![]() |
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
![]() |
| Ümran Çetin |
![]() |
| Ömer Cerit |
![]() |
| Murat DOLU |

|
haberosmaniye grubuna kayıt ol |
| Ziyaret et |
|
Osmaniye İş Rehberi |
|
|
Tarihi:
MÖ 1000 yıllarında Karkamış eyaletine bağlı bir ileri kale harabesi üzerine kurulmuş olan ilçe, ilk çağlardan beri çeşitli ulusların askeri karakolu görevini de yapmıştır. Sümerlerden sonra Pers ve Roma devletleri arasındaki savaşlarda muhariplerin uğrak yeri olmuş; Roma imparatorluğunun parçalanmasından sonra MS 640 yılına kadar Bizans idaresinde kalmıştır. Bu tarihten sonra bir süre Arap ve Abbasi hakimiyetinde bulunmuştur. Daha sonraları Halife Harun Reşit devrinde İslam idaresine geçmiştir. Bir ara Mısır idaresinde kalmışsa da (1335), 1523’te Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferiyle Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kasaba, 1850 tarihinde Maraş sancağına bağlı Kızılyer, diğer adı ile Bulanık Bahçe adı altında mütesellimlikle idare edilmiştir. İlk mütesellim Türkmen adında bir aşiret reisidir. Bunların beylerine, Fettahlıoğulları denilmektedir.
1871 yılında Maraş sancağına bağlı kaza haline getirilmiş, 1878’de Adana vilayetinin Cebel-i Bereket sancağına (şimdiki adı Osmaniye) bağlanmış ve ilçeye bugünkü ismi verilmiştir .
Coğrafi Konumu:
Osmaniye’ye
İlçenin dağlık bölgelerde kurulması, nüfus artışını engellemiştir. Yayla havasına sahip Bahçe ilçesi küçük, şirin ve ismine uygun yeşilliklerle kaplı bir yerleşim birimidir. Coğrafi konumu, iklimi ve suyunun memba karakterli olması nedeniyle turizm bakımından güzel yerlerden biridir. TEM oto yolu, D- 400 karayolu ve İstanbul-Bağdat demiryolu hattının ilçe merkezinden geçmesi, ilçe için büyük bir avantajdır.
Turizm Değerleri:
İlçedeki başlıca tarihi eserler bir cami ile iki kümbettir. Bahçe ilçe merkezi Atatürk meydanında bulunan caminin kitabesine göre Ağcabey isimli kişi tarafından 809’da yapılmıştır. Diğer taraftan bugün yarı ahşap olan caminin kargir kısımlarının Dulkadiroğullarından Alaü’d Devle zamanında (1489-1490) yapılmış olduğu ileri sürülmektedir. Gerçekten de bugünkü caminin gösterişli minaresi, eserin, daha eski bir tarihe ait olduğunu göstermektedir. Bahçe ilçesi dışında ve istasyon yakınında bir mezarlık içindeki iki türbeden biri Ağcabey’e, diğeri ise ailesine aittir. Türbelerin her ikisi de kare planda etrafı açık ve üzeri kubbelidir.
DÜZİÇİ
Tarihi:
İlçede yapılan tarihi kazılarda Hitit uygarlığına ait eserlere rastlanmıştır. Bugünkü Haruniye, yeni ismi ile Düziçi, Büyük Abbasi Halifesi Harun Reşit’in uç beyi olan Faraç Bey tarafından 699 yılında kurulmuştur.
Düziçi bölgesinin 8. asırda adı, Maraş ile Anabarza arasında bulunan Şuguru Saimiye idi. Eski ismi ile Harunabat olan Haruniye, ismini Büyük Abbasi Halifesi Harun Reşit’ten almaktadır.
Haruniye sırasıyla Bizanslılar, Hamdaniler, Haçlılar ve Selçuklular idaresinde kalmış olup, 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. I.Dünya Savaşından sonra Fransız ve İngilizler tarafından işgal edilmiş ve halkın vermiş olduğu mücadele sonucunda 28 Mart 1920’de hürriyetine kavuşmuştur.
