülkesiyle görüştü? Devlet Bahçeli olacak adam, İktidar ortaklığı süresince Tayyip Erdoğanın yaptığı görüşmelerin %1 ini dahi yapmadı. Türk birliği ve ticaret ortaklığı adına hiçbir icraat yok. Bu nasıl milliyetçilik nasıl anlayış? Nasıl Vatan sevgisi?

Milliyetçilik Cumhuriyet Tarihinden buyana yapılan duble yolun %150 sini tek başına yapmaktır, 20 yıldır bitirilmeyen karadeniz sahil yolunu açıp ticareti canlandırmaktır, Milliyetçilik Ssk lı vatandaşa Ege Üniversitesi Hastanesinde Sağlık Karnesiyle Tedavi olma fırsatı vermektir, Milliyetçilik Yataklı hastayı evinden ambulansla alıp evine geri brakıp ücret almamaktır, Her kış binlerce vatandaşa yapılan tonlarca kömür yardımıdır, Kaçırılan yabancı sermayeyi geri çekip istihdamı arttırmaktır.

Milliyetçilik GSMH yı 182 milyar $ dan 293 milyar$ çıkartmaktır,
Kişi başına milli geliri 2.619$ dan 4.112$ a çıkartmaktır,
Eğitime ücretsiz destek vermektir, Ülke Prastijini arttırmaktır.
(2002 den 2004 e olan resmi rakamlar)

Vatna çakılı çivisi olmada, iş yapan adamlara bok atması kolay, Vatan sevgisi çalışarak gösterilir edebiyat yapıp, racon keserek değil.

Gerçekler oratdadır halk kararını verdi, Işıkları birkere yaktık ve yaktığımız ışığa sahip çıkacağız. Seçimlerde herkez oyunu verir gücünü gösterir,

Gönüllerin başbakanı yolun açık olsun..


Hasan KAPLAN eklemiş. | 27 Haziran 2007 Saat 23:40
Sayın hasan kaplan bunları nasıl ytaptı bütün sermayeleri özelleştirerek elimizdeki kendi mal varlığımızdan olduk değilmi.Yaplan yardımların kaç te,anesi yerini buldu milliyetçilik buysa olur.Dairelerimizi özelleştirmekse evet.Osmaniyede suyu bile özelleştirmek istediler neden çünkü sizin dediğiniz milliyetçilik yüzünden...Herşey özelleşti unutmayınnn.Yakında bizde özel yaşam vergisi verirsek hiç şaşırmayınnnn
8080 eklemiş. | 28 Haziran 2007 Saat 17:32
8080 arkadaşım,

Özelleşmesi gereken yer özelleşir, iş yapmadan devletin sırtından milyar milyar maaş alan parazitler özel sektörte çalışırlarsa var olacaklar, yatana para da yok ekmekte.

Akıllıca yapılan özelleştirmeler her zaman ekonomiye faydalı olmuştur. Dünyadaki bütün gelişmiş ülkelerde sistem böyle işler. Hiçbir gelimiş dünya ülkesinde Türkiyedeki Kadar devlete bağımlı tekel kurum yok.

Yapılıan icraatların faydasıda rakamlarla sabit ve açıktır..
Hasan KAPLAN eklemiş. | 28 Haziran 2007 Saat 21:26
Yan gelip yatanların, BABALAR gibi her şeyleri satanların KAPLAN gibi yanakaları duymasın, yoksa hemen eski ülkücüymüş havası verip ABD ve AB bandıralı yazarlar, veya "TATLI SU FRENKLERİ" gibi yorumlar yapar, milleti KANDIRDIĞINI ZANNEDER.
Zaten "Barzani ağzıyla" konuşanların işi tıkır.

Nasıl olsa kendi çocuklarının İŞSİZLİK sorunu yok, gerçi daha çocuklarının bir dikili AĞACI bile yok!

Şimdi diyebilirsiniz, be MÜSLÜMAN onun çocuklarının GEMİSİ var, AMERİKA ve İSTANBUL'DA VİLLALARI var, MİLYON DOLARLARI var, oh ne güzel RAPORU da var ASKERLİKTEN MUAF.

El cevap, BE ILIMLI(!) MÜSLÜMAN Vatandaşım,balıkçılara danıştım, karıma söyledim ve tek DİNDAR, DEMOKRAT olan gül gibi bir Cumhurbaşkanı seçeyim dedim bana ŞEYETTİRMEDİLER, onun için MAĞDURUM, hem çocuklarımın sünnetlerinde biriken parayla aldıkları VİLLALAR, GEMİ vs dikili ağaç sayılmaz çocuklarıma acıyın, onun için BANA OY verin!

