<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haber Osmaniye &#187; Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haberosmaniye.com</link>
	<description>haber, kültür, yaşam.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jul 2010 15:05:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Sığındığım her yer adınla anılır</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/sigindigim-her-yer-adinla-anilir.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/sigindigim-her-yer-adinla-anilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 01:57:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Kaplan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=2065</guid>
		<description><![CDATA[Yaz akşamları haftada birkaç kez gider çay içerdim ağacın dalları altında. Hiç tanıdık bir yüz olmazdı. Çoğunlukla yaşlılar ve canı sıkkın gençler görürdüm. Beni tanımıyor olmalarına rağmen başlarını nazikçe eğip selam vermeleri hoşuma giderdi. Çocukluğumun egesinden alışık olduğum ahşap kapılı pencere önlerinde fesleğenler olan kiremit çatılı evlere benzemezdi evleri, sokakları dar ve kısaydı. Belirgin farklılıklara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/agac.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2066" title="agac" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/agac.jpg" alt="agac Sığındığım her yer adınla anılır" width="200" height="150" /></a>Yaz akşamları haftada birkaç kez gider çay içerdim ağacın dalları altında. Hiç tanıdık bir yüz olmazdı. Çoğunlukla yaşlılar ve canı sıkkın gençler görürdüm.<span id="more-2065"></span> Beni tanımıyor olmalarına rağmen başlarını nazikçe eğip selam vermeleri hoşuma giderdi. Çocukluğumun egesinden alışık olduğum ahşap kapılı pencere önlerinde fesleğenler olan kiremit çatılı evlere benzemezdi evleri, sokakları dar ve kısaydı. Belirgin farklılıklara rağmen neden çocukluğumu hatırlardım orada, evimizin bahçesinden kardeşlerimin neşeli cıvıltılarını annemin bezgin bağırışlarını duyar gibi olurdum. Neden bu şehrin başka bir sokağı başka bir köşesi bana bu hissi vermezdi.</p>
<p>Yaşadıklarımızı, etrafı belirginleştirilmiş sebeplere bağlama meraklısı değilim ama nedensiz hiçbir şey yok, yaşadıklarımızın ,zamanın gerisinde kalan etkenleri ve zihnimizin ulaşamadığımız yerlerinde bize yol çizen farkına varamadığımız kılavuzları var.</p>
<p>Soğuk ve rüzgarlı bir şubat akşamında aynı yere yolum düştüğünde farklı duygularla daha net cevaplar verdim kendime. Yaz akşamlarının o tanıdık sıcak büyüsü yoktu sokaklarda, tenha ve hüzünlüydü evlerin önleri. Çay sipariş ettiğim kahvenin önünde sakalları uzamış canı sıkkın iki adam dikiliyordu.</p>
<p>Bu yalnızlık ve terk edilmişlik görüntüsüne rağmen içime akan sıcaklığın bu kez farklı ama bildiğim bir cevabı vardı. Yazdan sonra tanıdığım , yaz ikindileri gibi duru , öğleden sonraları aniden başlayan rüzgarlar kadar şaşırtıcı olan bir insan …sesinin çağlayanlarında kaybolduğum .</p>
<p>Aynı yer ikinci kez beni kuşatıyor, soru sormuyorum. Soru sormadan yaşamak lazım kimi zaman, sonu olmayan yalnızlıkları sonu olmayan özlemleri taşıyacak kadar yürekli olmak lazım. Sadece yol güzel olduğu için yürürsünüz bazen, yolun sonunda ne olduğunu düşünmeden .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/sigindigim-her-yer-adinla-anilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sır</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/sir.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/sir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 16:08:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Kaplan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=2057</guid>
