![]() |
![]() |
| Ümran Çetin |
![]() |
| Ömer Cerit |
![]() |
| Murat DOLU |

|
haberosmaniye grubuna kayıt ol |
| Ziyaret et |
|
Osmaniye İş Rehberi |
|
|
Bizde yavaşlık olmaz…
Hücrelerimiz ve hormonlarımız aktiftir.
Kuşkusuz hayatımız da “aktif”tir mesleğimiz gibi..
Bütün ilişkilerimiz de öyledir!
Sözümü çarpıtıp da “ilişkilerimiz” olayını başka yönlere asparagaslamayın… Please!
“İlişkilerimiz” dediysem, hayatımızdaki bütün insanlarla olan her türlü münasebet, diyalog ve hukukumuzu kastediyorum canım…
E, hadi anlamak istediğiniz şekliyle de anlayın, onu da ekleyin sıralı cümleme!
Eşimizden çok işimizle yatıp kalkarız. Mesleğimizle birlikte yiyip içeriz.
Nereye gitsek yanımızda, omuzlarımızda götürürüz işimizi.
Paradan-puldan anlamayız.
Aklımız ermez öyle bol rakamlı işlere ve bol rakımlı makamlara…
Meslektaşlarımızla yaşam biçimlerimiz farklıdır, lakin tıpkı mesleğimiz gibi her birimizin hayatı değişken ve renklidir.
Yemeği hızlı yer, suyu bir nefeste tüketiriz. Paralarımız nasıl ki iki günde suyunu çekerse, elimizdeki, dilimizdeki ve belimizdeki fazlalıklardan da bir an önce kurtuluruz!
Dilimizde ve kalemimizde söz barınamaz, salıveririz doğal hayatın içine…
Elbette “aktif” gazetecilerden söz ediyorum. Aktif Gazeteciler Cemiyeti’ne mensup meslektaşlarımı anlatıyorum.
Adı üstünde aktif işte!
Gazetecilik yapmayan üyeliğe kabul edilmiyor bu cemiyette. Basın meslek ilkelerine ve basın ahlâkına ters duranlar da kapımızdan giremiyor.
Gazeteler ve matbaalarla parasal anlamda organik ya da inorganik ilişkimiz olmadığından biraz garip karşılanıyoruz. En tuhafı da bu cemiyette kayıtlı üyelerin kafası paraya basmadığı gibi ihale-mihale gibi çetrefilli işleri de sarmıyor!
Nasıl olduysa arkadaşlarımızdan biri geçen gün parayı denkleştirmiş; yönetim kurulu üyelerini yemeğe davet etti.
Bana da haber geldi…
Yemekli toplantılara katılmadığım için “Hayır olmaz, ben yemekli toplantılara katılmam” diye direttim.
Kimdi, hatırlamıyorum, bu diretmelerim sırasında arkadaşlardan biri beni uyardı:
“Lan Ali Bey, bu bizim kendi yemeğimiz!!!”
Sahi ya, bu bizim aramızdaki yemek… Tamam olur, giderim, katılırım yemeğe…
Söylemesi ayıp, Şükrü Baba’nın yerinde akşam yemeği yiyecektik, yine de soramadan edemedim benim can dostum Şükrü Tozluklu’ya:
“Kardeş, yemekten önce mi gelelim, yoksa sonra mı gelelim davet yerine?”
!!!
Şükrü, duraksamadan çözüm buldu bu çıkmaza: “Abi sen en iyisi yemekten önce gel, eve gidince yersin akşam yemeğini…”
Tamam, bu da iyi fikir!
Saat 18:30’da Şükrü Baba Aile Lokantası’nda… Tabii ki biz de bir aileyiz. Hani, bu arada mekân seçimi de iyi…
Yemek günü gelmiş çatmış; heyhat hatırlayan kim!