Coğrafi Konumu:
Düziçi ilçesi kendi ismini aldığı Düziçi ovasının kenarında kurulmuş olup, etrafı dağlarla çevrilidir. Yeryüzü bakımından Düziçi ovasının dışında her yer dağlık ve engebedir. İlçenin yüzölçümü 460.90 km2 dir. Doğal bitki örtüsü maki olup 700-800 metreden sonra çam ve yayvan yapraklı ağaçların oluşturduğu ormanlarla karşılaşılır. İlçenin kuzey ve batısını çizen Ceyhan nehri en büyük akarsuyudur. Diğer önemli akarsu ise Sabun çayıdır. Ayrıca Kızılca, Deliçay, Bağlama, Üzümlü ve Çamiçi dereleri de bulunmaktadır. İlçenin kuzey-batısında Kadirli,kuzeydoğusunda Kahramanmaraş ilinin Andırın ilçesi, doğusunda Amanos Dağları ve Bahçe ilçesi, güneybatısında ise Osmaniye ili ile çevrilidir.
Turizm Değerleri:
Osmaniye il merkezine
Haruniye Kaplıcası:
Kaynak, doğal akışlıdır. 25 lt/sn akım değerinde 3542 banyo / kişi / gün ve termal yatak arz kapasitesine sahiptir.
Sıcaklığı 33 oC olup kaplıca suları bikarbonat, kalsiyum, magnezyum, hidrojen sülfür ve karbondioksitli bir bileşime sahiptir. Banyo ve içme kürlerine elverişlidir. Romatizma, kadın hastalıkları, deri, sinirsel hastalıklar, beslenme bozukluğu, karaciğer ve safra kesesi, mide ve bağırsak gibi hastalıklara olumlu etki yapar. Termal kaynak suları 2531 mg/lt eriyik mineral değerine sahiptir.
HASANBEYLİ
Tarihi:
İlçenin ve yörenin tarihi 5 ila 7 bin yıl öncesine dayanır. Bu bölgede Elamlar, Sümerler, Babil, İyonlar, Mısırlılar, Finikeliler, Etiler, Romalılar ve Osmanlılar yerleşerek uygarlıklar kurmuşlardır. Bu uygarlıklara ait kale ve örüleri mevcuttur.
Orta ve Yeni Çağda sık sık Doğudan ve Batıdan göç ve akınlarla bu güzel yerleşim yerine kimse yerleşememiş, dağlık ve ormanlık alanlara çekilmişlerdir. Yeni çağın başlamasıyla bugünkü ilçenin bulunduğu yere insanlar gelmeye başlamışlarsa da Saimbeyli’den gelen Ermeniler’in yerleşmesiyle Türkler buraya gelememişler, ancak 4-5 yüzyıl önce nereden geldiği kesin olarak bilinmeyen, Hasan Bey adındaki bir kişinin buraya yerleşmesiyle köy kurulmuştur. 750 hane bulunan Ermeniler Türklerin yerleşmesini engellemeye çalışmışlardır. İlçeye Malatya’dan gelen Fettahlı ailesi, Ferizeoğulları ve Kocabeyler’den sonra çevre köylerden gelen insanlarla nüfus artmaya başlamıştır.
1917 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla, önce İngilizler iki ay gibi kısa bir süre sonra yerlerini Fransızlara terk etmişlerdir. İşgalden yararlanan Ermeniler şımarıklık yaparak Türklere saldırmaya başlamışlardır. Cumhuriyetin kurulmasıyla Ermeniler sürgüne gönderilmiştir.
Önemi :
İlçenin önemi, Çukurova’yı doğuya bağlayan Nurdağı geçidi üzerinde bulunmasıdır. Amanos dağının (Gavur dağları) doğu yamaçları üzerinde kurulu olan ilçenin doğusunda Fevzipaşa kasabası ve İslahiye ilçesi bulunmaktadır. Belli başlı Gökçedağı, Şimşek tepesi ve Göktepe bulunmaktadır. Batısında Osmaniye ili ve Hacıdağı vardır. Kuzeyinde Bahçe ilçesi, Kuzeybatısında Düziçi ilçesi ile çevrilidir.