		<description><![CDATA[Bulutların arasından tenime dokunan güneş içimi acıtıyor. Olabilme ihtimalinin olduğu yerlerde seni görememek  öksüzleştiriyor yeryüzünü. Gövdesine yaslanıp fotoğraf çektirdiğin ağaç bile en anlamlı varlığı bahçenin. Varlıklar onlarla yaşadığımız etkileşim çerçevesinde anlam kazanıyorlar. Sesleri, renkleri, kokuları  ve boyutlarıyla tanımlıyoruz onları. Bazen bir sesi, bir kokuyu,bir görüntüyü hüzne ya da sevince dönüştüren, sözcüklerle ifade edemediğimiz bir şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/huzunlubahce.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2058" title="huzunlubahce" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/huzunlubahce-300x224.jpg" alt="huzunlubahce 300x224 Sır" width="300" height="224" /></a>Bulutların arasından tenime dokunan güneş içimi acıtıyor. Olabilme ihtimalinin olduğu yerlerde seni görememek  öksüzleştiriyor yeryüzünü. Gövdesine yaslanıp fotoğraf çektirdiğin ağaç bile en anlamlı varlığı bahçenin.<span id="more-2057"></span></p>
<p>Varlıklar onlarla yaşadığımız etkileşim çerçevesinde anlam kazanıyorlar. Sesleri, renkleri, kokuları  ve boyutlarıyla tanımlıyoruz onları. Bazen bir sesi, bir kokuyu,bir görüntüyü hüzne ya da sevince dönüştüren, sözcüklerle ifade edemediğimiz bir şey var.</p>
<p>Sıcak bir metale dokunursunuz eliniz yanar ve acı duyarsınız, vücudunuzun herhangi bir organına sert bir cisim çarptığında da benzer acıyı yaşarsınız. Anlaşılırdır, bir süre sonra kaybolur.</p>
<p>Kederli bir yüze bakarken, çok şey söylemek isteyip de, hiçbir şey söyleyememenin acısını tarif edemezsiniz. Gülümsemelerin arkasından savrulan saydam sözcükleri göremiyor olmanın acısını da.</p>
<p>Çocukken 1+1’in 2 ettiğini öğreniriz.<br />
Ama yanlış öğreniriz.<br />
Hatta siz artı başkası bir ettiğinde,<br />
söylediğimiz bir kelime vardır<br />
sesleri, kokuları, renkleri ve görüntüleri hüzne ya da sevince dönüştüren.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/sir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir kitabın arasına düşülmüş notlar</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/bir-kitabin-arasina-dusulmus-notlar.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/bir-kitabin-arasina-dusulmus-notlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 21:49:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Kaplan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=2052</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bu dünyaya anlaşılmak için değil anlamak için geldik&#8221; J.Ernest Renan Yağmurlu bir ilkbahar ikindisiydi. Rıhtımda yağmura aldırmadan yürümüş neredeyse sırılsıklam olmuştum. Çok kötü görünüyordum, üşüyordum ama aldırış etmiyordum. Sevdiğim insanla birkaç saatlik bir konuşmadan sonra ileriye taşıyabilecek bir şey kalmadığını görmüş derin bir kedere kapılmıştım. İşin trajik yanı o farkında bile değildi, eve dönmek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address style="text-align: right;"><em>&#8220;Bu dünyaya anlaşılmak için değil anlamak için geldik&#8221; J.Ernest Renan</em></address>
<address style="text-align: right;"> </address>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/yagmurihtim.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2053" title="yagmurihtim" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/yagmurihtim.jpg" alt="yagmurihtim Bir kitabın arasına düşülmüş notlar" width="298" height="202" /></a>Yağmurlu bir ilkbahar ikindisiydi. Rıhtımda yağmura aldırmadan yürümüş neredeyse sırılsıklam olmuştum. Çok kötü görünüyordum, üşüyordum ama aldırış etmiyordum.<span id="more-2052"></span> Sevdiğim insanla birkaç saatlik bir konuşmadan sonra ileriye taşıyabilecek bir şey kalmadığını görmüş derin bir kedere kapılmıştım. İşin trajik yanı o farkında bile değildi, eve dönmek için otobüse binmiş ve gülümseyerek veda etmişti bana. İstanbul Pendikteydim.</p>
<p>Bir süre caddelerde amaçsızca yürüdükten sonra bir pasaja girdim. Amacım gözlerden uzak bir kafeterya ya da çayevi bulmak sıcak bir şeyler içmekti. Dergilerin ve kitapların rastgele yerleştirildiği loş ışıklı bir dükkan dikkatimi çekti. Kapısında ayakta dikilen adam en az benim kadar umutsuz görünüyordu. Dükkan benim kadar kötü göründüğü için rahatlıkla girdim içeriye. Eski kitap dergilerin satıldığı bir sahaftı. Raflara göz gezdirirken kitabın adı ilgimi çekti. Raftan aldım ve rastgele açtım. “ kişinin hayatı düşünün rengine boyanmıştır”  sonra bu cümle çarptı gözüme. Bir şeyler okumayı aklımdan bile geçiremeyecek durumdaydım ama aldım kitabı. Dışarı çıktığımda yağmur kesilmiş serin bir rüzgara bırakmıştı yerini. Hızlı adımlarla kaldığım otele döndüm.</p>
