![]() |
![]() |
| Ümran Çetin |
![]() |
| Ömer Cerit |
![]() |
| Murat DOLU |

|
haberosmaniye grubuna kayıt ol |
| Ziyaret et |
|
Osmaniye İş Rehberi |
|
|
|
SANA
RUHUMUN EN ULAŞILMAZ BALTALARIN PARLAMADIĞI DAHA VE HALA VAHŞİ BİR YAŞAMIN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ ADALARINI VERİYORUM ELLERİNE BAKAN BİR YERLİ GİBİYİM SENSE BANA MEDENİYET GETİREN KUTSAL SEVGİ ŞOVALYESİ KILIÇLARIM DAHA KINSIZ VE İSMAİL’İ...
Yorum Ekleyin | 13 Haziran 2008 | ömer cerit
|
|
|
UÇMAK MI ÖZGÜRLÜKTÜR
YOKSA DERİN DENİZLERDE VURGUN YİYECEĞİNİ BİLSE DE DENİZİN DİBİNDEKİLERİ MERAK EDİP DALMAK MI? ÖZGÜRLÜK BİR YANI KIRIK CAM MİSKETİ HER OYUNUN GALİBİ OLACAK UMUDUYLA TAŞIMAK MI...
Yorum Ekleyin | 09 Haziran 2008 | ömer cerit
|
|
|
İstanbul'da kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden polis memuru, memleketi Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde toprağa verildi. İstanbul Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan Mehmet Arıkan(46) önceki gün evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. Evli ve 2 çocuğu babası Arıkan'ın cenazesi, Devlet Hastanesi morgundan alınarak Kadirli ilçesine bağlı Yalnızdut köyündeki baba evine getirildi.
Yorumlar (1) | 08 Haziran 2008 | ömer cerit
|
|
|
“güzel günler göreceğiz çocuklar Motorları maviliklere süreceğiz” Tutsan bir ellerimden ve sarsan ruhumun her bir köşesini. İnandım mutluluğun uzak olmadığına, inandım huzurun...
Yorumlar (2) | 07 Haziran 2008 | ömer cerit
|
|
|
Bulutlar eşlik ediyor trenlere. Bense daha eve geçip okula gideceğim. O zamanlar makinist demeyi başaramazdım, trenci derdim. Aslında Şerife Nazan Öğretmen açıklamıştı bize; “Türkçe kelimelerde iki tane sessiz harf yan yana bulunamaz.” Ama ne garip dimi sevgilim; sanki benim saati sorduğum trenci senide taşıyordu güneşin doğduğu yöne.
Yorumlar (8) | 04 Mayıs 2008 | ömer cerit
|
|
|
Yüzümdeki, ağzımdaki karalar sana yabancı gelmesin. Kaderin karaları değil bunlar, harlanmış kesme çalısının üzerinde pişirdiğimiz buğday firiğinin bıraktıkları. Bilemezdim elbette o zamanlar ilerde “ellerim çok kirli, seni de kirletmekten korkuyorum” diye bir cümlenin çıkacağını buğday firiği karası ağzımdan. Ve beklide aynı belirsizlikten dolayı duyumsayamayacaktım “uzat ellerini gönlümün sularında arındırayım” diyeceğini. Damağımda kurban bayramından kalma bir çöz kokusu, ağzımda buğday firiğinin karası, elimde nardan düzdüğüm çubuğum; inek peşindeyim gene. Bizim ineğimiz ithal değildi. Biz sadece acılarımızı evin dışından getirtirdik. İneklerle acılar arasındaki tek benzerlik; sarılık oysa.
Yorumlar (3) | 28 Şubat 2008 | ömer cerit
|
|
|
Ömrümün sonuna kadar sürecek sanırdım bu sözlerin büyüsünü. Her nereye gitsem, her kime uzatsam elimi karşımda olacak bellemiştim oysa.Bir daha bayılamam sanırdım, bir daha gülemem, bir daha Ayna Rubaileri aklıma gelmezdi güzellik tarifinde Hilmi YAVUZ’dan. Hiç kimse yok sanırdım ne ardımda, ne de karşımda. Bir daha ortak paylaşımların koynuna bırakıp da kendimi; aynı yere bakacağım gene birileri ile aklıma gelmezdi.
Yorumlar (6) | 02 Ocak 2008 | ömer cerit
|
|
|
Uçaklar neden kaza yaparlar diye merak edip durdum hep. Kocaman gökyüzüne sığmıyorlar mıydı yoksa? Saçma gelirdi bana.
Bizim maçlarımız hep “son golü atan kazanır” prensibiyle biterdi o zamanlar. Sağlam kalmazdı elbette toplarımız. Bu yüzden “top şiş” icat edilmişti zaten. Top şiş! Herkes yerinde kalır; dudağını dayayıp şişirmeye başlardı birisi. Sonra gene devam. Keşke her insanın hayatında böyle duraklar olsa dimi. Şöyle zamandan soyunsa, etrafına baksa, rahat bir nefes alsa, kimseler müdahale etmese kimselere. Ne güzel olurdu dimi?
Yorumlar (2) | 15 Kasım 2007 | ömer cerit
|
|
|
Hayata tutunmak kadar zor karanlıklar içinde yaşamak. Ve ben bir daha güneşi göremem sanıyorken; bir de baktım güneş benim içimde. Güneşe tutunmak, güneşe yolculuk, güneş patlamaları, güneş yanığı, güneş ışığı… Hep yanımdaymışsın… Bense bunu göremeyecek kadar kör. Gözlerimi sıkıyordum seni hayal etmek için. O kadar yersizmiş ki oysa tüm beyin zorlamalarım, iç yangınlarım. Her şey gün ışığı kadar açıkmış. Ve tüm ruh haritalarında sen işaretliymişsin kırmızı bir boya ile. Gökkuşağı uydurmak ise saçmalık.
Yorumlar (7) | 16 Ekim 2007 | ömer cerit
|
|
|
Daha gözlerini ovuşturan imamın sesi köyün üstünden dağlara doğru akıyordu. Odamın bir penceresinden giren rüzgâr soğuktu hala. İçimdeki yalnızlık daha canlanmamıştı bile. Büyükbabam ekmek yapan fırıncı misali telaşa bulanmış; gözleri yolda. Her şey sakin içimden geçenler dışında köyümde. Arklarda kurbağalar prens olmak gibi saçma sapan hayaller peşinde değiller. Belki yaramaz bir çocuğun fırlattığı taş ürkütecekse onu; sıçramak için kasılmıştırlar. İlk motosiklet küfürler arasında çalışmaya çalışıyor derken. Sonra uyanıyor üstünü bastırdığım iç yangınları. Neden diyorum kendi kendime, neden insan bu kadar yalnız? Her şey, herkes, her ağaç, her serçe, her ev, her böğürtlen iç içe oysa. Ben miyim tek acı çeken bu köyde? Bir tek benim mi sızlıyor saksımdaki çiçeklerim? Adalet!
Yorumlar (3) | 03 Ekim 2007 | ömer cerit
|
| Hüseyin Kengerli |
![]() |
| Bekir Zakir Çoban |
![]() |
| Bahir Yıldırım |