İlçe merkezi Osmaniye ile
İlçe Belediyesi 1975 yılında kurulmuştur. 4 mahalle muhtarlığından oluşmaktadır. İlçenin genel olarak yerleşim durumu engebeli arazi üzerinde olup, çeşitli meyve ağaçları ve ormanlıklarla çevrilidir.
İlçe 26.10.1996 tarih ve 4200 sayılı kanunla ilçe konumuna alınmıştır.
Ekonomik Durumu :
İlçenin ekonomisi tarıma dayalıdır.Tarım sektöründe halkın iştigal konusu tahıl, meyve ve sebze üretimidir. 50 bin dönüme yakın tarıma elverişli arazi bulunmaktadır. Bunu 20 bin dönümü sulu, 30 bin dönümü susuz arazidir. Tarım alanının %80’ı tarla alanı, %20’si sebze ve meyve alanıdır. Tarım ön planda olduğundan sürü hayvancılığı yapılmaktadır. Sürü hayvanları olarak keçi ve koyun bulunmaktadır.Besi hayvanı olarak sığırcılık yapılmaktadır.
Turizm Değerleri :
İlçe sınırları içerisinde 2 tane tarihi kale bulunmaktadır. Karafenk kalesi Hürriyet Mahallesi, Karafenk semtindedir. Savuran Kalesi, Kalecik köyündedir. Bir adet haberleşme örüsü vardır. İlçe Merkez Mahallesi Kalbpınar mevkiinde 1 tane mezar mağara bulunmaktadır. Mağaraya Çan çan Mağarası denilmektedir. Ermenilerden kalma 2 katlı yapılı 1901 tarihinde yapılmış olan tarihi bir ev bulunmaktadır. Bu ev Kültür Bakanlığınca koruma altına alınmıştır. İlçede belli başlı 3 yayla bulunmaktadır. Almanpınarı, Tutlupınar ve Başpınar yaylalarıdır. 1994 yılından bu yana geleneksel olarak Karakucak güreşleri yapılmaktadır. Ayrıca Kiraz Festivali ve 1995 yılından bu yana yivsiz tüfekle atıcılık müsabakaları yapılmaktadır.
KADİRLİ
Tarihi :
İlçenin 3000 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. Adını “Kars-zül Kadiriye” isminden almıştır. Tarihi eserler yönünden zengin bir mirasa sahiptir. Şehir içerisinde Roma, Bizans ve Türk dönemlerinin izlerini taşıyan Ala Cami bulunmaktadır. M.S.6. yy da Romalılar döneminde inşa edilen tapınak daha sonra Bizanslılar tarafından kilise olarak tadil edilerek kullanılmış, son olarak 1489 yılında Dulkadiroğulları zamanında bir minare eklenerek camiye çevrilmiştir.
İlçe sınırlarında
Coğrafi Konumu :
İlçe yukarı Çukurova’nın kuzeydoğusunda kurulmuş şirin bir yerleşim merkezi olup, Adana’ya
Turizm Değerleri :
Kadirli’de konaklama yeri olarak Sülemiş Turistik Tesisleri ve şehir içindeki küçük oteller bulunmaktadır. Sülemiş Turistik Tesisleri yüzme havuzu, oteli, barı ve lokantasıyla hizmet vermektedir.İlçe içindeki Kokar kaplıcaları da şifalı sularıyla hizmet vermektedir. Şehrin kuzeyinde olup,
Kadirli İlçesine Ait Önemli Telefonlar:
SUMBAS
Tarihi: Kadirli ile Kozan arasında bulunan ve eski Kars-ı Zülkadiriye Coğrafyası içerisinde yer alan “Sumbas Bölgesi” yalnız Kadirli ve Kozan değil tüm Kilikya tarihinde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Zira Kapadokya Kilikya geçidinin yukarı ovadaki ilk duraklarından biri olan Sumbas tarih boyunca Kilikyanın en hareketli yerlerinden biri olmuştur.