<p>Son gecemdi İstanbul’da, ertesi sabah dönecektim. O akşam kitabı okudum. Belki o gün ki ruh halimden, belki yaşadıklarımdan ayrı bir yeri oldu bende. Bazen yanlışlarımızı , eksikliklerimizi, doğrulamak, yalnızlığımızı haklı bulmak isteriz. En zor anlarımızdandır  keşke dediğimiz ve kendimizi suçladığımız anlar. Ve ben kendimce yaşadıklarımın kabul edilebilirliğini bulmuştum kitabın sayfalarında.</p>
<p>Çok zaman oldu. Çok şeyler yaşandı o günlerden bugünlere. Kitaplar kadar hayatın kendisinden de çok şey öğrendim, hani şu tecrübe dedikleri. Öfkelerim, kırgınlıklarım, kederlerim hatırlamak istediğim şeyler bırakmadı bana. Yaşayanlar ve elimde kalanlar iyimserliklerim, umutlarım ve sevgilerim.</p>
<p>Biliyorum, yarın da farklı olmayacak, ömrüm olursa yıllar sonra geriye baktığımda aynı şeyi düşüneceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/bir-kitabin-arasina-dusulmus-notlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ah kaldırımlar biliyor, bir devir muhteşemdik</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/ah-kaldirimlar-biliyor-bir-devir-muhtesemdik.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/ah-kaldirimlar-biliyor-bir-devir-muhtesemdik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 23:33:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümran Çetin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=2040</guid>
		<description><![CDATA[“Ah ne kahraman ne cesur, ne güzel çocuklardık Her yeni günü ümitle nasıl kucaklardık Ah kaldırımlar biliyor, bi devir muhteşemdik Güz güneşinden hüzünlü, ilkyazdan şendik” Belediyelerin alıp veremedikleri nedir bu kaldırımlarla anlamış değilim. Bütün belediye başkanları iktidarların bir döneminde savaşır zavallı kaldırımlarla. Bir kez yapar sonra caddeye herhangi bir alt yapı döşenmesi gerekir, bir kez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/kaldirim.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2041" title="kaldirim" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/kaldirim.jpg" alt="kaldirim Ah kaldırımlar biliyor, bir devir muhteşemdik" width="259" height="175" /></a>“Ah ne kahraman ne cesur, ne güzel çocuklardık<br />
Her yeni günü ümitle nasıl kucaklardık<span id="more-2040"></span><br />
Ah kaldırımlar biliyor, bi devir muhteşemdik<br />
Güz güneşinden hüzünlü, ilkyazdan şendik”</p>
<p>Belediyelerin alıp veremedikleri nedir bu kaldırımlarla anlamış değilim. Bütün belediye başkanları iktidarların bir döneminde savaşır zavallı kaldırımlarla. Bir kez yapar sonra caddeye herhangi bir alt yapı döşenmesi gerekir, bir kez daha sökülür yapılır kaldırımlar ve savaş durmadan devam eder.</p>
<p>Osmaniye’de uzunca bir zamandır ateşkes vardı kaldırımlarla Belediye arasında. Son haftalarda ateşkes bozuldu ve bildiğimiz o savaş başladı yeniden. Dikkatimi çeken daha önceleri haftalar süren kaldırım savaşı alanın genişliğine rağmen çok kısa sürdü bu kez. Neredeyse bir çırpıda hallediverdi Belediye işi.</p>
<p>Bir akşamüzeri Sezen Aksu’nun “son sardunyalar” şarkısını mırıldanarak kimseye çarpmadan ve eğilip bükülmeden yürüdüm yeni kaldırımlarda. Belediye iyi etmiş bu kez savaşmakla, gerçekten rahatlamış caddeler.</p>
<p>Caddenin sonuna geldiğimde şöyle bir geriye baktım ve düşündüm, bir süre sonra can sıkıntısından çok yürüyeceğim bu kaldırımlarda. Memleket bu haldeyken kolay değil iş bulmak. Bitirdiğim okul çok önemli değil, bir süre “kaldırım mühendisliği” yapacağım kesin. Teşekkür ederim sayın Başkan, kaldırım mühendislerini ve kaldırım mühendisi adaylarını düşündüğünüz için.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/ah-kaldirimlar-biliyor-bir-devir-muhtesemdik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu şehirden gidelim artık</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/bu-sehirden-gidelim-artik.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/bu-sehirden-gidelim-artik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 23:08:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümran Çetin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=2032</guid>
