![]() |
![]() |
| Ümran Çetin |
![]() |
| Ömer Cerit |
![]() |
| Murat DOLU |

|
haberosmaniye grubuna kayıt ol |
| Ziyaret et |
|
Osmaniye İş Rehberi |
|
|
Ahmet Altan, geçen pazar günü Taraf gazetesindeki sütununda özetle şöyle yazdı:
Fehmi Koru’nun sütununda beni epeyce irkilten gerçeklerle karşılaştım. Çoktandır kuşkulandığım bir gerçeğin Koru gibi güvenilir bir kalem tarafından açıkça yazılması, bir anlamda itiraf edilmesiydi.
“Ak Parti’ye yakın olanlar liberallerin ayrı bir gündemi olduğunu, bu gündemin AK Parti tabanını doğrudan ilgilendirmediğini” düşünüyorlarmış.
Özgürlükleri bir bütün olarak talep etmeyen hiç kimseyle bir ortaklığımız yok bizim.
Bugüne kadar olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Ortaklığımız siz özgürlükleri genişlettiğiniz kadardır. Siz bazı özgürlüklere arkanızı döndüğünüzde, bunların “sizi ilgilendirmediğini” düşündüğünüzde ortaklığımız biter.
Kendi gündemimize döneriz.
Koru’nun yazısında beni kelimenin tam anlamıyla şaşkınlığa uğratan bir açıklama daha vardı.
Başbakan yaptığı bir konuşmada “liberal” bir aydını “azarlamış”.
Başbakan gerçekten aklından “azarlamayı” geçirecek kadar kendini kaybetti mi bilmiyorum ama eğer öyleyse ona söylenebilecek tek bir şey var.
“Kendine gel.”
“Şemdinli’nin ürkek çocuklarının” azarlayabileceği birileri bulunmaz bu cenahta.
Sen önce Şemdinli’yi bir aydınlat, Dink’in katillerini bir bul da…
Birisini “azarlamanın” senin haddin olup olmadığını sonra konuşalım.
Şimdi,
Ben: fakir-i pür taksir, Akparti’ye yakın olan ve liberallerden olmayan eşhastan “bir”i sıfatıyla şu soruları sormayı haddim biliyor ve Ahmet Altan Bey’in dikkatine arz ediyorum.
-Fehmi Koru’nun Akparti’ye yakın olanlara ilişkin bir analizi niçin itiraf oluyormuş? Malumunuz, itiraf: beyanından kaçınılan gerçeklerin açığa vurulmasıdır. Liberallerin gündeminin Akparti tabanını doğrudan ilgilendirmemesinden kimin kaçındığını açıklayabilir misiniz? Bu gayet sıradan bir malumat iken “itiraf” diye niteleyerek konunun konuşulmasının abes olduğunu düşünmemizi mi istiyorsunuz?
-Fehmi Koru’nun “liberaller” nitelemesi, ben de sizi çağrıştırmamışken, sizin yazınızda sürekli “biz” vurgusuyla liberaller adına konuşmaya çalışmanız “hakkaniyet”e uyar mı? Taraf gazetesi yöneticiliği mi size bu “biz” öznesiyle konuşma hakkını veriyor?
-“Siz – biz”; “sizin gündeminiz- bizim gündemimiz”; “ortaklığımız biter – döneriz” tarzındaki keskin bakış/ yargılar konunun vahametinden mi kaynaklanıyor, yoksa ne bu kadar sizi keskinleştiren?
-Yazınızın başlarında muhatabınız –ki F.Koru’nun haklarında bir kanaat aktardığı- “Akparti’ye yakın olanlar” iken, ilerleyen cümlelerde birden muhatabın Akparti hükümetine evrilmesi bilinçli bir tercihiniz mi? yoksa “Akparti’ye yakın olanlar ile Akparti hükümetini aynı siyasal özne /varlık olarak mı algılıyorsunuz?
-Başbakan’ın farzımuhal bir lafından hareketle Başbakan’a “kendine gel” diyerek efelenmeyi ve bu efelenmeyi “cenahınız”la ilişkilendirmeniz; entelektüellerin siyasal iktidara karşı her zaman başı dik olmasıyla izah edilebilir mi? Bu noktada “haddinizi aştığınızı” tartışmak adına benim de bu yazıda size “Ahmet Altan kendine gel!” dememi örnekleştirebilir miyiz? Ben Ahmet Altan’a “kendine gel” demekle onun “kendi” olduğunu bildiğim bir “hâl”e davet etmekte ve onun el’an bulunduğu pozisyonu tasvip etmediğimi açıklıyorum. Bu benim haddim mi?
- Bir de alakası yok ama- Taraf gazetesini şimdi 25 kuruşa çıkaracaktınız madem niçin başta 1 lira deyip de müşteri kaçırdınız?
-Son olarak: eski Nokta dergisinde ya da Yeniyüzyıl zamanlarındaki gibi “ şehrin en yüksek binasının tepesinde göğsünü yele vermiş; gözlerini kâh ufukta kâh kalabalıkların şaşkın, umarsız, bitkin, bıçkın bakışlarında gezdiren; fısıldarken haykıran” yazılarınızı daha çok bekleyecek miyiz?
| Hüseyin Kengerli |
![]() |
| Bekir Zakir Çoban |
![]() |
| Bahir Yıldırım |
YUda Pilatory Saç Çıkartıcı Saç dökülmesinde en etkili çözüm