Bir çok Hükümdarın,Kumandanın ve Beyin konakladığı,kavga tuttuğu Sumbas tarihi bakımından Anadolu tarihiyle eşleşmekte,Anadolu’da bulunan nice uygarlık izlerini bağrında taşımaktadır. Sıtır ve Çem (Kalayvannos) kaleleri; Cennetler ve diğer harabeler,höyükler,mağaralar,mağara mezarlar,kesteliler (tek kişilik mezarlar), şişeler,cereler ve cam kırıkları bu tarihi zenginliğin en belirgin kalıntılarıdır.
Hititler M.Ö. 1750 yıllarında Kayseri üzerinden Kilikya’ya indiler.Hitit Kralı Tuthalis Sis,Anavarza ve Sumbas’ı kendi topraklarına katarak doğuya yöneldi. M.Ö. 1750’den 1190’a kadar Hitit hakimiyetinde kalan Sumbas zaman zaman Kilikya ve çevresinde kurulmuş olan Kızvatna,Kue ve Donunalar gibi Devletçiklerin de hakimiyetinde kaldı.M.Ö.860 yıllarında Kilikya’ya Asurlular hakim oldu. M.Ö. 612 yılında Anavarza’yı kendilerine başkent yapan Kilikyalılar Sis’ten Kapodokya’ya,Sumbas’tan Karatepe’ye kadar uzanan alanı 200 yılı aşkın süre ellerinde tuttular. M.Ö. 401 yıllarına doğru İran’lılar (Persli’ler) Kilikya Krallığını kendilerine bağladılar. M.Ö. 333’te Payas dolaylarında İskender’e yenilerek Kilikyayı terk ettiler . M.Ö. 100 yıllarına doğru Romalılar Kilikya’ya girdiler ve varlıklarını hissettirmeye başladılar. Ancak tam hakimiyetleri M.S. 375’lerde sağlanmıştır.
67 Yılında Flavyapolis (Kadirli) şehrini kuran Romalılar Sumbas’ın gelişmesi için gereken yatırımları yaptılar. Eski Sumbas Camiinin yerinde ve çevresinde yoğunlaşan bu yatırımlar idari,askeri binalar,manastır,konaklama yeri ve barınaklardan oluşmaktaydı. 636’larda başlayan İslam akınları karşısında dayanamayan Romalılar 758’lere doğru Kilikyayı Abbasilere bırakmak zorunda kaldılar.
Abbasiler 750 yıllarında meydana gelen zelzelenin Sumbas’ta yaptığı tüm yıkıntıları tamir ederek Horasan’dan getirdikleri çiftçi ve mücahit Türkleri Çukurova’ya yerleştirdiler.
Yöremizin ve İlçemizin adı olan Sumbas ismi Horasanlı Türklerden kalmıştır. Zira Sumbas bir Horasan nehri olan ve Hazar’a dökülen Atrek nehrinin en büyük koludur. Yöremizde 200 yıldan fazla kalan Horasanlı Türkler 969 yılında Bizans Hükümdarı Nikoforos’un Kayseri üzerinden Sumbas ve Anavarza’ya inmesi ile Sumbas ve çevresini terk etmişlerdir. Anadolu Selçuklu Devletini kuran Kutalmış oğlu Süleyman Bey 1082’de Sumbas ve çevresini topraklarına kattı. 1100 yıllarına doğru Danişmentliler (Yağı- basanlar) bölgenin hakimi oldular.
Anadolu Selçuklu Devletini kuran Kutalmış oğlu Süleyman Bey 1082’de Sumbas ve çevresini topraklarına kattı.1100 yıllarına doğru Danişmentliler (Yağı- basanlar) bölgenin hakimi oldular.
1178 yılında Danişmentlileri ortadan kaldıran Selçuklular Sumbas ve çevresine ikinci defa hakim oldular. Bu hakimiyetleri Kösedağ Savaşına (1243) kadar devam etti. Selçukluların Kilikyada hakimiyetlerini kaybetmeleri üzerine burada bulunan Türk ve Müslüman unsuru koruma görevi Memluklulara düştü.