		<description><![CDATA[Yaşadıkları yerden memnun olan insanların sayısı çok az olmalı. Birçok kişi yaşadığı yerden (köy, kasaba, ilçe, kent vb) hoşnut değil. Zihinlerde ve düşlerde başka şehirler başka yaşamlar var. Özellikle Osmaniye gibi küçük ve az gelişmiş bir şehrin insanlarının daha şikâyetçi olmalarına olağan bakmak gerek. Eski şarkılara ve türkülere dikkat ederseniz birçoğu “gurbet” yani “ doğup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/sehir.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2033" title="sehir" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/sehir.jpg" alt="sehir Bu şehirden gidelim artık" width="286" height="340" /></a>Yaşadıkları yerden memnun olan insanların sayısı çok az olmalı. Birçok kişi yaşadığı yerden (köy, kasaba, ilçe, kent vb) hoşnut değil.<span id="more-2032"></span> Zihinlerde ve düşlerde başka şehirler başka yaşamlar var. Özellikle Osmaniye gibi küçük ve az gelişmiş bir şehrin insanlarının daha şikâyetçi olmalarına olağan bakmak gerek.</p>
<p>Eski şarkılara ve türkülere dikkat ederseniz birçoğu “gurbet” yani “ doğup yaşanılan yerden uzak olma” üzerine yazılmıştır ve sıla özlemini dile getirirler. Yeni şarkı ve türkülerde çok az geçiyor bu kavramlar. Teknolojinin ve ulaşım imkânlarının mesafeleri kısaltması kitle iletişim araçları vb birçok unsurun payı var bu değişimde.</p>
<p>Kimileri ekonomik ve sosyal nedenlerle zorunlu olarak terk ediyor yaşadıkları yerleri kimileri de aynı nedenlerden hoşnut olmasalar da kalmaya devam ediyorlar yerlerinde.</p>
<p>Yaşadığınız yer terk edebileceğiniz kadar küçükse sorun yok Bazı yerler terk edemeyeceğiniz kadar büyük olabiliyor .</p>
<p>“Gel geç olmadan, gün doğmadan<br />
Kaçalım buralardan<br />
Sen istersen, dünya dar olur<br />
Denizler ardından<br />
Dedikodu ekmeğine süremem yarınları<br />
Bir çıkış yol bulalım artık<br />
Sevda gemileri demir almadan<br />
Bu şehirden gidelim artık<br />
Dedikodu ekmeğine süremem yarınları<br />
Üzülmeni istemem artık<br />
Bu aşkın dizeleri sokaklara taşmadan<br />
Bu şehirden gidelim artık”</p>
<p><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/hlenetbsgidelim.mp3">&#8220;Haluk Levent &#8211; bu şehirden gidelim artık</a>&#8221;</p>
<p>Gizli ve bize ait kalmasını istediğimiz şeyleri kendine malzeme yaptıysa şehir gitmek işe yarayabilir. Gittiğimiz yerin farklı olmadığını bilerek gitmek gerek. Gizlenmek istiyorsanız bunu erteleyebilirsiniz sadece. Bir süre sonra ister istemez paylaşacaksınız bazı şeyleri sokaklarla insanlarla ve yaşadığınız yerle…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/bu-sehirden-gidelim-artik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/hlenetbsgidelim.mp3" length="3533740" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Toros Ekspresi ve Demiryolları</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/toros-ekspresi-ve-demiryollari.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/toros-ekspresi-ve-demiryollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 22:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümran Çetin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=2026</guid>
		<description><![CDATA[08.55 de Haydarpaşa’dan kalkar Toros Ekspresi. Kalkış saatinde sorun yoktur genelde ama varışları rötarlıdır hep. İzmit(Kocaeli)-Enveriye(Eskişehir)-Kütahya-Afyon-Konya-Karaman ve Adana’yı (bu şehirlerde onlarca istasyon) geçtikten sonra eğer rötar yapmadıysa ki çoğunlukla uzun rötarlar yapar sabahın erken saatlerinde 06-07 arası Osmaniye’den geçer.  Ve Gaziantep de son bulur seferi.  Salı Perşembe ve Pazar günleri seferleri vardır haftanın bir günü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/trenler.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2030" title="trenler" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/trenler.jpg" alt="trenler Toros Ekspresi ve Demiryolları " width="265" height="190" /></a>08.55 de Haydarpaşa’dan kalkar Toros Ekspresi. Kalkış saatinde sorun yoktur genelde ama varışları rötarlıdır hep. <span id="more-2026"></span>İzmit(Kocaeli)-Enveriye(Eskişehir)-Kütahya-Afyon-Konya-Karaman ve Adana’yı (bu şehirlerde onlarca istasyon) geçtikten sonra eğer rötar yapmadıysa ki çoğunlukla uzun rötarlar yapar sabahın erken saatlerinde 06-07 arası Osmaniye’den geçer.  Ve Gaziantep de son bulur seferi.  Salı Perşembe ve Pazar günleri seferleri vardır haftanın bir günü de Şama gider (Pazar günleri).</p>