Hem gerçek MÜSLÜMAN ılımlı olur, böyle sorgulamaz, bakın şimdiye kadar HOLDİNGLER, YİMPAŞLAR, OSİMPAŞLAR, İHLASLAR sizleri nasıl rahatlattı, kaygıdan kurtardı.Ona göre al şurdan iki kilo Makarna, şurdan beş kilo şeker, hadi bir kilo da zeytin vereyim oyunu benim partiye ver!...
Sen ALLAHINA şükret!..
Mehmet Cengiz eklemiş. | 30 Haziran 2007 Saat 01:31
Aziz Hemşerilerim,
Bazı görüşlerimi izniniz olursa yüksek vicdanlarınıza arzedeyim.

Demokrasi ortak değerimizdir. demokrasi dediğimiz de öyle gizemli birşey değil. Seçim olacak. Meclis oluşacak, bu meclis yasama faaliyeti yapacak, yürütmeyi de seçecek.
2 ay önce cumhurbaşkanı seçimi yapıldı, nasipse 2 ay sonrada hem başbakanı hemde cumhurbaşkanını seçmiş olacağız. Yani gündemimizde 2 seçim var: biz halk olarak milletvekillerini seçeceğiz, onlarda cumhurbaşkanını.
22 temmuz bu yüzden önem kazandı. Her parti aslında cumhurbaşkanlığı konusunda tavrını da açıklmalı ki seçmenler ona göre oy versin.
Akpartinin cumhurbaşkanlşığı seçimini siyaseten kritik etmesi hem uygundur hem de gereklidir. Millet önümüzdeki 7 yıl için kimin cumhurbaşkanı olacağına da karar vermeli. Bakın hemşerimiz Rahmetli Salih Bahçelinin oğlu büyük bir fırsatı kaçırmış, adama cumhurbaşkanı ol demişler, olmamış.
Birileri Abdullah Gül'ü (Abdullah : Allahın Kulu demektir. Gönüllerin Sultanının mübarek babasının adıdır.O mübarek ismi ABD-ullah olarak tahrif etmek bize yakışmaz) cumhurbaşkanı yapmamak için ayak oyunları yaptı. Kaybeden Türkiye oldu.
Cumhurbaşkanını seçmiş olsaydık, şimdi güzel bir seçim yapacaktık, olmadı.
Durum bundan ibarettir.
Osmaniyem Barış Manço gibi söylemenin vaktidir: Türkiye benim memleket.
Herşey Türkiye için.
Kendi adamına sahip çık diye Demirel Ispartalıların anasını ağlattı, Ağar Elazığlıların.
Isparta da benim Osmaniye de.
Ben Edirneden Karsa tüm Türkiye'yi yüreğine sığdırabilen bir Cumhurbaşkanına oy vereceğim.
Hüseyin Kengerli eklemiş. | 30 Haziran 2007 Saat 12:17
Mehmet Cengiz Laf salatası yapma lafına dikkat et...

Senin zeka kapasiten ve algı eksikliğin kimsenin sorunu değil. Işıkları Yaktık Bir daha sönmeyecek.

Bence sizden siyasetci yerine edebiyatçı olmalıydı zaten yıllardır tek icraatınız edebiyatınız, üçbeş gazlama türküden başka bi haltınız yok.

Ne yaptınız lan bu vatana ne hayrınız dokunduki faydası olan insdanlara bok atıyorsunuz.

22 TEMMUZ da meydanlar bizim...
Hasan KAPLAN eklemiş. | 30 Haziran 2007 Saat 21:20
Hasan Kaplan'ı tebrik ediyorum tıpkı bölücübaşına "SAYIN" diyecek kadar nezaketli, ama kendi Çifçisine "Al ananı(!) git" veya şehidlerimize "KELLE" diyen ler gibi Mehmet Cengiz'e haddini bildirmiş!

Mehmet Cengiz'in yazdığı gerçekler Güneş ışığı gibi etrafı aydınlatınca sokak lambalarının IŞIĞI sönmüş. Zaten "SAYIN" Kaplan hem suçlu hem güçlü mantığı ile aciz insanların yaptığını yapıyor, yalan, iftira diyemiyor,fikire fikirle cevap veremiyor.Aralarında çok büyük seviye farkı var.Bu, gerçek Ulusalcı/Milliyetci ve karşıtları arasındaki fark gibi.Vatandaş farkı gör ona göre oyunu kullan!

22 Temmuz da SEÇİM GÜNEŞİ sokak Lambalarını söndürecek, MİLLET kurtulacak...
Hayri Dülger eklemiş. | 01 Temmuz 2007 Saat 01:45


Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.



Sık kullanılanlara ekleyin

Arama
 
  


Hüseyin kengerli
Hüseyin Kengerli
Bekir Zakir Çoban
Bekir Zakir Çoban
Bahir Yıldırım
Bahir Yıldırım


Bitkisel Rehber



YUda Pilatory Saç Çıkartıcı Saç dökülmesinde en etkili çözüm


Pcloji PC ve Teknoloji Forumu