Toplumsal bir hastalık olan veremin denetlenmesi, toplumda sağlık bilincinin artmasını ve sağlık hizmetinin başarısını olduğu kadar toplumun sosyo-ekonomik yönden iyileşmesini de gerektirir.
07-13 Ocak 2007 tarihleri arasındaki hafta Verem Eğitimi ve Propaganda Haftası’dır. Bilinen en eski, nedeni kesin olarak bilinen ve tedavisi olan ve korunabilir bir bulaşıcı hastalık olmasına rağmen, verem hastalığı halen dünyada en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam etmektedir. Dünyada ve ülkemizde yaşayan her üç kişiden birisinin vücuduna verem mikrobu yerleşmiş durumdadır. Ancak verem mikrobu bulaşan yüz kişiden sadece bağışıklık sistemi çeşitli nedenlerle zayıflamış olanlar (yüzde 5-10’u) hastalanır. Halen dünyada yılda üç milyon kişi verem nedeniyle ölmekte olup eski verem hastalarına her yıl 8 milyon yenisi eklenmektedir.
Türkiye, veremin sık görüldüğü ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemizde 2001 yılı verilerine göre yüzbin kişiden 26,6’sı verem hastasıdır. Yıllara göre giderek azalmakla birlikte ülkemizde olması gereken veremli hasta sayısını sadece % 27’sini bilebiliyoruz. Bu durumda 2001 yılı verilerine göre yaklaşık 24 000 olan verem hastası sayımızın gerçekte 89 000 tahmin etmekteyiz. Bu sayıya göre ülkemizde yaşayan yüz bin kişiden 137’sinin verem hastası olduğu, ama bunun 37’sini bildiğimiz ve ulaşabildiğimiz anlaşılmaktadır. Türkiye’den daha az olmakla birlikte, Osmaniye için gözlenen oran yüzbinde 20,5 kişi olup olması beklenen hastalık görülme oranı (insidans) en az yüzbinde 75,9 kişidir.
Verem Nasıl Yayılır?
Hastalık, veremli hastadan sağlam kişiye damlacık (solunum) yolu ve yere tükürüldüğünde balgam içindeki mikrobun kuruyup tozlaşması sonucu solunması ile geçerek yayılır. Hasta kişinin öksürmesi, aksırması, konuşması ve nefes alıp vermesi ve balgamın tozlaşması sırasında havaya saçılan mikroplar havada günlerce asılı halde canlı kalmaktadır. Hasta kişiyle teması olan kapalı bir ortamda uzun süre aynı havayı soluyan sağlam kişiler nefes aldıklarında havadaki bu mikroplar onların akciğerlerine ulaşır ve orada yerleşerek hastalığı başlatır. Bu durumda hastayla aynı ortamı paylaşanların iyi izlenmesi ve özellikle okul ve besin üretim ve satış yerlerindeki çalışanların ve öğrenci ve öğretmenlerin verem hastası olmaması gerekir.
Veremin Belirtileri
Hastalık ani ve gürültülü olarak ortaya çıkmaz. Sinsi ve yavaş ilerler. Hastalar genellikle aylardır devam ede gelen halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, hafif ateş, geceleri terleme gibi yakınmalarla hekime başvururlar. Zamanla bunlara öksürük ve balgam çıkarma da eklenir. Balgamda kan da gelebilir. Ağrıya pek rastlanmaz. Akciğer dışı organ tüberkülozda tutulan organla ilişkili yakınmalar bulunabilir.
Veremden Korunma
Öncelikle hasta kişilerin teşhis edilip tedavi edilmesi gerekir. Bir hasta yılda ortalama 10 sağlam kişiye hastalığı bulaştırmaktadır. Ne varki veremin tedavisi en az 9-12 ay sürmektedir. Bu nedenle hastalar gerek ilaçtan, gerekse dispansere gitmekten bıkmaları veya tedavinin başlarında hızla iyileştikleri için artık iyileştim sanmaları nedeniyle tedaviyi kesmekte ve veremin en korkulan biçimi olan ilaca dirençli hale gelip tekrarlamaktadır (nüks etmektedir). Bu nedenle ülkemizde ve ilimizde 2007 yılından başlayarak Doğrudan Gözetimli Tedavi uygulaması adı ile artık verem ilaçları, hastanın istediği yerde (evinde veya sağlık kurumunda) sağlık personelinin gözü önünde içirilme uygulamasına geçilmiştir.
İkinci olarak hasta kişiden sağlam kişiye geçiş yolunun önlenmesi gerekir. Bunun için hastanın yaşadığı odanın ve evinin havalandırılması, güneş ışınlarının odaya girmesi, hastanın maske kullanması faydalıdır. Balgamında mikrop bulunan hastanın toplumdan ayırılmasına (izolosyon) artık pek başvurulmamaktadır. Ancak balgamında mikrop çıkardığı sürece besin iş kolunda ve okul benzeri yerlerde çalışmasına izin verilemez. Eğer evde bir kişi tüberküloza yakalandı ise o hane halkı taranmalı ve kişilere ilaçla koruyucu tedavi uygulanmalıdır.
Üçüncü olarak sağlam kişilerin direncinin artırılması için aşılama yapılmalıdır. Doğumu takiben ikinci ay sonunda her çocuğa BCG aşısı denen tüberküloz aşısı yapılmalıdır. Aşı, hastalığı % 100 önlemese de sıklığını azaltır ve ağır akciğer veremi, menenjit gibi ağırbiçimlerinin ortaya çıkmasını önler.
İyi beslenme ve sağlıklı çevre koşullarına sahip bireyler vereme daha az yakalanırlar. Toplumsal bir hastalık olan veremin denetlenmesi, toplumda sağlık bilincinin artmasını ve sağlık hizmetinin başarısını olduğu kadar toplumun sosyo-ekonomik yönden iyileşmesini de gerektirir.