<p>Uzun süren ve konforsuz yolculuklara kimsenin tahammülü yok artık. O yüzden Demiryollarının yolcu taşımadaki payı %2’lere kadar düşmüş. Acelesi olmayan dar gelirli insanların tercihi olmuş demiryolu yolculuğu. Ekonomik ve diğer taşıma araçlarına göre oldukça güvenli olan trenleri tercih etmeme nedenleri haklı insanların. Özel sektörün yer almadığı bu alanda iyileştirme ve yenilikler yapması gereken devlet malum nedenlerle karayollarına yatırıma ağırlık vermiş. Malum nedenler diyorum belki başka bir yazıda bu malum nedenlerden uzunca söz ederiz. Can sıkıcı ve içler acısı bir tarihi var Demiryollarının.</p>
<p>Hariciye Şefi Operatör Dr M. Necdet’in 30 Ağustos 1930 da demiryollarının Sivas’a ulaşması nedeniyle yapılan törendeki konuşması tarihsel açıdan ilginç bir belgedir. Şöyle demiş M. Necdet:</p>
<p>“<em>Gözümüz aydın. İşte tren geldi.(.) demiryolu Cumhuriyetin çelik koludur. Artık Sivas hiçbir yere uzak değildir. Şimdi Ankara bize bir günlük yoldur. (.) Bu demirleri toprağın pasını silmek için bu yerlere döşedik. Sarı başaklı ekinleri altına çevirmek için ucuca ekledik. Ankara-Sivas arasını on günden bir güne indiren işte bu demirlerdir. Kurak tarlalarla, kıraç ovalara bolluk ve zenginlik getiren işte bu demirlerdir. Simdi bir lira eden bir rupla tahılı yarından sonra beş liraya çıkaracak işte bu demirlerdir. Bu demir değil, altın yoludur. (.) Yol yerin damarıdır. Nabzı çarpmayan toprak kangren olmuş demektir. Toprağın yaşayabilmesi için vücudumuzu saran kan damarları gibi onun vücudunu da yol damarları sarmalıdır. Toprağın nabzı, insanin ki gibi bir dakika durmadan işlemelidir. (.) Bir ekini yetişene kadar su, yetiştikten sonra yol besler.&#8221;</em><em></em></p>
<p>Trenle hiç uzun yolculuk yapmadıysanız en azından bir kere aceleniz olmadığı zamanda binin Toros Ekspresine ve İstanbul’a yolculuk edin. Akşam saat 7-8 arası kalkıyor Osmaniye’den Salı Perşembe ve Pazar günleri. Fiyatları oldukça ekonomik. İndirimli 28 YTl tam bilet 35 YTL’ye yolculuk edebilirsiniz. Eğer biraz daha lüksünüze düşkünseniz tek kişilik ve yataklı bir vagonda yapabilirsiniz yolculuğunuzu (70 YTL)</p>
<p>Şu anda oturduğum evden duyulmuyor pek. Ama ben severim Trenlerin seslerini, üşenmedim ve size tren sesi buldum netden. <a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/trensesi.mp3">Tıklayın ve dinleyin</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/toros-ekspresi-ve-demiryollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
<enclosure url="http://web.archive.org/web/20070705080323/http://www.dieselairhorns.com/sounds/CSXT%20Leslie_100804.mp3" length="540839" type="audio/mpeg" />
<enclosure url="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/trensesi.mp3" length="540839" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>İstasyon Caddesi</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/istasyon-caddesi.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/istasyon-caddesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 22:31:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümran Çetin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=2022</guid>
		<description><![CDATA[Bana göre Osmaniye’nin güzel caddesidir İstasyon Caddesi. Osmaniye’nin genel görünümüne ters düşen bir armonisi vardır. Yapılar ve kaldırımlar rahatsız edici değildir. Yeşil oranı çok yüksek olmasa da caddenin istasyona yakın yerlerinde hatırı sayılır güzellikte ağaçlar vardır. Mevsimiyse çiçek kokuları duyabilirsiniz. İstasyon binası çevresindeki görkemli okaliptüs ağaçlarını da unutmayalım. Belediyenin yapmış olduğu orta refüj düzenlemesi kasaba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/istasyon.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2023" title="istasyon" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/istasyon.jpg" alt="istasyon İstasyon Caddesi" width="250" height="166" /></a>Bana göre Osmaniye’nin güzel caddesidir İstasyon Caddesi. Osmaniye’nin genel görünümüne ters düşen bir armonisi vardır. <span id="more-2022"></span>Yapılar ve kaldırımlar rahatsız edici değildir. Yeşil oranı çok yüksek olmasa da caddenin istasyona yakın yerlerinde hatırı sayılır güzellikte ağaçlar vardır. Mevsimiyse çiçek kokuları duyabilirsiniz. İstasyon binası çevresindeki görkemli okaliptüs ağaçlarını da unutmayalım.<br />