Evde akşam yemeğinin hazırlanmasını sabırsızlıkla beklerken ve baykuş gibi düşünürken telefonum zırladı! Aaaa… Ali Celal Kaymak arıyor!!! Başkanımız arıyor. Osmaniye Aktif Gazeteciler Cemiyeti’nin Başkanı…
Sözde kurnazım ya, hemen kırmızı düğmeye (off butonuna) yani kapatma düğmesine bastım. Bu harekete cepçiler “meşgule alma” diyormuş.
Evden yel gibi çıktım, caddeden rüzgâr gibi uçtum. Birkaç dakika sonra Şükrü Baba’daydım. Selamdan önce Başkan’a durumu açıkladım: “Abi, telefonu suratına kapatmadım, yanlış anlama ha! Kontörüne yazık, zaten geliyordum, yoldaydım…”
Arkadaşların bakışlarından hiç de inandırıcı olmadığımı fark ettim. Evim çok yakın olduğundan bu palavrama kimse inanmazdı elbette.
Ali Celal Kaymak’ın “Merhaba Tatlı” sözüne cevap verdim:
“Abi sağolasın, tatlı almayacağım…”
Ali Celal Kaymak, Ali Cihangir, İlyas Kör ve Şükrü Tozluklu gülme krizinden çıkıncı koro hâlinde sordular: “Senin soyadın neeeeyyy?” pardon yahu, benim soyadım Tatlı…
Kerim…!! Kerim Çakmak nerede? Hemen aradık. Evde yemekte, sofrabaşındaymış!!
Motosikletiyle uçtu geldi Kerim, Atom Karınca gibi… Kaskı aynen öyle yapmış O’nu. Elli yetele cezadan sonra o süper kaskı almış.
Dedim ya, biz gazeteciler bi’âlem insanlarız. Hayatı dolu dolu, hızlı ve aktif yaşıyor, bu devinim içerisinde de farklı bir yaşam tarzı çıkıyor ortaya. Hep meşgul, hep yoğun ve hep unutkan…
***
Siparişler verildi, yemekler geldi. Herkesin tabağından, biraz biraz tadımlık aldım, fakat Ali Cihangir iğne ucu kadar bile vermedi. Gerçi o da haklı sayılır, çünkü her ikimizin tabağındaki yemek aynıydı. Niye versin ki!?
İlyas da benim tabağımdakilerden aldı ve tarihe geçecek kafiyesini üretti:
“İlyas Kör, Ali beni de gör!”
Bir kez daha söylemesi ayıp, yemeklerimiz bitince “bu ânı ölümsüzleştirmek” gerekiyordu. Garsona rica ettik; cevabına şok olduk! Çünkü Şükrü Baba’nın hizmet sisteminde bir de fotoğrafçı vardı!
Uzunboyluca ve esmer arkadaşa bir fotoğraf makinesi verdik, çeksin diye… Fotoğrafçı arkadaş şöyle bir inceledikten sonra, vizörün ve deklanşörün yerini belirledi. Birkaç adım geri çıktı, eğildi, kalktı, sağa-sola büküldü ve “Evet arkadaşlar, hazııırrr..” dedi. Otuziki dişimizin görünmesi için olabildiğince gülümsedik, fotocumuz da flaşı patlattı: “Çekiyoruuumm; birr, kiii, üççç!” Vızzzt…
Muhabbeti koyulaştırdığımız sırada elektrikler kesildi. Karanlıktan istifade edip lokantadan kaçanlar var mı diye kapıya dikkat kesildik. Kimse de kaçmadı canım! Halbuki iyi bir fırsattı..
Yine aynı yerde, aynı saatte “en kısa zamanda” buluşmak dileğiyle evlerimize dağıldık.
Bakalım bundan sonra kim para denkleştirebilecek de bizlere yemek ısmarlayacak?
Bunun için para biriktiriyorum, kısmet olursa önümüzdeki yıl sıra bende!
İnşallah, inşallah! Hadi bakim…
| Hüseyin Kengerli |
![]() |
| Bekir Zakir Çoban |
![]() |
| Bahir Yıldırım |
YUda Pilatory Saç Çıkartıcı Saç dökülmesinde en etkili çözüm