Dulkadirli Karaca Bey 1350 yıllarında Kadirli ve Sumbas topraklarını kendi ülkesine katmıştır. Tüm Dulkadirli elinde olduğu gibi; Kars ve Sumbas’da da Dulkadirli hakimiyeti 1350’den 1522’ye kadar devam etmiştir. 1522’de Osmanlılar Dulkadirli Beyliğini ortadan kaldırdılar. Kars-ı Zülkadiriye toprakları zamanla Sumbas ve Karamanlı olmak üzere iki bölgeye ayrılmıştır. Aralarında Savrun çayının sınır olduğu bu iki bölgeden Karamanlı’yı önce Latifoğulları sonra da Kerimoğulları yönetti. Sumbas bölgesini ise Gökvelioğulları kendilerine merkez yaparak idare ettiler. İki merkezden yönetilen Kars-ı Zülkadiriye 1865 Fırka-i Islahiye hareketi ile yeniden tek merkezden idare edilmeye başlandı.
Dulkadirliler ve Osmanlılar döneminde Savrun, Mekelkin, Hacın, Mağara nahiyelerine merkezlik yapan tarihi Sumbas Nahiyesi Cumhuriyet döneminde iki köylük bir yer durumuna gelmiştir. Kızılömerli, Çaygeçit , Küçükçınar, Hamoğlu (Yazıboyu ) köylerinde yaşayan halk eski Karaömerli köyünden ayrılarak şimdiki yerlerine göç etmişler ve ayrı muhtarlık kurmuşlardır. Halk dağılınca Karaömerli ve Araplı köyleri (Şimdiki Sumbas) eski hareketliliğini kaybetmiş Kadirli İlçe merkezi gelişmiştir. Cumhuriyet döneminde Kadirli İlçesine bağlı iki köy olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.
1992 yılında bu iki köy birleşerek Belediye teşkilatı kurdular. Belediyeye isim olarak tarihi SUMBAS ismini verdiler.24.10.1996 yılında 4200 Sayılı Kanunla Osmaniye’nin İl olmasıyla birlikte Sumbas İlçe statüsüne kavuştu.
Turizm Değerleri :
İlçe merkezinde Küffardan kalma bir cami olup, şuan harabe halindedir. İlçeye bağlı Mehmetli köyünde Mehmetli Barajı ( Kesiksuyu Barajı ) olup bu baraj çevresinde Alabalık tesisi kurulmuş olup servis verilmektedir. Ayrıca Akçataş köyü Sumbas Çayı’nın çıktığı yer içerisinde Alabalık üretim tesisi olup halka hizmet vermektedir. İlçeye uzaklığı
Tarihi yerleri :
Sumbas Merkez Camii, Cem Kalesi Armağanlı köyündedir. Sumbas’a uzaklığı
TOPRAKKALE
Tarihi:
Osmaniye iline
Hellenistik döneme ait tarihi izlerle birlikte, eski Bizans ve İslami Türk eserlerine de rastlamak mümkündür. Beylikler döneminde Ramazanoğulları Beyliği sınırları içerisinde olan Toprakkale, buradan aldığı mirasla günümüz Türkiye’sinde Anadolu’da çeşitli kültürlerin buluştuğu bir merkez durumuna gelmiştir.
Coğrafi Konumu:
Toprakkale ilçesi Amanos dağları ile Doğu Torosların eteğinde Karaçay suyu denilen bir alanda kurulmuştur. Osmaniye iline
Turizm Değerleri:
İlçe sınırları içerisinde bulunan Toprakkale kalesinin çevresi ağaçlandırılmıştır. Su ve çeşitli ihtiyaçları giderecek tesisler olmadığından piknik yapmağa gelenlerin sayısı yok denecek kadar azdır.
Toprakkale kalesinin kuzeyinde, Adana yolu üzerinde, eski Kınık Şehri (Örenşar) kalıntıları mevcuttur.
| Hüseyin Kengerli |
![]() |
| Bekir Zakir Çoban |
![]() |
| Bahir Yıldırım |
YUda Pilatory Saç Çıkartıcı Saç dökülmesinde en etkili çözüm