Belediyenin yapmış olduğu orta refüj düzenlemesi kasaba zevkini çağrıştırsa da İstasyon caddesi hâlâ güzeldir.<br />
Kimilerine göre eski canlılığını yitirmiştir İstasyon Caddesi. Sebep olarak da kiraların ve tüketim merkezlerindeki fiyatların yüksekliği gösterilir. Alışveriş anlamında neler kaybetti cadde kenarındaki işletmeler bunu bilemiyorum. Ama o kibirli güzelliğini hâlâ koruyor.</p>
<p>Düşününce İstasyon barındıran diğer şehirlerde de İstasyon Caddelerinin kayda değer anlamları olduğunu fark ettim. Bildiğim kadarıyla yazıyorum aşağıya.<br />
İstanbulda minibus yolundaki Göztepe benzincisi’nden başlayıp, Bağdat caddesi ışıklarını geçerek, Göztepe parkı boyunca cemil topuzlu&#8217;ya inen ve ethemefendi caddesi’ne paralel olan caddedir. Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi olarak da bilinir.<br />
Yeşilköyde de mevcuttur.<br />
Isparta’daki istasyon caddesinde şehrin tüm ileri gelenlerinin evleri, kafeleri, büyük mağazaları vardır. Caddenin sonunda tuhafiyeciler sitesi ve belediye binaları yer alır. Aygaz bayi toplantıları Süleyman Demirel bulvarı üzerindeki büyük Isparta otelinde yapılır.<br />
Bildiklerim Eskişehir de Kayseri’de Sivas’ta ( Sivas’ın en güzel caddesidir) Kırklareli’nde İstasyon caddesi olduğudur.Bu arada bilmediğim onlarca İstasyon caddesi olduğundan şüphem yok. Almanya ve İsviçre’de ise bunun <strong>bahnhofstrasse</strong> versiyonu bulunur.<br />
Bu caddeler Cumhuriyetin ilk yıllarında şehirlerin en önemli caddeleridir. Zira şehrin kalkınması demiryollarıyla sağlanmaktadır. Ulaşım için başka seçenek yoktur. Genellikle yaşlı ağaçlar bulunur bu caddelerin kenarlarında ve bunlar Cumhuriyetin ilk yıllarında dikilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/istasyon-caddesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitabe &#8211; Makbule Hanım ve Halil Efe</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/kitabe-makbule-hanim-ve-halil-efe.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/kitabe-makbule-hanim-ve-halil-efe.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 22:20:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümran Çetin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=2016</guid>
		<description><![CDATA[Kitabe Dağlar böyle kurulalı / ve efeler kızan tutalı anlatılır bu hikaye / Yağız yer ve sular üzerine yemin olsunki doğrudur söylenenler Gördes-ki doğduğum yerdir / ki dedem orada gömülüdür babasıyla yanyana / ve muhtemel ben de onun yanında yatacağım / sonsuz bir mutlulukla- bir deli yamaçta kuruludur yüzü Kum çayına dönük / Dağlı eşkiyaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/efe.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2017" title="efe" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/efe.jpg" alt="efe Kitabe   Makbule Hanım ve Halil Efe " width="294" height="300" /></a>Kitabe</h3>
<p>Dağlar böyle kurulalı / ve efeler kızan tutalı anlatılır bu hikaye / Yağız yer ve sular üzerine yemin olsunki doğrudur söylenenler<span id="more-2016"></span></p>
<p>Gördes-ki doğduğum yerdir / ki dedem orada gömülüdür babasıyla yanyana / ve muhtemel ben de onun yanında yatacağım / sonsuz bir mutlulukla- bir deli yamaçta kuruludur yüzü Kum çayına dönük / Dağlı eşkiyaların cigara içerek ölüme bakışı gibi bakar / o namuslu ve kutsal suya / Öpülesi Bizans ustalarının unutulmuş sesleri duyulur hala Kepez tepesinden / Tahta köprünün bağladığı ovanın ortasında mahpus damı durur parmaklıkları çürüyerek / Arnavut kaldırımlı Çarşıbaşıyla, bir sürü camisi ve yatırı ve hüzünlü sokakları, suskun çeşmeleri, beni hala ürpertecek kadar büyük mezarlığıyla, Rumlarla Türklerin önce birlikte yaşayıp selamlaştığı, aynı daldaki yemişi paylaştıkları sonra birbirlerini öldürdükleri her yer ama hiç bir yer gibidir Gördes/ Yani yüreğimin yarısı / Yani çocukluk düşlerim.</p>
<p>&#8220;Bir incecik yolum da gider Gördese</p>
<p>Ilgıt ılgıt kanım damlar mor fese</p>
