![]() |
![]() |
| Ümran Çetin |
![]() |
| Ömer Cerit |
![]() |
| Murat DOLU |

|
haberosmaniye grubuna kayıt ol |
| Ziyaret et |
|
Osmaniye İş Rehberi |
|
|
|
Sosyal Bilimlerle meslek olarak uğraşmak değilse de –Emre Kongar gibiler bu teoriyi çürütmektedir çünkü- Sosyal Bilimsel bir zihniyet, toplumu ilgilendiren meseleleri doğru tahlil etmede hayati bir öneme sahiptir. Zira kafası hala pozitivist dönemde kalmış bazı “aydın”lar ve “bilim” adamları her türlü soruna fen bilimleri problemi imiş gibi bakmaktadırlar.
Din gibi “ilkel” bir dönemden sonra, bilim sayesinde insanlığın gittikçe yükseleceği iddiasında olan pozitivizmin temel sloganı şuydu: “muktedir olmak için keşfetmek”. Keşfetmek de, incelenecek şey ne ise ona hakim olan kanunları ve tabiatıyla o şeyin kaynağını ortaya koymaktı. Sonradan, bazıları bu yaklaşıma –haklı olarak- “köken saplantısı” dedi. Dine de bu zihniyetle bakıldı ve hakikati bir kenara bırakılarak, hatta inkar edilerek, “acaba din nerden türedi?” sorusuna -özellikle antropologlar- çeşitli cevaplar verdiler. Kimine göre dinin kökeni korkuya dayanıyordu, kimine göre atalara duyulan saygıya, kimine göre başka bir şeye. Fakat her durumda o, Tanrı’nın dışında bir unsura atfedilmeye çalışılıyordu. Darwin gibilerin iddialarının üstüne balıklama atlanmasının nedeni de buydu aslında: “dinin hakikatine vurulan bir darbe daha”. Kısacası, insanlara şöyle denmek isteniyordu: sizin Tanrı, Kitap vs. dediğiniz şeyler aslında gerçek değil, bunların hepsinin tarihî/doğal bir nedeni var.
Fakat, böyle denince insanların “yaa demek öyleymiş… şimdiye kadar hurafelere inanmışız” deyip, inançlarını bir kenara bırakarak “akıl dini”ne ihtida etmeyeceğini anlamak uzun sürmedi. Bizde hala bunun farkında olmayanlar varsa da, pozitivizmin modası fena halde geçti yani. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, bilhassa din araştırmalarında, “kim olursa olsun, dindarın onaylamadığı bir görüşü ona atfedemezsin” biçiminde kriterler belirmeye başladı. Pragmatistler bile pozitivistlerden daha akıllı davranıp “dinin gerçekliği var mı yok mu tartışmayalım arkadaş; onu nasıl verimli, insanlar için faydalı kullanırız ona bakalım” dediler.
İşte başörtüsü ile ilgili tartışmalarda, yukarıda sözünü ettiğim cinsten “saplantılı” bazı yaklaşımlar gündeme geldi. Bulunduğum şehri temsil eden “bilge” siyasetçilerden biri oldukça ileri giderek “bunu eskiden fahişeler takardı” diye tahrik edici bir “bilimsel” açıklama yaptı. Meslektaş olmaktan onur duymadığım bir başka “bilim” adamı da “bu rahibe kıyafetidir, hıristiyanlardan-yahudilerden bize geçti” diye bir inci yumurtladı.
Oysa, “başörtüsü dinde var mıdır yok mudur?” sorusunun cevabı son derece basittir: “Başörtüsünün dinde var olduğuna inananlara göre vardır”. Ve bu inancı ne Kuran’dan delil getirerek ne bilimsel açıklamalarla, hiçbir Allah’ın kulu değiştiremez. Bir kişi böyle inanıyorsa, aslında yoktur demek lüzumsuz laftır. Bir bilim adamı meseleyi teknik bir sorun olarak inceleyip belli bir kanaate varabilir. Yani İslam’da başörtüsü şeklinde her kadını bağlayıcı bir emrin bulunmadığı sonucuna ulaşabilir. Bunu ifade de edebilir. Fakat bu sonuca ulaştıktan sonra –kendisi veya onu örnek gösteren başkaları- tüm başörtülülerin örtülerini bir kenara bırakmasını isteyemez.
İkinci tuhaflık türban ve başörtüsünün farklı şeyler olduğunu iddia etmektir. Bu tuhaflıktır, zira bunları başına takanların amaç ve kasıtlarını değil de bunların şekillerini temel alan bir ayrımdır bu. Şekli şemali üzerinde farklı eğilimler elbette mevcuttur, fakat başını örtenlere, onun bir emir olduğuna inananlara göre başörtüsü de başörtüsüdür, türban da başörtüsüdür.
Sonuçta din, asırlar boyu süregelen inançları ve uygulamaları içeren bir fenomendir. Birilerinin kişisel düşüncelerine veya bilimsel ya da tarihsel bazı verilere göre onu yeniden şekillendirilmeye kalkışmak, onunla ilgili var olan kabullere saldırmak, gerçekçilikten uzak olduğu gibi, dindar insanın hislerini inciten bir yaklaşımdır. Yaşayan din, dindarın dinden anladığı şeydir çünkü.
| Hüseyin Kengerli |
![]() |
| Bekir Zakir Çoban |
![]() |
| Bahir Yıldırım |
YUda Pilatory Saç Çıkartıcı Saç dökülmesinde en etkili çözüm