<p>öldüğümü duyurmayın herkese&#8221;</p>
<p>Sonra babamın Selçuk abisi ve benim amcaların en yakışıklısı Selçuk amcam, uzun öğlesonlarında ayağında nalınlar, eli alnında siper, gözlerin kısıp bir merdivenin üç adım ötesinde, kapı önünde, ince bıyıkları ve dik duruşuyla güler ve ben yüzümü iki elim arasına alıp bakarım ona bir asır önce / Şimdi yani bin asır sonra ona hiç yakışmayan ölümle ama en çok yakışan güllerle koyun koyunadır Rahmi oğlu Selçuk, Beyler Mezarlığında</p>
<p>&#8220;Dalgın uykulardan uyanamadım</p>
<p>Top zülüflü yosmam sana doyamadım&#8221;</p>
<p>Oysa ben / murt çiçeklerine mahmuzlarıyla, at sırtında deyip geçen ve mor Şahankayası&#8217;na dayanıp son kez öpüşerek biri Kocayayla&#8217;da biri Yağcı Dağında henüz sekiz aydır yanyanayken ama düşman sağı solu sarmış iken vuruşarak ölen Makbule Hanım ve Halil efe için ağlarım her ay batışında.</p>
<p>Ah daha devam eder bu hikaye / kıvrılıp kına kayalarından çam kokularına doğru / Ama ben getiremem sonunu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/kitabe-makbule-hanim-ve-halil-efe.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalderalar ya da haymantoslar (haymatloslar)</title>
		<link>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/kalderelar-ya-da-haymantoslar.html</link>
		<comments>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/kalderelar-ya-da-haymantoslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 22:03:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümran Çetin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberosmaniye.com/?p=1982</guid>
		<description><![CDATA[Çingeneler veya kendilerine verdikleri isimle Romanlar, Hindistan&#8217;ın Pencap-Sind nehir havzası boyunca Pakistan ve Afganistan&#8217;ın da içinde bulunduğu bölgelerden MS 1050 civarında İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılmış Hint-Avrupa kökenli halkın adıdır. Osmaniye’de Birinci Dünya savaşında yaşanan göçten sonra gelen topluluklar yaşamaktadır. Kendilerine haymantos adı verilir. Aynı zamanda Kayseri, Adana, ve Çorumda yaşayan çingeneler de benzer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/cingene.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1983" title="cingene" src="http://www.haberosmaniye.com/wp-content/uploads/2010/02/cingene-300x218.jpg" alt="cingene 300x218 Kalderalar ya da haymantoslar (haymatloslar)" width="300" height="218" /></a>Çingeneler veya kendilerine verdikleri isimle Romanlar, Hindistan&#8217;ın Pencap-Sind nehir havzası boyunca Pakistan<span id="more-1982"></span> ve Afganistan&#8217;ın da içinde bulunduğu bölgelerden MS 1050 civarında İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılmış Hint-Avrupa kökenli halkın adıdır.<br />
Osmaniye’de Birinci Dünya savaşında yaşanan göçten sonra gelen topluluklar yaşamaktadır. Kendilerine haymantos adı verilir. Aynı zamanda Kayseri, Adana, ve Çorumda yaşayan çingeneler de benzer isimle anılmaktadır.<br />
“Yörelere göre çeşitli şekillerde adlandırılmalarına rağmen Türkiye&#8217;deki çingenelerin büyük çoğunluğunun çingeneliği kabul etmediğine ve &#8220;çingene&#8221; ithamını reddedtiklerine de tanık olunmuştur. Bunun en büyük sebebi, onların gittikleri her yerde horlanmaları, dışlanmaları ve aşağılanıyor olmalarıdır. Çingeneliği reddedişlerinin bir başka ve en önemli sebebi de çingenelerin, Hz. İbrahim&#8217;in mancınıkla atılması esnasında meleklerin buna mani olduğu ve melekleri kovalamak için de Şeytan&#8217;ın telkiniyle bir bacı ve kardeşin, mancınığın yanıbaşında zina etmesinin neticesi olarak meydana geldiklerine dair halk inancıdır. Bu yanlış inanışa göre, &#8220;çin&#8221; ve &#8220;gen&#8221; isimli bacı ve kardeşin zinasından çingene olarak bilinen bu insanlar türemiştir. Çingeneler de, halk arasında yaygın ama yanlış olan bu inanışın farkında oldukları için, haklı olarak bu çingenelik yakıştırmasını reddetme eğilimindedirler.” (Ali Rafet Özkan, Türkiye Çingeneleri)<br />
“Burada çingeneye benzer grublara da temas etmek gerekmektedir. Çünkü ülkemizde çingene olmadıkları halde yerli halk tarafından çingene olarak telakkî edilen gruplar da mevcuttur. Hattı zatında Hindistan ve bir çok ülkede çingenelere benzer grupların varlığı söz konusudur. Ancak bu grupların çingenelerle akraba olup olmadıkları kesinlik kazanmamıştır. Türkiye&#8217;deki &#8220;Abdallar&#8221; da çingenelere benzer gruplardan biridir. Halkımız abdalları çingene olarak kabul etmekte ve onlara çingene muamelesi yapmaktadır. Oysa görüştüğümüz bütün abdal büyükleri, kendilerinin çingene olmadıklarını, hiç bir çingene kelimesi bilmediklerini ve Orta Asya&#8217;dan geldiklerini söylemiştir. Yerli halk da çingene gözüyle bakmakla birlikte, çingenelere nazaran geçimlerini düğünlerde ve ramazan aylarında davul zurna çalarak ve sünnetçilik yaparak sağlayan abdallara daha sıcak bakmakta ve onlara &#8220;Kivre*&#8221; diye hitabetmektedir. Abdal olarak ifade edilen bu grup, genellikle yerli halkın arasında yaşamakta, çingenelerin aksine çocuklarını okutarak devletin çeşitli kademelerinde memuriyetlere yerleştirmektedir. Yaptığımız araştırmalar, bizi esasında abdalların çingene olmadıkları kanaatine ulaştırmıştır. Aslında abdallar mevzûu başlı başına ayrı bir araştırma konusudur. Bu sahada araştırma yapan bazı araştırmacılar da abdalları, çingenelerin dışında mütalaa etmektedir.” (Ali Rafet Özkan, Türkiye Çingeneleri)<br />
Çingeneler&#8217;in dinlerine ve inançlarına ayrılmış bölümlerde direk şunlardan bahsedilir:</p>
<p>a) çingenelerin dini yoktur<br />
b)misafir oldukları halklarının dinini benimserler, benimser gibi görünürler&#8230;</p>
<p>bir de Romanya ve Macaristan&#8217;da şöyle bir mitos vardır:</p>
<p>Çingene kilisesi domuz yağından inşa edilmiştir ve köpekler tarafından yenmiştir&#8230;</p>
<p>Çingene mitolojileri</p>
<p>Yerin ve göğün bir zamanlar çok mutlu bir beraberlikleri vardı&#8230; Bu beraberlikten beş oğul sahibi oldular; Güneş Kralı, Ay Kralı, Ateş Kralı, Rüzgar Kralı ve Sis Kralı. Ne var ki bu beş çocuk hiç anlaşamazdı, kavga gürültü hiç eksik olmazdı. Ana babaları, bu durum karşısında birbirlerine yaklaşıp bir boşluk oluşturdular bir gün ve hapsettiler oğullarını bu boşluğun içine&#8230; Oysa oğulları kavga etmeye devam ediyordu. Bu beş kral, bu boşluktan kurtulabilmek için anne ve babalarını ayırmaya karar verdiler; Ateş ve Sis Kralı babalarına; Güneş ve Ay Kralı ise annelerine saldırdı ama bu mutlu çifti birbirinden ayırmayı başaran Rüzgar Kralı oldu. Yer ve göğün ayrılmasından sonra, çocukların hepsi anneleriyle beraber kalmak, babalarını ziyaret etmek istediklerini belirttiler fakat anne, kendisine saldırmamış olan iki çocuğunu yani Ateş ve Sis Kralları&#8217;nı kabul etti ve diğer üç oğlunu göğe bıraktı. Ayrılma anıında, göğe çıkacak olan üç oğul yerin elbisesine tutundular ve elbisenin kalkan kısımlarından dağlar oluştu.</p>
<p>&#8220;Tüm İyiliklerin Anası&#8221; olarak yer, Orta Avrupa Çingenelerince hala kutsal kabul edilmektedir. Onlara göre yer en baştan beri vardı ve yaratılması gerekmemişti. Yerden; tanrı ve beraberindeki şeytan yaratılmıştır&#8230; Dünya bir öküzün boynuzu ucunda dönmektedir onlara göre, eğer öküz kulağını ya da boynuzunu sallayacak olursa depremler meydana gelir&#8230; Bir gün öküz kafasının tamamını sallayacaktır ve işte o zaman dünyanın sonu gelecektir.<br />
Yer ve Gök&#8217;ün oğullarından bilici kraldır&#8230; Ritüel hazırlıkların ardından bir dileği yerine getirebilir, bir kehanette de bulunabilir. &#8220;Dil Taşı&#8221; olarak da bilinen bir &#8220;Yıldırım Taşı&#8221; bulunabilir. Bu taş kutsal bir emanet olarak miras yolu ile kavim içinde kuşaktan kuşağa geçebilir. Eğer bir Şans dağı üzerinde bulunursa bu taş, her türlü felaket ve hastalık önlenebilir, hatta bir kehanet taşı olarak da kullanılabilir&#8230; Sis Kralı ile sürekli bir düşmanlık halindedir.</p>
<p>Transilvanya Çingenelerine ait bir masalda; yaprakları ufak yıldızlardan, çiçekleri ise ufak aylardan olan, Güneş Kralı&#8217;nın imparatorluğunda bulunan bir Güneş Ağacı&#8217;ndan söz edilir. Güneş Kralı, bu ağacın tek bir dalını, tek gözlü bir insana hediye etmiştir ve o da bu dal ile ülkesinin insanlarına ölümsüzlük kazandırmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberosmaniye.com/yazarlar/kalderelar-ya-da-haymantoslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
